Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerini Macron kazandı

Alex Lantier
10 Mayıs 2017

Eski Rothschild bankeri ve görevi sona eren Sosyalist Parti (PS) hükümetinin ekonomi bakanı Emmanuel Macron, Pazar günü cumhurbaşkanı seçildi. Macron, neo-faşist Ulusal Cephe’nin (FN) adayı Marine Le Pen’e karşı oyların yüzde 65’ini aldı.

Her iki aday da halk tarafından tutulmuyordu. Pazar günkü ikinci tur seçime katılmama oranı yüzde 26’ya ulaştı ki bu, bir Fransa cumhurbaşkanlığı seçiminde 1969’dan bu yana görülen en yüksek oran. Seçmenlerin toplamda yüzde 12’si, rekor sayıdaki 4,2 milyon kişi, Fransız siyaset kurumunun her iki adayına yönelik düşmanlıklarını ifade etmek için boş ya da geçersiz oy kullandı. 18-24 yaş arası seçmenlerin yüzde 34’ü, 25-34 yaş arası seçmenlerin yüzde 32’si, işsizlerin yüzde 35’i ve beden işçilerinin yüzde 32’si sandığa gitmedi.

Macron’un seçmenleri, ezici çoğunlukla, onun kemer sıkma, militarizm ve “yasa ve düzen” politikalarını destekleme temelinde değil; FN’yi iktidardan uzak tutmak için onu seçti. Ipsos’un bir kamuoyu araştırması, Fransa halkının yüzde 61’inin, Macron’un sosyal kesintiler ve savaş gündemi konusunda, onun Haziran ayında yapılacak milletvekili seçimlerinin ardından Ulusal Meclis’te çoğunluğa sahip olmasını istemeyecek kadar güvensiz olduğunu gösteriyordu.

FN’ye gelince; onun yaygın şekilde desteklenmiyor olması, sandığa gitmeyen ve boş ya da geçersiz oy kullanan seçmenlerin toplam sayısının, Le Pen’e oy verenlerin sayısından daha fazla olmasıyla vurgulandı.

Buna karşın, Macron, kısa ve baştan savma zafer konuşmasında, Fransız seçmenlerin ezici çoğunluğunun kendisini desteklediğini ya da çekimser kaldığını görmezden gelerek, Le Pen’in partisine ve seçmenlerine çağrıda bulundu. Milyonlarca insanı neo-faşist adaya oy vermeye yönlendiren “öfkeyi, kaygıyı ve kuşkuları” göz önünde bulundurma sözü veren Macron, Le Pen’e bir “Cumhuriyetçi selam” gönderdi.

PS hükümetinin temel demokratik hakları askıya alan olağanüstü hal uygulamasının bir destekçisi olan Macron, Fransız devletinin yasa ve düzen politikalarını pekiştirme sözü verdi. PS’nin olağanüstü halin iki yıl önce uygulamaya konmasının ardından talimatını verdiği geniş polis ve ordu konuşlanmalarını daha da geliştireceğini açıkça ortaya koyan Macron, “sizin güvenliğinizi ve ulusun birliğini amansız ve kararlı bir şekilde sağlayacağım” sözü verdi.

Macron, militarist bir ton kullandı ve “terörle mücadele”, Avrupa Birliği’nin savunusu ve “kamusal yaşamı manevi açıdan canlandırma” üzerine odaklanacağını ilan etti.

Marine Le Pen ise, FN yetkililerinden oluşan bir dinleyici kitlesi önünde konuştu. Le Pen, “Fransız halkı Cumhuriyet’in yeni cumhurbaşkanını seçti ve sürekliliğe oy verdi” dedi ve “Fransa’nın karşı karşıya olduğu devasa zorluklar karşısında başarılı olacağı yönünde en iyi dileklerimi iletmek” için Macron’u aradığını ekledi.

Le Pen, kendi aşırı sağcı partisini yeni cumhurbaşkanına tek muhalefet olarak sunmak için, PS’nin ve onun siyasi müttefiklerinin Macron’un kampanyasına verdikleri desteğe işaret etti ve FN ile müttefiklerinin “yeni cumhurbaşkanının programına muhalefetin başlıca gücü” olacağını ilan etti. O, şöyle devam etti: “Macron’u desteklemiş olan güçler, kendilerini gözden düşürmüştür ve alternatif bir hükümet, hatta siyasi bir muhalefet oluşturabilecek bir gücü temsil ettikleri iddiasında bulunamazlar.”

Le Pen, FN’nin imajını yenilemek ve onu seçmenlerin çoğunluğunu kazanma peşinde koşup nihayetinde iktidarı alabilecek daha geniş bir partiye dönüştürmek için, FN’nin “derinlemesine bir dönüşümü”nü başlatmayı taahhüt etti. O, sağcı Ayağa Kalk Fransa (DLF) partisinin lideri Nicolas Dupont-Aignan’a desteği için teşekkür etti ve önümüzdeki dönemde daha fazla sağcı partinin neo-faşizmi destekleyeceği öngörüsünde bulundu.

Macron’un seçilmesi hiçbir şeyi çözmeyecek. Bu, yalnızca, önümüzdeki aylardaki daha geniş ve patlayıcı siyasi krizlerin ve sınıf çatışmalarının koşullarını yaratmaktadır. O, Fransa’yı Mayıs-Haziran 1968 genel grevinden beri yönetmiş olan, PS’den ve Gaullist partiden (bugün Cumhuriyetçiler – LR) oluşan iki partili sistemin tarihi çöküşünün ortasında iktidara geliyor.

Her ikisi de onlarca yıllık kemer sıkma ve savaş sicilleriyle gözden düşmüş olan PS’nin adayı Benoît Hamon ve LR adayı François Fillon, seçimlerin ilk turunda elenmişti. Önce Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy yönetiminde, özellikle de PS’li Cumhurbaşkanı François Hollande’ın olağanüstü hali altında “yasa ve düzen”in ve Müslüman karşıtı düşüncelerin açıkça geliştirilmesi, FN’nin Fransız siyaset kurumundaki önemli bir güç olarak ortaya çıkmasını hızlandırdı.

Hollande’ın cumhurbaşkanlığı sırasında Marine Le Pen’i defalarca Elysée cumhurbaşkanlığı sarayına davet etmesi, Macron’un geçtiğimiz akşam FN’ye ulusal birlik adına çağrıda bulunmasıyla aynı rolü oynadı: PS’nin ve Macron’un FN’yi meşru siyasi ortaklar olarak gördüğünü göstermek.

Macron, Hollande gibi, kendisinin halk içinde hiç rağbet görmeyen programına karşı bir siyasi üs olarak FN’yi geliştirecek gibi görünüyor. O, toplu sözleşmeleri ve sosyal harcamaları kararnameyle paramparça etmek için PS’nin anti-demokratik iş yasasını kullanmayı, savunma harcamasını arttırmayı ve büyük savaşlar dönemine hazırlık olarak zorunlu askerliği getirmeyi taahhüt ediyor.

Macron’un seçim sonucuna verdiği tepki, Sosyalist Eşitlik Partisi’nin (Parti de l'égalité socialiste – PES) seçimlerin ikinci turunun aktif boykotu çağrısının doğruluğunu vurgulamaktadır. PES, Macron’a, sosyal ve demokratik hakları savunacak, FN’nin artan etkisini engelleyecek ve gerçek bir siyasi alternatif sunacak bir “kötünün iyisi” olarak güvenilebileceği iddiasını reddetmişti. PES, bunun yerine, merkezi görevin, işçi sınıfını, ister Le Pen ister Macron kazansın, yeni cumhurbaşkanına karşı patlak verecek mücadelelere siyasi olarak hazırlamak olduğunu açıkladı.

Bu devrimci perspektif, parlamenter hırslarla ve Jean-Luc Mélenchon’un İsyancı Fransa (UF) hareketi ve Yeni Anti-Kapitalist Parti (NPA) gibi çeşitli PS müttefiklerinin Macron’a yönelik pek de örtülü olmayan desteği ile keskin bir karşıtlık oluşturuyordu. Mélenchon, Macron’a oy verilmesi için açıkça çağrı yapmayı geri çevirse de, Macron’un saldırgan dış ve askeri politikasının sorumluluğunu üstlenecek başbakanlık görevini almayı önerecek kadar ileri giderek, Macron’a desteği konusunda kuşkuya yer bırakmamıştı.

Mélenchon, dün gece, Macron’un başbakanı olma girişimini güçlendirecek şekilde, seçmenlerini Haziran ayındaki milletvekili seçimlerinde Ulusal Meclis’te güçlü bir temsil sağlamak üzere UF’ye oy vermeye çağırdı.

Macron’un sağcı bir kampanya yürütmesi ve hem PS’nin hem de Gaullistlerin Le Pen’e karşı Macron’u desteklemesiyle, FN, demagojik bir şekilde Macron’un popülist alternatifi kılığına girerek kendisi için rekor sayıda, 11 milyon oy alabildi. Le Pen, yüzde 30’luk kesin bir farkla kaybetti ama FN’nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda yarıştığı diğer seçime göre, oylarını ikiye katladı. Onun babası Jean-Marie Le Pen, 2002’de, Gaullist Jacques Chirac’a karşı oyların yüzde 17,79’unu almıştı.