World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/jun2016/seps-j04.shtml

Sosyalist Eşitlik Partisi'nin 2016 seçim kampanyasını destekleyin!

Savaşa ve bütçe kesintilerine karşı oy verin! Enternasyonalizm ve sosyalizm için!

Sosyalist Eşitlik Partisi (Avustralya)
4 Haziran 2016
İngilizce’den çeviri (23 Mayıs 2016)

Sosyalist Eşitlik Partisi (Avustralya), sosyalist, anti-kapitalist ve savaş karşıtı bir programa destek elde etmek için, 2 Temmuz'da yapılacak olan federal seçimlerde adaylar gösteriyor. SEP'in ulusal sekreteri James Cogan partinin New South Wales Senatosu için gösterdiği adayların başında yer alıyor ve aday listesinde John Davis de bulunuyor. Chris Sinnema ile Peter Byrne Victoria; Head ile Erin Cooke ise Queensland Eyalet Senatosu için adaylarımız. Will Fulgenzi, SEP'in Melbourne Wills Temsilciler Meclisi için aday. Sidney'de, Oscar Grenfell iç-batı banliyösü Grayndler’de, Gabriela Zabala ise kentin güneybatısında işçi sınıfından seçmenlerin bulunduğu Blaxland’da seçimlere katılıyor.

SEP'in kampanyası, İşçi Partisi ile Liberal-Ulusal Koalisyon'un baskın olduğu, büyük bankalara, şirketlere ve zenginlere hizmet eden siyasi sisteme gerçek bir alternatif arayan artan sayıda işçiye ve gence yönelmektedir. Diğer partiler ile birlikte Yeşiller ve sözde bağımsızlar, aynı resmi düzenin parçalarıdır. Onlar, bir alternatif oluşturmuyorlar; çünkü hepsi, savaşın, sömürünün ve toplumsal eşitsizliğin temel nedeni olan kapitalizmi savunuyor.

Başbakan Malcolm Turnbull, 1987'den bu yana yaşanan ilk ikili [Senato ve Temsilciler Meclisi] fesihi, “heyecan verici zamanlar“ ve “büyük fırsatlar” söylemiyle ilan etti. Gerçekte, bu seçimler, Avustralya kapitalizminin 1930'lardaki Bunalım'dan bu yana yaşanan en büyük ekonomik kriz ve artan uluslararası gerilimler karşısındaki çok ciddi krizini yansıtmaktadır.

Avustralya, madencilikteki hızlı büyümenin küresel ölçekte aniden yavaşlamasının ve çökmesinin bir sonucu olarak deflasyona ve durgunluğa girerken, dünyanın büyük bölümüne katılmaktadır. Geçtiğimiz 30 yıl boyunca, sıradan emekçiler işlerin ortadan kaldırılmasıyla, gerçek ücretlerin gerilemesiyle, güvencesiz istihdamla, işlevsiz sağlık ve eğitim hizmetleriyle, yoksulluk düzeyinin altındaki emekli maaşları ve sosyal yardım ödemeleriyle ve fahiş ev fiyatları ve kiralarla karşılaşırken, zenginler tiksindirici bir servet biriktirdiler. Tüm bir işçi sınıfı gençliğinin anne-babaları ve büyükanne-babaları tarafından elde edilmiş yaşam standartlarından mahrum bırakılmasının sorumlusu, İşçi Partisi'nin ve Koalisyon'un politikalarıdır.

1991 yılından bu yana, birbirini izleyen İşçi Partisi ve Koalisyon hükümetleri, Avustralya'yı, ABD önderliğinde petrol ve diğer kaynaklar uğruna verilen, Wahington'ın küresel egemenliğini askeri güç yoluyla sürdürmeye çalıştığı sürekli savaşlara dahil etmişlerdir. Afganistan'da, Irak'ta, Libya'da ve Suriye'de milyonlarca insan öldürüldü, tüm bu toplumlar yıkıma uğratıldı ve II. Dünya Savaşı'ndan bu yana görülen en kötü sığınmacı krizi yaratıldı. Altmış milyon çaresiz insan, sığınmaya çalıştığı her yerde yalnızca zulümle karşılaşmak üzere evlerinden sürüldü.

Şimdi ABD, Avustralya ve diğer emperyalist müttefiklerinin desteğiyle, Rusya'yı ve Çin'i hedef alıyor. Hem Avrupa'da hem de Asya'da, nükleer silahlarla sürdürülecek yıkıcı bir savaşın patlaması tehlikesini oluşturan çatışmalar tırmandırılıyor.

Savaşı önlemeye ve işçi sınıfının bağımsız çıkarlarını ilerletmeye yönelik bir siyasi perspektif için, yalnızca Sosyalist Eşitlik Partisi mücadele ediyor. Bizim kampanyamız, militarizme, milliyetçiliğe, sığınmacılara yönelik zulme ve sosyal ve demokratik haklara yönelik saldırılara karşı mücadele etmek isteyenlere seslenmektedir. Kampanyamız, işçilerin ve gençlerin siyasi bilincini yükseltmeyi; Avustralya'daki, Asya'daki, Amerika'daki ve uluslararası ölçekteki işçi sınıfını kapitalist kar sistemine son vermeyi amaçlayan ortak bir mücadelede birleştirmeyi amaçlamaktadır.

SEP'in seçim programı üç önemli talep üzerine odaklanmaktadır:

Militarizme ve savaşa karşı çıkın!

Avustralyalı işçiler, istemedikleri ve onların arkasından hazırlanan bir savaşa doğru sürükleniyorlar. Milyonlarca insan, Yeşiller'in desteklediği Gillard'ın İşçi Partisi hükümetinin yaklaşık beş yıl önce Kasım 2011'de Avustralya'yı, bir operasyon üssü olarak ABD Donanmasına, nükleer silahlı bombardıman uçaklarına ve savaş gemilerine teslim ettiğini hala bilmiyor. Avustralya ordusu, ABD önderliğinde Afganistan'daki ve Ortadoğu'daki savaşlara katılmasının ardından, bütünüyle Amerikan ordusuna uyarlanmış durumda. Avustralya'nın Northern Territory eyaletinde ABD tarafından yönetilen Pipe Gap tesisi, ABD'nin küresel dinleme faaliyetinde, insansız hava aracı suikastlarında, “ikincil“ cinayetlerinde ve Pentagon'un bir nükleer savaş başlatma becerisinde çok önemli bir rol oynamaktadır.

Koalisyon, İşçi Partisi'nin ABD'nin Çin'e karşı Asya'ya “dönüş“üne verdiği desteği sürdürdü ve genişletti. Turnbull, Mayıs ayında, ABD'nin bir numaralı müttefiklerinden biri olan Singapur'dan, Queensland'da eğitilmek üzere her yıl 14.000 askerin gelmesine izin veren bir anlaşma imzaladı. 2016 Savunma Resmi Raporu [Beyaz Kitap], savunma bütçesinde, 2015-2016'daki 32 milyar ABD Doları'ndan 2016-2017'de 59 milyar ABD Doları'na, büyük bir artış öneriyor. Hem federal hükümet hem de eyalet yönetimleri büyük ihtiyaç duyulan sosyal hizmetler ve altyapı için “para yok“ derken, önümüzdeki on yıl boyunca, askeri harcamalara en az 495 milyar ABD Doları harcanacak.

Turnbull'un seçim tarihini açıklamasından yalnızca 48 saat sonra, ABD Donanması, sekiz ay içinde üçüncü kez, Güney Çin Denizi'nde Çin'in hak iddia ettiği bölgeye bir savaş gemisi gönderdi. Çin yönetimi, buna yanıt olarak, hemen savaş uçaklarını havalandırdı. ABD bir sonraki provokasyonunu gerçekleştirdiğinde ne olacak? Bir Amerikan gemisine ateş mi açılacak ya da o batırılacak mı? Bir Çin uçağı mı düşürülecek?

Bu seçimlerde, savaş tehlikesini inkar eden her aday ya kendisini kandırmakta ya da işçi sınıfına yalan söylemektedir.

Avustralya egemen seçkinlerinin savaş hazırlıklarına, I. Dünya Savaşı'na (1914-1918) ilişkin dört yıllık “kutlama“ eşlik ediyor. 1915 yılındaki felaket getiren Çanakkale çıkarmasının geçen yılki abartılı anmalarının ardından, bu yılki milliyetçi söylence yapımı, aralarında on binlerce Avustralyalının ve Yeni Zelandalının bulunduğu yaklaşık bir milyon insanın, 1916'da, Fransa'daki Somme savaş alanında katledilmesine adanacak. İşçi sınıfı içindeki içgüdüsel savaş karşıtlığını zayıflatmak ve baltalamak ve orduya katılımı arttırmak için, öğrencilere yurtseverlik ve militarizm aşılanıyor.

İşçi Partisi ve Koalisyon, kendi savaş politikalarını tartıştıklarında, onları Çin'in “yayılmacı“ bir güç olduğu, “küresel kurallar”ı ve “uluslararası sistemi”i tehdit ettiği propagandasıyla gerekçelendiriyor. Gerçekte, Avustralya egemen sınıfı, Wahington'ı, Asya-Pasifik bölgesindeki ve uluslararası ölçekteki kendi ekonomik ve stratejik çıkarları için desteklemektedir. Rüşvetçi kapitalist seçkinleri temsil eden Çin yönetiminin politikaları, yalnızca çatışma tehlikesini arttırmaktadır. Pekin, ABD'nin tehditlerine silahlanma yarışıyla ve kendi militarist eylemleriyle yanıt veriyor.

SEP, savaş yönelimini çevreleyen sessizlik komplosunu bozmak için mücadele etmektedir. Biz, ABD-Avustralya ittifakının ve ABD ve diğer ülkeler ile yapılmış askeri üs anlaşmalarının tanınmaması çağrısı yapıyoruz. Avustralya askerleri ile polis ve istihbarat personeli, Afganistan'dan, Ortadoğu'dan ve Asya-Pasifik ülkelerinden derhal çekilmelidir. Askeri aygıt lağvedilmeli; savaş hazırlıklarında tüketilen geniş kaynaklar, tüm Avustralya'da ve bölgede büyük ihtiyaç duyulan toplumsal altyapının inşası dahil, toplumsal olarak yararlı amaçlara tahsis edilmelidir.

SEP'in adayları, dünya partimiz olan Dördüncü Enternasyonal'in Uluslararası Komitesi (DEUK) tarafından yayımlanmış çağrıyı yaşama geçirmek ve III. Dünya Savaşı felaketini önleyecek yeni bir uluslararası savaş karşıtı hareket inşa etmek için, tüm Avustralya'daki işçileri ve gençleri, Amerikalı ve Asyalı (Yeni Zelanda'daki, Doğu Timor'daki, Pasifik Ada devletlerindeki; Filipinler'deki, Endonezya'daki ve tüm Güneydoğu Asya'daki; Hint yarımadasındaki; Kore ve Japonya'daki ve her şeyden önce Çin'deki) kardeşleri ile birlik olmaya çağıracaklar.

Toplumsal Eşitlik için!

Dünya çapında, insanlığın yüzde biri, geride kalan yüzde 99'dan daha fazla servete sahip; en zengin 62 milyarder, dünya nüfusunun en yoksul yarısının (3,5 milyar insanın) sahip olduğundan daha fazla serveti kontrol ediyor. Milyonlarca Avustralyalı ay sonunu getirmeye çalışırken, ülkedeki en zengin 50 kişi toplu olarak 120 milyar ABD doları servete sahip. Panama Belgeleri, şirketlerin ve zenginlerin işçi sınıfının sömürüsünden edinilmiş karlar ve gelir için vergi ödemekten nasıl kurtulduğunun yalnızca en son teşhiridir.

İşçi Partisi, cezalandırıcı faiz oranlarını kaldırmak istediği için Liberalleri suçlarken, İşçi Partisi bağlantılı sendikaların işçilerin ücretlerini kısmak için, McDonald’s’tan, Coles'dan, Woolworths'tan temizlik firmalarına ve inşaat şirketlerine kadar, patronlarla kirli pazarlıklar yaptığı ortaya çıkıyor. Ücret artışında yaşanan gerilemenin tüm gelişmiş ülkeler içinde en keskin olduğu Avustralya'da, işçilerin gerçek ücretleri geriliyor. Gerçek işsizlik oranının yüzde 10,4; eksik istihdamın yüzde 7,7 olduğu tahmin ediliyor. Kimi işçi sınıfı bölgelerinde gençler arasındaki işsizlik oranı, yüzde 30'un üzerinde.

Artan toplumsal eşitsizliğin en keskin ifadesini, Avustralya'nın Aborjin nüfusunun çoğunluğunun karşı karşıya olduğu dehşet verici koşullarda görüyoruz. Onlar, bütün toplumsal ölçütlere göre (gelir, istihdam, eğitim, sağlık, barınma, hapsedilme oranı ve beklenen yaşam süresi), işçi sınıfının en fazla baskı gören ve korunmasız kesimini oluşturmaktadırlar.

SEP, kalıcı ve uygun ücretli bir iş; emeklilikte yaşanabilir bir gelir; ücretsiz kaliteli eğitim ve sağlık hizmeti; bütçeye uygun konut; kültür ve sanata erişilebilirlik dahil, toplumsal hakları herkes için güvence altına almak üzere, servetin kapsamlı biçimde yeniden paylaşımı çağrısında bulunmaktadır.

Bu toplumsal haklar, mali sektör ve şirket oligarşisinin ekonomik yaşam üzerindeki egemenliğine son vermeksizin elde edilemez. Büyük bankaların, madencilik şirketlerinin, perakende holdinglerinin, ilaç şirketlerinin, iletişim ve enerji devlerinin kamulaştırılması ve işçi sınıfının demokratik denetimi altına alınması gerekmektedir. Tam istihdam sağlamak, sosyal hizmetlerdeki krizi çözmek ve küresel ısınma ile iklim değişikliğine çözüm bulmak için milyarlarca dolarlık bir imar programının başlatılması gerekiyor.

Demokratik hakları savunun!

İşçi Partisi ve Liberal Parti hükümetleri, 15 yıldır, medyanın işbirliğiyle, istihbarat örgütlerine ve polise, “zanlılar“ı suçlama olmaksızın gözaltına alıp sorgulamaları ve dizginsiz bir dinleme ve izleme gerçekleştirmeleri için aşırı sert yetkiler vermenin gerekçesi olarak, terörist korkular ve olaylar üretiyor. New South Wales'de, polise, “kamu güvenliği”ni koruma sahte gerekçesiyle toplanma özgürlüğünü sınırlama yetkisi tanıyacak daha önce görülmedik yasalar geçiriliyor.

SEP, tüm istihbarat-polis devleti aygıtının dağıtılması ve bütün anti-demokratik yasaların iptal edilmesi gerektiğinde ısrar etmektedir.

SEP, egemen sınıf yararına işçi sınıfını bölmek ve bir ülkedeki işçileri diğerlerindekilere karşı yarışmaya sokmak için kullanılan milliyetçiliğin, ırkçılığın ve şovenizmin bütün biçimlerine karşı çıkar. Biz, Avustralya'nın, sığınmacıları temel sığınma talep etme hakkından mahrum bırakan hukuk dışı “sınır koruma“ rejiminin kaldırılmasını talep ediyoruz. Milliyetleri, etnik kimlikleri, dinleri ya da gelirleri ne olursa olsun, bütün insanlar, diledikleri yerde, tam yurttaşlık haklarına sahip biçimde yaşama hakkına sahip olmalıdır.

İki partili parlamenter sistemden kopun!

2016 seçimleri, Avustralya parlamenter sisteminin tarihsel krizinin ürünüdür. 2010'dan bu yana, tüm parlamenter yapı içindeki daha önce görülmedik kırılganlığı ve istikrarsızlığı ifade eder şekilde, parti içi darbeler yoluyla üç başbakan görevden alınmış; başbakanın konumu beş kez değişmiştir. Dahası, sosyal ve demokratik haklara yönelik 30 yıllık saldırının ve savaşla geçen 15 yılın ardından, ilk kez, milyonlarca insan İşçi Partisi ve Liberal Milliyetçi Koalisyon'dan soğumuş durumda. Tüm kapitalist partilerin buna yanıtı, politikaları hakkında yalan söylemek ve gerçek gündemlerini gizlemektir. Onlar, perde arkasında, polis ve devlet aygıtını takviye etme yoluyla otoriter ve diktatörce egemenlik biçimlerini hazırlıyorlar.

Bu seçim bir demokrasi karikatürüdür. Turnbull, Senato oylama sistemini değiştirmiş ve Yeşiller'in yardımıyla, en demokrasi karşıtı amaçlarla ikili fesihin koşullarını oluşturmuştur. O, iş dünyasına ve yüksek gelirli kesimlere vergi kesintileri sağlarken, halka “yeni ekonomiye geçiş” konusunda küstah öğütler vererek, Liberallerin ve Milliyetçilerin parlamentonun her iki organında da çoğunluk kazanması üzerine kumar oynuyor. Onun planı, bu tür bir çoğunluğu, sert bütçe kesintilerini, çalışma koşullarına yönelik saldırıları geçirmek ve şirketlere ve zenginlere her zamankinden büyük bağışlarda bulunmak için kullanmaktır. Tumbull'un desteği hızla azalır ve 1931'den bu yana ilk kez birinci dönem hükümeti yenilgiye götürme olasılığıyla karşı karşıya gelirken, Koalisyon, umutsuzca, seçimleri sığınmacılara yönelik ırkçı saldırılara ve terörist tehditler üzerine histeriye yöneltmeye çalışıyor.

İki partili sistemin en eski bileşeni olan İşçi Partisi, sağlığa, eğitime ve altyapıya milyarlar akıtacağı utanmaz yalanı ile iktidarı elde etmeye çalışıyor. İşçi Partisi'nin gerçek politikası, en az Liberallerin ve Milliyetçilerinki kadar, kemer sıkma ve militarizmdir.

İşçi Partisi, Koalisyon karşısında “kötünün iyisi“ değildir. Shorten ve gölge maliye bakanı Chris Bowen, kendilerini Avustralya'nın “AAA” kredi değerlendirme derecesini korumak için gereken her şeyi yapmaya adamış durumda ki bu büyük bankaların karları için son derece önemli. Kredi değerlendirme kuruluşları, sosyal harcamalarda acımasız kesintiler yapmada ve bütçe açığını azaltmada ısrar edeceklerini ortaya koydular ve İşçi Partisi, onların dediklerini yapacaktır.

Ordu için ve Çin'e karşı savaş hazırlıklarına israf edilen on milyarlara gelince; Bowen, İşçi Partisi'nin Koalisyon'dan “çok az farkı” olduğunu açıkladı. İşçi Partisi'nin savunma alanındaki sözcüsü Stephen Conroy, Avustralya'nın, Güney Çin Denizi'nde Çin'in hak iddia ettiği sulara kendi savaş gemilerini göndererek (ve askeri bir çatışma riskini göze alarak), ABD'nin “dönüş”üne olan desteğini kanıtlamasını talep etti.

Shorten, sığınmacıların Avustralya'da sığınma talebinde bulunma hakkını tanımama ve onları uzak Pasifik adalarındaki korkunç kamplarda hapsetme biçimindeki partiler üstü politikayı sürdürme sözü vermiştir. İşçi Partisi'nin ve sendikaların gerici programı, onların, üretimdeki ve diğer sektörlerdeki işlerin ortadan kaldırılmasından, gerçek suçlu olan kar güdülü şirketleri değil de deniz ötesindeki işçileri, özellikle de Çin'dekileri suçlamaya yönelik milliyetçi ve şovenist girişimlerinde cisimleşmektedir.

Milyonlarca insanın önündeki soru, hangi partinin hem Liberal-Milliyetçi Koalisyon'a hem de İşçi Partisi'ne alternatif oluşturduğudur.

Seçime gidileceğinin açıklanmasından sonraki bir gün içinde, Yeşiller'in “ilerici alternatif” olduğu efsanesi çöktü. Yeşiller'in başkanı Richard Di Natale ve başkan yardımcısı Adam Bandt, bir İşçi Partisi hükümetini desteklemekle kalmayıp o hükümette bakanlık alacaklarını ve onun politikalarını uygulayacaklarını açıkladılar. Hiçbir şey bundan daha açık olamazdı. Yeşiller’e verilecek her oy, daha sert sosyal kesintiler dayatacak, sığınmacılara zulmedecek, anti-demokratik yasaları genişletecek ve Avustralya'yı ABD önderliğinde Çin ile çatışmaya götürecek bir İşçi Partisi hükümetine verilmiş bir oy olacaktır.

Seçimlere, Nick Xenophon ile Jacquie Lambie tarafından kurulanlar da dahil çok sayıda başka parti, çeşitli göçmen karşıtı oluşumlar ve tekil konulara odaklanmış bir dizi protesto partisi katılıyor. İşçiler ve gençlik, Tek Ulus ve Hıristiyan Birleşik Parti gibi benzeri “üçüncü” partiler ile 2010 seçimlerinin ardından İşçi Partisi azınlık hükümetini destekleyen “bağımsızlar” tarafından daha önce oynanmış olan rolden sonuçlar çıkarmalıdır. Onlar, kemer sıkma ve savaş gündemine karşı çıkmak bir yana, en az büyük partiler kadar, şirket seçkinlerinin ajanları işlevini görmektedirler. Onların hepsi, milliyetçiliği teşvik ediyor, Avustralya kapitalizmini savunuyor, onu uluslararası alandaki rakiplerine ve içeride işçi sınıfına karşı koruma görevini yerine getiriyorlar.

Sosyalist Eşitlik Partisi, tarihi ve programı gereğince, işçi sınıfı için tek gerçek alternatifi temsil etmektedir.

Enternasyonalist ve sosyalist programı destekleyin!

Egemen seçkinler ve onların medyası, 25 yıl önce, kapitalizmin Doğu Avrupa'da, Çin'de ve eski Sovyetler Birliği'nde Stalinist yönetimler tarafından restore edilmesini, “sosyalizmin sonu” ve kapitalist piyasanın “zaferi” olarak kutlamıştı. Stalinizmin 1917 Rus Devrimi’ne ihanet ettiği ve Troçkist hareket tarafından temsil edilen gerçek sosyalizmin ölümcül düşmanı olduğu gerçeği, tarihe ilişkin çarpıtmalar dağının altına gömülmüştü.

Bugün, kapitalizmin başarısızlığı, köklü bir siyasi taban kaymasını harekete geçirmiş durumda. Artan sayıda işçi ve genç bir alternatif arıyor. Onlar, yalnızca küçük bir milyarderler azınlığının çıkarlarına uygun olan bir sistemi savunmak için yaşam standartlarını ve geleceklerini feda etmeye razı değiller.

ABD'de, milyonlarca insan (özellikle 45 yaşın altında olanlar), kendisini bir “demokratik sosyalist”, şirketlerin gücüne ve toplumsal eşitsizliğe karşı bir “siyasi devrim”in savunucusu olarak sunduğu için, Demokratik Partili başkan adayı Bernie Sanders'ın kampanyasını desteklediler. Britanya'da, Jeremy Corbyn, İşçi Partisi'nin önderliğini, kendisini sosyalist ve savaş karşıtı gibi göstererek elde etti.

Sanders ve Corbyn kapitalist politikacılardır. Onların amacı, işçilerin diğer partilerden ve resmi siyaset kurumundan kopmasını önlemek için sol görünümlü söyleme başvurmaktır. Onlar, yükselen bir toplumsal hareketten yalnızca geçici olarak yararlanıyorlar. Bununla birlikte, onların elde ettiği destek, işçi sınıfına sosyalist ve devrimci programın gerçekte ne olduğunu anlatma ihtiyacını ortaya koymaktadır. Bu görev, SEP'in seçim kampanyasının tam merkezindedir. Biz, işçileri ve gençleri bir kapitalist hükümetin yerini var olan parlamenter yapı içinde bir diğerinin alması perspektifine hapsetmeye çalışan Sosyalist İttifak ve Sosyalist Alternatif ya da Yeşiller içindeki “sol” unsurlar gibi çeşitli sahte solcuları teşhir edeceğiz.

Koalisyon ile İşçi Partisi'nin gerçekte birbirinden ayırt edilemeyen politikaları, geleneksel siyasi aidiyetlerin çökmesi ve işçiler ile gençlerin gerçek değişim özlemi, daha önce tanık olunmadık krizle ve belirsizlikle damgalanmış bir seçim kampanyasına yol açmış durumda. Bununla birlikte, kesin olan şu ki, önümüzde büyük sınıf mücadeleleri uzanmaktadır. Otuz yıldır, şiddetli ve bitmek bilmez bir sınıf mücadelesi veriliyor ama şirket ve mali sektör seçkinleri ile onların hükümetleri tarafından tek yönlü olarak. Şimdi, işçiler, dünyanın dört bir yanında yeniden tarihsel arenaya giriyor ve Avustralya işçi sınıfı bunun dışında değil.

SEP'e göre, seçim kampanyamızdaki en önemli konu, işçileri ve gençleri dünya partimizin (Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi – DEUK) sosyalist ve enternasyonalist perspektifine kazanmaktır. İşçi sınıfı, eğer savaşı önleyecek ve dünyayı insanlığın ezici çoğunluğu yararına değiştirecekse, uluslararası düzeyde birleşmelidir.

SEP, kapsamlı sosyalist politikalar uygulayacak bir işçi hükümetinin (işçi sınıfı tarafından ve işçi sınıfı için kurulmuş bir işçi hükümeti) kurulması uğruna mücadele etmektedir. Bunun olanaksız olduğunu söyleyenlere yanıtımız şudur: neyin mümkün olup olmadığı mücadele eliyle belirlenecek!

Sizleri bize katılmaya çağırıyoruz! SEP, Troçkist hareketin büyük mirasına ve ilkelerine; onun milliyetçiliğin, şovenizmin ve oportünizmin bütün biçimlerine karşı mücadelesi üzerine kuruludur. Bizim programımız sizin çıkarlarınızı ve insanlığın geleceğini temsil etmektedir.

2 Temmuz'da, Sosyalist Eşitlik Partisi'nin Senato ve Temsilciler Meclisi adaylarına oy verin!, Adaylarımızın seçim bölgelerindeki ve ülkenin diğer yerlerindeki SEP seçim komitelerine katılın ve onları inşa edin. Bu açıklamayı olabildiğince yaygın bir şekilde, ailelerinize, arkadaşlarınıza ve iş arkadaşlarınıza dağıtın. Dünya Sosyalist Web Sitesi’nden seçim kampanyamızı takip edin ve Facebook ile diğer sosyal medya araçları üzerinden düşüncelerinizi ve yorumlarınızı paylaşın. İşyerinizde, üniversitenizde ya da çevrenizde toplantı düzenleyin ve SEP adayını konuşmaya davet edin. Seçim kampanyası fonumuza yapabildiğiniz kadar bağışta bulunun ve bize sosyalist alternatifi yükseltmek için gerekli kaynaklar sağlayın. Maddi desteğinize ihtiyacımız var!

Her şeyden önce, uluslararası sosyalizm uğruna mücadeleye girişmenin ve DEUK'un Avustralya şubesi SEP'e katılmanın zamanı gelmiştir!

Kampanyaya katılmak için, http://www.sep.org.au/ adresinden bugün kayıt olun.

Authorised by James Cogan, Shop 6, 212 South Terrace, Bankstown Plaza, Bankstown, NSW 2200.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır