World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/sep2016/syri-s24.shtml

ABD Suriye’de Rusya’ya karşı kampanyayı yoğunlaştırıyor

Bill Van Auken
24 Eylül 2016
İngilizce’den çeviri (21 Eylül 2016)

ABD’li ve Rus yetkililer, New York’ta, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oturumunun çevresinde düzenlenen Uluslararası Suriye Destek Grubu’nun (ISSG) toplantısından, Suriye’de paramparça edilmiş ateşkesi son günlerdeki kanlı olaylara rağmen desteklemeye devam ettiklerini ilan ederek çıktılar.

Toplantı, Halep’in kuzey kırsalındaki bir yardım konvoyuna yönelik, en az 20 kişiyi öldüren; gıda ve başka insani yardım malzemeleri taşıyan 31 kamyondan 18’ini imha eden bir saldırıdan bir gün sonra düzenlendi. Washington, saldırıdan, hızla, her ikisi de saldırıda herhangi bir rol oynadıklarını kabul etmeyen Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Suriye hükümetini ve onun başlıca uluslararası müttefiki Rusya’yı sorumlu tutmuştu.

ABD Merkez Komutanlığı da, benzer şekilde, Amerikan savaş uçaklarının saldırıyla ilgisinin olmadığını söyledi.

Bu saldırı, ABD Hava Kuvvetleri’nin ve müttefik savaş uçaklarının Suriye-Irak sınırı yakınındaki Deyrizor Havaalanı’nı tepeden gören bir Suriye ordu üssünü bombalamasının hemen ardından geliyor. IŞİD savaşçılarına üssü ele geçirme imkanı veren saldırıda 90 kadar Suriye askeri ölmüş, 100 asker de yaralanmıştı.

Ateşkes, savaşan Suriyeli güçler arasında, El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi çizgisindeki İslamcı savaşçıların ağır silahlar ve füze fırlatıcıları desteğiyle Halep’te büyük bir saldırı başlatmasıyla birlikte, zaten ölü bir belge olarak ilan edilmişti. Aynı anda, Suriye hükümeti de, “asiler”in bildirilen 300 ihlalinin ardından ateşkesin bittiğini açıkladı. Hükümet, Batı destekli güçlerin Halep’teki ve ülkenin başka yerlerindeki saldırılarına karşı koymak amacıyla hava saldırılarını yeniden başlattı.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, 20 dışişleri bakanının katıldığı ve bir saat süren ISSG toplantısından ayrılmasının ardından, “Ateşkes ölmüş değil” dedi ve bu haftadan sonraki toplantılarda “belirli adımlar”ın ele alınacağını ekledi.

Toplantının eşbaşkanı olan Kerry’nin Rus mevkidaşı Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov açık bir yorum yapmadı. Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, Salı günü erken saatlerde, ateşkesin devam etme şansının “oldukça zayıf” olduğunu açıkladı.

BM Güvenlik Konseyi’nin Çarşamba günü ateşkesi ele alması bekleniyor; ancak Washington, şartlarının açıklanmamasında ısrar ettiği anlaşma üzerine bir konsey oylamasının önünü tıkıyor.

BM Suriye özel temsilcisi Staffan de Mistura, Salı günkü toplantının, Suriye hükümetine askeri yardım sağlayan İran’ı ve hükümete karşı savaşan İslamcı milisleri silahlandıran ve maaşlarını veren Suudi Arabistan’ı kapsayan tüm katılımcılarının, ateşkesi, karada bozulmuş olmasına rağmen aralıksız destek belirttiklerini bildirdi. Mistura, “Ateşkes tehlikede, ciddi şekilde etkilenmiş durumda.” dedi, ancak ABD ve Rusya ateşkesi desteklediği sürece devam edeceğini ekledi. O, yardım konvoyuna yönelik saldırıyı, şiddete son verme gerekliliğini göstermesi bakımından “ezber bozucu” diye betimledi.

Suriye askerlerine yönelik önceki saldırıyla birlikte bu saldırının kesin olarak bozduğu şey, Kerry ile Lavro arasında 9 Eylül’de müzakere edilen anlaşma içindeki, IŞİD’e ve El Kaide bağlantılı gruplara yönelik saldırıları koordine etmek üzere bir ABD-Rusya ortak merkezi oluşturma çağrısı yapan hükümdür. Merkezin, yedi günlük bir ateşkesin ve kuşatma altındaki insanlara yardım teslim edilmesinin ardından kurulması bekleniyordu.

Bir bütün olarak ateşkes ve özellikle bu madde, Savunma Bakanı Ashton Carter’ın Başkan Obama’yla bakanlar kurulu toplantısında ona şiddetle karşı çıkmasıyla birlikte, Pentagon’un öfkeli muhalefetini kışkırtmıştı. Üst düzey komutanlar, anlaşmayı uygulamayabilecekleri izlenimi uyandıracak şekilde, başkaldırma sınırında açıklamalar yaptılar.

Anlaşmaya karşı olanlar arasında, ayrıca, sözde “asiler” ve onların CIA içindeki yöneticileri vardı. Anlaşma, sözde “ılımlı muhalefet”e, ABD ve müttefikleri tarafından silahlandırılıp maaşları verilen İslamcı milislere, kendilerini kısa süre önce adını değiştiren El Kaide şubesi El Nusra Cephesi’nden ayırma çağrısı yapıyordu. Bu tür bir ayrışmanın olduğu yönünde hiçbir belirti yoktu ve ABD destekli güçler ile El Kaide unsurları arasındaki yakın ittifak göz önünde bulundurulduğunda, bunun gerçekleşmesi imkansız gibi görünüyordu.

ABD ordusunun ateşkes anlaşmasına yönelik muhalefetinin bakış açısından çok daha belirleyici olan, onun, - Pentagon’un stratejik odak noktasını bu nükleer silahlı güçle doğrudan askeri çatışmaya hazırlanmaya çok daha dolaysız bir şekilde kaydırdığı koşullar altında - Rusya ile herhangi bir askeri işbirliğine yönelik düşmanlığıdır.

Washington, herhangi bir kanıt sunmaksızın, hızla, yardım konvoyuna yönelik Pazartesi günkü saldırıdan Moskova’nın sorumlu olduğunu ilan etti. Pazartesi gecesi yayınlanan bir ABD Dışişleri Bakanlığı açıklaması, “Bu noktada [sorumlu] Rusya mı yoksa rejim mi, bilmiyoruz. Her iki durumda da, Rusların, kesinlikle, kendilerini dizginleme, bu tür eylemler yapmaktan uzak durma, ama aynı zamanda rejimi de bunu yapmaktan alıkoyma sorumluluğu vardır.” diyordu.

Bu arada, CNN’e göre, bir ABD yetkilisi, “özellikle Suriye uçaklarının ya da helikopterlerinin olay olduğunda o konumda saldırı için bulunduklarına işaret eden hiçbir istihbarat yok” itirafında bulunmuştu.

İslamcı milislerin elinde olan topraklara ilk kez gönderilecek olanlardan biri olan yardım konvoyuna, büyük ölçüde Suriye’nin Türk yetkililerin yardım sevkiyatına eşlik edilmesine izin vermedikleri ısrarı üzerine, birkaç günlük ertelemenin ardından Suriye hükümeti tarafından onay ve izin verilmişti. Saldırının gerekçesi açısından bakıldığında, Şam’ın neden daha yeni izin vermiş olduğu bir konvoyu, bölgeye girmesini engellemeye devam edebilecekken bombalama yönünde karar alacak olması açık olmaktan uzaktır.

El Nusra Cephesi, kendi adına, Halep’te gösteriler örgütleyerek, hükümetin kontrolündeki topraklardan gelen her yardım konvoyunu engellemeye yemin etmişti.

Rusya Savunma Bakanlığı, Washington’ın ve müttefiklerinin, Rusya’nın ve/veya Suriye hükümetinin yardım konvoyunu bombalamış olduğu yönündeki suçlamasını geri çevirdi. Bakanlık sözcüsü Tümgeneral Igor Konaşenkov, konvoyun vurulmasına ilişkin video görüntüsünün analizinin ne bir bomba çukuru ne de hava bombardımanıyla uyumlu herhangi bir araç hasarı gösterdiğini söyledi. Konaşenkov, ayrıca, kamyonlara yönelik saldırının Halep yakınında büyük bir El Nusra saldırısının başlamasıyla aynı zamana denk geldiğini ekledi.

Rusya bakanlığı, aynı zamanda, BM yardım konvoyuna Halep’in Uram el-Kübra kasabasına doğru eşlik eden, büyük kalibreli bir hava topu fırlatıcısını çeken bir “asi” kamyonunu gösteren bir video yayınladı. Tümgeneral Konaşenkov, aracın, konvoyu, havan topunu yeniden konuşlandırmak için bir “örtü” olarak kullanıyor gibi göründüğünü söyledi.

Tümgeneral, “En önemlisi, havan topu, konvoyun varış noktası yakınında nerede gözden kayboldu ve konvoyun durması ve tahliye edilmesi sırasında ateşlenmesinin hedefi neydi?” diye sordu.

Bu arada, Birleşmiş Milletler, Salı günü, bir gün önce aynı ABD Dışişleri Bakanlığı gibi konvoya yönelik saldırıyı bir hava saldırısı olarak tanımlamış olduğu açıklamasını değiştirdi.

BM, Moskova’nın sunduğu kanıtlara karşılık olarak, “hava saldırıları”na yaptığı göndermelerin yerine, daha genel biçimde, “saldırılar” ifadesini geçirdi.

BM insani işler sözcüsü Jens Laerke, daha önceki ifadeyi bir yanlışlık olarak tanımladı. Laerke, “Biz, onların gerçekte hava saldırıları olup olmadığını belirleyecek bir durumda değiliz. Konvoyun saldırıya uğradığını söyleyecek bir durumdayız.” dedi.

Yardım konvoyuna yönelik saldırının kaynağı ne olursa olsun, ABD’nin ve müttefiklerinin buna, Rusya’yı kötüleme ve onunla askeri çatışmaya hazırlanma yönündeki propaganda kampanyasını ilerletmek için sarıldıkları açıktır. Washington, Amerikan ve müttefik savaş uçaklarının IŞİD savaşçılarıyla karşı karşıya olan Suriye ordu birliklerine iki gün önceki saldırısına ilişkin herhangi bir tartışmayı bastırmak için bu olayı kullanmıştır. Suriye birliklerine yönelik saldırı, ABD’nin İslamcı güçlere kasten yardım edip etmediği yönünde soruları gündeme getirmişti.

ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, Pazartesi günü gazetecilere yaptığı ender rastlanan bir yorumunda, ABD hava saldırısı ve ABD hedefinin titizliği üzerine yargıya varmak için hiç acele edilmemesi gerektiğini söyledi.

Dunford, “Haydi, ‘ne yanlış gitti’ biçimindeki yolda ilerlemeye başlamadan önce, bir soruşturma yapalım ve bir şeylerin yanlış gitmiş olduğundan gerçekten emin olalım. Belki de, soruşturma yaptığınızda, olgular bize, yapmış olduğumuz şeyi yeniden yapacak olduğumuzu söyleyecek.” diye konuştu.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır