Julian Assange’ın mahkum edilmesi: Bir hukuk karikatürü

Andre Damon
4 Mayıs 2019

WikiLeaks’in yayıncısı ve gazeteci Julian Assange, Çarşamba günü, Britanyalı bir yargıç tarafından, yalnızca göstermelik bir duruşma olarak adlandırabilecek olan bir duruşmayla yaklaşık bir yıl hapse mahkum edildi.

Protestocuların “utanç” çığlıkları ile tepki verdiği mahkumiyet, Beyaz Saray’ın Assange’ı ABD’nin savaş suçlarını ifşa ettiği için iade ettirmek üzere ilerlediği sırada, onu ziyaretçi alma ya da özel görüşme yapma hakkı olmadan hapiste tutmayı amaçlıyor.

Yargıç, Britanya’nın sınıfsal adalet geleneği doğrultusunda, Assange’a önyargılı ve aşırı bir ceza vermekle kalmadı, aynı zamanda ona hakaret etti. Yargıç, yedi yıldır etkin biçimde Ekvador’un Londra büyükelçiliğinde alıkonulan bu gazeteciye, “yasaya saygısızca karşı gelmek ve bu ülkenin yasalarını küçümsemenin uluslararası alanda reklamını yapmak için ayrıcalıklı konumundan faydalanmaktan” suçlu olduğunu söyledi.

Ceza, Assange’ın iade duruşmasının başlamasından tam bir gün önce geldi. İşkence ve idam cezası uygulayan ve uluslararası hukuk çerçevesi dışında hareket eden bir ülke olan ABD’nin Assange’ı iade ettirmeye çalışması, onun sığınma isteme nedenlerinin tümüyle haklı olduğuna ilişkin kanıt oluşturmaktadır.

Yargıç, Assange’ın, dokuz sayfalık hafifletici nedenlerle belgelenen savunmasındaki savları çürütmek için ciddi bir çaba sarf etmedi. Assange’ın Britanya makamlarına teslim olması, onu, Ekvador hükümetinin ona sığınma tanımasına yol açan yasadışı zulüm türüne açık hale getirecekti.

Assange, “İsveç tarafından ABD’ye teslim edileceğinden ve orada, WikiLeaks’in ABD’nin hassas askeri ve diplomatik materyallerini yayınlamasına katılımı ile ilgili olarak, zulme uğramayı ve süresiz hücre hapsini kapsayan (BM İşkence Özel Raportörü’nün Chelsea Manning’in başına geldiği sonucuna vardığı türde) bir muameleye tabi tutulacağından korktuğu” için siyasi sığınma başvurusu yapmış ve sığınma almıştı.

Ekvador, bu zulme uğrayan gazeteciye, “İsveç tarafından ABD’ye sınır dışı [iade] edilme ve orada zulme, insanlık dışı muameleye ve fiziksel şiddete uğrama biçimindeki sağlam bir nedene dayanan risk değerlendirmesi temelinde” sığınma tanımıştı.

Ekvador’un kararı, şu gerçeği de göz önünde bulundurmuştu: “İsveç, ayrıca, söz konusu zamanda, tutuklulara kötü muamele uygulama ve onları örtülü iade etme konusunda ABD ile uzun ve talihsiz bir yasadışı işbirliği geçmişine sahipti.”

Belge, BM’nin İşkenceyle Mücadele Komitesi’nin bir çift kararını kaynak olarak gösterdi. Kararlar, İsveç’in, yasadışı iade gerçekleştiren ve işkence eden ABD’li yetkililere “tam yetki teslimi”ni betimliyordu. Bu kararlar, Assange’ın avukatlarının sözcükleriyle, şunları tespit etmişti: “İsveç, ABD’nin askeri görevlilerinin, İsveç topraklarındaki tutuklulara kötü muamele etmesine (soyma, gözlerini bağlama, başını kapatma, kelepçeleme, anal yoldan zorla fitil sokarak zorla yatıştırma, özel tasarımlı stres pozisyonu donanımlarıyla kelepçeleme, vb.) ve onları işkence edilmek üzere üçüncü devletlere teslim etmesine pasif bir şekilde izin vermiştir.”

New York Times ile Washington Post’un, Assange’ın ufak bir bilgisayar heklemesi suçlaması için iade ile karşı karşıya olduğu ve hayatının tehlikede olmadığı biçimindeki yalanlarına karşın, Adalet Bakanlığı, onu, “gizli bilgileri elde edip yaymak”tan soruşturduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu, Casusluk Yasası altında kovuşturmaya yol açabilecek ve idamla cezalandırılabilecek bir suçlamadır.

Gerçekte, Assange’a karşı yasal kovuşturma, bir iade değil; Avrupa’nın ya da Ortadoğu’nun sokaklarında yakalanmış, kafalarına poşetler geçirilip kelepçelenmiş ve işkence edilmek üzere uçakla Amerika’nın “karanlık noktaları”na ya da Guantanamo Körfezi’ne götürülmüş “terör şüphelileri”ne yönelik muameleyi hatırlatan bir örtülü iadedir.

Assange’ın 11 Nisan’da Ekvador Büyükelçiliği’nden sürüklenerek çıkarılıp Britanya’nın Guantanamo’su olarak nitelenen Belmarsh Cezaevi’ne gönderilmesinden bu yana üç hafta geçti. Assange, hapishanede tecritte tutuluyor, avukatları ve aile üyeleri ile görüşme hakkından yoksun bırakılıyor ve babasının “temassız işkence” diye adlandırdığı bir işkenceye tabi tutuluyor.

ABD’nin Irak’taki ve Afganistan’daki savaş suçlarını ortaya çıkarmaya yardımcı olan cesur ifşaatçı Chelsea Manning’in, Assange aleyhine ifade vermeyi reddetmesinin ardından hapse atılmasından bu yana da yaklaşık sekiz hafta geçti. Manning, tutukluluğunun büyük kısmında hücre hapsinde tutuldu ve avukatına göre, gerekli tıbbi bakımdan yoksun bırakıldı.

Assange’a ve Manning’e yönelik zulüm, ABD’nin, bir yandan Rusya ve Çin ile çatışmasını tırmandırırken, diğer yandan Venezuela’da rejim değişikliği çabalarını yoğunlaştırdığı sırada geliyor. ABD, savaş suçlarını belgeleyip açığa vuran WikiLeaks kurucusunu hapsederek, desteklenmeyen ve suç oluşturan savaşlarına yönelik muhalefeti susturmaya çalışıyor.

Assange’a yönelik zulüm, artan sınıfsal çatışma ve toplumsal muhalefet koşulları altında gerçekleşiyor. Egemen sınıf, savaş ve toplumsal karşıdevrim politikalarının gitgide artacak bir kitlesel direnişle karşılaştığının farkındadır. Assange’ı ibret olsun diye cezalandırarak, mali oligarşinin emirlerine karşı çıkan bütün haber kaynakları susturulmak isteniyor.

Siyasi örgütlerin ve eğilimlerin Assange’a uygulanan zulme yönelik tavrı, onların karakterini tanımlamaktadır. Bu sözde yasal iğrençliği aktif ya da örtülü biçimde destekleyenler, kendilerine asla temizlenemeyecek bir kara leke sürmüşlerdir.

Bu, Assange’ın iadesini talep eden Trump yönetimini; Rusya karşıtı kampanyasının parçası olarak Assange’a karşı kampanya yürüten Demokratik Parti’yi; ona açıkça iftira atan ve hakkında yalanlar ve karalamalar yayan medyayı ve ona yönelik zulmün bahanesi olarak kullanılan düzmece tecavüz iddialarına inanılırlık sağlayan orta sınıf sahte sol örgütleri kapsamaktadır.

Assange’ı ve Manning’i savunmaya geçmesi gereken toplumsal güç, uluslararası işçi sınıfıdır. İşçi sınıfı, ana akım medya organlarının kadrosunu oluşturan hali vakti yerinde ve kayıtsız memurların, Demokratik Parti’nin ve onun sahte sol uzantılarının tersine, demokratik hakların savunusunda yaşamsal bir çıkara sahiptir.

Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi, 4/5 Mayıs’ta, beşinci yıllık Uluslararası Çevrimiçi 1 Mayıs Toplantısı’nı düzenleyecek. Toplantı, uluslararası sosyalist bir hareketin inşası için ortak bir stratejiyi tartışmak üzere dünyanın dört bir yanından işçileri bir araya getirecek.

Julian Assange’ın savunusu, bu etkinliğin önemli konularından biri olacak. Assange’ın savunusu, tüm dünyada demokratik hakların savunulması açısından başı çekmektedir. Assange’a yönelik zulme karşı koymak isteyen herkesi, toplantıya kayıt olup, katılmaya çağırıyoruz.