World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz

Yazıcıya hazırla

Avrupalı işçileri Fransa’daki grevcileri savunmak için harekete geçirin!

Alex Lantier
28 Mayıs 2016
İngilizce’den çeviri (26 Mayıs 2016)

Petrol rafinerisi ablukaları ve işgalleri, liman grevleri ve daha fazla grev çağrıları çevik kuvvetin saldırılarına meydan okuyarak Fransa geneline yayılırken, işçi sınıfı Sosyalist Parti (PS) hükümetinin gerici iş yasasına karşı mücadelede öncü güç olarak ortaya çıkıyor. Hareket, uluslararası ölçekte yayılmaya başlıyor. Brüksel’de 60.000 insanın salı günü sağcı hükümetin sosyal kesintilerini protesto etmek için yürüdüğü Belçika’da grev çağrıları var.

Kıta genelindeki halk kitleleri Avrupa Birliği’nin (AB) kemer sıkma politikalarını reddederken, olaylar hızla Avrupa’daki derin siyasi krizi açığa çıkarmış durumda.

PS, işçi sınıfının büyüyen radikalleşmesini, iş yasasını kitlesel muhalefete rağmen Ulusal Meclis’ten zorla geçirerek ve sonrasında devam etse de etmese de protestoları ezerek bastırmayı ummuştu. Şimdi o, gayri meşru yasasına karşı patlak veren muhalefetin derinliğiyle sarsılmış durumda. Fransa nüfusunun yüzde 70’i PS’nin iş yasasını geri çekmesini istiyor ve hükümetin hareketi vahşi baskı yoluyla durdurma yönündeki baştaki girişimleri başarısız oldu.

Salı günü, polis Brüksel’deki protestoculara karşı TOMA kullanırken, PS, Fos-sur-Mer’deki petrol tesislerini işgal eden işçilere plastik mermi, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su ile saldırmak üzere yüzlerce çevik kuvvet polisi gönderdi. Dün, polis, Douchy-les-Mines’deki bir yakıt deposu işgalini bitirdi. Yine de, işçi sınıfının kemer sıkmaya karşı seferberliği yayılmaya devam ediyor.

Tüm sözde sol partilerin sağa kayışını körüklemiş olan SSCB’nin Stalinist tasfiyesinden yirmi beş yıl sonra, siyasi yönelimsizliğin uzatılmış bir dönemi sona yaklaşıyor. İşçi sınıfı hareketi ortaya çıkmış durumda. Stalinist Fransa Komünist Partisi’nin 1968 genel grevine ihanetinin ardından orta sınıf entelektüel çevrelerde egemen olmaya başlayan işçi sınıfının, Marksizmin ve sosyalizmin toptan yadsınması, Avrupa kapitalizminin siyasi krizinin nesnel gelişmesi ve sınıf mücadelesinin yeniden canlanması eliyle çürütülüyor.

Bu mücadele, 2008 mali iflasıyla ilan edilen küresel krizden ve kapitalist sistemin çöküşünden kaynaklanıyor. O zamandan beri, işçi sınıfı, özellikle Avrupa’da, muhafazakarından sosyal demokratına ve Yunanistan’daki sözde radikal sol Syriza hükümetine kadar her renkten kapitalist hükümetlerle sayısız acı deneyim yaşadı. Bu hükümetlerin her biri emirlerini bankalardan aldı ve öncellerinin kemer sıkma politikalarını derinleştirdi.

İşçi sınıfına yönelik uluslararası saldırı, güçlü ve büyüyen bir tepkiyi kışkırtıyor: ABD telekomünikasyon işçilerinin grevleri ve öğretmenlerin iş bırakması; Britanyalı asistan doktorların sağlık kesintilerine karşı grevi; Yunan işçilerinin Syriza’nın kemer sıkma önlemlerine karşı genel grevi ve Hindistan ile Çin’deki kamu ve sanayi işçilerinin grevleri.

İş yasası, Fransa’da Uluslararası Para Fonu ve Avrupa Merkez Bankası (mali sermayenin kurumsal temsilcileri) tarafından talep edilen “yapısal reform” programının uygulanmasıdır. O, Berlin’le ve özellikle de, bir sosyal demokrat, sendika yetkilisi ve Almanya’da işçilerin ücretlerini ve sosyal koşullarını düşürmek üzere on yıl önce uygulanan Hartz yasalarının yazarı olan Peter Hartz’la yakın işbirliği içinde hazırlandı. Mart ayında iş yasasına karşı protestolar başladığında, Almanya’dan, İtalya’dan ve Portekiz’den sosyal demokrat yetkililer krizle nasıl başa çıkacaklarını görüşmek üzere Paris’te bir araya geldiler.

Fransa’daki işçilere uygulanan baskı, uluslararası işçi sınıfına bir uyarıdır. Fransa’da ve uluslararası ölçekte egemen seçkinlerin büyüyen toplumsal gerilimlere ve işçi sınıfı direnişine başlıca yanıtı, hızla diktatörlüğe doğru ilerlemektir.

Fransa’da ve Belçika’da geçtiğimiz yılki Paris terör saldırılarının hemen ardından uygulamaya konan olağanüstü halin, her durumda NATO’nun Suriye’deki dış politika araçları olarak hizmet eden İslamcı terör ağlarını değil, ama işçi sınıfında merkezileşen iç muhalefeti hedeflediği açıktır. PS, uzun hapis cezalarıyla tehdit ederek, işgalleri dağıtmak ve barışçıl göstericilere saldırmak üzere olağanüstü yetkiler kullanıyor.

Fransa’daki olaylar, işçi sınıfının neden Fransa’daki ve Avrupa genelindeki kemer sıkma yanlısı hükümetleri alaşağı etmek için mücadele edecek şekilde, devrimci yolu tutmaktan başka seçeneğinin kalmadığını göstermektedir.

Fransa, Belçika ve Yunanistan işçilerinin bu mücadeledeki vazgeçilmez müttefiki, Avrupa ve uluslararası işçi sınıfıdır. Fransa’daki sınıf kardeşlerini PS hükümetinin zulmüne karşı desteklemek ve savunmak, işçilerin uluslararası ölçekte karşı karşıya olduğu başlıca bir siyasi görevdir.

Fransız işçiler, Fransa’daki, Belçika’daki ve Yunanistan’daki mücadeleleri dikkatle izleyen Avrupa genelindeki işçilere güçlü bir çağrı yapabilirler.

İşçiler, mücadelelerini ulusal sınırlar boyunca bölme yönündeki tüm girişimleri reddetmelidir. Egemen sınıfın Fransa’da sağcı Cumhuriyetçiler ve aşırı sağcı Ulusal Cephe (FN) tarafından temsil edilen daha aşırı milliyetçi grupları, iktidara gelmek üzere iş yasası krizinden ve Avrupa sosyal demokrasisinin dağılmasından yararlanmaya çalışarak, AB’ye saldırıyorlar. Dün, FN lideri Marine Le Pen, hükümetin iş yasasını geri çekmesini ve erken seçime gitmesini talep eden bir açıklama yayınladı.

Şirketlerin ve bankaların Avrupa Birliği, işçi sınıfı için bir hapishanedir; o, ulusal şovenizmin, militarizmin ve savaşın üreme alanıdır ve yıkılmalıdır. Ama Fransız, Alman, Britanyalı, Yunan ya da başka bir şovenizm temelinde ulusal sınırlar arkasına kapanma, daha az gerici ve emekçilerin çıkarları açısından daha az yıkıcı değildir. Avrupa Birliği’nin tek ilerici alternatifi, Avrupa’nın, kıta genelindeki işçilerin işçi iktidarı ve sosyalizm uğruna eşgüdümlü mücadelesi yoluyla, yeni, devrimci ve eşitlikçi bir temelde birleşmesidir.

İşçiler, hareketlerini, özellikle şu ya da bu gerici yasanın geri çekilmesi veya bir kemer sıkma yanlısı hükümetin yerini bir başkasının alması talebiyle sınırlayamazlar. Avrupa işçi sınıfının mücadelelerinin birleşmesi, yalnızca, her Avrupa ülkesinde sosyalizm uğruna ortak bir mücadele temelinde ilerleyebilir.

Bu, sendikalardan ve egemen seçkinlerin bütün siyasi partilerinden ve temsilcilerinden bağımsız mücadele organlarının oluşturulması dahil, işçi sınıfının kapsamlı bir siyasi ve stratejik yeniden yönelimini gerektirmektedir.

Bu, en önemlisi, tüm Avrupa ülkelerinde Avrupa Birleşik Sosyalist Devletleri perspektifini geliştirmek üzere, işçi sınıfı içinde yeni bir Marksist önderliğin, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin şubelerinin inşasını gerektirir.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır