Yunanistan kurtarma programından çıkarken AB daha fazla kemer sıkma talep ediyor

Robert Stevens
23 Ağustos 2018

Yunanistan, Pazartesi gece yarısı, sekiz yıllık Avrupa Birliği / Uluslararası Para Fonu (IMF) kemer sıkma programlarından resmen çıktı.

2010 yılından bu yana, dört Yunan hükümeti, görünüşte ülkenin 2010’da 330,7 milyar avroyu bulan ulusal borçlarını ödemek için alacağı krediler karşılığında üç ağır kemer sıkma programı uyguladı. Ancak banka kurtarmalarına harcanan 289 milyar avronun tek bir centi bile Yunanistan’ın borçlarını azaltmaya harcanmadı. Yaklaşık on yıl sonra, Yunanistan’ın borçları neredeyse 350 milyar avroya ulaştı ki (ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 180’inden fazla). Krediler, Yunanistan’ın alacaklılarına, özellikle de Alman, Fransız, İtalyan ve İspanyol bankalarına olan borçların kapatılmasına gitti.

Tahmin edildiği gibi, Avrupa Birliği (AB) yetkilileri, bu durumu, AB’nin cömertliği sayesinde gelecek daha iyi günlerin belirtisi olarak sunmaya çalıştılar. Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, twitter hesabından şu mesajı paylaştı: “Onu siz başardınız! Mali destek programının bitmesi konusunda Yunanistan’ı ve halkını kutluyoruz. Bu güne, büyük çabalarla ve Avrupa dayanışmasıyla geldiniz.”

AB’nin ekonomik ve mali konularla ilgili komiseri Pierre Moscovici, “Yunanistan, sonunda, fazlasıyla uzun süren bir krizde bu sayfayı kapatabilir. En kötü olan geride kaldı.” dedi.

Açık gerçek şu ki, bankalar, Yunanistan’ın yüz milyarlarca dolarlık bu borcunu, 42 yıl sonra, 2060’ta, hala ödüyor olacağının hesabını yapıyorlar. Kurtarma programından çıkış, yalnızca, AB’nin, Yunan hükümetinin borçlarını ödemek için, AB’ye güvenmek yerine özel bankalardan kredi alabileceğini umduğu anlamına geliyor. Aslında, bu, Syriza (“Radikal Sol Koalisyon”) hükümetinin bankalara olan borçları ödemek için Yunan işçilerini yağmalamaya bel bağlayabileceği konusunda mali piyasalardan gelen bir güvenoyudur.

Yunanistan’daki işçilerin yaşam koşullarındaki herhangi bir iyileşme, kurtarma öncesinde olduğu gibi, işçi sınıfının AB’ye ve gerici sahte-solcu Syriza hükümetine karşı harekete geçmesine bağlı olacaktır.

Syrizalı Başbakan Aleksis Çipras’ın, bugün, AB kurtarma programından çıkışı destekleyen bir konuşma yapması planlandı. O, anlamlı bir biçimde, dün, çıkış üzerine bir açıklama yapmadı ve onu Yunanistan için ileriye doğru atılmış bir adım olarak sunacak bir girişimde bulunmadı.

Yunanistan Merkez Bankası Başkanı Yannis Stournaras, Kathimerini gazetesine, ileriye giden yolun AB kemer sıkma politikasının olabildiğince devam etmesi olduğunu söyledi. “Yunanistan’ın önünde hala uzun bir yol var” diyen Stournaras, “şimdi ya da gelecekte, anlaşmış olduğumuz noktalardan” herhangi bir geri çekilme söz konusu olursa, “piyasalar bizi terk eder ve biz, vadesi gelen borçları sürdürülebilir koşullarda yeniden finanse edemeyiz.” uyarısında bulundu.

Kimi rakamlar, Yunanistan’a dayatılmış ağır koşullara işaret etmektedir:

2010 yılından bu yana, yalnızca 11 milyonluk küçük bir nüfusa, 72 milyar avroluk kemer sıkma önlemi dayatılmıştır ki bu, Yunanistan’ın tüm yıllık ekonomik üretiminin yaklaşık yüzde 40’ına eşittir. Yunanistan’ın gayrisafi yurtiçi hasılası yüzde 25 azalmıştır ve yoğun kemer sıkma önlemlerinin başlatılmasından önceki düzeyden neredeyse 64 milyar avro daha azdır.

• Hanehalkı gelirleri, halkın yüzde 20’den fazlasını kira, elektrik, banka kredileri gibi temel harcamaları yapamayacak hale getirecek şekilde, yüzde 30’dan fazla gerilemiştir.

• Bugün, ortalama bir Yunan işçisi, sekiz yıl öncesinden yüzde 23 daha düşük ücret almaktadır. Çalışanların üçte biri yarı zamanlı istihdam ediliyor ve Yunanistan’daki asgari ücret yüzde 22 (zaten çok az olan 751 avrodan 586 avroya); 25 yaş altı işçiler için ise yüzde 32 (551 avroya) düşmüş durumda.

• Emekli maaşları yüzde 50’ye kadar indirildi ve devlet harcamaları ile yardımlar büyük ölçüde azaltılırken binlerce işçi işten atıldı.

• Kamu sektörü harcamaları yüzde 26 azaltılmış durumda. Genel sağlık bütçesi yüzde 50, kamu eğitimi harcamaları yaklaşık yüzde 36 ve sosyal yardım harcamaları yüzde 70 kesildi.

• Nüfusun üçte birinden fazlası resmi olarak yoksulluk ya da toplumsal dışlanma riski ile karşı karşıya. 2012 yılı itibarıyla, her gün tahminen 400.000 Yunanlı yoksullara parasız yemek veren aşevlerine gidiyordu.

• Eylül 2009’dan Temmuz 2013’e kadar, yaklaşık 1,1 milyon insan işini yitirdi. Bugün, 740.000 Yunanlı krizin başlamasından bu yana işsiz olmaya devam ediyor. Kamu sektörü işçilerinin yüzde 25’i işten çıkartıldı. Ailelerin üçte birinin en az bir işsiz üyesi var. 10 işsizden yaklaşık 7’si bir yıldan uzun süredir işsiz; çeyrek milyon insan “eksik istihdam” olarak sınıflandırılmış durumda ve düzenli bir tam gün iş bulamıyor. 122.000 dolayında insan “yılgın” olarak sınıflandırılıyor ve iş aramaktan vazgeçmiş durumda. Yeni işlerin çoğu yoksulluk düzeyinde ücretlerin verildiği yarı zamanlı. Bugün, krizin başlamasından bu yana 100.000 artışla, yaklaşık 360.000 yarı zamanlı iş var.

• 500.000 dolayında genç, resmi işsizliğin hala avro bölgesindeki en yüksek oran olan yüzde 20’ler dolayında (gençler arasında iki kat fazla) olduğu koşullarda ülkeden kaçmış durumda.

Yunanistan’ın borçlarının çoğunu vermiş olan Avrupa İstikrar Mekanizması’nın (ESM) müdürü Klaus Regling, ülkedeki kemer sıkma önlemlerini yakından izlemeye devam etme sözü verdi: “ESM’ye üye devletler ve bir kurum olarak ESM, taahhütlerin yerine getirilmesini son derece ciddiye alıyor. Biz son derece sabırlı bir alacaklıyız ama borçların geri ödenmesini istiyoruz. Bu yüzden, Yunanistan’daki gelişmeleri çok yakından izleyeceğiz.”

Yani, AB denetçileri, kemer sıkma politikalarını uygulamak ve Yunanistan’ın önümüzdeki on yıllar boyunca halktan büyük bütçe fazlaları çıkarmasını sağlamak için, Çipras hükümetini düzenli olarak ziyaret etmeyi sürdürecekler.

Yunan işçileri Syriza’dan nefret ederken, küresel mali aristokrasiye göre Çipras hükümeti benzersiz bir başarı öyküsüdür. O, önceki sağcı hükümetlerin bile uygulayamadığı on milyarlarca avroluk ek kesintileri gerçekleştirmiştir.

Syriza’nın, AB’nin kemer sıkma politikasına son vermeyi vaat ettiği için kitlesel bir destekle Ocak 2015’te iktidara gelmesinden bu yana üç yıl geçti. Syriza bu seçim vaatlerini ayaklar altında aldı. Onlar, AB’nin kemer sıkma önlemlerini Temmuz 2015’ten bu yana planlıyor ve uyguluyorlar. Syriza önderliğindeki hükümet, geçen ay, Yunanistan’ın gelecek iki yıla ilişkin borç yükümlülüklerini ancak karşılayacak yaklaşık 15 milyar avroluk bir kredi dilimi karşılığında yeni bir dizi sosyal kesintiyi onayladı.

Egemen seçkinlerin bu iğrenç partisi, kimi emeklileri gelecek yıldan başlayarak ayda 314 avroluk ek kesintilerle karşı karşıya getirecek şekilde yeni emekli maaşı kesintilerini gerçekleştirirken, toplumdaki en zenginler için büyük bir kazanç kaynağı planladı. Bu, karlar üzerindeki vergileri yüzde 29’dan yüzde 26’ya indirirken, işletmeler için 700 milyon avroluk bir vergi indirimi paketini içeriyor. Kişisel vergi mükellefleri için en yüksek gelir vergisi dilimindeki indirim, 2020 yılı için 887 milyon, 2021 ve 2022 yılları için ise 997 milyon avro vergi muafiyeti ile sonuçlanacak.

Syriza aşırı zenginlerin talimatlarını öylesine hakkıyla yerine getirmiş durumda ki, şimdi, egemen çevrelerde, anketlerdeki hızlı gerilemeye rağmen onun nasıl iktidarda tutulabileceği konusunda tartışmalar yapılıyor.

Yunanistan’da yayınlanan günlük gazete To Vima, geçtiğimiz Cuma günü, Yeni Demokrasi partisinden Avrupa Parlamentosu üyesi Giorgos Kyrtsos’un görüşlerini haber yaptı. Kyrtsos, Yunanistan ile ilgili konularda etkili olan AB yetkililerinin, en büyük iki partinin muhtıra sonrası bir işbirliğini gözden geçirdiklerini belirtiyordu. Gazete şöyle yazıyor: “Kyrtsos, Brüksel’deki çalışma arkadaşlarının, tekrar tekrar, ‘Yeni Demokrasi ile SYRIZA arasında işbirliği nasıl sağlanabilir?’ sorusunu ortaya attığını söyledi.”

O, “Avrupalı ortaklarımızın Yunanistan programı ile ilgili çok sayıda soruna bir çözüm olarak inceledikleri senaryolardan biri baştaki koalisyon” demiş.