Sosyalist Eşitlik Partisi, “sarı yelekliler” protestoları üzerine Paris’te toplantı düzenledi

Muhabirlerimizden
20 Aralık 2018

Pazar günü, Sosyalist Eşitlik Partisi (Parti de l’égalité socialiste, PES), Paris’te, Fransa’da devam eden “sarı yelekliler” protestoları üzerine bir toplantı düzenledi. “Sarı yelekliler için devrimci perspektif nedir?” başlığı altında düzenlenen toplantıda, Britanya’daki, Almanya’daki ve Fransa’daki Sosyalist Eşitlik Partilerinden konuşmacılar yer aldı. Toplantı, Berlin’de ve Montreal’de canlı yayınlandı.

Toplantıya katılan onlarca kişi arasında, “sarı yelekli” protestocuların yanı sıra Paris’teki Tamil topluluğu üyeleri de vardı. Konuşmacıların sunumlarının ardından, salondan gelen sorular ve katkılar ile birlikte, canlı bir tartışma yaşandı.

Alex Lantier, PES adına konuştu ve sarı yelekliler protestolarını değerlendirdi. Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron’un akaryakıt vergilerine karşı bir protesto, sadece birkaç hafta içinde, toplumsal eşitsizliğe ve mevcut düzene karşı ve Macron’un istifa etmesi için bir işçi sınıfı hareketi haline gelmişti. Lantier, sarı yelek protestolarının, sınıf mücadelesinde yaşanan uluslararası yükselişin parçası olduğunu açıkladı. İşçiler, ulusal sendikal bürokrasileri de kapsayan tüm siyaset kurumundan bağımsız ve onlara karşı olarak mücadeleye giriyordu.

PES’in önderi, bunun, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK), Stalinist bürokrasinin 1991’de Sovyet Birliği’ni dağıtmasının “tarihin sonu” ve sosyalizm uğruna mücadelenin ölümü anlamına gelmediği konusundaki ısrarını doğruladığını vurguladı. Tersine, işçi mücadelelerinin orta sınıf “sol” partilerin kontrolü altında tutulduğu dönem sona eriyordu.

Lantier, sarı yelek protestosunun, nasıl, Mayıs 1968 genel grevinden bu yana geçen son yarım yüzyılda var olduğu haliyle sendikaların ve siyaset kurumunun dışında patlak verdiğini değerlendirdi. Bu örgütler, protestolara karşı ya kayıtsızdılar ya da açıkça düşmandılar.

Lantier, PES’in, işçilerin uluslararası bir temelde, zamanını doldurmuş ve düşman ulusal sendika bürokrasilerinden bağımsız bir şekilde örgütlenmelerin bir yolu olarak, işçi sınıfı içinde eylem komiteleri kurma çağrısı yaptığını vurguladı. PES ve DEUK’un diğer Avrupa şubeleri, böyle mücadeleler ve bu tür örgütlerin inşası bağlamında, iktidarın işçi sınıfına aktarılması gerekliliğini açıklamak üzere müdahale edecekti.

Ardından, Almanya’daki Sosyalist Eşitlik Partisi’nin (Sozialistische Gleichheitspartei, SGP) ulusal sekreter yardımcısı ve Alman faşizminin geri dönüşü üzerine Neden Geri Döndüler? adlı kitabın yazarı olan Christoph Vandreier konuşma yaptı. Önümüzdeki yıl yapılacak Avrupa seçimlerinde baş adayı olduğu SGP’nin selamlarını ileten Vandreier, ücret kesintilerine ve fabrikaların kapanmasına karşı Alman işçileri arasında giderek büyüyen muhalefetin ortasında, Almanya’daki ve başka yerlerdeki işçilerin sarı yelek protestolarını sempati ve dayanışma ile takip ettiğini söyledi.

Vandreier, SGP’nin, Alman militarizminin meşrulaştırılmasına ve Alman akademisyenleri içindeki aşırı sağcıların Nazilerin suçlarını aklama girişimlerine karşı koyma kampanyasını değerlendirdi. Vandreier, Alman emperyalizminin savaşa ve faşizme yönelik halk muhalefetinin üstesinden gelme girişiminin nasıl Hitlerciliği saygınlığa kavuşturma çabasına yol açtığını açıkladı. Bu, artık, başta Macron’un Fransız faşist diktatör Philippe Pétain’den övgüyle söz etmesinde olduğu gibi, her Avrupa ülkesinde gerçekleşen bir süreçti.

Sarı yelek protestosunda olduğu gibi, hükümetin politikası halk desteğine sahip değilken, SGP, işçiler ve gençler arasındaki geniş ve henüz patlamamış olan muhalefeti bir araya getirmek ve onu sosyalist ve savaş karşıtı bir program ile donatmaya çalışan tek partiydi. Vandreier, ayrıca, SGP’nin kampanyasının, Almanya genelindeki üniversite kampüslerindeki kaygılı öğrencilerin arasında elde ettiği güçlü desteği ifade etti.

Son olarak, Britanya’daki SEP’in ulusal sekreteri Chris Marsden söz aldı ve on yıllık derin bir kapitalist krizin ve savaşın ardından sarı yelek protestolarının patlamasının, Lev Troçki’nin kapitalizmin doğasına ve kapitalist krize ilişkin temel görüşlerini doğruladığını vurguladı. Troçki’nin, 80 yıl önce Paris’te kurulan Dördüncü Enternasyonal’in kuruluş belgesi Geçiş Programı’nda yazdığı gibi, kapitalizm ölümcül bir kriz içindedir. Belirleyici sorun, uluslararası işçi sınıfı içindeki devrimci önderlik sorunudur.

Marsden, birçok sarı yelekli protestocu için, sosyalist teriminin, başlangıçta, Sosyalist Partili (PS) Devlet Başkanı François Hollande gibi kariyeristlerin görüntüsünü akla getirebileceğini belirtti. Bununla birlikte, işçiler, Fransız ve uluslararası mali aristokrasiye karşı mücadeleye girdikçe, süper zenginlerin servetini kamulaştırmaya ve sosyalist politikalar izleyen bir işçi devlet kurmaya zorlanacaklardı.

Troçkizmin tarihini özetleyen Marsden, DEUK’un işçi sınıfına yaklaşımının ve onu sosyalizm uğruna mücadelede bir araya getirme mücadelesinin, Troçkizmin Stalinizme, Pabloculuğa ve orta sınıf radikalizmine karşı mücadelesine dayandırılmış olduğunu vurguladı. Marsden, DEUK’un tarihinin, sosyal demokrasinin, Stalinizmin ve küçük burjuva sahte sol politikanın sicilinin Marksizme bağlanamayacağının kanıtı olduğunu; tersine, bu tarihin onların Marksizme, sosyalizme ve işçi sınıfına düşmanlıklarını gösterdiğini açıkladı. Şimdiki görev, işçi sınıfı içindeki gerçek Marksist öncü olarak DEUK’u inşa etmekti.

Konuşmacılara, eylem komitelerinin işçi mücadelelerinde oynayabilecekleri rol, Almanya’daki işçilerin resmi politikanın aşırı sağa kayması hakkındaki yaklaşımı ve sarı yelek hareketinin gelişimi ve siyasi karakteri üzerine sorular geldi.

Dinleyiciler, toplantının sona ermesinden sonra, siyasi konuları tartışmak ve PES’in eserlerinden satın almak için salonda kaldılar.

Toplantıya katılanlardan biri olan Andréa, Paris bölgesinde yaşadığı için ve toplu taşıma olanağı nedeniyle başlangıçta akaryakıt vergileri konusunda kaygılanmamış olsa da, kendisini yine de bir “sarı yelekli” olarak görüyordu: “Ben de aynı sınıftanım, onlarla aynı sorunlara sahibim. İşçi sınıfı için köklü bir değişim istiyorum. Daha iyi bir şekilde yaşayıp çalışmalıyız. Çalışıp serveti yaratanlar bizleriz ama hiçbir şeyimiz yok.”

Andréa, PES’in toplantısının, sarı yelek protesto hareketinin nereden çıktığına ve neyi temsil ettiğine siyasi ve tarihsel bir açıklama sunmaya çalışma konusunda benzersiz olduğunu söyledi: “Bu, son derece olumlu bir toplantıydı; hareketi anlama ve bundan sonra ne olabileceğini öngörme olanağı sağladı. Sarı yeleklilerin daha sağlam bir örgütlenmeye ihtiyaçları var. Bunun, sadece bir nedenden gerçekleştirilen ama en sonunda örgüt ve siyasi irade yokluğu nedeniyle son bulan bir diğer protesto olmasını istemiyoruz.”