World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/jan2016/mide-j30.shtml

Suriye “barış görüşmeleri” arifesinde Washington bölgede müdahaleyi tırmandırma tehdidinde bulunuyor

Bill Van Auken
30 Ocak 2016
İngilizce’den çeviri (25 Ocak 2016)

Suriye “barış görüşmeleri”nin görünüşte bugün [25 Ocak] Cenevre’de başlayacak olmasıyla birlikte, Washington, bölge genelinde ABD askeri müdahalesini tırmandırma tehditlerini yoğunlaştırdı. Üst düzey ABD’li sivil ve askeri yetkililer, geçtiğimiz birkaç gün içinde, Suriye’de bir “askeri çözüm” çıkarmaya, Irak’ta “bir kara çıkarması yapmaya” ve Libya’da başka bir ABD-NATO savaşı başlatmaya hazırlandıklarını duyurdular.

Birleşmiş Milletler’in gözetimi altında toplanan görüşmelerin, hangi güçlerin katılmaya davet edileceği ve bir “siyasi geçiş” için önerilen gündemin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın geleceğini nasıl etkileyeceği üzerine sürmekte olan keskin farklılıklar nedeniyle belirlenen tarihte başlaması beklenmiyor.

ABD ve bölgesel müttefikleri Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar, Suriye muhalefetini temsil eden heyetin, Suudi monarşisinin himayesi altında biçimlendirilmiş İslamcı milislerin hakim olduğu bir ittifak olan sözde Yüksek Müzakereler Komitesi’yle sınırlandırılmasında ısrar ediyorlar.

Rusya, Washington ve müttefiklerinin “ılımlı asiler” olarak geçiştirme girişiminde bulunduğu El Kaide bağlantılı Selefi milislerin görüşmelere katılmasına karşı çıktı. Ayrıca, Rusya, tüm tarafların mücadele ettiklerini iddia ettikleri Irak ve Şam İslam Devleti’nden (IŞİD) önemli miktarda toprak ele geçirmiş olan Kürt YPG milisinin katılımını destekliyor.

Aynı anda, Türkiye, Kürtlerin katılmasına izin verilmesi halinde görüşmeleri boykot edeceğini belirtti.

Sözde barış görüşmelerine kimin katılacağı üzerine şiddetli anlaşmazlıkların altında, ABD ile Rusya arasındaki keskin şekilde uyumsuz olan çıkarlar yatmaktadır. ABD bölgesel müttefikleriyle birlikte Esad hükümetini devirmek amacıyla İslamcı milisleri silahlandırıp finanse ederek desteklerken; Rusya Esad hükümetini Ortadoğu’daki başlıca müttefiki olarak görmektedir. Türkiye, kendi adına, IŞİD’e karşı olduğunu iddia ederken, esasen, Esad’ın devrilmesi ve güney sınırında bir Kürt bölgesinin doğuşunun bastırılması ile ilgilenmektedir

Obama yönetimi, görüşmeleri, Suriye’de rejim değişikliği hedefini ilerletmenin ve daha genel olarak, Ortadoğu genelinde ABD emperyalist hegemonyasını öne sürmenin bir aracı olarak kullanmaya kararlıdır. O, herhangi bir siyasi geçişin, Esad’ın hızla görevden ayrılmasını içermesi gerektiğinde ısrar ediyor.

Bununla birlikte, Obama yönetimi, Rusya’nın askeri müdahalesi nedeniyle bu çabalarında engellemeyle karşılaşıyor. Moskova’nın başlattığı bombardıman harekatı, Suriye ordusu ile müttefik milisleri için, ABD ve müttefikleri tarafından desteklenen İslamcı milislere karşı önemli askeri kazanımlar üretmeye başlamış durumda.

Rus hava saldırılarıyla desteklenen Suriye hükümet birlikleri ve yerel milisler, Pazar günü, 2012’den beri El Kaide’nin Suriye kolu El Nusra Cephesi’nin de dahil olduğu sözde “asiler”in kontrolü altında bulunan batıdaki Lazkiye vilayetinin stratejik Rabia kentini geri aldılar. Suriye ordusu, Türkiye’nin bir Rus savaş uçağını vurup düşürdüğü Türkiye sınırı yakınındaki Lazkiye’nin kuzeyinde de önemli kazanımlar elde ediyor. Bu ilerlemeler, Batı destekli İslamcıların başlıca ikmal yollarından birini kesme tehdidinde bulunuyor.

ABD, Suriye’deki olaylara, sürekli bir tehdit tamtamlarının yanı sıra, en yakın bölgesel müttefiklerine ve Suriye’deki El Kaide bağlantılı milislerin ana destekçilerine yönelik bir ziyaret sağanağı ile karşılık verdi.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Suudi Arabistan’ın, Müslüman din adamı ve Suudi Arabistan’ın baskı altındaki Şii azınlığının önde gelen sözcülerinden Nemr el-Nemr dahil 47 tutuklunun toplu idamıyla uluslararası öfkeyi ve kuvvetli tepkiyi tetiklemesinden hemen hemen üç hafta sonra, hafta sonu Riyad’a gitti. Vahşi bir baskı ve acımasız mezhepçi politikalar uygulayan mutlak monarşiye yönelik tek kelime eleştiri dile getirmeyen Kerry, ABD’nin, “Suudi Arabistan krallığıyla, bugüne kadar olduğu gibi, sağlam bir ilişkiyi, açık bir ittifakı ve güçlü bir dostluğu” koruduğunu söyledi.

Aynı anda, Başkan Yardımcısı Joseph Biden, mahallelere yönelik tank atışlarının eşlik ettiği ve yüzlerce sivilin yaşamına mal olan, ülkenin Kürt azınlığına karşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vahşi baskısıyla dayanışmasını ifade ettiği Türkiye’yi ziyaret etti.

Biden, Washinton ile Ankara’nın, IŞİD’i “ortadan kaldırma üzerine ortaklaşa bir görev”de bulunduğunu açıkladı. Gerçekte ise, Türk hükümeti, IŞİD’in ve diğer İslamcı milislerin baş destekçilerinden biri olmuştur. Ankara, ateşini, esasen, ABD’nin hava savaşında vekil kara güçleri olarak görevlendirdikleriyle aynı güçler olan Irak ile Suriye’deki Kürt güçlerine yöneltmiştir.

Biden, Washington’ın, Cenevre’deki görüşmeleri sürdürmeye kararlı olduğunu söyledi ve ekledi: “Ama biz, eğer bu mümkün değilse, bu sürece askeri bir çözüm olmasına hazırlıklıyız.”

İsviçre’nin Davos kasabasındaki Dünya Ekonomik Forumu’nda, ABD, “daha fazlasını yapmak için fırsatlar arıyor ve bu konuda açık olmak isterim ki, askerlerin karaya ayak basması söz konusu olacak, ama bu, yerel güçlerin yerine geçirmeye çalışmaktan ziyade sizin yerel güçlerin kökleşmesine olanak tanıyıp tanımamanız hakkında stratejik bir sorundur.” diye konuşan Savunma Bakanı Ashton Carter, Pentagon’un da Irak’taki askeri müdahalesini arttırmaya hazırlandığını belirtti.

Obama yönetimi, çok sayıda muharip birliğin konuşlandırılmasını kast ederek, bölgede ABD “askerlerinin karaya ayak basması” hakkında defalarca yalan beyanda bulunmuştu. Şimdi, Obama yönetimi, muharebe operasyonlarına her zamankinden daha doğrudan katılır hale gelen “uzmanlar”ın ve “eğitmenler”in sürekli artan konuşlanmasını meşrulaştırmak için kasten aynı ifadeyi kullanıyor.

Aynı anda, ABD ordusu, Libya’da beş yıldan kısa bir süre içinde ikinci kez müdahale etmenin bahanesi olarak IŞİD’in yayılmasını gerekçe göstermeye hazırlanıyor.

ABD Genelkurmay Başkanı General Joseph Dunford Jr., Cuma günü, Libya’daki “siyasi süreçlerle bağlantılı olarak IŞİD’e karşı belirleyici askeri harekata girişmeyi düşündüğümüzü söylemek uygun olur.” dedi ve ekledi: “Başkan, askeri güç kullanma yetkisine sahip olduğumuzu açıkça belirtmiştir.”

Başka bir ifadeyle, Başkan Barack Obama, Amerikan halkına tek kelime uyarı olmaksızın, Pentagon’un yüksek rütbeli subaylarına “belirleyici askeri harekat”, yani, uygun gördükleri zaman bir başka savaş başlatma yetkisi vermiştir.

IŞİD’in Libya’da gelişmesi, aynı Irak’ta ve Suriye’de olduğu gibi, bir milyonu aşkın yaşama mal olan ve milyonlarca insanı sığınmacıya dönüştüren ABD’nin bölgedeki emperyalist müdahalelerinin doğrudan sonucudur.

Libya’daki ABD-NATO savaşı, Libya lideri Muammer Kaddafi’yi devirip öldürdü, ülkenin idari ve sosyal altyapısını paramparça etti ve ABD’nin 2011 savaşında vekil güçler olarak kullandığı –artık IŞİD’e bağlı olanlar da dahil- çeşitli İslamcı milisler arasında uzun süren bir iç savaşı tetikledi.

Aynı Libyalı İslamcı unsurlar, geniş silah stoklarıyla birlikte, ABD’nin organize ettiği rejim değişikliği savaşını başlatmak için Suriye’ye akıtıldılar. Şimdi, onların çoğu, binlerce yabancı savaşçıyla birlikte geri dönmüştür.

ABD’nin ve Avrupalı güçlerin Libya’daki son savaşı nasıl “insan hakları”nı ve “demokrasi”yi savunmayı hedeflemediyse, onların bu ülkedeki yeni bir savaşı da aynı şekilde IŞİD’le çarpışmayı hedeflemeyecektir. Savaşın asıl amacı, ülkenin büyük petrol rezervlerini kesin olarak Batı’nın kontrolüne verecek bir kukla rejim dayatmak olacak.

Amerikan militarizminin bölge çapındaki patlamasının arkasında, ABD egemen çevreleri ve Washington’ın büyüyen askeri-istihbarat aygıtı içindeki keskin farklılıklar bulunmaktadır. Çatışma, Ortadoğu’da yeni bir büyük askeri tırmanma talep edenler ile bunun yerine, ABD emperyalizminin başlıca rakiplerinin, özellikle Çin’in ve Rusya’nın üstüne gitmek için bir “dönüş”te ısrar ederek geniş bir asker ve askeri malzeme taahhüdüne karşı çıkanlar arasındadır.

Ancak, sonuçta, Amerikan emperyalizmi, tüm gezegen üzerinde kontrolünü ileri sürme girişiminin kriziyle yönlendirilmektedir ve Ortadoğu ile Kuzey Afrika’da sözde IŞİD’e karşı savaş, Rusya’yla ve Çin’le savaş yönünde yığınakla ayrışmaz bir şekilde bağlantılı hale gelmiştir. Suriye’de, Irak’ta ve Libya’da artan oranda şiddetli müdahaleler, bir küresel çatışma için kıvılcım oluşturabilir.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır