World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2017/jan2017/iran-j12.shtml

ABD destroyeri İran devriye teknelerine uyarı ateşi açtı

Peter Symonds
12 Ocak 2017
İngilizce’den çeviri (10 Ocak 2017)

Pazar günü, bir ABD güdümlü füze destroyeri, ABD savunma yetkililerinin iddiasıyla “taciz edici” davranışta bulunan İran devriye teknelerine uyarı ateşi açtı. Olay, Ortadoğu’daki patlamaya hazır durumun ve ABD ile İran arasındaki gerilimlerin Donald Trump ABD başkanlığını üstlenir üstlenmez hızlı bir şekilde artması olasılığının altını çizmektedir.

Pentagon’un açıklamasına göre, USS Mahan, telsiz, siren, gemi düdüğü ve işaret fişeği yoluyla uyardıktan sonra, dört İran teknesine, 50 kalibrelik bir makineli tüfekten üç uyarı ateşi açmış. Haberlere göre, İran Devrim Muhafızları Birlikleri’ne (İDMB) ait en az bir gemi, ABD Deniz Kuvvetleri’ne bağlı başka iki gemi (karada ve denizde giden USS Makin Island ve ikmal gemisi USNS Walter S. Diehl) ile birlikte Hürmüz Boğazı’ndan Basra Körfezi’ne geçen ABD destroyerine bir kilometre kadar yaklaşmış.

Pentagon sözcüsü Jeff Davis, bu karşı karşıya gelişi, “tehlikeli ve amatörce” diye yaftaladı. Davis, silahlı mürettebatı olan İran teknelerinin uyarıları görmezden geldiği ve yüksek hızla USS Mahan’a yaklaştığı iddiasında bulundu. İran’ın karıştığı, 2015’te 23, 2016’da ise, çoğu yılın ilk yarısında olmak üzere 35 tane bu tür “tehlikeli ve amatörce” olay olduğunu belirten Davis, olayın son dönemde İran açısından “duruma biraz aykırı” olduğunu kabul etti. Bir ABD savaş gemisinin İDMB gemilerine son uyarı ateşi açması, geçtiğimiz Ağustos ayında yaşanmıştı.

İranlı yetkililer, henüz son olay ilişkin yorumda bulunmadılar.

İran yönetiminin sertlik yanlısı hizipleri tarafından desteklenen İDMB’nin, Pazartesi günü, uzun menzilli balistik füzelerin geliştirilmesini içeren askeri harcamaları arttırmayı onaylayan meclis oturumu öncesinde bir güç gösterisi sahnelemiş olması mümkün. İran’ın füze denemelerinin Temmuz 2015’te Tahran ve büyük güçler arasında varılan nükleer anlaşmayı uygulamaya koyan bir BM kararına “uygun olmadığını” ve ona “aykırı” olduğunu iddia eden ABD ve müttefikleri, geçtiğimiz yıl onlara itiraz etmişlerdi. Ancak anlaşma, yalnızca, nükleer savaş başlığı taşıma kapasitesine sahip füzelerin geliştirilmesini yasaklıyordu.

ABD Deniz Kuvvetleri’nin, karşı karşıya gelişi, Trump’ın başkanlığı öncesinde güç gösterisinde bulunacak şekilde kışkırtmış olması da olası. Trump, İran’a karşı savaşçı açıklamalarıyla tanınıyor. O, ayrıca, ABD donanma gücünü 40’tan 350 gemiye çıkarmayı vaat etmişti. ABD Deniz Kuvvetleri, geçtiğimiz ay, yeni bir uçak gemisini, 16 büyük su üstü gemisini ve 18 nükleer saldırı denizaltısını kapsayacak şekilde 355 gemiye çıkarma yönünde bir plan açıklamıştı.

ABD’nin Suriye’deki dış politika bozgunu, Amerikan ordu ve istihbarat aygıtının, Devlet Başkanı Beşar Esad rejimine desteği Halep’in hükümet güçlerine geçmesine katkı sağlamış olan İran’a yönelik düşmanlığını yalnızca arttıracaktır.

Diğer dengesiz ve tutarsız dış politika açıklamaları gibi, Trump’ın 2015 nükleer anlaşmasına yönelik düşmanca tutumu da, onu yeniden görüşme niyetini açıklamaktan, İran’a daha sert koşullar dayatmaya doğru yön değiştirmiş durumda. Mart ayında, Siyonist bir lobi grubu olan Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi’ne (AIPAC) konuşan Trump, “1 numaralı önceliğim, İran ile yapılan korkunç anlaşmayı ortadan kaldırmaktadır … Bu anlaşma, Amerika, İsrail ve tüm Ortadoğu için yıkıcıdır.” demişti.

Trump, AIPAC’taki topluluğa, ayrıca, İran’ın füze programını durduracağını söylemişti: “2.000 kilometre menzile sahip olan bu balistik füzeler, yalnızca İsrail’in gözünü korkutmak için tasarlanmadı … bunlar, aynı zamanda, Avrupa’yı korkutmayı ve belki Amerika Birleşik Devletleri’ni vurmayı hedefliyor. Biz, bunun olmasına izin vermeyeceğiz.” Azımsanmayacak bir nükleer cephaneliğe sahip olan İsrail, İran ile nükleer anlaşmaya şiddetle karşı çıkmıştı.

Önde gelen bazı İranlıların ve Amerikalıların takip ettiği ABD’li bir grup üst düzey bilim insanı, geçtiğimiz ay, Trump’a nükleer anlaşmaya bağlı kalma çağrısında bulundu. Bu çağrılar büyük olasılıkla görmezden gelinecek. Geçtiğimiz Cuma günü, Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin başkanı, Cumhuriyetçi Senatör Bob Corker, Trump’a, bunun bir “kriz” yaratabileceğini söyleyerek, anlaşmayı birdenbire bozmama tavsiyesinde bulundu. O, Trump’ı anlaşmayı bozması durumunda İran’ı suçlamak için, “anlaşmayı radikal bir şekilde uygulamaya başlama” çağrısı yaptı.

Kongre’deki Cumhuriyetçi çoğunluk, Kasım ayında, İran’a yönelik yaptırımları, nükleer anlaşma doğrultusunda kaldırılmış olan diğer yaptırımları da yeniden uygulamayı kolaylaştıracak şekilde genişleten yasayı kabul ederek, Tahran’ın öfkeli bir tepkisini tetiklemişti. Cumhuriyetçiler, ayrıca, 16 milyar dolar değerindeki onlarca Boeing jet uçağının İran’a satışını engellemeye çalışmışlardı. İran ayında yapılan ve Trump’ın desteğine işaret eden bir kampanya açıklamasında, Trump yönetimi altında “terörün dünyadaki en büyük devlet destekleyicisinin Boeing ile bu görüşmelere başlamasına izni verilmeyeceği” ilan edilmişti.

Trump, yönetimindeki üst düzey ordu ve istihbarat makamlarına, İran’a karşı saldırgan eylemleri destekleme siciline sahip kişileri atadı. Onun savunma bakanlığına atadığı kişi, emekli deniz piyade generali James “Kuduz Köpek” Mattis, ABD Merkez Komutanlığı’nın başında olduğu sırada İran ile uğraşmakla meşguldü. Kısa süre önce Washington Post’ta yayınlanan bir makaleye göre, Mattis, 2011’de, Obama yönetimine, İran destekli milislerin Irak’taki ABD kuvvetlerine yönelik sözde saldırılarına misilleme olarak, İran içinde askeri harekatta bulunmayı tavsiye etmiş.

Trump’ın göreve başlayacak ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn, 2015’te, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’ne, İran’ın nükleer programlarını durdurmanın en iyi yolunun, “Tahran’da rejim değişikliği” olduğunu söylemişti. Flynn ve Michael Ledeen, The Field of Fight (Savaş Alanı) başlıklı bir kitapta, İran’ı, ABD’ye saldırmaya odaklanmış ulus devletlerin ve terörist grupların “temel taşı” olarak damgalamışlardı. Trump’ın CIA’in başına getirdiği Mike Pompeo, Kongre’de İran ile nükleer anlaşmaya karşı çıkan kampanyaya önderlik etmiş ve geçtiğimiz yıl Fox News’te, Kongre’nin “İran’ın davranışını ve nihayetinde, rejimini değiştirmesi gerekir.” demişti.

İran deniz kuvvetlerinin dahil olduğu bir olay, pekala, Tahran ile Trump yönetiminin pervasız bir çatışmasının başlangıç noktası haline gelebilir. Etkili ABD dergisi Foreign Affairs’de yayınlanan, “İran’ın Artan Denizcilik Emelleri” başlıklı bir makale, İran’ın Suriye’de ve Yemen’de deniz üsleri kurma planlarına dikkat çekiyor ve Trump’a, “İran’ın, özellikle denizlerde doğurduğu tehdide karşı koymak için daha fazlasını yapma”yı tavsiye ediyor. Makalenin yazarı Yoel Guzansky, daha önce, Başbakanlık Ofisi’ndeki Ulusal Güvenlik Konseyi’nde, özellikle İran’a ilişkin stratejik meselelerden sorumlu üst düzey bir İsrail yetkili idi.

Trump’ın, askeri eylem tehdidinde bulunma konusunda hiçbir tereddüdü bulunmamaktadır. O, geçtiğimiz Eylül ayında, bir kampanya toplantısındaki dinleyicilere, “İran’la ilgili olarak, onlar bizim güzel destroyerlerimizi kendi küçük tekneleriyle çembere aldıklarında ve insanlarımıza, yapmamaları gereken el kol hareketleri yaptıklarında, vurulup suya gömülecekler. Tamam mı? Bana inanın.” diye konuşmuştu.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır