World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/jul2016/nice-j19.shtml

Nice'deki olası terörist saldırıda onlarca insan öldürüldü

Oscar Grenfell
19 Temmuz 2016
İngilizce’den çeviri (15 Temmuz 2016)

Bir kamyonun, Güney Fransa'daki Nice kentinde Perşembe gecesi düzenlenen Bastil Günü kutlamasındaki kalabalığa kasıtlı olarak yüksek hızla dalması sonucunda, ilk haberlere göre en az 84 kişi öldürüldü, 130 dolayında insan yaralandı. Bu dehşet verici saldırıdaki ölü sayısı gün boyunca artmaya devam etti. Ölenler arasında çocuklar da bulunuyor.

Nice sokakları ağır silahlı polislerle dolarken, Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande, kriz görüşmeleri yapmak üzere, Fransa'nın güneyinden Paris'e döndü. Hollande, hemen, bunun “terörist türde“ vahşice bir saldırı olduğunu ileri sürdü. O, Cuma sabahı erken saatlerde düzenlediği bir basın toplantısında, “Bir bütün olarak Fransa İslamcı terörizm tehdidi altında“ dedi. Hollande, saldırıdan yalnızca birkaç saat önceki bir konuşmasında belirtmiş olmasına rağmen, hükümetinin “olağanüstü hal”i 26 Temmuz'da kaldırmayacağını söyledi. Olağanüstü hal, üç ay uzatılacaktı.

Fransız yayın kuruluşu iTele'nin bildirdiğine göre, polis aracın sürücüsünün kimliğini tespit etmişti ve o, onlar tarafından tanınıyordu. Nice Matin gibi yerel medya kaynakları, onun 31 yaşında bir Fransa-Tunus çifte vatandaşı olduğunu bildirdiler.

Bölge yöneticisi Christian Estrosi, olaydan kısa süre sonra, kamyonun patlayıcılar, bombalar ve başka silahlar ile dolu olduğunu belirten bir tweet attı. Şu ana kadar, saldırının sorumluluğunu hiçbir örgüt üstlenmiş değil.

Görgü tanıkları, gece 10.30 sıralarında, ülkenin ulusal gününü kutlayan havai fişek gösterisini izlemek üzere Promenade des Anglais'nin sahile bakan yanında toplanmış olan kalabalığa doğru hızlanan, büyük, beyaz bir kamyon gördüklerini söylüyorlar. Fransız Rivierasında bulunan Nice, turistler ve tatil yapan Fransızlar için tercih edilen bir yer.

Medya tarafından verilen bilgilere göre, kamyon kaldırıma çıkmış ve izleyicilere çarptığında hızlanmış. Kamyon, 100 metre kadar daha gitmiş. Bir görgü tanığı, araç “yoluna çıkan herkese çarptı” diyor.

Başkaları, yola dağılmış bedenlerin olduğu trajik sahneleri betimlediler. Olaya tanık olan Nice Matin muhabiri Damien Allemand, “İnsanlar koşuyor. Panik var. O gezinti yerine çıktı ve topluluğa daldı… Kan içinde insanlar var. Çok sayıda yaralı olmalı.” diyordu. Yerel yetkililer, kent sakinlerine evlerinde kalmalarını tavsiye ettiler.

Sosyal medyadaki görüntüler, yakındaki Hotel Negresco'nun yaralılar için geçici hastane olarak kullanıldığını gösterdi. Yakınlarını kaybeden aileler, sevdiklerinden haber alabilmek umuduyla, sosyal medyada onların fotoğraflarını yayınladılar.

Başlangıçta, kamyonun içindeki saldırganların sayısı hakkında çelişkili haberler vardı. Kimi haberlerde, yalnız bir sürücünün araçtan çıktığı ve kalabalığa ateş açtığı belirtildi. Diğerleri, en az 50 kez ateş eden iki saldırgan olduğuna işaret ediyorlardı. Kamyonun sürücüsü polis tarafından vurularak öldürüldü.

Failleri bu eyleme yönlendiren nedenler doğrulanırsa, Nice'deki olay, Fransa'da geçtiğimiz 18 ay içinde kitlesel kayıplara yol açan üçüncü terörist saldırı olacak.

Önceki iki saldırıdaki teröristler Fransız istihbarat örgütleri tarafından çok iyi tanınıyordu. Onlar, Libya'da ve Suriye'de başını ABD'nin çektiği ve Fransa'nın desteklediği rejim değişikliği operasyonlarının başlıca vekil güçleri olarak faaliyet gösteren İslamcı gruplar ile sıkı ilişkilere sahip daha geniş bir cihatçı çevrenin bir parçasıydılar.

7 Ocak 2015'te, Said ve Şerif Kuaşi, Charlie Hebdo dergisinin bürolarına saldırmış ve 11 kişiyi öldürüp 11 kişiyi yaralamıştı. Onların arkadaşı olan Amedi Coulibaly, bir Musevi marketinde insanları rehin olarak tuttuğu sırada öldürülmüştü.

Kuaşi kardeşler, Arap Yarımadası El Kaidesi'nin (AYEK) önderleri ile doğrudan bağlantılarından dolayı, 2010 ile 2015 yılları arasında istihbarat tarafından izleniyordu. Fransız istihbaratı, açıklanamayacak bir şekilde, bu saldırıyı gerçekleştirmelerinden yalnızca birkaç ay önce, Kuaşi kardeşleri izlemeyi durdurmuştu. Aynı zamanda,  Coulibaly'nin, faşist ve Müslüman karşıtı Ulusal Cephe'ye bağlı bir polis muhbiri olan Claude Hermant'tan silahlar elde ettiği de açığa çıktı.

13 Kasım 2015'te, İslam Devleti'ne (IŞİD) bağlı teröristler, Paris'te, 130 kişiyi öldürdükleri koordine saldırılar gerçekleştirdiler. Saldırganlar, aynı Kuaşi kardeşler gibi, Fransız yetkilileri tarafından tanınıyordu. Kaçmış olan faillerden Salah Abdeslam, dört ay sonra, anne-babasının Brüksel'in yoğun bir şekilde izlenen Molenbeek semtindeki evine yakın bir evin bodrumunda bulundu. Abdeslam, Türk yetkililer tarafından Suriye'ye girmeye çalışırken tutuklanmış olmasına rağmen, Avrupa genelinde serbestçe dolaşabilmişti.

Bu yılın Mart ayında, IŞİD savaşçıları, Brüksel havaalanında ve kentin başka yerlerinde, 31 kişinin öldüğü ve 300 kişinin yaralandığı saldırılar gerçekleştirdiler. Belçikalı yetkililer, istihbarat örgütlerinin, plan hakkında, yeri ve hedefleri dahil, ayrıntılı bilgi vermiş olduğuna ilişkin haberlere rağmen, “iki durum arasında bağlantı kurmadıklarını” iddia ettiler.

Her bir vahşice saldırı, polis ve istihbarat güçlerini genişletmek için kullanıldı. Paris saldırılarının ardından, Hollande yönetimi, yetkililere gösterileri yasaklama ve şüphelileri mahkeme kararı olmaksızın alıkoyma hakkı tanıyan, daha önce görülmemiş bir “olağanüstü hal” uygulaması başlattı. Geçtiğimiz aylar boyunca, milyonlarca Fransız işçi ve öğrenci, Sosyalist Parti'nin hakları geriletici El Khomri çalışma yasasına karşı kitlesel gösteriler ve grevler düzenleyerek, yasalara karşı geldiler.

Son saldırı, artan toplumsal gerilimlerin ve Fransa'nın -güvenlik kurumlarının olası terörist yanıtlara ilişkin uyarılarda bulunmasına yol açacak şekilde- ABD önderliğinde Ortadoğu'da sürdürülen askeri operasyonlara artan katılımının ortasında gerçekleşmektedir. Fransa İç Güvenlik Genel Müdürlüğü'nün (DGSI) başındaki Patrick Calvar tarafından Mayıs ayında yapılmış olan yorumlar, geçen hafta resmi olarak yayımlandı. O, IŞİD tarafından gerçekleştirilecek, bombalı otomobilleri ve patlayıcı yerleştirilmiş araçları kapsayan olası saldırılardan söz ediyordu.

Hollande, dün erken saatlerde yaptığı Bastille Günü konuşmasında, Fransa'nın IŞİD’e yönelik, özellikle Musul kentini hedefleyen operasyonlarına hız vereceğini açıkladı. O, “Suriye ve Irak'taki eylemlerimizle ilgili olarak büyük kararlılık sergilemek zorundayız. Musul'u geri almak için Iraklılara vermekte olduğumuz desteği arttıracağımızı açıklamıştım ve bunu yapacağız.” dedi.

Fransa cumhurbaşkanı, ülkenin bir kara müdahalesi gerçekleştirmediğini söyledi ama “Fransız askeri danışmaları olacak” diye ekledi.

ABD gibi, Fransız hükümeti de Suriye'deki Beşar Esad yönetimini devirmek için aktif bir şekilde İslamcı grupları desteklemiştir. Bununla birlikte, Washington, IŞİD’in 2014 yılında Irak'a ilerlemesini, ABD destekli yönetime ve onun Irak'ın petrolü ve kaynakları üzerindeki denetimine yönelik bir tehdit olarak gördü. ABD ve onun Fransa'yı da kapsayan müttefikleri, Suriye içindeki diğer İslamcı güçleri desteklemeye devam ederken, IŞİD’e yönelik bir hava savaşı başlattılar.

Konuşmasında, “Fransa'yı korumak zorundayım, o kırılgan bir durumda, her an çökebilir“ diyen Hollande, Fransa içindeki toplumsal gerilimlerin artmasına ve büyüyen siyasi krize de değinmişti. O, hükümetinin 26 Temmuz'dan sonra “olağanüstü hal” uygulamasına son vereceğini ve Paris saldırılarının ardından arttırılan polis sayısını azaltacağını belirtmişti:

“Olağanüstü hali sonsuza kadar uzatamayız. Bu anlamsız olurdu. Bu, artık, her durumda uygulanabilecek yasalara sahip bir cumhuriyet olmadığımız anlamına gelirdi.”

Hollande, saatler sonra, olağanüstü yetkileri üç ay daha uzatmak için Nice'deki vahşete sarıldı. O, gönüllü askerleri polise yardım etmeye çağırdı ve polis ya da ordu güçlerinin sayısında hiçbir azalma olmayacağını ilan etti.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır