Depp-Heard davasındaki jüri kararı: #MeToo cadı avına anlamlı ve hak edilmiş bir darbe

1 Haziran Çarşamba günü, Fairfax, Virginia’daki bir jüri heyeti, aktör Johnny Depp’in eski eşi aktris Amber Heard’e karşı açtığı karalama davasında Depp lehine karar verdi. Karar, #MeToo cinsel suistimal cadı avı için önemli bir yenilgi ve masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı da dahil olmak üzere temel hukuk normlarının savunulması adına bir zafer niteliğindedir.

Aktör Johnny Depp, Fairfax County Bölge Mahkemesi’nde ifade veriyor, Fairfax, Virginia, 21 Nisan 2022 Perşembe. (Jim Lo Scalzo/Pool Photo via AP) [AP Photo/Jim Lo Scalzo/Pool Photo via AP]

Yedi kişilik sivil jüri, Depp’e 10 milyon dolar tazminat ve 5 milyon dolar cezai tazminat (eyalet yasaları uyarınca azami meblağ olan 350.000 dolara indirildi) verilmesine hükmetti. Heard ise, Britanya’da daha önce başarısızlıkla sonuçlanan bir dava sırasında Depp’in avukatı tarafından Britanya basınında yapılan bir yorum nedeniyle 2 milyon dolar tazminat almaya hak kazandı. Depp, film kariyerine verdiği zarar için 50 milyon dolar talep etmiş, Heard ise 100 milyon dolarlık bir karşı dava açmıştı.

Ekim 2017’den bu yana, büyük ölçüde asılsız iddiaların, dedikoduların ve söylentilerin yayılmasıyla yüzlerce hayat ve kariyer mahvedildi. İtham edilen kişilerin çoğu, yalnızlaştırılma, resmen itibarsızlaştırılma ve medya tarafından anında parya haline getirilmelerinin ardından ortadan kaybolmayı tercih etti. Neredeyse hiçbiri, mahkemede mahkûm edilmek şöyle dursun, suçlanmadı bile. Şimdi ise ünlü bir figür, küçük burjuva linç güruhuna karşı durdu, meseleyi mahkemeye taşıdı ve bir jüri heyetinin davanın esası hakkında karar vermesine izin verdi. Sonuçlar yeterince açıktır.

Jüri, niyeti ne olursa olsun, sadece Depp-Heard olayı hakkında değil, son yıllarda başını New York Times, New Yorker ve Washington Post’un çektiği ve Demokratik Parti ile onun “sol” savunucuları tarafından doğrudan veya dolaylı olarak desteklenen, üst orta sınıfın önemli bir kısmını tüketen McCarthyci skandal çığırtkanlığının tamamı hakkında mahkûm edici bir karar vermiş oldu. Gerçekte, #MeToo iddialarının çoğu aynı derecede nesnel bir incelemeye tabi tutulsaydı, benzer bir şekilde çökerlerdi. Çarşamba günkü kararın ardından kimlik siyaseti takıntılı medyanın öfke çığlıkları da bundan kaynaklanıyor.

Depp-Heard davası, #MeToo kampanyasından bir yıl sonra, Aralık 2018’de Washington Post’ta Heard’ün imzasıyla yayımlanan “Cinsel şiddete karşı sesimi yükselttim ve kültürümüzün gazabına uğradım. Bu değişmeli” başlıklı yazıya dayanıyordu. Yazıda aktris (aslında davanın ortaya çıkardığı üzere Heard yerine yazan bilinmeyen bir yazar) “iki yıl önce ... ev içi şiddeti temsil eden kamusal bir figür haline geldim” iddiasında bulunuyordu. Bu, Depp ile olan evliliğine (2015-2017) üstü kapalı bir göndermeydi ve sonuçta Depp’in dava açmasına neden olan bir iddiaydı. Aktör, Heard’e fiziksel şiddet uyguladığı iddiasını reddetti.

Jürinin, altı hafta boyunca şahitleri dinledikten ve üç gün boyunca olguları tarttıktan sonra, müzakerelerini böylesine kararlı bir şekilde sonuçlandırması açıklayıcıdır. Çeşitli yorumcuların da belirttiği gibi, kamu görevlileri ve ünlüler tazminat alabilmek için “çok yüksek bir ispat yükümlülüğünü” yerine getirmek zorundadırlar. Jüri üyeleri, Washington Post’taki makalenin iki pasajının ve başlığının hakaret içerip içermediğini belirlemek zorundaydı. Associated Press’in belirttiği üzere, Depp’in şöhreti nedeniyle, Heard’ün “iftira suçu işlediğine karar verebilmek için jürinin Heard’ün ‘gerçek kötü niyet’ ile hareket ettiği sonucuna varması gerekiyordu; yani o ya yazdıklarının yanlış olduğunu biliyordu ya da gerçeği umursamadan hareket etmişti. Jüri, her üç suçlamada da Depp lehine karar vererek, Heard’ün sahiden de gerçek bir kötü niyetle hareket ettiğine hükmetti.” Bu arada, Heard’ün avukatları jüriye, Depp’in iddiasının “Heard’ün tek bir şiddet olayına bile maruz kalmış olması halinde boşa çıkması gerektiğini” bildirmişti. Jüri üyelerinin aktrisin fiziksel şiddet iddialarına inanmadıkları anlaşılıyor.

CNN hukuk analisti Joey Jackson bunu Depp için “çok büyük bir zafer” olarak nitelendirdi. Jackson, aktörün üstesinden gelmesi gereken şeyin, “hepimizin düşünce ve görüşlerimizi ifade etme hakkına sahip olduğumuzu ifade eden [Anayasa’daki] Birinci Değişiklik meselesi” olduğunu belirtti ve şöyle devam etti: “Onların (jüri üyelerinin) söylediği şey; evet, doğru olmayan bir şey söylemediğiniz, birinin itibarını zedelemediğiniz ve sektörde zarar görmesine neden olmadığınız sürece Birinci Değişiklik hakkına sahip olduğunuzdu.”

Kararın ardından yaptığı açıklamada Depp, altı yıl önce kendisinin ve en yakınındakilerin hayatlarının “sonsuza dek değiştiğini” belirterek şöyle devam ediyordu: “Hepsi göz açıp kapayıncaya kadar oldu. Medya aracılığıyla hakkımda yanlış, çok ciddi ve suç teşkil eden iddialar ortaya atıldı ve bu da aleyhime hiçbir suçlama yöneltilmemesine rağmen bitmek bilmeyen bir nefret dolu içerik yağmurunu tetikledi.” Depp, iddiaların hayatı ve kariyeri üzerinde “sismik bir etkisi olduğunu” ileri sürdü ve ekledi: “Ve altı yıl sonra jüri bana hayatımı geri verdi. Gerçekten onur duydum.”

Aktör ayrıca davayı açma kararını karşılaşacağı “yasal engellerin yüksekliğini” ve özel hayatının kamuoyunun gözleri önüne serileceğini “çok iyi bilerek” aldığını belirtti. Depp, “gerçeğin söylenmesini sağlama arayışımın, kendilerini benim durumumda bulan -kadın ya da erkek- başkalarına yardımcı olmasını ve onları destekleyenlerin asla pes etmemesini umduğunu” ifade etti ve şunları ekledi: “Ayrıca hem mahkemelerde hem de medyada artık suçluluğu kanıtlanana kadar masumdur anlayışına geri dönüleceğini umuyorum. ... Veritas numquam perit. Gerçek asla yok olmaz.”

Heard ise, karar sonrası yaptığı açıklamada, “dağ gibi kanıtların eski kocamın orantısız gücü, etkisi ve hâkimiyetine karşı durmak için hâlâ yeterli olmamasından dolayı kalbim kırık” yorumunda bulundu. Aktris, “bu kararın diğer kadınlar için ne anlama geldiği konusunda daha da hayal kırıklığına uğradığını” ifade ediyor ve şöyle devam ediyordu: “Bu bir gerileme. Bu karar, bizi, sesini yükselten ve konuşan bir kadının kamuoyu önünde utandırılabileceği ve aşağılanabileceği bir döneme geri götürüyor. Kadına yönelik şiddetin ciddiye alınması gerektiği fikrinin ilerlemesini engelliyor.”

Davanın sonuçları bir “gerileme” değildir çünkü Heard ne genel olarak kadınları ne de özel olarak şiddete uğrayan kadınları temsil etmektedir. Heard daha ziyade, gerici #MeToo kampanyası aracılığıyla, geniş kapsamlı sonuçlarına bakmaksızın çıkarlarını ilerletmeye çalışan hali vakti yerinde erkek ve kadınların bencil katmanını temsil etmektedir. Heard, Hollywood’daki diğer pek çok kişiyle birlikte, cinsel istismar cadı avı sırasında medya ve eğlence endüstrisi kuruluşlarının gözüne girmek için bir fırsat yakaladığını açıkça tespit etmişti. Bunun sonucunda, 2018’de fırsatçı bir kararla kendisini “kadın hakları” için mücadele eden biri olarak yeniden biçimlendirdi. Bu operasyonun sinizmini abartmak mümkün değildir.

Bu kararın daha geniş önemi, kararın son yıllarda aktörler, müzisyenler, komedyenler ve medya figürleri hakkında ortaya atılan tüm asılsız iddiaların üzerine soru işareti koymasıdır. Eğer Heard’ün sözüne güvenilmeyecekse ve jüri de bu sonucuna vardıysa, başkalarının sözüne neden güvenilsin ki?

Yukarıda da belirtildiği üzere, Çarşamba günkü kararın bu geniş kapsamlı sonuçları, #MeToo güçlerini öfke nöbetlerine sürükledi. Pek çok kişi kendi “jüri kanaatiyle karar bozulması” yöntemine başvurarak kararı gayrimeşru saydı ve Heard’ün şiddete uğramış bir mağdur olduğunu kanıtsız bir şekilde iddia etmeye devam etti.

Rolling Stone, “‘Erkekler Her Zaman Kazanır’: Amber Heard Kararı Şiddet Mağdurlarını ‘Hasta Etti’” manşetini attı. BuzzFeed News “Depp-Heard Kararı Neden Bu Kadar Acımasız?” başlıklı haberinde “Dünyada kadın olmak sadece durmadan bir erkek ya da bir olay tarafından cezalandırılmak anlamına gelmez; bu, boyun eğdirme dokusuyla boğuşmak anlamına gelir” yorumunda bulundu. New York Times’da A. O. Scott ise, en ufak bir kanıt sunma zahmetine girmeden, halkın “Depp’i kusurlu, savunmasız, insan olarak kabul etmeye, Heard’ü ise canavar olarak görmeye hazır” olduğunu yazdı ve ekledi: “Çünkü o [Depp] bir erkek. Şöhret ve erkeklik, karşılıklı olarak birbirini kuvvetlendiren avantajlar sağlıyor.”

Britanya’daki liberal filistinizminin yayın organı Guardian’da Moira Doneghan, özellikle mide bulandırıcı bir yorumda bulunarak, davanın “garip, mantıksız ve adaletsiz” kararıyla “kamusal bir kadın düşmanlığı cümbüşüne dönüştüğünü” iddia ederek ekliyordu: “Kinin çoğu ismen Heard’ü hedef alıyor olsa da, aslında tüm kadınları hedef aldığı hissinden kurtulmak zor.”

Timedergisinde sosyolog Nora Bedera, davadan, suçlayanların çapraz sorguya tabi tutulmasının başlı başına bir “yapısal eşitsizlik” olduğu ve muhtemelen yasaklanması gerektiği sonucuna vardı. Time’daki yazı, kamuoyu yanlış bir şekilde yemin altında sert sorgulanmayı “gerçeği aramanın en ideal yöntemi” olarak görse de, “bilimsel çalışmalar bunun cinsel şiddet davalarında gerçekleri gizlediğini ortaya koyuyor” iddiasında bulundu. Çapraz sorgulama “genellikle şiddete uğrayanlarda travmatik semptomlara yol açarak maruz kaldıkları şiddetin ayrıntılarını hatırlamalarını engelleyebilmektedir,” diye yazan Bedera, elbette, suçlayanların şiddetten “kurtulan” ve suçlananların suçlu olduğunu varsayıyor ki, bu da onun savunmasını kolaylaştırıyor. Aslında bu dava, sanığın, avukatı aracılığıyla, kendisini suçlayan kişiyi kapsamlı bir sorgulamaya tabi tutma hakkına sahip olması gerektiğini göstermektedir. Hiçbir dürüst insan buna itiraz edemez.

Depp’in film yıldızı statüsü nedeniyle davada zafer kazandığı iddiasının çok az geçerliliği vardır ya da hiçbir geçerliliği yoktur. Aslında Depp, belirtildiği gibi, Heard’e bir ABD mahkemesinde dava açarken önemli yasal zorluklarla karşılaşmıştır. Şu kadarını söyleyebiliriz: Depp’in şöhreti, diğerlerinin aksine medyanın düşmanlığını görmezden gelebildiği, hukuki masrafları üstlenebildiği ve davaya aylarını ayırabildiği ölçüde faydalı oldu. Onun statüsü, bir kez olsun, daha eşit şartlar yarattı.

Depp’in çok daha geniş bir halk desteğine sahip olmasının kendisine haksız bir avantaj sağladığı iddiasına gelince, bu kısmen önemli bir sanatçı olarak geçmişine (Minamata ve Waiting for the Barbarians gibi filmler dahil), mahkemedeki duruşuna ve kamuoyunun Heard’ün verdiği ifadeye genel olarak güvenmemesine dayanmaktadır.

NPR, TikTok’ta, 23 Mayıs itibarıyla, “#IStandWithAmberHeard’ün yaklaşık 8,2 milyon, #JusticeForJohnnyDepp’in ise yaklaşık 15 milyar görüntülenme elde ettiğine” dikkat çekti. Daha geniş çaplı tepkiler, tüm benmerkezciliği, kendine acıması ve kendi reklamını yapmasıyla, özellikle Hollywood’daki #MeToo güruhuna karşı halkın tutumunun daha doğru bir resmini sunmaktadır.

Dünya Sosyalist Web Sitesi, Ekim 2017’den bu yana, art arda gelen ihbarların ve ardından gelen “ortadan kaybolmalar”ın işyerinde ya da evde kadın haklarını savunmakla hiçbir ilgisi olmadığını, hatta bu temizliğin anti-demokratik karakterinin uzun vadede herkesinhaklarına zarar vereceğini ısrarla vurguladı. Gelinen noktada bu düşünce kesinlikle daha yaygın bir şekilde paylaşılmaktadır.

Depp-Heard davası, #MeToo kampanyasına yatırım yapan ayrıcalıklı sosyal katmanın dar kafalılığını ve hem kadın hem de erkek, nüfusun büyük kısmından yalıtılmışlığını ortaya çıkarma gibi olumlu bir etkiye sahip olmuştur.

Loading