World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz

Yazıcıya hazırla

İran seçimleri Ruhani’nin elini güçlendirdi

Keith Jones
8 Mart 2016
İngilizce’den çeviri (1 Mart 2016)

Geçtiğimiz Cuma günü İran’da düzenlenen seçimler, İslam Cumhuriyeti’nin burjuva egemen seçkinlerinin Washington ile hızlı uzlaşmadan yana olan ve neo-liberal yeniden yapılanma hamlesine öncülük eden hizbini güçlendirdi.

Bu hizbe, İran’ın mevcut Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve onun kıdemli akıl hocası, iki dönem cumhurbaşkanlığı yapmış Haşimi Rafsancani önderlik ediyor. Sempatisinin nereden yana olduğunu açıkça gösteren Batı medyası, onu, sürekli olarak, “ılımlı” ya da “reformist” hizip olarak adlandırıyor.

Cuma günkü seçimlerde söz konusu olan, İran’ın 290 sandalyeli parlamentosunun bileşimi ve 88 üyeli Danışmanlar Konseyi idi. İran’ın dini liderinin çalışmalarına karar veren ve onları denetleyen Danışmanlar Konseyi’ne üyelik, Müslüman din adamlarıyla sınırlı.

Yeni Danışmanlar Konseyi, 76 yaşındaki mevcut ruhani lider Ayetullah Ali Hamaney’in kötü sağlık durumu nedeniyle, büyük ihtimalle onun sekiz yıllık döneminin belirli bir noktasında halefini seçmek zorunda kalacak. Dolayısıyla, bu yılki Konsey seçiminin sonucu, özellikle önemli görülüyordu.

İran’ın yeni parlamentosunun kesin bileşimi, koltukların yaklaşık yüzde 15’ini doldurmak için Nisan ayında ikinci tur seçimlerin yapılması gerektiği ve İran’ın egemen seçkinlerinin siyaseti yüksek derecede yapılandırılmış partiler üzerinden değil de daha ziyade gevşek hizipsel gruplaşmalar aracılığıyla organize edildiği için, henüz bilinmiyor.

Yine de, kısmi sonuçlar, Ruhani-Rafsancani hizbinin, hem parlamentoda hem de Danışmanlar Konseyi’nde “sert” rakipleri olan İlkeciler zararına büyük kazanımlar elde etmesine olanak sağlayacak şekilde, İran halkının daha ayrıcalıklı kesimlerinden kayda değer bir destek topladığını gösteriyor.

Sadık Şii dindar muhafazakarlardan ve Devrim Muhafızları ile onların azımsanmayacak ticari çıkarlarıyla bağlantılı unsurlardan oluşan İlkeciler, Ruhani’nin, Dini Lider Hamaney’in onayıyla, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleriyle ve Almanya ile vardığı nükleer anlaşmaya yönelik kaygılarını ve bazı durumlarda açık muhalefetlerini dile getirmiş durumdalar. İran, bu anlaşma uyarınca, ABD’nin ve onun Avrupalı müttefiklerinin ülke ekonomisini felce uğratan ekonomik yaptırımlarını kaldırmaları karşılığında, kendi sivil nükleer programını büyük ölçüde iptal etmeyi ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (UAEK) şimdiye kadarki en davetsiz denetleme düzenine boyun eğmeyi içeren kapsamlı tavizler vermişti.

İlkeciler, Ruhani hükümetini, İran’ın petrol kaynaklarını Batılı petrol devlerine açık arttırmayla satma planları nedeniyle de eleştirdiler. İlkeciler, bunun yerine, ulusal olarak odaklanılmış bir “direniş ekonomisi”ni sürdürmeyi savunuyorlar.

Ruhani-Rafsancani hizbinin seçim başarısı, yaklaşık 16 milyonluk nüfusuyla İran halkının dörtte birinden fazlasına ev sahipliği yapan Tahran’da özellikle belirgindi. Seçime “Umut Listesi” adı altında katılan hizip, Tahran’ın parlamentodaki sandalyelerinin tamamını (30) ve Danışmanlar Kurulu’ndaki 16 sandalyesinden 15’ini kazandı. Ruhani hükümeti, seçimlerden önce, yalnızca iki Tahran milletvekilinin desteğine sahipti.

Rafsancani Tahran genelinde Danışmanlar Konseyi seçimlerinde en yüksek oyu alırken, Ruhani üçüncü oldu. Yenilgiye uğrayanlar arasında, Konsey’in görevi sona eren başkanı Ayetullah Muhammed Yazdi ile 2005-2013 yılları arasında İran’ın cumhurbaşkanı olarak görev yapan, bir popülist ve İlkeciler ile oldukça özdeşlemiş olan Mahmud Ahmedinejad’ın yol göstericisi ve dini danışmanı Muhammed Taqi Mesbah-Yazdi de vardı.

Batı’da yayımlanan haberlere göre, İran’ın başkentindeki orta sınıf, bazı mahallelerde oy verme süresini üç saat kadar uzatmaya zorlayacak şekilde, kitleler halinde oy vermeye gitti. Aynı anda, Tahran’ın güneyinde yoğunlaşan işçi sınıfı, her iki rakip burjuva kampa yönelik yabancılaşmasını ve düşmanlığını gösterecek şekilde, seçime büyük ölçüde ilgisizdi.

Pazartesi günü, İran hükümeti, Tahran’da seçime katılımın sadece yüzde 50 olduğunu bildirdi ki bu, ülke genelindeki ortalama yüzde 62 ile keskin bir aykırılık oluşturuyor.

Ahmedinejad, 2005’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanırken, Rafsancani’nin ve onun “reformist” ardılı Muhammed Hatemi’nin uyguladığı, toplumsal eşitsizlik ve ekonomik güvencesizlikte artışa yol açan IMF onaylı serbest piyasa yanlısı politikalara yönelik yaygın düşmanlıktan yararlanmıştı. Ahmedinejad, cumhurbaşkanlığının ilk dönemi sırasında, dünya petrol fiyatlarının hızla arttığı koşullar altında, İran’ın dini-burjuva egemen çevrelerini dehşete düşürerek, sosyal harcamaları önemli derecede arttırmıştı. Ahmedinejad ve parlamentoda hakim olan İlkeciler, onun 2008 dünya mali çöküşünün ardından başlayan ikinci dönemi sırasında ve ABD İran’a karşı yaptırımlarını ve savaş tehditlerini yoğunlaştırırken, fiyat desteklerini keserek ve zaten istekli olunan özelleştirme yönelimini hızlandırarak, keskin bir şekilde işçi sınıfına karşı döndüler.

Rafsancani-Ruhani hizbi, her ne kadar Tahran’dakinden daha az çarpıcı seviyede olsa da, diğer büyük İran kentlerindeki durumunu da iyileştirdi. Bununla birlikte, onun İlkeci rakipleri, bildirildiğine göre, küçük kasabaların ve kırsal alanların çoğunda kazandılar.

Haber kuruluşları, parlamentodaki rakip grupların nispi güçlerine ilişkin farklı tahminlerde bulundular. Reuters ve Al Jazeera “muhafazakarlar”ın sandalyelerin yüzde 35-40’ını, “reformistler”in yüzde 30’unu ve bağımsızların yüzde 15’ten biraz fazlasını aldığını bildirirken, BBC, “tutucular”ın 150’den fazla sandalye kazandığını, “reformistler”in ise 111 sandalye aldığını söyledi.

Ruhani-Rafsancani hizbinin seçimlerden güçlü çıkmasındaki önemli bir etken, onun diğer grupların desteğini elde etme becerisiydi. Batının teşvikiyle, ispatlanmamış oy hileleri suçlamaları üzerinden Ahmedinajad’ın 2009’da yeniden seçilmesinin meşruluğuna meydan okumuş olan “Yeşiller”in çoğu lideri gibi, eski cumhurbaşkanı Hatemi de bu hizbe destek verdi. Hatemi’nin eski cumhurbaşkanı yardımcısı vekili Muhammed Reza Aref, “Umut Listesi”nin Tahran’daki en büyük oy toplayıcısıydı.

Ruhani yanlısı hükümet aday listesi, ayrıca, önceden İlkeciler ile ilişkili bilinen sosyal muhafazakarları da kapsayan önde gelen kişilerden destek aldı. Bunların arasında en önde geleni, İran’ın dini kurumunun en güçlü ailelerinden birisinden gelen, mevcut meclis başkanı Ali Laricani idi. Laricani’nin yeniden seçilmesi, Devrim Muhafızları’nın başlıca önderlerinden biri olan Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani tarafından da desteklendi.

İran’ın iş dünyası önderleri ve piyasa yanlısı ekonomistler, seçim sonuçları karşısında çok mutlu oldular. Hatemi’nin eski ekonomi danışmanlarından biri olan Saeed Leylaz, Reuters’a, “Yeni parlamento, ekonomik gidişat açısından çok daha iyi olacak.” dedi. İran’daki yabancı yatırımların düzenlenmesinde uzmanlaşan büyük bir finansal hizmet şirketi Turquoise Partners’ın CEO’su Ramin Rabio, yeni hükümetin, hızla, iş yasasındaki işten çıkarmalara ilişkin kısıtlamaları ortadan kaldırmayı ve ülkenin ticaret yasasını daha iş dünyası dostu kılmak üzere yenilemeyi kapsayan çok sayıda piyasa yanlısı “reform” uygulamasını beklediğini söyledi.

Ruhani hükümetinin başlıca hedeflerinden biri, Batılı sermayeyi teşvik etmek için ülkenin petrol sektörünü yöneten düzenlemeleri yeniden yazmaktır. Hükümetin umudu, İran’ın geniş nitelikli ucuz emek ve doğal kaynak arzından faydalanma peşinde koşan Avrupa ve nihayetinde ABD yatırımlarının, ona yeterli destek sağlayacak ve Şah’ın ABD destekli kanlı diktatörlüğünü deviren 1979 devrimi sonrasında işçi sınıfına tanınmış sosyal tavizlerin az miktardaki kalıntılarının ortadan kaldırılmasını örtecek şekilde, ekonomiye canlılık kazandıracağıdır.

İran’ın Ruhani Lideri Hamaney, geçtiğimiz Cuma günkü seçimlere olan yüzde 62’lik katılım oranını, İslam Cumhuriyeti’ne olan geniş halk desteğinin kanıtı olarak gösterdi ki bu, aslında 2011 seçimlerine göre yüzde 2’lik bir gerilemeyi ifade ediyordu.

Hamaney, uzun süredir, burjuva-dini egemen çevrelerin çeşitli hizipleri arasında manevra yapmaya çalışıyor. O, ABD ile bir nükleer anlaşma yönündeki değişimi onaylamış ve nihayetinde, devlet aygıtının bütün kesimlerinin onun arkasında durmasını sağlamıştı.

Hamaney, Ruhani yönetiminin Avrupalı hükümetlerin ve ulusötesi şirketlerin desteğini kazanmaya çalışma yönündeki büyük çabasına hiç bir itirazda bulunmadı. Bununla birlikte, Hamaney, Obama yönetiminin ve ABD ordu-güvelik kurumunun İran’ı tehdit etmeye, onun Suriyeli müttefikini devirme manevrasına ve Suudiler ile İsrail’e bol bol silah satmaya devam ettiği ve Cumhuriyetçilerin başkanlığı kazanmaları halinde nükleer anlaşmadan vazgeçme sözü verdiği koşullar altında, Washington’la hızla daha sıkı ilişki kurulmasına karşı uyarıda bulundu.

Ruhani ve onun dışişleri bakanı, çok daha az dikkatliydi. Onlar, nükleer anlaşmanın imzalanmasından bu yana, defalarca, İran’ın Ortadoğu’nun istikrara kavuşmasında ABD emperyalizmi için değerli bir ortak olabileceğini ileri sürdüler. Rafsancani, örneğin, Eylül 2013’te, ABD Suriye’ye bir askeri saldırı planlarken, İran’ın Esad rejiminden desteğini çekmesi gerektiğini önererek, İran’ın ABD’nin stratejik hedeflerine bağlanmasını teklif ettiği geçmişteki açıklamalarında çok daha samimiydi.

Eğer Obama yönetimi İran’a karşı savaş yönelimini geri çekmeyi ve karşılığında büyük tavizler elde etmeyi seçtiyse, bu, ABD emperyalizminin daha güçlü düşmanlarına (Rusya’ya ve Çin’e) karşı askeri-stratejik saldırı üzerinde yoğunlaşması için yapılmıştır. İkinci bir büyük hesap, İran ile ABD’nin diplomatik ve Batının ekonomik yakınlaşmasının, Washington’a, Ortadoğu üzerinde ABD egemenliğini koşulsuz kabul etmeye zorlamak ya da Tahran’da rejim değişikliği için siyasi ön hazırlık yapmak amacıyla İslam Cumhuriyeti egemen seçkinleri içindeki bölünmeleri daha iyi araştırma ve onlardan kendi çıkarı için yararlanma olanağı sağlayacak olmasıydı.

Geçtiğimiz hafta Senato Dış İlişkiler Komitesi önünde konuşan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, “insan hakları” adına İran’a karşı daha fazla yaptırım uygulanmamasını tavsiye etti ve aynı zamanda, Washington’ın tercihen nükleer anlaşmanın uygulanmasının nasıl gittiğine bakması gerektiğini söyleyerek, Tahran’ı balistik füze programını terk etmeye zorlamaya karşı çıktı.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır