Deniz Piyadeleri Suriye’ye konuşlandırılırken ABD hava saldırısı 23 sivili katletti

Bill Van Auken
13 Mart 2017

Çarşamba gecesi, Suriye’nin Rakka kenti yakınındaki Al-Mataba köyüne yönelik bir ABD hava saldırısı, en az 23 sivilin yaşamına mal oldu. Kurbanların çoğu, evleri bombardımanda yıkılan aynı aileden. Suriye gözlem grupları tarafından bildirilen ölümler, en az altı çocuğu ve dört kadını içeriyor.

Havadan gelen katliam, güçlü M777 havan toplarıyla donatılmış bir ABD Deniz Piyadesi taburunun konuşlandırılmasıyla birlikte ABD’nin karadaki askeri müdahalesinin çarpıcı bir şekilde tırmanmasıyla aynı zamanda meydana geldi. M777, 35 kilometreden fazla bir menzile sahip, dakikada beş atış kapasiteli bir ağır silah. Bir Pentagon yetkilisi, Washington Post’a, hem karada hem de denizde görev yapan timin, Cibuti’deki ABD Özel Kuvvetler üssündeki Donanma gemilerinden havalandığını ve önce Kuveyt’e, ardından da Suriye’ye indiğini söyledi.

San Diego merkezli 11. Deniz Piyadesi Seferi Birliği’nden deniz piyadelerinin bir Ordu Komando birliği ile birlikte konuşlandırılması, daha önce 500 kadar özel kuvvet “eğitmeni ve danışmanı” ile sınırlanmış olan Suriye içindeki ABD askeri sayısını kabaca ikiye katlıyor.

Yeni birlikler, ABD’nin Suriye’deki müdahalesinde bir vekil kara gücü işlevi gören Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) hakim olduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) ateş desteği sağlayacak. Washington, bu güçleri, IŞİD’in kontrolü altında bulunan 300.000 nüfuslu Suriye kenti Rakka’ya yönelik saldırıya hazırlıyor.

ABD ordu komutanlığı yeni Amerikan güçlerinin konuşlandırılmasının sadece “geçici” olduğu bahanesiyle hareket ediyor. Ancak onların varışı, büyük ihtimalle, Trump yönetiminin savunduğu şekilde, Irak ile Suriye’deki ABD müdahalesinin tırmanmasına işaret ediyor. Pentagon, geçtiğimiz ayın sonunda, Beyaz Saray’a, bu tür bir tırmanma yönünde önerileri özetleyen bir rapor sunmuştu.

Bölgedeki askeri operasyonları yöneten ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM) başındaki General Joseph Votel, Perşembe günü, ABD Senatosu Silahlı Hizmetler Komitesi önünde, New York City’ye ve Washington’a yönelik 11 Eylül saldırılarının ardından 2001’de ABD Kongresi’nden geçen askeri güç kullanma yetkisinin (AUMF), 2001’de var olmayan IŞİD ile mücadele etmek için 11 Eylül ile hiçbir ilişkisi olmayan Suriye’deki konuşlanmayı arttırma yetkisi verdiğini iddia etti. Votel, ayrıca, ABD müdahalesinin Suriye hükümetinin izni olmaksızın yürütüldüğünü açıkladı.

Ayrıca, Perşembe günü, Pentagon’un, Irak’ta ve Suriye’de karada bulunan ABD’li komutanların uygun gördükleri zaman ülkeye çağırabilecekleri bir “yedek” güç işlevi görecek yaklaşık 1.000 askeri daha Kuveyt’e göndermeye hazırlandığı bildirildi.

Bu değişiklikler, görünüşte IŞİD’i yenilgiye uğratmaya yönelik ABD müdahalesinin angajman kurallarında bir değişikliğin parçasıdır. ABD komutanlarına, önceden üst düzey komutanlarca onaylanması gereken, hava saldırıları talep etme ve diğer saldırı harekatları emri verme bağlamında çok daha geniş takdir yetkisi veriliyor. “Sivil zayiat”ı, yani Iraklı ve Suriyeli sivillerin katledilmesini sözde sınırlandırmak için konmuş olan kısıtlamalar da kaldırılıyor.

Geçtiğimiz haftalarda, ABD önderliğindeki bombardıman harekatının, her iki ülkedeki sivil ölümleri sayısında sürekli artışa yol açacak şekilde büyük çaplı bir tırmanışına tanık olundu. Ölü sayıları, ABD ağır silahlarının konuşlandırılmasıyla birlikte, yalnızca artacaktır.

Pentagon’un Irak ile Suriye’deki ABD müdahalesi konusundaki sözcüsü, Reuters’a, Deniz Piyadesi taburunun konuşlandırılması hakkında şunları söyledi: “Bunu, düşmanın becerilerini ortadan kaldırmak ve halihazırda o bölgede bulunan düşman savaşçılarını öldürmeye yönelik oldukça acımasız bir hava harekatı olarak tanımlayabilirim. Bu, söz konusu yeni kapasite ile birlikte devam edeceğimiz ve yoğunlaştıracağımız bir şey.”

ABD Hava Kuvvetleri Merkez Komutanlığı’nın yayınladığı istatistiklere göre, ABD ve müttefik savaş uçakları, Irak’taki ve Suriye’deki hedeflere, bu yılın ilk 9 haftasında, 7.494 bomba, roket ve başka mühimmat atmış. Bu, 2016’nın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında yaklaşık yüzde 50’lik bir artışı ifade ediyor ve 2015’te gerçekleştirilen hava saldırılarının hemen hemen iki katına denk düşüyor.

Irak ile Suriye’deki hava saldırılarını izleyen Hava savaşları (Airwars) grubu, sadece 1 Mart’tan bu yana, Musul’un batısındaki yoğun nüfuslu mahallelere yönelik ABD bombardımanlarında en az 370 Iraklı sivilin öldürülmüş olduğunu tahmin ediyor. Kentin IŞİD’in elindeki bölgesine yönelik saldırı, apartmanları enkaz haline getirmiş ve yalnızca geçen hafta 40.000 sivili evlerini terk etmeye zorlamış durumda.

Airwars’a göre, 5 Mart’ta, ABD Apache saldırı helikopterlerinin dahil olduğu bildirilen, Musul’un Dawassa ilçesindeki bir hükümet yerleşkesine yönelik saldırıda en az 130 sivil öldürüldü. Sığınmacı aileleri için sığınak olarak kullanılan bir camiye 1 Mart’ta gerçekleşen bir hava saldırısında da 50 ile 80 arasında kişi öldürülmüş.

İzleme grubu, ABD hava savaşının 2014’te başlamasından bu yana Irak ile Suriye’de öldürülen sivil sayısının yaklaşık 2.500 olduğunu tahmin ediyor.

Suriye’deki ABD askeri tırmanışının bir kısmı, Rakka’nın kuzeybatısındaki Menbiç çevresine Stryker zırhlı araçları içinde özel kuvvet askerleri gönderilmesinden oluşuyor. Pentagon tarafından bir “güven verme ve caydırma” görevi olarak adlandırılan bu müdahale, ABD’nin vekil gücü YPG ile Washington’ın bölgedeki NATO müttefiki Türkiye arasında bir silahlı çatışmanın önüne geçmeyi amaçlıyor.

Türkiye, Kobani ve Afrin “kantonları”nın Suriye sınırı boyunca özerk bir Kürt bölgesi kurmak üzere birleştirilmesini önlemek amacıyla, “terörist” olarak tanımladığı bölgedeki YPG güçlerine saldırı tehdidinde bulunuyor.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Perşembe günü, “Bizim için önemli olan, Menbiç’i YPG unsurlarından temizlemektir. YPG oraya neden geldi? Kendi terörist kantonunu oluşturmak ve daha fazla toprak elde etmek için.” dedi.

YPG ise, Suriye içindeki Türk askerlerini “işgalci güç” olmakla suçladı ve onların, YPG’nin Rakka’ya yönelik planlamış saldırıya katılmasına karışamayacağını vurguladı. Çarşamba günü, sosyal medyada, YPG’nin Suriye’nin kuzeyindeki bir Türk tankına saldırmak için ABD’nin tedarik etmiş olduğu TOW füzesini kullandığı yönünde doğrulanmamış haberler dolaşıyordu.

Bölgedeki giderek artan gerginlik, Çarşamba günü, ABD, Rusya ve Türkiye genelkurmay başkanları arasında Antalya’da düzenlenen bir üçlü görüşmede ele alındı. ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, Türkiye Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve Rusya Genelkurmay Başkanı Vasiliy Gerasimov ile bir araya geldi.

Pentagon, bu görüşmenin, Rakka’yı çevreleyen bölge “kalabalık bir savaş alanı” haline geldiği ve orada operasyon yürüten farklı silahlı güçlerin çatışan çıkarları “tehlikeli bir durum” yarattığı için gerekli olduğunu belirten bir açıklama yayınladı.

Suriye’deki artan tehlikeler, ABD’nin organize ettiği yaklaşık altı yıllık rejim değişikliği savaşının ve ABD emperyalizminin çatışmayı bölgesel ve küresel rakiplerinin (özellikle İran ve Rusya) konumlarını zayıflatma aracı olarak kullanma girişiminin ürünüdür. ABD’nin bölgedeki artan askeri varlığı, Irak ile Suriye’deki çatışmanın çok daha geniş bir savaşa dönüşmesi tehdidi oluşturmaktadır.