World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/nov2016/mosu-n23.shtml

Çatışmalar Musul’da ve Kuzey Irak’ta yoğunlaşıyor

James Cogan
23 Kasım 2016
İngilizce’den çeviri (22 Kasım 2016)

Kuzey Irak’taki Musul kentini ve çevresindeki kasabalar ile köyleri Irak ve Şam İslam Devleti’nden (IŞİD) geri almaya yönelik ABD yönetimindeki saldırı beşinci haftasına girdi.

Saldırı, 30.000 dolayında Irak Ordusu askerini, Kürdistan Bölgesel Yönetiminin (KBY) 15.000 peşmergesini, binlerce IŞİD karşıtı Sünni Arap ve Hristiyan savaşçıyı, Türk ordusunun desteklediği Türkmen milisleri ve Bağdat’taki ABD destekli hükümete egemen olan köktenci siyasi partilere bağlı 20 ile 30 bin arasında Şii milisi içeren, birbirine muhalif bir silahlı güçler topluluğunu kapsıyor.

Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi-HSG) olarak bilinen Şii milisler, Musul’un 60 kilometre batısında, Suriye sınırı yakınında bulunan ve ağırlıklı olarak etnik Türkmenlerin yaşadığı Telafer kasabasını ele geçirmeye ve IŞİD güçlerinin Suriye’deki başkentleri Rakka’ya kaçmasını engellemeye çalışıyorlar. HSG, 16 Kasım günü Telafer havaalanını ele geçirmişti. HSG, geçtiğimiz 24 saat içinde, kenti bütünüyle kuşatmanın eşiğinde olduğu ilan etti.

Kendisini Iraklı Türkmenlerin savunucusu ilan eden Türk hükümeti, Telafer’de “teröre yol açmaları” durumunda Irak’a gireceği ve çoğu Arap Şiilerden oluşan milislere saldıracağı tehdidini yineledi. HSG, IŞİD’e karşı operasyonlarda, batı Irak’taki Feluce ve Ramadi kentlerinde mezhepsel cinayetler işlemekle ve Sünni sivillere kötü muamelede bulunmakla suçlanmıştı. Türkiye’yi yatıştırma çabası içinde, görünüşte Telafer saldırısını yönetmek için Irak ordu birlikleri gönderildi.

Musul’da, Irak hükümet güçleri, IŞİD savaşçılarını kentin doğu varoşlarından, sert direnişten dolayı yavaşça “temizlediklerini” ve kent merkezine sekiz kilometre uzakta olduklarını iddia ediyorlar. Kuzey Musul Kürt peşmergeleri tarafından tecrit edilmiş durumda. Irak ordusu, kentin güneyine 20 kilometre yaklaştı. Bununla birlikte, kentin büyük kesimi hala IŞİD’in kontrolünde.

ABD ordusu, yüzlerce Amerikan personelin sahada olduğunu ve çatışmaya katıldığını kabul etti. Britanyalı ve Avustralyalı askerlerin de Iraklı birlikler ile yan yana savaştığı bildiriliyor.

ABD ordu sözcüsü Albay John Dorrian, geçtiğimiz hafta, gazetecilere, ABD Yeşil Berelileri’nin ve diğer özel kuvvetler personelinin “çatışmanın en şiddetli yerinde” olduğunu anlatmıştı. Dorrian şunları belirtti: “Hiç kuşku yok ki ABD’li danışmanlar tehlikede… Bizim görevimiz alan ele geçirmek ya da düşman ile yakın temasta bulunmak değil; ama Iraklılar ilerledikçe, bize ihtiyaçları olduğunda, onların bize gereksinim duydukları yere gideceğiz.”

Musul’u Haziran 2014’te ele geçirmiş olan IŞİD, saldırıyı yavaşlatmak ve ölümlere yol açmak için bir dizi savunma önlemine güveniyor. O, kentin altında bir tüneller ağı inşa etmiş, binaları ve araçları patlayıcılarla donatmış ve mayınlar döşemiş durumda. IŞİD, bir propaganda bülteninde, ordunun tanklarına, zırhlı araçlarına ve mevzilerine yönelik 124 intihar saldırısı düzenlediğini iddia etti. Aynı bültende, IŞİD savaşçılarının 2.700 dolayında ordu ve Kürt askerini öldürdüğünü ileri sürüyor.

ABD, Britanya, Fransız, Avustralya, Kanada ve Irak savaş uçakları, IŞİD’in savaş mevzileri, komuta ve kontrol tesisleri ve ikmal depoları olduğu iddia edilen yerlere sürekli hava saldırıları düzenliyor. Sayıları 600.000’e varan çocuklar dahil bir ile bir buçuk milyon sivilin sıkışmış olduğu Musul’da büyük sayıda can kaybı kaçınılmaz.

ABD ordusu ve Irak hükümeti, IŞİD’i, sivilleri “canlı kalkan” olarak kullanmakla ve emirlerine uymadığı için yüzlerce kendi savaşçısı ile çok sayıda sivili öldürmekle suçlamaya devam ediyor.

IŞİD karşıtı koalisyonun çeşitli hizipleri, kendi güçlerine ya da sivillere ilişkin herhangi bir kayıp tahmininde bulunmuş değil. Tek tahmin, hava saldırılarında en az 340 savaşçı olmayan kişinin öldürüldüğü ve 1.190 kişinin yaralandığı doğrulanmamış iddiasında bulunan IŞİD tarafından yapıldı.

En son BM tahminlerine göre, savaş alanından şimdiye kadar, asıl olarak kentin kenar mahallelerinden, ancak 60.000 sivil kaçmış. UNHCR sığınmacı yardım kuruluşunun temsilcilerinden Adrian Edwards, 18 Kasım günkü bir basın açıklamasında, “Çatışmanın Musul’un daha yoğun nüfuslu kentsel bölgelerinde yoğunlaşmasından sonra, kaçan insanların sayısında, geçtiğimiz hafta boyunca önemli bir artış yaşandı.” dedi.

Kentin iç kesimlerindeki durumu değerlendiren Edwards şunları belirtti: “Kimi bölgelerde, su ve elektrik altyapısı, okullar ve hastaneler zarar gördü ve sağlık hizmetlerine çoğunlukla ulaşılamıyor. Çok sayıda insan geçim kaynağı olmadığı, gıda malları üretimi azaldığı ve fiyatlar arttığı için aç durumda. İçme ve sulama suyu tedariki kesilmiş durumda.”

Kış başlarken sıcaklıkların düşmesiyle birlikte, yardım kuruluşları, saldırı Musul’un merkezine ilerlediğinde beklenen insan akınıyla baş etmek için daha fazla kaynak oluşturulması çağrısını yapmaya devam ediyorlar. UNHCR’nin açıklamasına göre, eldeki kapasitenin kullanılması durumunda, 700.000 insana kısa süreli acil barınma ve yardım sağlanabilecek. Bundan çok daha fazla insanın kentten ayrılmaya zorlanması durumunda, sonuç bir insani felaket olacak.

Görüşmeler için Berlin’de bulunan Irak Dışişleri Bakanı İbrahim El Caferi, dün, gazetecilere, Irak’ın, Donald Trump’ın başında olduğu bir ABD yönetiminin, görevi aldığında, saldırıya aynı düzeyde destek vermeye devam etmesini “beklediğini” belirtti. O, “Bu stratejiler başkanlar ile birlikte değişmez. Anlaşmalar imzalanır ve ardından ona dahil olan herkes için bağlayıcı olurlar.” dedi. İbrahim El Caferi, Musul’un yeniden ele geçirilmesinin ardından, Irak’ın, Trump başkanlığının “yeniden inşa” için önemli ölçüde mali yardım sağlamasını beklediğini ifade etti. Kentin büyük bölümü, muhtemelen enkaza dönüşecek.

Trump yönetiminin karşılaşacağı ilk uluslararası sorunlar arasında, Şiilerin baskın olduğu Bağdat’taki hükümeti ile Kürt özerk bölgesi arasında Irak’ın geleceğine ilişkin artan gerilim de olacak.

KBY Başkanı Mesud Barzani, geçen hafta, Kürt yönetiminin, silahlı güçlerinin IŞİD’e karşı savaşırken işgal etmiş olduğu alandan en küçük bir parça bile vermeme konusunda “ABD desteği”ne sahip olduğunu ileri sürdü. KBY’nin kontrol ettiği ve kendi kalıcı egemenliği altına alacağını ileri sürdüğü en önemli bölgeler arasında Musul’un batısındaki ve kuzeyindeki onlarca köy ile petrol açısından zengin Kerkük kentinin ve bölgesinin tamamı bulunuyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün bu ay yayımladığı bir raporda, Kürt peşmergelerin, geçtiğimiz iki yıl içinde, etnik Arap nüfusu ayrılmaya zorlamak için yüzlerce evi hatta köyleri yıkmış olduğunu ileri sürüyor.

Irak Başbakanı Haydar el-Abadi, Barzani’nin KBY’nin resmi sınırlarının dışındaki alanlarda yetki iddiasını açıkça reddetti. Abadi, IŞİD’e karşı askeri işbirliği anlaşmasının “Musul’un kurtarılmasının ardından, peşmergenin kurtarılmış bölgelerden çekilmesi” koşulunu koyduğunu açıkladı.

En büyük Şii siyasi partilerden biri olan İran destekli Irak Yüksek İslam Konseyi’nin önderlerinden Bakır Cebr Solağ El Zubeydi dün Barzani’ye yanıt verdi. Açık silahlı çatışma olasılığının altını çizen El Zubeydi, sosyal medyadan, Şii milislerin Kürt güçlerini işgal ettikleri topraklardan dışarı sürecekleri tehdidinde bulundu.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır