Çin Devlet Başkanı Şi, kırılgan bir yönetime başkanlık ediyor

Peter Symonds
6 Kasım 2017

Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kongresi, geçtiğimiz hafta, 25 üyeli Politbüro’nun ve yedi üyeli Politbüro Daimi Komitesi’nin (PBDK) atanmasını otomatik olarak onaylayan yeni bir merkez komitenin oluşturulmasıyla sona erdi.

Bu organların, özellikle de partinin en üst düzey karar alma komitesi olan PBDK’nin bileşiminin belirlenmesi, önceden, halkın ezici çoğunluğunun kaygılarından ve özlemlerinden bütünüyle kopuk Bizansvari manevralar ve hizip anlaşmaları üzerinden, aylar değilse bile haftalar sürüyordu.

Şi, kongreden, kuşkusuz, konumunu büyük ölçüde güçlendirerek çıktı. Onun “düşünce”si, yani Çin’in dünya meselelerinde merkezi bir rol oynaması yönündeki milliyetçi “hayalleri”nin ana unsurları, anayasada sağlamlaştırıldı.

Şi’nin destekleyicileri, artık, partinin çok önemli iki komitesine hakim durumda. Dahası, son dönemin pratiğinden bir kopuş olarak, PBDK için hiçbir ardıl belirlenmedi. Bu, Şi’nin, parti genel sekreteri ve Çin devlet başkanı olarak alışılmış beşer yıllık iki dönemin ardından görevi bırakmayabileceği olasılığını açık bırakıyor.

ABD ve Batı basınında ağır basan düşünce, Şi’nin, düşmanca politikalarıyla ABD’nin temelini oluşturduğu “uluslararası yasalara dayalı düzen”in altını oyan bir diktatör figürü, yeni Mao olarak ortaya çıkıyor olduğudur. Gerçekte, ABD, Başkan Barack Obama ve şimdi de Donald Trump yönetiminde, Washington’ın kurallarını dayatmasını ve egemenliğini korumasını garantiye almak için, Çin’i zayıflatmak ve savaşa hazırlanmak üzere bir “Asya’ya dönüş” politikası izlemektedir.

ABD’nin bu saldırgan duruşu, ekonomi yavaşlamaya devam eder ve borç batağına saplanmış mali sistem bir iflas tehlikesi ile karşı karşıya iken artan iç sorunlarla karşı karşıya bulunan Çin yönetimi üzerinde çok büyük bir basınç oluşturmuştur. Çıkarları ÇKP tarafından savunulan bir avuç süper zengin milyarder ile halkın ezici çoğunluğu arasındaki devasa toplumsal uçurum, çok büyük toplumsal gerilimler yaratıyor.

Şi, bu gerilim yüklü durumda, karşı çıkılamaz bir siyasi diktatör olarak değil; ÇKP’nin devasa bürokratik aygıtı içindeki çok sayıda rakip ve çatışan çıkarları yatıştırarak, bunlara arabuluculuk ederek ve gerekirse bastırarak partinin birliğini koruma işlevi gören Bonapartist bir kişilik olarak ortaya çıkmış durumda.

Britanya merkezli Economist dergisi, geçtiğimiz ay şu yorumu yapmıştı: “Onun öncelleri olan Hu Jintao ve Jiang Zemin, asıl olarak Deng’in [Şiaoping] reformlarını sürdürmek için atanmışlardı. Bay Şi ise, partiyi kurtarmak için atandı. Komünist Parti’nin kurtarılmaya ihtiyacı olduğu düşüncesi garip gibi geliyor. Çin her yıl on binlerce hükümet karşıtı gösteriye tanık olmasına rağmen, bunlar, çoğunlukla açgözlü yerel yönetimlere yönelik tepkiler olan yerel kavgalardır…

“Ancak bu, Şi’nin 2012’de olayları nasıl gördüğü meselesi değil. Ona ve onu Çin’in önderi olarak seçen seçkinlere göre, parti, varoluşsal bir kriz ile karşı karşıya.” Makale, Şi’nin İmparator Çu’nun [Milattan Önce 202’de öldürülmüştü] yazgısına ilişkin bir uyarısını aktardıktan sonra şöyle devam ediyordu: “Bay Şi’yi korkutan antik tarih değil; Sovyetler Birliği’nin dağılmasıdır. Onun için her şey, parti ile başlayıp parti ile bitiyor… Eğer o çökerse, ülke de çöker.”

Şi, 2012’de ÇKP Genel Sekreterliği görevini üstlenmesinden bu yana, önemli güçleri kendi elinde topladı. O, denetimi kendisinin başkanlık ettiği Merkezi Askeri Komisyon’da yoğunlaştırmak için Çin ordusunu (Halk Kurtuluş Ordusu) yeniden yapılandırdı; görevi gereği geleneksel olarak ekonomik işlerden sorumlu olan Başbakan Li Kekiang’ı ülkedeki ekonomik sıkıntıdan, özellikle de 2015’teki borsa düşüşünden dolayı suçlayarak devre dışı bıraktı. Artık, mali ve ekonomik konular da dahil, politikayı, kendisine hesap veren bir dizi küçük sözde önderlik grubu aracılığıyla Şi belirliyor.

Şi, ayrıca, başlıca rakiplerini saf dışı etmek ve hizipsel muhaliflerini zayıflatmak için, güvenilir destekçisi Vang Kişan’ın önderlik ettiği kapsamlı bir yolsuzlukla mücadele temizliğinden yararlandı. 88 milyon ÇKP üyesinin 1 milyondan fazlası soruşturuldu ve bakan kademesinin üstündeki 150’den fazla “kaplan”ı ya da yetkiliyi kapsayan en az 100.000 kişi aleyhine dava açıldı.

Kongreden birkaç ay önce, 2022’de Şi’den görevi devralma konusunda önemli bir rakip olan Sun Zengçay, büyük Çongçing kentindeki güçlü ÇKP patronluğu görevinden kovuldu, gözden düşürüldü ve sonunda, Eylül ayında partiden atıldı. Yolsuzluk skandalı, yaygın şekilde Şi’nin himayesinde olduğu düşünülen Çen Min’er’in onun yerine atanmasına olanak sağladı.

Bununla birlikte, Şi’nin gücü elinde toplaması, ÇKP’deki derin çatlakların ve gerilimlerin bir işaretidir. Politbüro’nun ve PBDK’nin bileşimi onun konumunu kuvvetlendirmiş olsa da, Şi genel olarak hizipsel bir dengeyi koruma ve 1980’lerin sonundan beri parti önderliğini yöneten yazılı olmayan kuralları yerine getirme konusunda dikkatli.

Çin’in yeni önderliği

Tersini iddia eden yaygın spekülasyona rağmen, yolsuzlukla mücadelenin başındaki Vang Kişan (69) iki komiteye de yeniden atanmadı. Eğer yeniden atanmış olsaydı, bu, fiili emeklilik yaşının (68) bir ihlali ve Şi’nin 2022’de emekli olmayıp üçüncü bir dönem peşinde koşabileceğinin bir işareti olurdu.

Görevden alınabileceğine ilişkin medyadaki kimi varsayımlara karşın, Li Kekiang da konumunu ve bir PBDK koltuğunu korudu. Li, eski Devlet Başkanı Hu Jintao’nun, partinin iki ana hizibinden biri olan ve son beş yılda ciddi ölçüde zayıflatılan Komünist Gençlik Birliği hizbi ile birlik oluşturuyor. Şi ise kendi destek tabanını oluşturmasına rağmen, eski Devlet Başkanı Jiang Zemin’in Şanghay Çetesi ile daha sıkı ilişkilere sahip.

Çeşitli rakip “çeteler” ve hizipler, sadece kişilere dayanmıyor. Onlar, daha çok, büyük şirketlerin, devlet bürokrasisinin, ordunun ve devlete ait işletmelerin çeşitli kesimlerinin çekişen çıkarlarını temsil ediyorlar. Bunlar, siyasi farklılıklar olduğu ölçüde, taktiksel niteliktedir. Li gibi piyasa yanlısı yeniden yapılanmayı ve ABD’ye yönelik daha uzlaşmacı bir yaklaşımı savunanlar, giderek artan oranda tecrit ediliyorlar.

Bununla birlikte, Li’nin koltuğundan edilmesi parti içinde hizip savaşını kışkırtabilirdi. Komünist Gençlik Birliği hizbi, Li’nin yanı sıra, Çin’in bakanlar kurulu olan Devlet Konseyi’nin bakanı ve piyasa yanlısı yeniden yapılanmanın saldırgan bir savunucusu olarak görülen Vang Yang’ın atanması yoluyla ek bir PBDK koltuğu elde etti.

Hepsi Şi ile sıkı bağlara sahip olan diğer dört PBDK üyesi ise şunlar:

* Partinin Genel Merkez’inin müdürü Li Zanşu, etkin biçimde Şi’nin genelkurmay başkanı olarak çalıştı ve sık sık onunla birlikte seyahat etti. Kariyerinin başında Hebei eyaletinde Şi ile birlikte çalışmış; Şi’nin memleketi Şensi eyaletine tayin edilmişti.

* Vang Huning, ideolojisini ve politikalarını geliştirmesi için Şi ile yakın bir şekilde çalıştı. 2002’den beri partinin Merkez Politika Araştırma Bürosu’nun başkanı olarak, Jiang Zemin’e, Hu Jintao’ya ve son olarak da Şi’ye hizmet etti. Vang da sık sık Şi ile birlikte seyahat ediyor.

* Zhao Leiji, Şensi eyaletinin parti sekreteri görevini yürüttü ve Şi’nin “Şensi Çetesi”nin parçası olarak görülüyor. Kongre öncesinde, partinin güçlü Örgütlenme Bölümü’nün başındaydı ve Merkez Disiplin Denetleme Komisyonu’ndan sorumlu yolsuzlukla mücadele şefi olarak Vang Kişan’ın yerini alması planlanıyor.

* Şanghay belediye başkanı ve ardından parti şefi olarak görev yapan Han Çeng, “Şanghay Çetesi” ile birlikte çalışıyor. Şi’nin Şanghay parti şefi olduğu 2007’de onun yardımcısıydı ve onun Jiang Zemin’in hizbi ile ilişkilerini sağlamlaştırdı. Han’ın, Li Kekiang’ın 2022 kongresi öncesinde görevden alınması durumunda başbakanın yerini alacağı öne sürülüyor.

Şi, ayrıca, yedi PBDK üyesini ve ek olarak 18 üyeyi içeren 25 üyeli Politbüro’daki konumunu da sağlamlaştırdı. Kimi uzmanlara göre, 15 kadar Politbüro üyesi Şi ile sıkı bağlara sahip.

Dahası, PBDK içinde hiç kimse 2022’de Şi’nin yerini almaya uygun olmasa da, Politbüro içinde 10 yıl devlet başkanı ve ÇKP genel sekreteri olarak görev yapmaya yetecek kadar genç üç aday bulunuyor. Bu üç kişiden ikisi (Çen Min’er ve Ding Şueşiang) Şi ile yakından ilişkili ve ona minnettar.

Üçüncü aday ise Komünist Gençlik Birliği ile birlikte çalışan, Hu Jintao’nun uzun süredir himaye ettiği ve onun 2022’deki başkan adayı olarak görülen Hu Çunhua’dır. ÇKP’nin resmi olmayan veraset düzenine göre, en üst makamın başlıca iki hizip arasında el değiştirmesi gerekiyor. Bu, Hu’nun Şi’nin ardılı olması ve geçtiğimiz hafta PBDK’ya atanmış olması gerektiği anlamına geliyor.

Hu’nun yükseltilmemiş olması, Şi’nin 2022’den sonra devlet başkanı olarak kalmaya çalışmaktan çok, kendi ardılını resmi olarak seçmeye hazırlandığına işaret ediyor olabilir. En olası seçenek, Çin’deki başlıca dört kentten birindeki önemli parti şefliği makamına yükseltilmiş ve şimdi de Politbüro’ya terfi ettirilmiş olan Çen Min’er’dir.

Din Şueşiang da aynı şekilde Şi ile sıkı bağlara sahip. O, 2007’de, sekiz aylık Şanghay parti sekreterliği sırasında Şi’nin siyasi sekreterliği görevini yürütmüş; ardından, 2013’te, parti merkezinin başına geçmek, aslında Şi’nin kişisel sekreteri olmak üzere Pekin’e geçmişti.

Dolayısıyla, yeni parti önderliği dikkatli bir hesaplamanın sonucudur. Çiğnenmiş olan tek açık kural, hiçbir ardılın aday gösterilmemiş olmasıdır. Sonuç olarak, Şi, seçeneklerini açık bırakmıştır. O, önümüzdeki beş yılı, tepedeki PBDK’de açık bir kontenjan hazırlamak ve Çen Min’er’i ya da Din Şueşiang’ı kendi belirlenmiş ardılı olarak atamak veya beş yıl daha görevde kalma yönünde adım atmak için kullanabilir.

Avustralya’nın eski büyükelçisi Geoff Raby, bu hafta, Australian Financial Review’de şunu belirtiyordu: “Şi ne kadar daha büyük güç edinir ve ne kadar kısıtlamasız hareket ederse, Komünist devlet o kadar kırılgan hale gelir.” Bu açıklama, Çin’den komünist bir devlet olarak söz etme saçmalığı bir yana, yönetimin zayıflığını vurgulamaktadır.

Asya’daki ve dünya çapındaki aşırı jeopolitik gerilimler ve bizzat Çin’de tırmanan ekonomik ve toplumsal çelişkiler göz önünde bulundurulduğunda, devasa ÇKP bürokrasisi aygıtı, Şi’nin dolapları ve manevraları bir yana, büyük olasılıkla, büyük olayların basıncı altında, kargaşa ve krizler eliyle paramparça olacak.