NATO’ya ve Trump’a karşı çıkmak, Julian Assange’ın özgürlüğü için mücadele demektir!

Chris Marsden
5 Aralık 2019

Sosyalist Eşitlik Partisi, bugün NATO’yu ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Britanya ziyaretini protesto eden herkesi, savaşa karşı uluslararası bir mücadelenin mızrak başı olarak WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’ın özgürlüğünü talep etmeye çağırır.

Bugünkü protestoda toplananlar, ABD ile var olan ve tüm dünyada savaşlar üreten “özel ilişki”ye son verecek savaş karşıtı bir İşçi Partisi hükümeti çağrısı yapan ve Başkan Donald Trump’ı Britanya genel seçimine müdahale ettiği için kınayan Savaşı Durdurun Koalisyonu’ndan konuşmacıları dinleyecekler.

Fakat Assange’ın Belmarsh maksimum güvenlikli cezaevinde acımasızca hapsedilmesi Britanya emperyalizminin çıplak caniliğini kanıtlarken yapılan bu tür açıklamalar ne anlama geliyor?

Assange, 175 yıl hapis cezası getiren casusluk suçlamaları üzerinden ABD’ye iade edilmekle karşı karşıya bulunuyor. BM İşkence Özel Raportörü Nils Melzer, beş devleti –ABD, Britanya, Avustralya, İsveç ve Ekvador– kapsayan bir komplo ile yürütülen psikolojik işkencenin etkilerinin Assange’ın hapishanede ölebileceği anlamına geldiği uyarısında bulunuyor. 70’ten fazla tıp doktoru, Muhafazakar hükümet üyesi İçişleri Bakanı Priti Patel’e ve Gölge İçişleri Bakanı Diane Abbott’a yönelik bir açık mektup yayımladı ve Britanya’nın Assange’ı yeterli tıbbi bakımdan mahrum bırakmasını kınayarak onun derhal bir üniversite eğitim hastanesine aktarılması çağrısında bulundu.

Assange her şeyden önce, ABD’nin ve Britanya’nın Afganistan’da ve Irak’ta işlediği savaş suçlarını ifşa ettiği için hedef alınıyor. Ama 2007’de bir ABD helikopterindeki askerlerin Irak’taki Reuters muhabirlerini tarayıp öldürdüğünü gösteren “ikincil cinayet” videosu, yalnızca, Assange’a Washington’ın ve Londra’nın ebedi nefretini kazandıran, WikiLeaks’in dünya çapındaki emperyalist suçlara yönelik en iyi bilinen ifşasıdır.

Daha geçtiğimiz hafta, WikiLeaks, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nün (OPCW) Suriye’de kanıt toplama görevinin bir üyesi tarafından yazılan ve 7 Nisan 2018’de Duma’da meydana geldiği iddia edilen gaz saldırısından Beşar Esad hükümetinin sorumlu olduğunu iddia etmek için kanıtları ortadan kaldırıp çarpıtma çabaların açığa vuran bir iç yazışmasını yayımladı. İddia edilen saldırı, ABD, Britanya ve Fransa tarafından düzenlenen hava ve füze saldırılarını meşrulaştırmak için kullanılmıştı. Sızıntı, bir kimyasal gaz saldırısına ilişkin resmi iddiaları çürüten kanıtları gizlemek için raporun tahrif edildiğini gözler önüne serdi.

Trump’ın ve Boris Johnson’ın hedefi, ya Assange’ı ABD’ye göndermek, hapse tıkıp anahtarı fırlatıp atmaktır ya da onu hapiste öleceği düzeyde psikolojik ve fiziksel zulme tabi tutmaktır.

Ona yapılan zulüm, savaşa ve sömürge tipi sömürüye karşı çıkan herkese yönelik bir uyarıdır. Buna ancak böylesi her gözdağına meydan okumaya hazır kitlesel bir hareket ile yanıt verilebilir. Yüz milyonlarca insan tarafından bir kahraman olarak kutlanan bir insan, dünya medyası, İşçi Partisi dahil büyük partiler ve onun adını lekelemek için kullanılan düzmece cinsel iddialara karşı çıkmayı reddeden çeşitli sahte sol gruplar tarafından dışlanmış bir kişiye dönüştürüldü. İsveç’in dokuz yıllık “ön soruşturma”sı, Assange’a karşı hiçbir zaman tek bir suçlamada bulunmadan, geçtiğimiz ay üçüncü ve son kez düşürüldü. Bu, asıl hedefin daima kendisini ABD’ye iade etme tehdidi olduğunda ısrar etmesinin doğruluğunu kesin olarak kanıtlamıştır.

Adına layık hiçbir savaş karşıtı hareket, böylesi bir iğrençliğe göz yumamaz! Assange serbest bırakılmalı ve Avustralya’daki ailesine ve diğer sevdiklerine geri dönmesine izin verilmelidir.

Assange, günümüz dünyasındaki en önemli siyasi tutsaktır. Ona yönelik muamele, emperyalist savaşa kaçınılmaz olarak demokratik haklara cepheden bir saldırının eşlik ettiğine ilişkin bir uyarıdır.

Britanya’nın baskıcı yasaları, medyası ve internet sansürü ile kendi yurttaşlarını gözetlemesi, dünyadaki en sert uygulamalar arasındadır. Şu anda bile Johnson, Londra Köprüsü’ndeki korkunç olayları kullanarak, bu seçimi terör, yasa ve düzen ve “ulusal güvenlik” hakkında bir seçim hale getirmek istiyor. Fakat Assange’a yapılan muamele, demokratik haklarının sistematik olarak kaldırılması, bu otoriter yönetime dönüşün en yüksek ifadesidir.

Britanya hükümeti, BM’nin, Assange’ın keyfi tutukluluğu ve psikolojik işkenceye tabi tutulduğu biçimindeki bulgularını derhal reddetti. Assange, uluslararası hukukun hiçe sayılmasıyla Ekvador büyükelçiliğinden zorla çıkarıldı, önemsiz bir kefalet ihlalinden hapse atıldı ve bu ağır ceza sona erdikten sonra da, gerekli tıbbi bakım sağlanmadan ya da savunmasını hazırlaması için gerekli koşullar olmadan hapiste tutuluyor. Bu durum, dünyadaki en ünlü ve tanınabilir kişilerden birinin “kaçma riski” olduğuna ilişkin gülünç iddialarla gerekçelendiriliyor.

Resmi suçların tam kapsamı, şimdi, İspanya’nın Ekvador’un Londra büyükelçiliğindeyken Assange’ın özel güvenlik şirketi UC Global tarafından yasadışı gözetlenmesine ilişkin soruşturmasıyla açığa çıkıyor. El País, iddiaya göre UC Global’in, Assange’ın avukatlarıyla yaptığı görüşmeleri kapsayan video ve ses kayıtlarını CIA’ye verdiğini bildirdi. Bu, Şubat ayında adil bir yargılamanın mümkün olmadığı ve tüm davanın otomatik olarak reddedilmesi gerektiği anlamına geliyor.

Assange’a sempatisini ifade edenlerden bile gelen en tehlikeli sav, Assange’ı destekleyenlerin, İşçi Partisi önderi Jeremy Corbyn’in ve Abbott’un onun serbest bırakılmasını talep etmeyi reddetmesine yönelik eleştirilerin “yumuşak olması” gerektiğidir. Bu ikili Assange’ı savunmak için en son Nisan ayında konuşmuştu. Blaircıların saldırının ardından ikisi de geri çekildi. Corbyn, Assange’ın ABD’ye iade edilmesinin “Britanya’daki mahkemelerin meselesi” olduğunu ve İsveç’in ona karşı davayı “yeniden açması” halinde “kendisine yönelik suçlamalara” yanıt vermesi gerektiğini ilan etti.

İsveç’in soruşturmasını düşürmesinden sonra bile, Assange’ın içinde bulunduğu kötü durumdan hâlâ söz edilmemektedir. İşçi Partisi’nin seçim bildirgesinde bununla ilgili hiçbir şey yok, tüm seçim kampanyası sırasında hiçbir şey söylenmedi ve Trump’ın ziyareti sırasında hiçbir şey söylenmeyecek. İşçi Partisi bu yolla, Assange’ın tecrit edilmesinde ve Trump’ın kan davasına olanak sağlanmasında kilit rol oynuyor.

Corbyn’in savunucuları, ayrıca, 12 Aralık’ta bir İşçi Partisi hükümetinin seçilmesinin Assange’ın özgürlük için en iyi şansı olduğunu iddia ederek, zaten saldırı altında olduğu bir sırada Corbyn’i siyasi olarak utandırma korkusuyla sessiz kalma çağrısı yapıyorlar. Bu siyasi bir tuzaktır. İster İşçi Partisi ister Muhafazakar olsun, hükümeti Assange’a af çıkarmaya ve iade edilmesini reddetmeye yalnızca aşağıdan gelen kitlesel bir hareket zorlayabilir.

SEP, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’ndeki kardeş partilerimiz ve Dünya Sosyalist Web Sitesi, işçileri, gençleri, aydınları, sanatçıları, sağlık çalışanlarını, avukatları ve yurttaşlık hakları savunucularını Assange’a özgürlük için yürütülen küresel kampanyadaki yerlerini almaya çağırıyor.

Assange ve kahraman ifşaatçı Chelsea Manning, sınıf savaşı tutsaklarıdır. ABD ve Britanya emperyalizminin, onların mahkemelerinin, medyalarının, partilerinin ve istihbarat kurumlarının birleşik çabalarını yenilgiye uğratabilecek tek güç, gezegendeki en kuvvetli toplumsal güç olan uluslararası işçi sınıfıdır.

Yalnızca tüm siyasi ayrımları aşan kitlesel bir işçi sınıfı hareketi Assange’ı özgürleştirebilir ve savaşa karşı ve temel demokratik hakları savunma uğruna mücadeleyi ilerletebilir.

Söz konusu temel meselelerin farkında olan herkesi şunları yapmaya çağırıyoruz:

* İşyerlerinde, okullarda ve üniversitelerde Assange’ın özgürlüğü lehine destek toplamak için toplantılar düzenleyin.

* ABD’nin iade davasının derhal sonlandırılmasını talep eden kararlar kabul edin.

* 24 Şubat’taki duruşma sırasında Belmarsh dışında düzenlenmesi planlanan kitlesel protestoya katılmak üzere heyetler örgütleyin ve planlar yapın.

Mücadeleye katılmak için SEP ile bağlantıya geçin.