World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz

Yazıcıya hazırla

Halep, Musul ve “savaş suçları”

Bill Van Auken
31 Ekim 2016
İngilizce’den çeviri (28 Ekim 2016)

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Çarşamba günü, Batılı güçlerin Rusya’yı Halep’teki operasyonları üzerinden savaş suçu işlemekle suçlamasıyla birlikte, Suriye’de sürmekte olan savaş üzerine şiddetli tartışmalara sahne oldu.

BM yardım şefi ve Britanya parlamentosunun eski Muhafazakar Partili üyesi Stephen O’Brien, Güvenlik Konseyi’nin harekete geçme konusundaki yetersizliği üzerine “öfke dolu” olduğunu söyleyerek, atmosferi belirledi. O’Brien, “Halep, gerçekte, bir ölüm bölgesi haline gelmiş durumda.” dedi.

Gerçek şu ki, hem Rusya hem de Suriye savaş uçakları, geçtiğimiz 10 gündür, Halep’in doğusunu kontrol eden El Kaide’ye bağlı İslamcı milislere karşı hava saldırılarına ara vermiştir. Ancak bu, emperyalist “insan hakları” ikiyüzlülüğünün yaşayan örneğini temsil eden ABD’nin Birleşmiş Milletler temsilcisi Samantha Power tarafından önemsenmedi.

Rusya temsilcisi Vitali Çurkin’e sataşan Power, “Bir gün ya da bir hafta savaş suçu işlemediğiniz için tebrik ve övgü almayacaksınız.” dedi. Söylevine devam eden Power, “Rusya, Halep’in doğusundaki tüm çocukların El Kaide üyesi olduğuna mı inanıyor?” diye sordu.

Sivillerin ve çocukların yazgısı üzerine bu tür bir öfke, oldukça seçicidir. ABD emperyalizminin ve müttefiklerinin hiçbir temsilcisi, El Kaide “asileri”ne Pentagon ve CIA tarafından sağlanmış olan havan topları ve füzelerle düzenli olarak bombalanan hükümet kontrolündeki Halep’in batısında bulunan erkeklerin, kadınların ve çocukların öldürülmesi üzerine bir öfke kıvılcımı bile göstermemiştir.

Perşembe günü, roket atışı, nüfusun büyük çoğunluğunun yaşadığı kentin batısında, altı çocuğun yaşamına mal oldu. Üç çocuk okullarında öldü, 14 çocuk yaralandı. Başka bir saldırıda, bir roketin evlerine düşmesi sonucunda üç erkek kardeş öldü.

İnsan hakları emperyalistlerine gelince; ABD’nin Suriye’nin başka yerlerindeki hava saldırılarında sivillerin katledilmesi, Rusya’nın Halep’i bombalamasının neden olduğu ölümlerle hiçbir şekilde kıyaslanamaz.

Uluslararası Af Örgütü, Salı günü, ABD önderliğindeki “koalisyon”un yaklaşık 300 sivili öldürdüğü 11 ayrı saldırısı üzerine bir rapor yayınladı. Pentagon, bu hava akınlarında sadece bir ölü olduğunu kabul ediyor. Diğer izleme grupları ise, Suriye’deki ABD hava savaşının yol açtığı sivil ölü sayısının 1.000’den çok daha fazla olduğunu belirtiyor. Pentagon, iki yılda toplam olarak sadece 55 sivilin öldürüldüğünü kabul ediyor. Power’ın, Rusların Halep’teki her çocuğu bir El Kaide üyesi olarak gördüğü biçimindeki dokundurması, bombaları görünüşte sadece IŞİD üyelerini öldüren Pentagon için de aynı ölçüde geçerlidir.

Bizzat Power, bu kaba çifte standart türünün emektar bir uygulayıcısıdır. Bu insan hakları taraftarı, 2.100’den fazla Filistinlinin öldürüldüğü, 11.000’inin de yaralandığı 2013’teki 51 günlük İsrail kuşatması sırasında “Gazze’deki her çocuğun Hamas üyesi” olduğu yönünde etkili bir tutum almıştı. ABD temsilcisi, bu tek taraflı katliam sırasında, BM’deki konumunu, pervasızca, İsrail’in kendini “savunma” hakkını ilan etmek için kullanmıştı.

Kirli emperyalist insan hakları bayrağını sallayan Power, ayrıca, on binlerce insanı öldüren ve ülkeyi enkaz haline getiren Libya’daki ABD-NATO savaşının ve 300.000’den fazla insanı öldürüp milyonlarca insanı evlerinden süren Suriye’deki rejim değişikliği savaşının baş savunucularından biriydi.

Rusya’ya karşı Halep üzerinden yapılan savaş suçu suçlamalarının ikiyüzlülüğü ve çifte standardı, IŞİD’in 2014’te istila ettiği, sadece 500 kilometre doğudaki Irak kenti Musul’a yönelik ABD önderliğindeki kuşatmada tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmaktadır.

Ruslar Halep’i bir “ölüm bölgesi”ne dönüştürmekle suçlanırken, Batı medyası, Amerikan saldırısından, düzenli olarak, Musul’un “kurtarılması” olarak bahsediyor. “Kurtarma” amacıyla, ABD savaş uçakları, roketatarları ve topçu birlikleri, uzmanların enkaz haline getirileceğini kabul ettikleri bir milyonu aşkın nüfusa sahip kenti pervasızca vuruyor. ABD ordusunun Merkez Komutanlığı’ndan General Joseph Votel, AFP ile bir röportajında, kuvvetlerinin, “800-900 İslam Devleti savaşçısı”nı öldürmüş olmasıyla övündü. Votel, ABD bombardımanında kaç sivilin öldüğü hakkında tek bir kelime etmezken, ABD şirket medyası da bu konuya ilgi göstermedi.

Geçtiğimiz Cuma günü, Kerkük yakınındaki bir Şii türbesinin bombalanmasıyla 17 kadının ve çocuğun hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin yaralandığı dehşet verici bir olay ortaya çıktığında, Pentagon bunu önemsemedi ve şirket medyası da görmezden geldi.

ABD’li yetkililer IŞİD’i Musul halkını “canlı kalkan” (sivillerin katledilmesi için eskimiş bir mazeret) olarak kullanmakla suçlar ve basın da bunu papağan gibi tekrarlarken dahi, El Kaide’nin Halep’in doğusundaki kuşatılmış mahallelerden kaçmaya çalışan sivilleri engellemek için teröre ve şiddete başvurmasını görmezden geliyor ve örgüte örtülü destek veriyorlar.

Rus ordusunun Halep’in doğusunda kapana kısılmış sivillere karşı gerçekleştirdiği eylemler kuşkusuz suçlanmayı hak ediyor. Buna karşılık, savaş suçları hakkında çığlık atanların asıl endişesi bu değildir. Onların korkusu, rejim değişikliği savaşında başlıca vekil güç işlevi gören El Kaide bağlantılı milislerin nihai bozgunla karşı karşıya olmasıdır.

Daha da önemlisi, Rusya’nın Halep’teki suçları, Washington’ın bölgede ve hatta tüm gezegende işlediklerinin yanında sönük kalmaktadır.

Suriye’ye atılan Rus bombaları üzerine dehşete düşmüş ve öfkeli gibi görünenler, “dehşet ve öfke”yi unuttular mı? ABD’nin Irak’ı işgali, tahminen 1 milyon Iraklının yaşamına mal oldu.

Bu insan hakları savunucuları, ABD’nin sağladığı bombalar ve füzelerle gerçekleştirilen ve Pentagon’dan gelen geniş çaplı istihbarat ve lojistik destekle mümkün kılınan Suudi hava saldırılarında 10.000’i aşkın insanın öldüğü Yemen’de devam eden katliamdan haberdar değil mi? Ortadoğu’nun en zengin ülkesinin egemen monarşisinin, sivil altyapının sistematik imhasının ve ABD kuvvetlerinin yardımıyla uygulanan bir ablukanın halkı açlıktan ölümle tehdit ettiği Ortadoğu’nun en yoksul ülkesine karşı savaşı konusunda neden hiç öfke yok?

Savaş suçları söz konusu olduğunda, Vladimir Putin tarafından temsil edilen Kremlin oligarşisi, ikinci ligde yer almaktadır. II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden ve ABD’nin Hiroşima ile Nagazaki’de yaklaşık 200.000 kişiyi katleden atom bombalarını atmasından bu yana, neredeyse her ABD başkanı, çoğu Hitler’in Nazi İmparatorluğu’nun gerçekleştirdiği vahşetleri bile gölgede bırakan savaş suçlarına yol açmış askeri saldırı savaşlarına girmiştir.

Kore Savaşı, 3 milyon sivilin ölümüyle sonuçlandı; ABD, Vietnam’da, 3 ile 4 milyon arasında sivili katletti. Afganistan’ın, ABD emperyalizmiyle, CIA’in 1980’lerde organize ettiği rejim değişikliği savaşına kadar uzanan trajik ve uzun süreli karşılaşması, 1,5 ile 2 milyon arasında sivilin yaşamına mal oldu.

Washington, aynı zamanda, sivil ölümlerin her gün arttığı en az yedi farklı ülkede savaş halinde: Irak, Afganistan, Pakistan, Suriye, Libya, Yemen ve Somali.

Halep konusundaki sahte öfkenin ve gözyaşının kaynağı, ABD’nin Suriye’deki rejim değişikliği savaşının bir fiyaskoya dönüşmüş olmasıdır. Moskova, kendi müdahalesini, Suriyeli kitlelerin değil, Rusya’nın egemen kapitalist oligarşisinin çıkarlarını savunmak için başlatmıştı. Bununla beraber, bu, ABD’nin petrol zengini tüm Ortadoğu üzerinde egemenlik kurma yöneliminin önünde bir engel oluşturmaktadır.

Durmak bilmeyen “insan hakları” propagandası ve Rusya’nın Halep üzerinden şeytanlaştırılması, bir uyarıdır. ABD emperyalizmi, sadece Suriye’deki ABD müdahalesinde değil, ama bir nükleer savaş yönündeki gerçek ve güncel tehlikeyi de beraberinde getirecek şekilde, bizzat Rusya ile cepheleşmesinde büyük bir tırmanmayı hazırlıyor.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır