Ukrayna bir Rus askerine ömür boyu hapis cezası verdi

Bir Ukrayna mahkemesi 23 Mayıs’ta bir Rus askerini ömür boyu hapis cezasına mahkûm etti. Bu sadece Kiev tarafından propaganda için yapılan siyasi amaçlı bir gösteri duruşması olarak tanımlanabilir.

Yirmi bir yaşındaki Rus tank komutanı Vadim Şişimarin, 62 yaşındaki sivil Oleksandr Şelipov’u öldürme suçunu kabul etti ancak kendisine ateş açma emri verildiğini söyledi. Asker, komutanının, cep telefonuyla konuşan adamın Rus kuvvetlerinin konumunu Ukrayna ordusuna bildirmesinden endişe ettiğini iddia ediyor.

Duruşma genç askerin gerçek suçluluğunu ya da masumiyetini ortaya çıkarmayı amaçlamıyordu. Milliyetçi ve şiddetle Rus karşıtı olan Ukrayna rejimi, askeri açıdan Rus askerlerine ve düşmana yardım etmekle suçladıkları Ukraynalı Ruslara eziyet eden aşırı sağcı güçlerin hakimiyetinde bulunuyor. Batı basınında çok az yer bulsa da belgelenmiş savaş suçları işlemektedir.

Ukrayna devleti mahkûmların haklarını sistematik olarak ihlal etmesi ve onları zalimce muameleye maruz bırakmasıyla bilindiğinden, Şişimarin’in itirafının gönüllü olarak yapıldığına inanmak için hiçbir neden yoktur. Uluslararası Af Örgütü’nün hem Kiev hem de Donbass’taki ayrılıkçılar tarafından tutuklulara yapılan işkenceleri konu alan 2015 tarihli bir raporunda, “eski mahkûmlar kemikleri kırılana kadar dövüldüklerini, elektrik şokuyla işkence gördüklerini, tekmelendiklerini, bıçaklandıklarını, tavana asıldıklarını, günlerce uykusuz bırakıldıklarını, ölümle tehdit edildiklerini, acil tıbbi bakımdan mahrum bırakıldıklarını ve sahte infazlara maruz kaldıklarını anlattılar,” denilmektedir. Rapor, Kiev’in de en az karşıtları kadar bu vahşetten suçlu olduğunu açıkça ortaya koyuyordu.

Şişimarin’in duruşmada sağlık durumunun iyi olduğu görülürken, öncesinde maruz kaldığı psikolojik ve fiziksel muamele ve kendisine yönelik tehditler hiç bilinmiyor. Savcılar, hakimler, hükümet yetkilileri ve tanıklarla dolu bir mahkeme salonuna bu tür bir kanıt getirmesi mümkün olamazdı.

Kötü muamele görmemiş olsa bile, Rus diplomatik yetkililere ya da insan hakları gözlemcilerine erişimi olmayan bir Ukrayna hapishanesinde kilit altında tutulurken dehşete düşmüş olacağına şüphe yoktur. Bu koşullar altında, kendisinden beklenen suçunu itiraf etmeye direnemeyecekti.

Şişimarin’in yargılanmasının tamamen antidemokratik ve taraflı bir mahkemede gerçekleştiği, avukatı Viktor Ovsyannikov tarafından açıkça ifade edildi. Ovsyannikov, eski Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’i gıyabında kendisine yöneltilen vatana ihanet suçlamalarına karşı savunduğu için Ukrayna aşırı sağının nefret ettiği bir figürdür.

Ovsyannikov, Guardian’a yaptığı açıklamada Şişimarin’in daha duruşmadan önce yaygın biçimde savaş suçlusu sayıldığını belirtti. Avukat, Rus askerini temsil ettiği için tehdit edildiğini söyledi.

Ovsyannikov kendisine defalarca “Bir savaş suçlusunu nasıl savunabilirsiniz?” diye sorulduğunu söylüyor ve şunları ekliyor: “Ailem, arkadaşlarım ve meslektaşlarım beni destekliyor. Birinin bunu yapması gerektiğini biliyorlar. Ama beni Moskova’ya ya da Donbass’a [Ukrayna’nın doğusunda Rusya destekli ayrılıkçıların hak iddia ettiği bölge] gitmeye ‘davet eden’ başka insanlar da var.”

Dahası, davanın kendisi de uluslararası hukuka göre son derece tartışmalıdır. Öncelikle, Cenevre Sözleşmeleri’ne göre “bir savaş esiri hiçbir koşulda, genel olarak kabul edilen bağımsızlık ve tarafsızlık güvencelerini sağlamayan herhangi bir mahkeme tarafından yargılanamaz.” Şişimarin’in davasında bunların sağlanmadığı açıktır.

İkinci olarak, Üçüncü Cenevre Sözleşmesi’ne göre, Şişimarin gibi savaş esirleri sivil değil askeri bir mahkemede yargılanmalıdır. Amerikan Üniversitesi Hukuk Profesörü Robert Goldman’a göre bunun nedeni, bu konuları düzenleyen yasaların son derece karmaşık ve özel olması ve sadece askeri mahkemelerin bu alanda eğitimli olmasıdır. Savaş suçları davalarının sivil mahkemelerde görülmesi “eşi görülmemiş bir durumdur.”

Goldman kısa süre önce The Conversation’da yayımlanan bir açıklamasında şöyle diyor: “Rus askerinin davasının merkezinde yer alan bir konu -öldürülen sivilin meşru bir hedef olarak görülüp görülemeyeceği- sadece savaş hukuku uzmanlarının anlayabileceği son derece teknik bir alandır.

“Cenevre Sözleşmeleri’ne 1977 yılında eklenen I. Protokol uyarınca, bir sivil doğrudan çatışmalara katıldığında dokunulmazlığını kaybeder.

“İşte bu noktada işler karışmaktadır. Eğer Rus askeri vurduğu sivilin, örneğin Ukrayna ordusuna kendi konumunu bildirerek, acil bir tehdit oluşturduğuna inanmışsa, o zaman savunmanın sivilin meşru bir hedef olduğunu iddia etmesi mantıksız olmayacaktır. Nitekim mevcut davada mahkeme, Rus askerine tam da bu nedenle ateş etme emri verildiğini duydu; üstleri, sivilin cep telefonu kullanarak yerlerini belli edebileceğine inanıyordu.”

Uluslararası Kızıl Haç Komitesi de, Şişimarin gibi suçlanan bir kişiye “savunmasını hazırlamak için” anlamlı bir şans verilemeyeceğinden, savaş suçları davalarının çatışmalar sırasında görülmesine karşı açıkça uyarıda bulunmuştur.

Moskova ise suçlamaları “çirkin” ve “kurgulanmış” olarak nitelendirdi. Bununla birlikte, Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov şunları söyledi: “Yabancı kurumların [Kiev’de] hiçbir faaliyeti olmadığı için askerin çıkarlarını orada korumak için çok fazla fırsatımız yok. Ancak bu, başka kanallardan girişimde bulunma olasılığını değerlendirmeyeceğimiz anlamına gelmiyor.”

Şişimarin’in davası tamamen siyasi bir amaç güdüyordu. ABD ve NATO, Rusya ile topyekûn ve doğrudan bir savaşa hazırlanıyor. Özellikle de dünya nüfusunun yüzde 90’ının ve daha fazlasının üçüncü bir dünya savaşı istemediği ve tüm Avrupa’nın ve ötesinin bir ölüm tarlasına dönüştüğünü görmek istemediği koşullarda, savaşa gerekçeler bulunmalıdır. Rusya ve askerleri savaş suçlusu, Ukrayna kuvvetleri ise özgürlük ve demokrasinin erdemli savunucuları olarak görülmelidir, aksi takdirde savaş propagandası projesi çökecektir.

Şişimarin’in cezası, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’na sanal olarak katıldığı sırada açıklandı. Zelenskiy konuşmasında Rusya’yı “savaş suçluları devletine dönüşmekle” suçladı. Dünyanın mali seçkinleri de onu alkışladılar.

Şişimarin’in ömür boyu hapis cezasına çarptırıldığının açıklanmasının ardından Ukrayna Savcısı Andriy Sunyuk, davanın Kiev’in devam eden askeri çabalarının bir parçası olarak ve uluslararası alanda propaganda değeri için yürütüldüğünü açıkça ortaya koydu.

Yetkililerin bir mesaj vermek amacıyla benzer göstermelik davalar hazırladığını açıkça ifade eden Sunyuk, “Diğer tüm kolluk kuvvetlerinin de bizim gittiğimiz yoldan ilerleyeceğini düşünüyorum,” dedi.

Sunyuk, “Bu, henüz topraklarımızda bulunmayan ancak gelmeyi planlayan diğer işgalciler ya da şu anda burada olup kalıp savaşmayı planlayanlar için iyi bir örnek olacak. Ya da belki de kendi topraklarına dönmek üzere buradan ayrılma zamanının geldiğini düşünürler,” dedi.

Kiev, ülkenin doğusundaki Donbass bölgesinde toprak kaybederken, yakalanan diğer Rus askerlerini savaş suçu işlemekle suçlamak için hızla harekete geçiyor. Ukrayna Başsavcısı İrina Venediktova bu ay 40’tan fazla davayı duruşmaya hazırladıklarını ve devam eden 11.000’den fazla soruşturma olduğunu söyledi.

Şişimarin’in yargılanması ve cezaya çarptırılması Batı medyasında kutlanırken, masumlara karşı en ağır vahşeti (Ebu Gureyb; Guantanamo Körfezi; olağanüstü gözaltılar; okulların, hastanelerin ve sivil altyapının bombalanması ve daha niceleri) gerçekleştiren devletlerin basın organları tarafından hiçbir eleştiriye tabi tutulmadı. Bu suçlardan herhangi birinin emrini veren tek bir üst düzey kişi bile sorumlu tutulmamıştır. Dünyanın emekçi kitleleri iktidarı ele geçirdiğinde, mahkeme salonları bugün Ukrayna’da olduğu gibi 11.000 davayla değil, yüz binlerce davayla dolacaktır.

Şişimarin’in yargılanmasına yönelik basında dile getirilen tek sınırlı siyasi itiraz, Moskova’nın Ukraynalı askerleri yargılayarak aynı şekilde karşılık vermesi muhtemel olduğundan, davanın savaş zamanında görülmesinin stratejik değerinin tartışmalı olduğudur. Goldman’a göre Rusya şu anda “yaklaşık 2.000 Ukraynalı askeri” esir tutuyor. Bunların çoğu hem Rus kuvvetlerine hem de Ukraynalı sivillere karşı belgelenmiş savaş suçları işlemiş olan neo-Nazi Azak Taburu’nun üyeleridir.

Fransız Le Monde gazetesinin 16 Mayıs’ta doğruladığı üzere, sosyal medyada yaygın olarak paylaşılan bir videoda Azak üyelerinin savunmasız Rus askerlerinin dizlerine ateş ettikleri görülüyor. Kiev ve ardından Lviv’de Azak Taburu’nda gönüllü sıhhiye eri olarak görev yapmak üzere Ukrayna’ya giden eski Fransız askeri Adrien Bocquet, Azak birliklerinin Rus kuvvetlerinin sıradan insanları öldürmekle suçlandığı Buça’da sivil bölgeleri bombaladığına tanık olduğunu söyledi.

Yakın zamanda ele geçirilen Mariupol kentindeki siviller de Azak’ı kaçan arabalara kasten ateş etmek ve kent sakinlerini Azovstal tesisinde canlı kalkan olarak kullanmak amacıyla kaçırmakla suçladı.

Ukrayna ordusu kendi uluslararası hukuk ihlallerini sosyal medya üzerinden yayınlıyor ve bunlarla övünüyor. Washington Post geçtiğimiz günlerde, Kiev’in ABD yapımı yüz tanıma teknolojisi yardımıyla ölen Rus askerlerinin ailelerine oğullarının kana bulanmış cesetlerinin fotoğraflarını göndererek eziyet ettiğini ortaya çıkardı.

Ancak Rusya’nın esir aldığı Ukraynalı askerleri savaş suçlusu olarak yargılaması halinde, bu yargılamalar kınanacaktır. Bu itirazların ikiyüzlülüğü o kadar bariz olacaktır ki, Amerikan Üniversitesi Hukuk Profesörü Goldman’ın son gözlemlerinde ifade edildiği gibi, bazıları endişelenecektir. Bununla birlikte, Rusya mahkemelerinin modern yargı standartlarını ihlal etmeleriyle bilindiği, Ukrayna mahkemelerinin ise iyi işleyen liberal demokrasinin parlak bir örneği olduğu söylemi öne çıkarılarak, bu ikiyüzlülüğün örtbas edilmeye çalışılması için zemin şimdiden hazırlanıyor.

Bu tamamen gerçek dışıdır ve bu tabloyu çizenler de bunu bilmektedir. Batılı güçler uzun zamandır Ukrayna yargısını dürüst olmayan, çarpık ve işlevsiz olarak tanımlamakta ve Kiev’in yabancı kredileri alabilmek ve ülkeyi iş dünyası dostu yapabilmek için kendisine çeki düzen vermesini talep etmektedir.

Aralık 2020’de Atlantik Konseyi, Ukrayna’nın “yozlaşmış yargısını bir suç örgütü” olarak tanımlayan bir başyazı yayımladı. Eylül 2021’de, pek de Rusya yanlısı olmayan Radio Free Europe/Radio Liberty, Batılı diplomatların Zelenskiy hükümetinin yargı reformlarını hayata geçirememesinden duydukları hayal kırıklığını anlatan bir makale yayımladı. Ocak 2022’de Uluslararası Şeffaflık Örgütü Ukrayna’yı yolsuzluk sıralamasında 180 ülke arasında 123. sırada göstererek Kiev’e 100 üzerinden 32 puan verdi.

Ukrayna mahkemelerinin grotesk karakteri, ABD ve AB için ancak mali çıkarlarına ters düştüğünde bir sorun teşkil etmektedir. Rusya’ya karşı savaşa hazırlanmak söz konusu olduğunda ise bu karakter son derece faydalıdır.

Bununla birlikte, Şişimarin’in ömür boyu hapse mahkûm edilmesinden Rus hükümetinin de sorumlu olduğu söylenmelidir. Sibirya’daki İrkutsk Oblastı’nda yaklaşık 87.000 nüfuslu bir kasaba olan Ust İllyinsk’ten gelen bu genç adam, Ukraynalı avukatı tarafından “ne yapmış olduğunu anlamaya başlayan, tıpkı sizin ya da benim gibi sıradan bir insan” olarak tarif ediliyor.

Avukat, “Şu anda arzuladığı tek şey evine geri dönmek. Bunu bir tür rüya olarak algıladığı izlenimine kapıldım,” diye ekliyor.

Şişimarin, ABD ve NATO tarafından kışkırtılmış olsa da, Kremlin’in ilerici bir içeriği olmayan bir suç eylemi olan istilasında öldürmek ya da ölmek üzere oraya gönderilmiştir. Bu istila, iki ülkenin emekçi kitlelerini daha da bölmeye hizmet ediyor ve bu süreçte ölüm ve yıkım saçıyor. Ukrayna’da ölen ve esir alınan Rus askerleri, Rus kapitalist seçkinlerinin son derece değerli Avrasya kara parçasının önemli bir bölümü üzerindeki hakimiyetini sürdürmek için gösterdiği umutsuz gayret uğruna savaşta harcanan erlerdir.

Loading