World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz

Yazıcıya hazırla

Türkiye ve Batılı güçler İstanbul saldırısına karşılık olarak savaş söylemini tırmandırıyor

Thomas Gaist
14 Ocak 2016
İngilizce’den çeviri (13 Ocak 2016)

Salı günü İstanbul’un Sultanahmet semtinde yoğun turist akışının olduğu bir alanda 27 yaşındaki bombalı saldırganın Sultanahmet Camisi’ne girmeye hazırlanan bir grup turistin yanında intihar yeleğini patlatmasının ardından en az 10 kişi öldü, 15’ten fazla kişi yaralandı.

Türk hükümeti, olay ve güvenlik aygıtının müdahalesi konusunda genel bir yayın yasağı ilan etti. Bu, hükümetin, son bir yıl içindeki siyasi kriz haberlerine dördüncü kez bir yayın yasağı uygulamasına işaret ediyor. Türk yetkililer, bunun, “kamu düzenine ciddi bir şekilde zarar verilmesini önlemek” için gerekli olduğunu söylediler.

Saldırı, Türk ve NATO seçkinlerinin bildik tehditlerine ve ahlak konusundaki öfkeli açıklamalarını ateşledi.

Erdoğan, Salı günü, olay üzerine, “İstanbul’da, Sultanahmet Meydanı’nda meydana gelen ve Suriye kökenli bir canlı bomba saldırısı olduğu değerlendirilen terör olayını esefle kınadığımı belirtmek istiyorum.” dedi.

“Teröristler tüm özgür insanların düşmanlarıdır, doğrusu, onlar tüm insanlığın düşmanlarıdır.” diyen Almanya Başbakanı Angela Merkel, Berlin’den yaptığı açıklamada saldırıyı kınadı.

Merkel, “Türkiye halkıyla yakın dayanışma içindeyiz. Vatandaşlarımız için yas tutuyorum.” dedi.

Almanya’nın Ankara’daki müttefiklerine, “bunlar, bizim için, son derece zor üzüntü ve korku saatleri” diyen Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, “barbarca, korkakça terör eylemi”ne yönelik kınamalara katıldı.

Alman üst düzey yetkililerinin, Berlin Suriye’de, Irak’ta ve diğer yerlerde yeni-sömürgeci nüfuz alanları oluşturma yönelişini hızlandırırken sergilediği bu duygudaşlık, Alman emperyalizminin Türk seçkinleriyle daha yakın ilişkiler kurma hamlelerinin bir ifadesidir.

Obama yönetimi de saldırıya yönelik kendi kınamasını yayınladı ve aynı şekilde, katliamın Türkiye’deki ABD askeri varlığını ilerletmenin bahanesi işlevi göreceğinin sinyalini verdi.

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin sözcüsü Ned Price, “Biz, bir NATO müttefiki, güçlü bir ortak ve IŞİD-karşıtı koalisyonun değerli bir üyesi olan Türkiye ile birlikteyiz ve terörle mücadelede devam eden işbirliğimizi ve desteğimizi garanti ediyoruz.” dedi.

Alman ve Türk hükümetlerinin terörizme ve IŞİD’e yönelik kınamalarının ikiyüzlülüğünü sadece ABD’ninkiler aşmaktadır. ABD, Türkiye ve NATO güçleri, çeşitli uzantıları ve alt kuruluşlarıyla birlikte Suriye’de savaş yürüten başlıca terör gruplarını sistematik bir şekilde harekete geçirmek ve silahlandırmak için hep birlikte çalışmıştır.

Türkiye’nin güneydoğusu ve sınır bölgesi, şu anda, dünyanın en aşırı derecede askerileştirilmiş ve en çok gözetlenen alanları arasındadır. Türkiye, Suriye savaşından kaçan sığınmacılara karşı sınırı kapattı ve Türk hükümeti, son altı ayda, sürekli olarak, sınır boyunca toplu gözaltılar ve tutuklamalar gerçekleştirdi.

Buna rağmen, IŞİD, kar amaçlı sığınmacı kaçakçılığı ile birlikte savaşçı ve silah transferi yapabilmiştir. IŞİD’e silah, savaşçı, insan ticareti ve emtia akışı sürdü. IŞİD hücreleri, Türkiye’nin kentlerini ve kasabalarını düzenli aralıklarla sarsan bombalı saldırılarla, Türkiye içinde başarılı saldırılara girişmeye devam ediyorlar.

Temmuz ayında, intihar saldırısı, Kobani’ye gitmekte olan 30’dan fazla barış aktivistini öldürdü. Ekim ayında, iki intihar bombası saldırısı, başkent Ankara’daki tren garının önünü hedef aldı, 130’dan fazla insan öldü. Aralık ayında, İstanbul’un ana havalimanlarından birine ağır silahlı bir saldırı yapıldı.

IŞİD, Türkiye-Suriye sınırı boyunca, “gelişmiş” bir insan kaçakçılığı faaliyeti sürdürmektedir ki IŞİD’in “göç departmanı” tarafından düzenlenmiş yolcu listeleri Kürt güçlerinin ele geçmiş ve Guardian’a ulaşmış durumda.

Kanıtlar, halihazırda, IŞİD kontrolü altında üretilen büyük miktarlarda petrolün ithal edilmesi dahil olmak üzere, Türk egemen seçkinlerinin çeşitli para getirici gizli işlerde IŞİD ile işbirliği yapmakta olduğunu açıkça ortaya çıkarmıştır.

NBC News’in alıntı yaptığı ve ismi açıklanmayan ABD’li yetkililere göre, IŞİD, satışlardan ayda 8-10 milyon dolar kadar kazanıyordu ve 2015’in başlarındaki bir aylık dönemde 40 milyon dolardan fazla parayı cebe indirmişti.

IŞİD’in Türkiye’ye petrol ihracatı, kimi zaman yüzlerce aracı kapsayan büyük kamyon konvoylarıyla, doğrudan sınır üzerinden akmıştır. Eski bir IŞİD üyesinin Kasım ayında Newsweek’de yeralan açıklamaları, sınır boyunca faaliyet gösteren IŞİD komutanlarının Türk ordusunun “tam işbirliği”nin tadını çıkardığını gösteriyor.

ABD Hazine Bakanlığı’nın eski bir yetkilisi, Kasım ayında, Business Insider’a, “Türkiye’de birçok insan şimdi aşırılıkçılık işine yatırım yapıyor.” demişti.

Türk medyasında yer alan haberlere göre, Türk yetkililer, El Nusra’ya bağlı savaşçı grupları Demokratik Birlik Partisi’ne (PYD), Kürdistan İşçi Partisi’ne (PKK) ve Suriye’nin kuzeyindeki onlara bağlı Kürt güçlerine karşı harekete geçirmeye yönelik çabalarının parçası olarak, IŞİD temsilcilerini defalarca Türk istihbaratına ait yerleşkelerde ağırlamış.

Sınır bölgesi sakinlerine göre, yaralı IŞİD’liler sık sık sınırın karşısına alınıyor ve Türkiye’deki hastanelerde tedavi görmelerine izin veriliyor.

Salı günkü intihar saldırısı gibi saldırılar, Türkiye içindeki iktidar yapısına ve daha genel olarak, ABD ve NATO emperyalist güçlerine yabancı terörist güçlerin ürünü değildir. Bu saldırılar, özünde, Ankara ve Batılı güçler tarafından yıllardır silahlandırılmış, eğitilmiş ve desteklenmiş güçlerce gerçekleştirilen, devlet destekli ve devlet teşvikli olaylardır.

IŞİD’in şu anda kaçakçılık faaliyetlerinden günde 2 milyon dolar kadar petrol geliri elde ettiğini belirten California Üniversitesi Ortadoğu Bölümü’nden Khairuldeen Al Makhzoomi, “Türkiye’nin İslam Devleti’ne [IŞİD] yardımı, IŞİD militanlarına açık sınırlar sağlamanın ötesine geçmektedir.” diye yazıyor.

Her yeni terör saldırısı, Türk devletinin amaçladığı savaş politikaları için fazladan bir bahane sağlamaktadır. Ankara, aynı Washington’daki müttefikleri gibi, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı iktidardan indirmeye ve Türkiye’nin, Suudi Arabistan’ın ve onların ABD’li ve Batılı destekçilerinin çıkarlarına hizmet edecek yeni bir yönetim kurmaya kararlı.

Ankara, ayrıca, hem Türkiye içindeki hem de binlerce Türk askerinin geçtiğimiz aylarda Irak Devlet Başkanı Haydar el-Abadi’nin çekilmeleri yönündeki yinelenen talepleri hiçe sayarak konuşlandırıldığı Irak’ın kuzeyindeki Kürt azınlıklara karşı askeri operasyonlarını tırmandırmaya da kararlıdır.

Salı günkü açıklamasında, İstanbul’daki bombalı saldırının Irak’ta IŞİD ile savaşmak için Türk askerlerine olan ihtiyacı kanıtladığını söyleyen Erdoğan, bir kez daha, Türk ordusunun Irak’ın kuzeyinde devam eden operasyonlarına ilişkin kararlılığını belirtti.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır