Trump’a yönelik görevi kötüye kullanma suçlaması ABD’deki siyasi krizi derinleştiriyor

28 Eylül 2019

Temsilciler Meclisi Sözcüsü Nancy Pelosi’nin Salı günü Demokrat çoğunluğun Başkan Donald Trump aleyhine resmen bir görevi kötüye kullanma soruşturması başlattığını duyurmasıyla birlikte, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki siyasi kriz yeni ve patlayıcı bir aşamaya girmiş bulunuyor.

Doğrudan çatışmayı tetikleyen mesele, medyanın ilk kez bu ayın başında ismi açıklanmayan bir istihbarat ajanı üzerinden haber yaptığı, Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy arasında 25 Temmuz’da yapılan telefon görüşmesidir. Trump, devlet ve medya kesimlerinin basıncıyla, Çarşamba sabahı telefon görüşmesinin bir özetini yayımladı.

Senato Azınlık Önderi, New York Senatörü Chuck Schumer, 25 Eylül 2019 Çarşamba günü Washington’daki Capitol Hill’de, Beyaz Saray tarafından yayımlanan, Başkan Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı arasındaki telefon görüşmesinin bir kopyasını elinde tutarak konuşurken. (AP Fotoğrafı/ Jacquelyn Martin)

Tartışmanın içeriği, ABD “başkomutanı”nın gangstervari karakterini doğrulamaktadır. Trump, Ukraynalı mevkidaşından, 2020 başkanlık seçimlerinde Demokratlardan muhtemel rakibi olan eski Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın oğlu Hunter Biden’ın faaliyetlerine yönelik bir soruşturma açmasını istemiş.

Birçok medya ve siyaset yorumcusu, Trump’ın kullandığı dili (Beyaz Saray tarafından temizlenmiş haliyle bile), bir mafya liderinin dayılanması ile karşılaştırıyordu. Zelenskiy, Trump’ın dondurmuş olduğu silah yardımının daha fazla yapılması için yalvardıktan sonra, Trump şöyle diyor: “Bize bir iyilik yapmanı istiyorum.” Sonra da Biden’ın oğlu ve bizzat Biden’ı soruşturma konusunu gündeme getiriyor.

Yönetimin karakteri, Trump’ın Salı günü Birleşmiş Milletler önünde yaptığı konuşmayla daha da vurgulandı. Orada faşist sağın dilini kullanan Trump, bir yandan “sosyalizm ve komünizm” aleyhine atıp tutmasını tırmandırırken, diğer yandan “küreselleşmeciler”i ulusal kimliğin “yerini almak” istemekle suçladı.

Demokratik Parti’nin Temsilciler Meclisi’ndeki önderliği, Washington’daki açık bir çatlağın tabandan güçlerin müdahalesi dahil öngörülemeyen sonuçları olabileceğini korkusuyla bugüne kadar Trump’a karşı görevi kötüye kullanma suçlaması getirme konusunda isteksizdi. Ancak Çarşamba günü öğlen saatlerine gelindiğinde, yaklaşık 217 Demokrat ve bir bağımsız (Temsilciler Meclisi’nin çoğunluğundan fazlası), görevi kötüye kullanma işlemlerine desteğini sundu.

Demokratların daha saldırgan biçimde hareket etme kararına, her zamanki gibi, ordu ve istihbarat aygıtının güçlü hiziplerinin düşünceleri yön vermektedir.

New York Times, Çarşamba gecesi yayımlanan bir makalede, Pelosi ile istihbarat kurumları arasındaki eskiye dayanan bağları (Pelosi’nin de kabul ettiği bağlar) ve bunun görevi kötüye kullanma suçlamasında bulunma kararında oynadığı belirleyici rolü ayrıntılı olarak anlatıyordu.

Bayan Pelosi için, istihbaratın ve ulusal güvenliğin Trump aleyhine en son iddialara yönelik tavsiyeleri, olayların akışını tersine çevirmeye yardımcı olmuş. Bayan Pelosi, sözcü olmadan çok önce, Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi’nde en üst düzey Demokrat olarak hizmet ediyordu. Amerika’nın ulusal güvenlik aygıtının bilinmezlerle dolu çalışmalarını yönetmiş; istihbarat yetkililerinin muhbir şikayetlerini nasıl kayda geçireceklerini ve bu bilginin Kongre ile nasıl paylaşılacağını düzenleyen yasanın hazırlanmasına yardımcı olmuştu.

Kendisi, Bay Trump aleyhine en son iddiaları (önde gelen bir siyasi rakibi soruşturması için Ukrayna devlet başkanına baskı yapması; sonra da bir istihbarat muhbirinin bu girişimi ayrıntılı olarak anlatmasını örtbas etmeye çalışması) korkunç bir saptırma süreci olarak görmüştü.

Trump’ın Demokrat muhalifleri daha güçsüz bir ülkeye dayılanmaya itiraz etmiyorlar. İtiraz etmelerinin tek nedeni, Trump’ın, Ukrayna’ya, ABD egemen seçkinlerinin ve Amerika emperyalizminin daha kapsamlı çıkarları yerine kendi siyasi amaçları için dayılanıyor olmasıdır. Demokratların Trump’ı “ulusal güvenliği” tehlikeye atmakla suçlamasının arkasında bu yatmaktadır. Bazı medya yorumcuları Trump’ın vatana ihanetten (idamlık bir suç) suçlu olduğunu ilan edecek kadar ilan gidiyorlar.

Burada, Ukrayna devlet başkanı ile telefon görüşmesinin ötesine geçen daha kapsamlı hususlar söz konusudur. Egemen seçkinlerin önemli kesimlerinin gözünde Trump, güvenilirliğinden ve kullanılabilirliğinden geriye ne kaldıysa kaybetmiştir.

Dış politikası gitgide daha dengesiz ve tehlikeli görülmektedir: İran’la savaşın eşiğine gelip sonra vazgeçmesi; Afganistan’da Taliban’la pazarlık yapıp ardından son dakikada anlaşmayı iptal etmesi; Çin’le ticaret savaşı kışkırtması ve bu süreçte o ülkedeki ticaret ve finans ile ilişkili büyük şirket çıkarlarını tehlikeye atması; Kuzey Kore’yi nükleer imha ile tehdit edip sonra da Kim Jong-un’a hayranlığını açıklaması ve en önemlisi, Obama yönetiminin Rusya karşıtı provokatif duruşundan çark etmesi.

İç politikada ise, ABD ekonomisi dosdoğru durgunluğa ilerlerken, 2017’de yaptığı kurumlar vergisi indirimi artık uzak bir hatıradır. Trump, bir bütün olarak mali aristokrasinin çıkarlarını savunmayı amaçlayan politikaları onun acil seçim kaygılarına karşı gelmesinden dolayı ABD merkez bankası Fed’e karşı da bir kamuoyu kampanyası başlatmış durumda. Borsa, Trump’a yönelik görevi kötüye kullanma soruşturmasının başlatılmasına, dikkat çekecek bir şekilde, son iki hafta içindeki en iyi gününü geçirerek tepki verdi.

Görevi kötüye kullanma soruşturmasının duyurulması, Beyaz Saray’ın sersemlemiş ve panik içindeki tepkisinde açığa vurulduğu üzere, Trump kampında şaşkınlıkla karşılandı. Beyaz Saray, tam sıkı savunma duruşunu bırakmak ve Kongre tarafından talep edilen belgeleri sunmak zorunda kaldı. Önce Trump-Zelenskiy telefon görüşmesinin özetiyle başladı ve ismi açıklanmayan istihbarat yetkilisi tarafından Trump aleyhine kayda geçirilen muhbir şikayeti ile devam etti. Şimdi bu, hem Temsilciler Meclisi’nin hem de Senato’nun istihbarat komitelerine gönderilmiş durumda.

Basında yer alan birçok habere göre, Demokratların Kongre’deki önderliği, Trump’ın göçmenlere yönelik saldırıları, Anayasa’yı hiçe sayması ve demokratik haklara yönelik başka saldırıları ile ilişkili her şeyi hariç tutarak, görevi kötüye kullanma suçlamasını Ukrayna meselesiyle sınırlamaktan yana.

Haberlere göre Pelosi, Çoğunluk Önderi Steny Hoyer ve Yargı Komitesi Başkanı Jerry Nadler arasında Çarşamba günü yapılan bir toplantıda, hepsi, Trump’ın ABD’nin “ulusal güvenliği” pahasına kendi siyasi çıkarlarını ilerletmekten suçlu olduğu ithamına odaklanan “dar” bir görevi kötüye kullanma sürecine desteğini ifade etmiş.

Demokratik Parti, Trump’ın demokratik haklara yönelik saldırılarına ve faşist güçleri teşvik etmesine gerçek bir alternatifi değil; ordu-istihbarat aygıtının Amerikan politikasının yüce efendiliğine yükseltilmesine dayanan farklı bir otoriter yönetim yolunu temsil etmektedir. Trump’ı görevden uzaklaştırmayı başaracak olsalar bile, uzun süredir kendisini Hristiyan kökten dinci sağı ile özdeştirmiş olan Başkan Yardımcısı Pence ondan daha az gerici bir kişilik değildir.

Trump yalnızca çok daha derin bir hastalığın belirtisidir. Karlarını, servetini ve ayrıcalıklarını tehdit edecek aşağıdan bir hareketin ortaya çıkması tehlikesinden tedirgin olan Amerikan egemen seçkinleri içinde, demokratik haklara ya da anayasal ilkelere gerçek bir destek söz konusu değildir. Görevi kötüye kullanma suçlamasının yapılması, siyasi krizde sarsıntıların ve şaşkınlıkların eksik olmayacağı çok daha büyük bir şiddetlenmeye zemin hazırlamaktadır.

Bu krizdeki belirleyici mesele, işçi sınıfının kapitalist hiziplerin her ikisini de hedef alan bağımsız müdahalesidir.

Dünya Sosyalist Web Sitesi, Temmuz 2017’de yaptığı ve egemen sınıf içindeki çatışmayı, gelişiminin erken bir aşamasında çözümlediği “Saray darbesi mi, sınıf mücadelesi mi” başlıklı açıklamasında şunu belirtmişti: “Egemen sınıf ile halkın her türlü toplumsal sıkıntıya katlanan ve siyasi yaşamdan tümüyle dışlanan geniş kitlesi, işçi sınıfı arasında, tamamen farklı bir çatışma gelişiyor.”

Geçtiğimiz iki yılda bu çatışma, süregiden General Motors grevi ve öğretmenlerin –bu sonbahar büyük olasılıkla kaldığı yerden devam edecek olan– grev dalgası ile kanıtlandığı üzere, açık bir biçim almıştır. Tehlike şu ki, egemen sınıfın işçi mücadelelerini kontrol altına alıp bastırmasındaki başlıca araçları olan sendikalar, işçi sınıfını bir kez daha Demokratik Parti’ye tabi kılmaya uğraşıyorlar.

İşçi sınıfı, şirketler Amerika’sının iki partisinden birine bel bağlayarak ne işlerini, yaşam standartlarını ve demokratik haklarını savunabilir ne de artan emperyalist savaş tehdidine karşı mücadele edebilir. İşçi sınıfı, hem Demokratik hem Cumhuriyetçi partileri reddetmeli ve sosyalist-enternasyonalist bir program temelinde bağımsız kitlesel bir işçi hareketi inşa etmelidir.

Patrick Martin