World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/oct2016/mosu-o25.shtml

Musul saldırısı çatışma kazanını karıştırıyor

James Cogan
25 Ekim 2016
İngilizce’den çeviri (21 Ekim 2016)

ABD ve müttefik hava kuvvetleri, özel kuvvetler ve “danışmanlar” tarafından desteklenen Irak ordusu askerleri ile özerk Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) birlikleri, IŞİD’in elindeki kuzey kenti Musul’a doğru ilerlemeyi sürdürüyor. Tahminen 1,5 milyon sivil kentte kapana kısılmış durumda. Son 24 saatte, Irak ordu birlikleri güneyden ilerlerken, Kürt güçleri kentin kuzeyindeki ve doğusundaki köy ve kasabaları ele geçirdiğini iddia etti.

Saldırı, savaş muhabirlerinin, genel olarak, Kürt ve Irak güçlerinin IŞİD militanlarının sözde fanatik direnişi ve intihar saldırıları karşısındaki başarısını öven haberler yaydığı eleştirisiz bir medya ilgisinin ortasında gerçekleşiyor. Savaş alanları üzerinde yükselen geniş siyah bulut sütunları, hep bir ağızdan, IŞİD’in, hareketlerini hava keşfinden ve saldırılarından saklamak için petrol kuyularını ve lastik yığınlarını tutuşturmasına atfediliyor.

Kürtlerin, Irak hükümetinin ya da IŞİD’in kayıplarına ilişkin bir resmi tahmin yayınlanmış değil. ABD ordusu, dün, bir özel kuvvetler askerinin, Musul’un kuzeyinde yol kenarına döşenen bir bomba eliyle öldürüldüğünü doğruladı.

ABD’nin ve müttefiklerinin kent merkezindeki alanlara yönelik hava saldırılarının neden olduğu yıkıma ve kayıplara ilişkin neredeyse hiçbir haber yapılmıyor. Medya, bunun yerine, sivil ölümlerini peşinen meşrulaştıran, IŞİD’in insanları “canlı kalkan” olarak kullandığı yönündeki suçlamalarla dolu. Hava saldırılarına, ABD, Britanya, Avustralya, Fransa, Kanada ve Ürdün bombardıman uçakları, jetleri, savaş helikopterleri, insansız hava araçları ve casus uçakları katılıyor.

Yaşanan yıkımın bir göstergesi, BBC’nin 19 Ekim’de yayınladığı, bir zamanlar Ortadoğu’daki en iyi donanımlı üniversitelerden biri olan Musul Üniversitesi’nin enkaz haline geldiğine ilişkin bir haberdi. [Haberde] Bir kaynak şunu belirtiyordu: “Üniversite bütünüyle kullanılamaz durumda ve hava saldırıları orayı gidilmesi zor bir yer haline getirdi. Binaların büyük kısmı yıkıldı, üniversite neredeyse yok oldu.”

ABD ve müttefik ordu komutanları, Musul’u geri alma operasyonlarının üç ay kadar süreceğini düşünüyor. Bu ise, kentin büyük kısmının enkaz haline getirileceğini ve çoğunluğu Sünni Arap olan sivil nüfusun bombardımandan, açlıktan ve hastalıktan dehşet verici kayıplar vereceğini ortaya koyuyor.

Bununla birlikte, sadece beş günlük Musul saldırısı, ABD’nin Irak’taki, Suriye’deki ve geniş Ortadoğu’daki 25 yıllık emperyalist şiddetinin, entrikalarının ve istikrarsızlaştırma faaliyetinin mirası olan bir devletler arası ve etnik-mezhepsel çatışmalar kazanını karıştırıyor. Kent daha ele geçirilmeden, IŞİD’e karşı operasyonlarda yer alan göstermelik müttefikler arası şiddetli çatışmaların yaşanması tehlikesi söz konusu.

Suriye rejimi, Rus hava kuvvetleri ile Lübnanlı ve Iraklı Şii milislerin yardımıyla, Halep kentinin doğu bölgelerini Sünni İslamcı milislerden geri almanın eşiğinde olduğunu iddia ediyor. İslamcılar, Devlet Başkanı Beşar Esad hükümetini devirmeye uğraşan ABD’den, Türkiye’den, Suudi Arabistan’dan ve Körfez devletlerinden destek alıyorlar. Halep’in ele geçirilmesi, Suriye’nin kıyı bölgelerindeki ABD destekli isyanı büyük ölçüde sona erdirecek ve Esad’ın ordusuna, odak noktasını ülkenin IŞİD’in elinde bulunan iç kesimlerindeki ve doğusundaki alanlara, özellikle de Rakka kentine kaydırma imkanı sağlayacak.

Hem Suriye rejimi hem de Rusya, ABD destekli Irak ve Kürt güçlerini, Musul’daki IŞİD savaşçılarının kentin batısından kaçarak Suriye’nin IŞİD kontrolündeki alanlarına geçmesine kasten izin vermekle suçluyor. İddialara göre, yüzlerce IŞİD militanı Suriye hükümetine karşı savaşa katılmak üzere Rakka yolunu tutmayı başardı.

Halk Seferberlik Birlikleri olarak bilinen Iraklı Şii milisler, IŞİD’in bu tür kaçış rotalarını kapatmak için Musul’un batısına yükleniyor. Onlar, Irak’ın kuzeybatısında bulunan IŞİD kontrolündeki Tel Afer kentine bir saldırı başlatacaklarını açıkladılar. Şii milislerin Musul’a yönelik saldırıda yer alması, Irak’ın batı kentleri Felluce ile Ramadi’yi geri almaya yönelik önceki savaşlar sırasında Sünnilere karşı gerçekleştirdikleri mezhepsel cinayetler ve suistimaller gerekçesiyle engellenmişti.

Tel Afer’e yönelik bir milis saldırısı, orası çoğunluğu etnik Türkmen olan bir nüfusa sahip olduğu için, Türkiye’nin askeri müdahalesi olasılığını gündeme getiriyor. Kimi Türkmen gruplar kendi özerk bölgelerini kurma yönünde çağrı yapıyorlar. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Doğu Avrupa’dan Ortadoğu’ya, Kuzey Afrika’dan Orta Asya’ya ve Afganistan’a kadar, Irak’taki Türkmenleri de kapsayan Türk diasporasını koruma yönünde keskin sözler vermiş durumda (bkz: Türkiye Musul saldırısının ortasında ABD’nin politikasını suçluyor)

Erdoğan, ayrıca, ABD desteğinin Irak’ın kuzeyindeki Kürt bölgesinin konumunu güçlendirdiği yönündeki kaygısını dile getirdi. KBY’nin açıkça belirtilmiş niyeti, IŞİD’den aldığı bölgeleri Bağdat’taki Şii Arap ağırlıklı hükümetin yetkisine terk etmek değil; kendi özerk bölgesi içinde birleştirmektir. En büyük Şii milis gruplarından birinin sözcüsü, Eylül ayında, KBY’nin ilhaklarına karşı savaşacaklarını söylemişti.

Kürt bölgesinin genişlemesinin bir Kürt ulus-devletinin ilanına yol açacağından ve Türkiye’nin doğusunda, Suriye ile Irak sınırındaki azımsanmayacak sayıdaki Kürt nüfus arasında ayrılıkçı ajistasyonu körükleyeceğinden korkan Türk egemen çevreleri, Kürt bölgesinin daha fazla genişlemesine şiddetle karşı çıkıyorlar.

Bu noktada Musul’da hareket edemez durumda olan Türkiye, dün [20 Ekim], buna, son dönemde bir dizi köyü IŞİD’den almış ve kendi kontrolündeki alanları genişletmiş olan Suriye’nin kuzeyindeki Kürt YPG milislerine yönelik en şiddetli hava saldırısıyla karşılık verdi. Türk ordusu, Türkiye’nin Kürt bölgesinin ayrılmasını savunan Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) paravanı olduğunu ileri sürdüğü YPG’nin 200 kadar savaşçısını öldürdüğünü iddia etti. Bu operasyon, bizzat Türkiye içindeki etnik çatışmayı ya da Kürt güçlerinin Musul’un kuzeybatısındaki az sayıda Türk askerine yönelik saldırılarını keskin bir şekilde tırmandırabilir.

Suriye hükümeti, yaptığı bir açıklamada, Türk hava saldırılarını kendi egemenliğine yönelik bir saldırı olarak gördüğünü ve gelecekteki herhangi bir akını hedef alacağını söyledi.

Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nin (CSIS) önde gelen ABD’li uzmanı Anthony Cordesman, ABD’nin emperyalist stratejistleri arasındaki kafa karışıklığını dile getirdi. Cordesman, 17 Ekim’de şu yorumda bulundu: “En önemli anlaşmazlık konusu, IŞİD’in yenilgiye uğratılıp uğratılmaması değil; Irak’ın son derece bölünmüş hiziplerinin, kazanmaları halinde işbirliği yapacakları bir yol bulup bulamayacakları olabilir. Sünnilerin Şiilere, Arapların Kürtlere karşı olması; her biri kendi hedefleri uğruna rekabet eden Türkiye, İran, dışarıdaki Arap devletleri ve Rusya alternatifi IŞİD’den daha kötü olabilir. ‘Kazanma’, oldukça kolay bir şekilde Irak’ı kalıcı olarak bölebilir ve/veya yeni iç çatışma biçimlerine dönüşebilir.”

Kurbanlar, uzun süredir acı çeken Iraklı ve Ortadoğulu kitleler olacaktır. Son günlerde, birkaç bin kişi Musul’dan kaçıp Irak Kürdistanı’ndaki tıka basa dolu Dibaga sığınmacı kampına ulaşırken, yaklaşık 5.000 Musullu Suriye’nin kuzeybatısındaki bir çadır kentin yolunu tuttu. Onları yüz binlerce kişinin daha izlemesi bekleniyor, ancak yardım kuruluşlarının ezici çoğunluğu hazırlıksız.

Daha şimdiden, Musul’dan kaçan genç bir çocuğu çekiçle döven Irak hükümeti askerlerine ilişkin rahatsız edici bir video kaydı ortaya çıkmış durumda. Kentten kaçan 14 yaşından büyük her erkek gözaltına alınıyor ve IŞİD’e bağlı olduğu kuşkusuyla sorgulanıyor.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır