World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/jun2016/meet-j20.shtml

DEUK Sekreteri Peter Schwarz Londra’da Brexit referandumu üzerine konuştu

Muhabirlerimizden
20 Haziran 2016
İngilizce’den çeviri (16 Haziran 2016)

Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) sekreteri ve Almanya’daki Partei für Soziale Gleichheit’ın (Sosyalist Eşitlik Partisi—PSG) önde gelen üyelerinden Peter Schwarz, Salı akşamı, Londra’da, “sol milliyetçiliğe karşı sosyalizm” başlıklı toplantıda konuştu.

Toplantı, Sosyalist Eşitlik Partisi’nin (Britanya), Britanya’nın Avrupa Birliği (AB) üyeliği üzerine 23 Haziran’daki referanduma yönelik aktif boykot kampanyasının parçası olarak düzenlenen bir dizi toplantıdan biriydi.

Schwarz’un sunumu, öğrenci, işçi ve emeklilerden oluşan bir dinleyici kitlesi tarafından dikkatle dinlendi. Toplantı, Hindistan’dan, Sri Lanka’dan, Amerika’dan ve Avrupa’daki Polonya, Almanya ve Fransa dahil çeşitli ülkelerden dinleyicilerin katılımıyla, internetten canlı olarak yayınlandı.

Toplantının açılışında, SEP Ulusal Sekreteri Chris Marsden, sağcı Muhafazakarların yönlendirdiği referandumdaki her iki resmi kampanyanın da kemer sıkmaya, militarizme ve milliyetçiliğe adanmış olduğ; isterse bir Ayrılma oyunun Muhafazakar hükümetin düşmesine yol açması ve “sosyalist” bir gündemi uygulamak üzere Jeremy Corbyn’in İşçi Partisi’ni iktidara getirmesi yoluyla olsun, işçiler ve gençlik için ilerici bir yol sağlayacağını iddia eden sahte sola saldırdı. Marsden, her iki tarafın da, toplumsal uzlaşmazlıkları başka yöne çevirme ve ulusal sınırlar üstünden birleşmiş bir sınıf mücadelesinin ortaya çıkan tehdidini yok etme yönünde bilinçli bir çaba içinde, milliyetçiliğin ve yabancı düşmanlığının kasten kışkırtılmasını amaçladığını açıkladı.

Schwarz, konuşmasında, referandumun, “yalnızca Britanya için değil ama bir bütün olarak Avrupa için büyük bir siyasi dönüm noktasına işaret ettiği”ni açıkladı.

O, Avrupa’daki en büyük ikinci ekonominin ayrılması yönünde bir oyun sonuçlarının hesaplanamaz olduğunu söyledi. “Bir Brexit [Britanya’nın AB’den ayrılması], ekonomik ulusalcılığın büyümesi, küresel ekonominin ticaret bloklarına ayrılması ve kur ve ticaret savaşlarının gelişmesi yönünde uluslararası bir eğilime hız kazandıracaktır.”

Ancak Brexit, bu gelişmelerin nedeni değil; tıpkı 1930’larda olduğu gibi yeni bir dünya savaşının itici gücü olan kapitalist kar sisteminin çöküşü ile ilişkili temel eğilimlerin bir dışavurumu idi.

Schwarz, Avrupa burjuvazisinin bu gelişmeye telaşlı tepkisini değerlendirdi. O, özellikle, son sayısı İngilizce ve Almanca olarak “Lütfen gitmeyin” manşetiyle çıkan Der Spiegel dahil, Alman basınına dikkat çekti.

Başyazı, referandumun, “yıkıma uğramış bir kıtada eski düşman uluslar tarafından başlatılmış olan barış projesinin geleceğini [belirlemekten] farksız” olduğunu belirterek, [AB’den] çekilmenin Avrupa’nın düşman ve rakip ulus devletler biçiminde parçalanmasını hızlandıracağını belirtiyordu.

Onun daha kapsamlı sonuçlarını sergileyen başyazı, şöyle devam ediyordu: “Britanya, Avrupa ile ABD arasında bir köprüde. Eğer Atlantik’in diğer tarafında Donald Trump başkan olurken bu tarafta Britanya AB’den ayrılırsa, görünüşe göre o zaman kalıcı ittifaklar sendeleyecek.”

Yazı, dikkate değer bir paragrafta, “Brexit’in ardından, Almanya, önemli bir müttefikini kaybedecek ve kıtadaki büyük bir merkez güç olarak, asla istemediği önderlik rolünü üstlenmeye kesinlikle mahkum olacak.” diye belirtiyordu.

Schwarz, bunun, kibarca ifade edilmiş olmasına karşın, Avrupa’yı iki kez askeri güç yoluyla fethetmeye çalışmış olan Alman burjuvazisinin bir tehdidi olarak okunması gerektiğini söyledi.

Kalma yönünde bir oy, bu süreçleri engellemeyecekti. Yansımaları daha az olsa da, daha az çarpıcı olmayacaktı. Schwarz, “Referandum”, Avrupa Birliği’nin, sosyal saldırıların ve kuralsızlaştırmanın itici gücü olarak rolünü sürdürecek ve yoğunlaştıracak ve AB’nin bir polis devletine ve askeri bir kaleye dönüşümünü hızlandıracak şekilde, “Avrupa Birliği’ni kıtadaki en nefret edilen kurum yapan tüm eğilimlere ivme kazandıracak.” dedi. Nitekim AB’nin getirmiş olduğu birkaç fayda (sınır kontrollerinin kaldırılması, kişinin seçtiği ülkede çalışma ve okuma olanağı, belirli demokratik hakların güvencesi), terörle mücadele ve sığınmacıları caydırma adına ortadan kaldırılıyor.

Schwarz, bu bağlamda, burjuvazinin şu ya da bu kampının arkasında sıralanan sahte solun siyasi olarak canice rolünü ele aldı. O, özellikle, Ayrılma oyunu “ilerici”, hatta kemer sıkmaya ve militarizme solcu bir alternatif olarak destekleyen George Galloway ve Sosyalist İşçi Partisi gibi sahte solcuların rolüne değindi.

Schwarz, onların, bir Ayrılma oyunun, Muhafazakar Parti içindeki bölünmeleri derinleştirecek; hükümetin düşmesi ve yerini Corbyn önderlinde bir İşçi Parti hükümetinin alması için temel oluşturacak şekilde, Başbakan David Cameron’ın yerine önde gelen AB karşıtı Boris Johnson’ın geçmesine yol açacağı iddialarına işaret etti. O, dar görüşlü, milliyetçi ve faydacı hesaplara dayanan bu canice siyasi oportünizm türünün devasa sonuçlara sahip olduğu uyarısında bulundu. Schwarz, “Sosyalizm uğruna mücadele burjuvazinin hiziplerine havale edilemez. İşçi sınıfının bağımsız bir siyasi hareketinin yerine, taktik manevralar ve egemen sınıfın sağcı güçleriyle saklambaç oynamak geçirilemez.” diye konuştu.

Schwarz, bunun, Alman işçi hareketinin dersleri olduğunu açıkladı. Sol Ayrılma yanlılarının “Boris’ten sonra, Corbyn” [yaklaşımını] benimsemesi, Almanya Komünist Partisi’nin (KPD) 1930’lardaki “Hitler’den sonra, biz” sloganını akıllara getiriyordu.

Sovyet Stalinist bürokrasisinin “tek ülkede sosyalizm” inşası yararına dünya sosyalist devrimini reddetmesinin sonucu olan KPD’nin tutumunun yıkıcı sonuçları, Hitler’in tek bir kurşun sıkılmadan iktidara gelmesine, dünya savaşına ve Musevi Soykırımı’na yol açmıştı.

Schwarz’ın konuşmasının dökümü kısa süre sonra yayınlanacak. Onun sunumunu, Britanya’da devrim için hangi koşulların gerekli olduğu; nesnel koşullar ile devrimci siyasi önderliğin öznel rolü arasındaki ilişki ve işçilerin özlemlerine yönelik, Yunanistan’daki Syriza hükümetinin gerçekleştirdiğine benzer bir ihanete karşı çıkmanın nasıl güvence altına alınacağını kapsayan canlı bir soru-cevap bölümü izledi.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır