Netanyahu’nun Doğu Kudüs’teki provokasyonları Filistinlilerle savaş tehlikesi yaratıyor

Filistinli göstericiler, Siyonist yerleşimcilerin Filistinli aileleri evlerinden çıkarmaya çalıştıkları işgal altındaki Doğu Kudüs’teki bir mahallede Pazar gecesi bir kez daha zırhlı, at sırtındaki İsrail polisi ile karşılaştılar.

Pazar günkü protestolar, İsrail’in ağır baskısının kışkırttığı çatışmaların ardından geldi. Göstericiler ayrıca 18 kişinin gözaltına alındığı kuzey liman kenti Hayfa’nın yanı sıra Nasıra ve Ramallah’ta da sokaklara döküldüler. Ayrıca Kudüs İbrani Üniversitesi’nin kapılarının dışında çevik kuvvet polisi ile çatışmalar yaşandı ve burada bir Filistinliye İsrailli siviller tarafından düzenlenen saldırı protestoya yol açtı.

Filistin Kızılayı, İsrail güvenlik güçleri tarafından yaralanan 14 kişinin tedavi edildiğini ve son üç günde yaralanan toplam kişi sayısının 560’a çıktığını bildirdi.

İsrail polisleri, Kudüs’ün doğusundaki Şeyh Cerrah mahallesinde Filistinli ailelerin planlanan tahliyelerine karşı düzenlenen bir protesto sırasında Filistinli bir göstericiyi gözaltına aldı, 8 Mayıs 2021 Cumartesi. (AP Photo/Oded Balilty)

Başbakan Binyamin Netanyahu’nun hükümeti, polisi ve İsrail Savunma Güçlerini (IDF), Kudüs’te aşırı sağcı İsrailli milliyetçilerin provokatif yürüyüşünün gerçekleşeceği Pazartesi günü Filistinlilerle daha fazla çatışmaya hazır hale getirdi.

12 Nisan’da Ramazan ayının başlamasından bu yana Kudüs ve işgal altındaki Batı Şeria’da gerilim tırmanıyor. Yetkililer, Ramazan ayında Mescid-i Aksa’da ibadet ettikten sonra geleneksel olarak toplanılan Şam Kapısı dışındaki alanın etrafına barikatlar kurdu. Bu, polisle çatışmaya yol açtı ve yüzlerce Filistinli yaralandı.

Buna ek olarak, yetkililer, namaz çağrısının İsrail’in Batı Duvarı’nda ölen askerler için yaptığı Anma Günü törenini aksatmaması için caminin hoparlörlerinin bağlantısını kestiler ve Ramazan ayında camiye girebilecek Filistinlilerinin sayısını, aşılanma koşuluyla beraber sadece 10.000 ile sınırladılar.

Eski Şehir’in kuzeyinde Filistinlilerin yaşadığı Şeyh Cerrah mahallesinde her akşam polisle çatışmalar yaşanıyor. Filistin kökenli İsrailliler, uzun soluklu bir adli davayla yerleşimci evlerine yer açmak için Filistinli ailelerin olası tahliyesini ve Eski Şehir’in Yahudiler tarafından giderek artan bir şekilde kuşatılmasını protesto etmek için toplanıyor. Netanyahu’nun, kendi tabanını desteklemek amacıyla dostluğunu kazanmaya çalıştığı, faşizan ve ırkçı milletvekili Itamar Ben-Gvir, mahallede kendi “ofis”ini kurarak durumu körüklemeye çalışmıştı. Başsavcı Avichai Mandelblit’in talebi üzerine, Yargıtay’ın davayla ilgili Pazartesi günkü duruşması 30 gün ertelendi.

Planlanan tahliye, hükümetin şehri Yahudileştirme sürecinin bir parçası ve Filistinlilerin, başkenti Doğu Kudüs’ün bir kısmı olan kendi küçük devletlerini kurmalarını dahi imkânsız hale getiriyor.

İsrail’in Kudüs ve işgal altında bulunan Batı Şeria’daki eylemleri arasında ev yıkımı, yerleşim genişletme ve Filistinlilerin yerlerinden edilmesi yer alıyor. Bunlar, bir işgal gücünün mülklere zarar vermesini veya kendi sivillerini işgal altındaki bölgelere yerleştirmesini yasaklayan Cenevre Sözleşmesi’nin ve uluslararası yasaların açık bir şekilde ihlal edilmesi anlamına geliyor. İsrail’in yaptıkları fiilen bir etnik temizliktir.

Geçtiğimiz Perşembe akşamı, yüzlerce aşırı sağcı Yahudi İsrailli, Kudüs sokaklarında “Araplara ölüm” sloganları atarak yürüdü ve Filistinliler ile çatıştı. 100’den fazla Filistinli yaralanır, 21’i hastaneye kaldırılırken 50 civarında kişi gözaltına alındı.

Cuma akşamı, Filistinlilerin kendilerine taş ve havai fişek attığını iddia eden çevik kuvvet polisleri, Müslümanların Harem-i Şerif, Yahudilerin Tapınak Tepesi dedikleri Mescid-i Aksa ve çevresini bastı. Camiye giren polisler botlarıyla seccadelere bastılar.

Binlerce Filistinli, cami içinde ve alanda plastik mermi ve ses bombaları kullanan yüzlerce İsrail polisi ile karşı karşıya gelirken 200’den fazla Filistinli yaralandı ve 88’i hastaneye kaldırıldı. Filistin Kızılayı’na göre yaralılardan biri gözünü kaybetti, ikisi başlarından ciddi bir şekilde yaralanırken ikisinin çenesi kırıldı.

İbadete gelen yüzlerce kişi, dayanışmalarını göstermek için Şeyh Cerrah’a gittiler ve burada polisin, zırhlı araçlardan tazyikli suyla gerçekleştirdiği saldırısına uğradılar.

İsrail’in Kamu Güvenliği Bakanı Amir Ohana, polisin “kanun ve düzeni yeniden tesis etmek üzere tüm araçları, kuvveti ve gerekli gücü kullanmak için kendisinin tam desteğine” sahip olduğunu söyledi. Netanyahu, güvenlik yetkilileriyle yaptığı görüşmede, “İsrail, Kudüs’te ibadet özgürlüğüne izin verirken yasalara ve düzene saygı gösterilmesini sağlamak için sorumlu davranıyor,” dedi.

Cumartesi gecesi, Ramazan’ın en kutsal gecesi olan Kadir Gecesi nedeniyle tahminen 90.000 kişi toplanırken, Eski Şehir’in dışında İsrail polisi ile çatışmalar çıktı. Filistin Kızılayı’na göre, 1 yaşında bir çocuk da dahil olmak üzere en az 120 kişi yaralandı, 14 kişi hastaneye kaldırıldı. Polis, barikatlar kurup ülkenin diğer bölgelerinden toplu taşımayı durdurarak Filistinlileri otoyollarda yürümek zorunda bıraktı ve Mescid-i Aksa’da ibadete gelenlerin sayısını sınırlamaya çalıştı. Başka araçlar yolda kalanları şehre taşıdı.

Filistin kökenli İsrailliler, Yafa ve Nasıra da dahil olmak üzere ülke genelindeki şehirlerde, Şeyh Cerrah’taki evleri tahliye etme tehdidine ve Cuma gecesi Mescid-i Aksa’ya yapılan baskınlara karşı öfkeli protestolar düzenlediler. Bu, İsrail’in Filistinli yurttaşlarının, geleneksel olarak ayrı durdukları hükümet karşıtı protestolara eşi görülmemiş bir katılımına işaret ediyor.

İşgal altındaki Batı Şeria’da da gerilim artıyor. Filistinlilerin İsrail askerleri tarafından öldürüldüğüne, yaralandığına ve ayrıca Filistinlilere ve mülklerine karşı daha önce görülmemiş düzeyde yerleşimci şiddeti meydana geldiğine dair neredeyse her gün haberler çıkıyor. Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, İsrail’in Doğu Kudüs’teki Filistinlilerin oy kullanmasına izin vereceğini garanti etmeyi –uzun süredir– reddetmesini gerekçe göstererek, bir zamanlar Filistin Kurtuluş Örgütü’nün önde gelen hizbi olan El Fetih’e verilen desteğin hızla düştüğü bir ortamda, 2006’dan bu yana ilk kez yapılacak olan Filistin seçimlerini erteledi.

Mescid-i Aksa saldırıları, Filistin topraklarındaki herhangi bir istikrarsızlığın kendi istikrarsız ülkelerine yayılacağından korkan, Mısır ve nüfusu büyük ölçüde Filistin kökenli olan Ürdün’den kınamaya yol açtı.

Geçtiğimiz yıl İsrail ile normalleşme anlaşmaları imzalayan ülkelerden Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin yanı sıra Türkiye de İsrail’i eleştiren açıklamalar yaptı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, şiddeti önlemek için “her iki tarafı da kararlı önderlik sergilemeye” çağırarak aslında İsrail’e destek verdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, “İsrailli ve Filistinli yetkilileri gerilimleri yatıştırmak ve şiddeti durdurmak için kararlı bir şekilde hareket etmeye çağırıyoruz,” dedi.

İsrail’in yerleşimci grupları ve aşırı sağcı güçler Pazar akşamı başlayıp Pazartesi sona eren Kudüs Günü’nü kutlamaya başlarken, Netanyahu orduya Batı Şeria’daki güçlerini dört tabur ile genişletme, polise güvenlikte yardımcı olma ve güneyde Demir Kubbe bataryaları konuşlandırma emri verdi. Kudüs Günü, Doğu Kudüs’ün 1967 Arap-İsrail savaşında Ürdün’den ele geçirilmesinin ve İsrail’e yasa dışı ilhakının yıldönümünü işaret ediyor. Bugün başlıca etkinlik, şehirdeki Arap mahallelerine Filistinlilerle alay eden bir yürüyüş yapılmasıdır.

Netanyahu’nun provokasyonları Filistinlilere karşı bir savaş ilanına eşdeğerdir ve bu, bölgedeki en büyük askeri güç olan İsrail’in, Washington’ın vekil gücü olarak hareket ettiği Ortadoğu’da daha geniş bir savaşı ateşleyebilir. Üst düzey güvenlik yetkilileri, Kudüs Günü’ndeki bayrak yürüyüşünün Doğu Kudüs’teki durumu alevlendirebileceği ve şiddetin Gazze ve Batı Şeria’ya yayılmasına neden olabileceği konusunda uyardığı için, bu provokasyon İsrail içinde muhalefete yol açtı. Güvenlik yetkilileri, siyasetçileri, Mescid-i Aksa yerleşkesi içine girilmemesi için yürüyüşü ertelemeye, katılımcı sayısını sınırlamaya ve rotayı değiştirmeye çağırdılar. Bir polis sözcüsü, Pazar gecesi İsrail Ordusu Radyosu’nda bu provokatif yürüyüşün yapılacağını söyledi.

Bu hamleler, Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’in, Netanyahu’nun –artık kanıt celselerine geçilen– yolsuzluk davasından kaçmasını sağlayacak bir koalisyonu bir araya getirememesinin ardından muhalefet lideri Yair Lapid’i bir hükümet kurmaya çağırdığı sırada geldi. Yeni bir Filistin ayaklanmasının patlaması, Lapid’in, Yamina Partisi’nden Naphtali Bennett veya Mansur Abbas’ın Birleşik Arap Listesi gibi potansiyel sağcı ortaklarının, onun koalisyonuna katılma olasılığını engelleyecek ve böylelikle beşinci bir seçim ve/veya Netanyahu’nun başbakanlığının devam etmesini sağlayacak bir olağanüstü hal ilan edilmesine yol açacaktı.

Loading