Sosyalist Eşitlik Partisi ve Corbyn karşıtı darbe komplosu: Bir okura yanıt

Chris Marsden
10 Eylül 2018

Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin (WSWS) bazı okurları, 31 Ağustos’ta yayınlanan “Jeremy Corbyn’e yönelik Musevi karşıtlığı iftiralarını reddedin! İşçi Partisi’nin sağcı kanadını kovun!” başlıklı perspektif yazısının, Corbyn’e, İşçi Partisi’nin sol kanadına ve İşçi Partisi’ne bir uyarlanmayı temsil ettiğine ilişkin kaygıları dile getiren yorumlar yazdılar.

En kapsamlı eleştiri, altacomposicionorganica'dan geldi. O, bu perspektif yazısının, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) programına ters düştüğü ve ABD’deki Sosyalist Eşitlik Partisi’nin (SEP) izlediği çizgi ile önemli bir farklılığa işaret ettiği uyarısında bulunuyor.

Altacomposicionorganica, sağ kanadı partiden çıkarma yönünde bir mücadele çağrısının, “Partinin” sahte sola karşı “temel mücadele”den sapmayı ifade ettiğini yazıp şunları ekliyor: “Eğer ABD’deki SEP Britanya’daki SEP’in çizgisini izleyecek olsaydı, Demokratların Clinton hizibini partiden çıkarmak için mücadele ederdi; çünkü [Bernie] Sanders, [Alexandria] Ocasio-Cortez ve DSA [Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri], ‘ona karşı yeterince mücadele etmiyor’ ve ‘onlar, bizim bu sağcı hizibe yönelik daha militan duruşumuzla teşhir olacaklar.’”

O, “Corbyn’e oy verebilecek ya da vermeyecek” olan ama “her an feshedilebilen sözleşmelere, sözleşmeli çalışmaya, geçici ve kısa süreli çalışmaya, sendika diktatörlüğüne, vb.” karşı mücadelede “‘sınıf içgüsüsü’ en açık” olan “tabandaki ham işçi kitlesi”ne yönelme biçiminde bir alternatif öneriyor.

Getirilen eleştiri, Britanya’daki siyasi gelişmeleri Corbyn’e karşı saldırıyla ilgili sınıfsal meseleler ya da işçi sınıfının siyasi bilincini devrimci görevleri düzeyine yükseltmenin gündeme getirdiği sorunlar açısından irdelemeyen bir skolastik biçimcilik ile tarihdışı bir yaklaşım karışımıdır. Bunun siyasi uç noktası, sekter çekimserliktir.

WSWS’nin yayınladığı perspektif yazısının hiçbir yerinde, Corbyn’e bir teslimiyet ya da 2015’te İşçi Partisi önderi olmasından beri yaptığımız eleştirilerden herhangi bir geri adım söz konusu değildir.

Biz, İşçi Partisi “Britanya emperyalizminin tüm suçlarına ortaklık eden… sağcı bir burjuva partisidir ve yüzyılı aşkın bir süredir sosyalizmin başlıca siyasi karşıtı işlevi görmüştür.” uyarısında bulunuyoruz. Biz, Corbyn’in, Britanya emperyalizmine bağlılığı, NATO’ya destek, Trident nükleer caydırıcılığını savunma gibi konularda attığı geri adımlarda ve destekleyicilerinin onu alaşağı etmeye çalışan büyük şirket, kemer sıkma ve savaş yanlısı İşçi Partili milletvekillerine karşı her mücadelesine kararlılıkla karşı çıkmasında dışavurmuş bir burjuva politikacısı olduğunu açıkça ortaya koyuyoruz.

Corbyn’in kapitalizm yanlısı perspektife sahip bir burjuva politikacısı olduğu gerçeğinden yola çıkan okurumuz, İşçi Partisi’nin her iki kanadına gerçekten teslimiyet olacak bir çekimserlik politikasını savunuyor. WSWS’nin yönelimi Corbyn'e değil; onun zaferinin sol, hatta sosyalist bir hükümetin kurulmasına yol açacağı yanlış inancıyla İşçi Partisi’ne katılmış olan binlerce işçiye ve gencedir.

Biz, ne önderliği Corbyn’e bırakıyor ne de on binlerce işçiyi ve genci kemer sıkma ve savaş yanlısı sağcı bir hizip ile karşı karşıya getiren bir siyasi mücadeleden kaçınıyoruz. Biz, zafer için gerekli sosyalist politikalarla donanmış bir karşı koyma yolu sunuyoruz.

Bizler, Corbyn’in 2015’te İşçi Partisi önderi olarak seçilmesinin, işçi sınıfının sola kayışının çarpık ifadesi olduğunu; Muhafazakarlar ile onların Blaircı müttefiklerine ve çıkarları için acımasız kemer sıkma politikaları uygulanan, can alıcı sosyal hizmetlerin ortadan kaldırıldığı ve birbiri ardına canice savaşlar yürütülen büyük şirketlere, bankalara ve süper zenginlere karşı yaygın bir mücadele arzusunun göstergesi olduğunu açıkladık. İşçi Partisi'nin, Corbyn onun önderi olmadan önce 201.000 olan üye sayısının, sağcı cadı avına karşı, sadece geçtiğimiz ay içinde 10.000 kişilik bir artışla, şimdi 560.000'i aşmış olmasının nedeni budur.

Egemen sınıf ve onun siyasi temsilcileri, gelişmeleri bu açıdan görüyor. Corbyn’in attığı hiçbir geri adım, onları İşçi Partisi önderliği ile uzlaştırmadı; çünkü onlar, Corbyn’in altında, işçi sınıfı içinde kaynayan toplumsal ve siyasal hoşnutsuzluğu görüyorlar. Onların amacı, mali oligarşinin emirlerine yönelik tüm muhalefeti suçlu ilan edip bastırmaktır ve bunu yapmak için hiçbir engel tanımayacaklar. Bu yüzden, 31 Ağustos’taki perspektif yazımızda, ordunun, Corbyn önderliğindeki bir hükümete, Britanya, İsrail ve ABD gizli servislerinin katılımıyla bir askeri darbe düzenleyerek karşılık verme tehdidi konusunda uyarıda bulunmuştuk.

Biz, Blairciler ve Siyonistler ile boy ölçüşmek isteyen İşçi Partisi içindeki işçilere ve gençlere şunu söylüyoruz: “Sağ kanadı kovun!” talebini yükseltin; şube toplantıları çağrısı yapın; milletvekilliklerini iptal edin ve onları partiden atın; Sosyalist politikaların uygulanmasını talep edin!

Biz, böyle bir mücadeleye eleştirel destek verir ama işçi sınıfının yeni ve gerçekten sosyalist bir partiye gereksinim duyduğunda ısrar ederiz. Biz, böylesi bir mücadeleye girişenlerin, kendilerini kaçınılmaz olarak Corbyn ile çatışma içinde bulacakları uyarısında bulunuyoruz. Corbyn’in kapitalizm yanlısı politikası, kendisinin ve kliğinin gerginliği azaltmaya, teslim olmaya ve tersi durumda sağa karşı mücadeleyi baltalamaya devam edeceğini garanti etmektedir.

Gelişmeler, değerlendirmemizin doğruluğunu kanıtlayacaktır. Böylesi koşullar altında, sağ kanadı kovma talebi, sınıf mücadelesini ilerletmek için bir mekanizma sağlayamaz ama işçi sınıfını oportünist ve devrimci sosyalist politikalar arasındaki fark konusunda eğitmenin araçlarını sağlar. Bizim sağ kanada yönelik amansız muhalefetimiz ve komploculara karşı açık eylem çağrımız, partimize olan güveni geliştirecek ve partimizin büyümesine zemin oluşturacaktır.

“Tabandaki ham işçi kitlesi”ne ve onların mücadelelerine yönelimi İşçi Partisi üyelerine yönelmenin karşısına koymanın yanlış ve sendikalist karakterde olmasının nedeni de budur.

Britanya’daki SEP’in Corbyn’i savunması, onu Amerikalı yoldaşlarımızla ve onların sahte sola karşı “temel” mücadeleye odaklanmalarıyla çatışma içine sokmaz. SEP’in ve Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin sahte sol gruplara karşı yürüttüğü mücadele, bir hizipsel çatışma değil; bizim üzerinden işçi sınıfının siyasi bağımsızlığını sağlamaya ve kapitalizme karşı, sosyalizm uğruna gerçekten temel mücadeleyi ileriye taşımaya çalıştığımız araçtır.

Sahte sol grupların uluslararası ölçekte oynadığı başlıca rol, Stalinistlerin ve sosyal demokratların sözde “sol kanat”larını teşvik ederek ya da Yunanistan’daki Syriza veya İspanya’daki Podemos gibi eski Stalinistlerin ve sosyal demokratların önderliğindeki “geniş sol” oluşumları destekleyerek, işçi sınıfını eski Stalinist ve sosyal demokrat partilere bağlamaya çalışmalarıdır. Daha geçtiğimiz ay, Britanya’daki Sosyalist Parti, “Jeremy Corbyn'in önderlik köprübaşına dayanmak, bu noktada, işçilerin bize ait bir kitle partisine ulaşabilecekleri en açık yol” olduğu için, kendi seçim faaliyetine son verdiğini duyurdu.

İşçi Partisi ile Demokratik Parti’nin tarihsel kökenlerinde, elbette, okurumuzun belirttiği gibi, Clinton’ı ve ekibini kovma talebini taktiksel olarak kullanmayı olanaksızlaştıran farklılıklar var. Bununla birlikte, ABD’deki SEP, Demokratların Hilary Clinton hizibinin Bernie Sanders’a karşı dolap çevirmesinin ardındaki siyasi konuları kapsamlı şekilde teşhir ediyor.

Dahası, bugün SEP’in Corbyn’e yönelik sağcı komploya karşı eylem çağrısı yaparken aldığı tavır ile Amerikalı yoldaşlarımızın 1998’de Başkan Bill Clinton’ı suçlamaya yönelik girişime nasıl karşı çıktıkları arasında açık benzerlikler bulunmaktadır. SEP, Clinton’a ve Demokratlara en ufak bir siyasi sempati belirtmeksizin, Lewinsky olayının ardındaki güçlerin, ABD politikasında keskin bir sağa kayış gerçekleştirmek için seçilmiş bir önderi devirmeye çalıştığı uyarısında bulunmuştu. SEP, Cumhuriyetçi sağın kullandığı antidemokratik önlemlerin işçiler için doğurduğu tehdide yönelik kayıtsızlıkları yüzünden, sahte sol grupları kıyasıya eleştirmişti.

Bizler, okurumuzun değindiği, Troçki’nin Britanya Nereye Gidiyor?’daki yazıları ile de sıkı sıkıya uyumluyuz. Troçki’nin ilk kez 1926’da, Genel Grev’in öngününde yayınlanmış olan bu polemiği, devrimci bir krizin ortaya çıkması ve her şeyden önce, işçileri İşçi Partisi’nden ve onun sol kanadından koparmak üzere müdahale etmek için bir program ileri sürme gerekliliği konusunda devrimci öncüyü uyarmaya çalışır.

“Britanya işçi sınıfının radikalleşmesinin hızla ilerleyeceği”ni ve muhtemelen “İşçi Partisi’nin iktidara gelmesini hazırlayacağı”nı sezen Troçki, “kapitalist kaplan”ın, “yakında aşamalılık hakkında mırıldanmayı kesip pençelerini göstermeye başlayacak” olduğunu belirtir.

Bu, “İşçi Partisi’nin sağ ve sözde ‘sol’ kanatları arasındaki ilişkilerin daha fazla bilenmesine ve çok daha önemlisi, kitleler içinde devrimci eğilimlerin güçlenmesine” yol açacaktı.

Muhafazakarların arkasında ise, “yalnızca resmi devlet aygıtı değil ama faşizmin gayriresmi çeteleri de olacak. Onlar, uğursuz provokatör işine başlayacaklar…” “Devrimci kanat kaçınılmaz olarak büyür ve işçi sınıfının en ileri görüşlü, yiğit ve devrimci unsurları ön plana çıkar”ken, İşçi Partisi hükümeti, ya “utanç verici bir şekilde teslim olacak ya da muhalefeti ezecek”ti.

Durum, “yeni bir iç savaş patlamasının, sınıflar arasında her noktada şiddetli bir çarpışmanın kaçınılmaz” olduğu bir noktaya doğru ilerleyecekti. Devrimci parti için zorunlu olan şuydu: “Kitleler, devrimci bir şekilde eğitilip çelikleştirilmelidir. Bunun ilk koşulu, MacDonaldçılığın yozlaştırıcı ruhuna karşı uzlaşmaz bir mücadeledir.”

SEP'in işçi sınıfını şimdi gündemde olan devrimci görevlere hazırlamak için Britanya’daki mevcut derin siyasi krize müdahalesini bu anlamda kavramaktadır.