Birleşmiş Milletler Küresel Kriz Müdahale Grubu Çarşamba günü yayımladığı bir raporda, ABD-NATO’nun Rusya ile Ukrayna üzerine yaşadığı çatışmanın etkilerinin, “en az bir nesildir görülmemiş bir küresel hayat pahalılığı krizinin” ortasında gıda ve enerji fiyatlarını tırmandırarak dünya çapında milyonlarca insanın çektiği acıları daha da kötüleştirebileceği uyarısında bulundu.
Rapora göre savaş; iklim değişikliği, şiddetli enflasyon ve COVID-19 pandemisi gibi karşı karşıya olunan çok sayıda zorluğun sonuçlarını artırma potansiyeline sahip.
Küresel Kriz Müdahale Grubu, hayat pahalılığı krizinin üç ana unsurunu belirledi: Artan gıda fiyatları, artan enerji fiyatları ve sıkılaşan mali durumlar. Bu unsurların her biri tek başına milyonlarca insanın hayatını zorlaştırırken, şimdi de kısır bir döngü içinde birbirlerini beslemeye başladılar. 94 ülkede yaklaşık 1,6 milyar insan krizin en az bir boyutuna maruz kalırken, yaklaşık 1,2 milyar insan da üçüne birden maruz kalarak “kusursuz fırtına” koşullarında yaşıyor.
Ukrayna’da patlak veren savaş, yıllardır geliyorum diyen bir felaketi yalnızca alevlendirmiştir. Ancak Birleşmiş Milletler ve burjuva basını, krizi Kremlin’in Ukrayna’yı istilasının doğrudan bir sonucu olarak sundu.
Raporun yayımlanmasının ardından BM Genel Sekreteri Antonio Guterres bir basın açıklaması yaparak, Rusya’nın istilasının daha fazla “kan dökülmesinden ve acı çekilmesinden” sorumlu olduğunu ilan etti.
BM lideri şunları söyledi: “Rusya’nın Ukrayna’yı istilasının üzerinden üç ay geçmişken yeni bir gerçekle karşı karşıyayız. Sahadakiler için her gün yeni can kayıpları ve acılar yaşanıyor. Ve dünyanın dört bir yanındaki insanlar için savaş, diğer krizlerle birlikte, ardında sosyal ve ekonomik kaos bırakarak eşi benzeri görülmemiş bir açlık ve yoksulluk dalgasını ortaya çıkarma tehdidi yaratıyor.”
Gerçekte, hayat pahalılığı çatışmadan çok önce de artmaktaydı. Enflasyondaki büyük artış, hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler tarafından ortaklaşa izlenen para politikalarının sonucudur. Onlar, borsaları desteklemek ve süper zenginlerin servetini garanti altına almak için trilyonlarca dolar bastılar.
Pandemi 2020’de ciddi bir ekonomik gerilemeye yol açtığında, ABD Merkez Bankası (Fed) ve diğer büyük merkez bankaları, bir çöküşü önlemek ve borsanın asalakça büyümesini sürdürmek umuduyla mali piyasalara tahmini 16 trilyon dolar akıttı. Dünyanın dört bir yanındaki kapitalist hükümetlerin, kârları etkileyeceği için virüsü ortadan kaldırmaya yönelik halk sağlığı önlemlerini almayı reddetmesi, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açtı ve birçok emtianın maliyetini artırdı.
Dahası, Rusya’yı küresel krizin tek sorumlusu olarak gösterme çabaları, Rusya ile bir çatışma çıkarmanın en azından 2014’teki CIA destekli Ukrayna darbesinden bu yana ABD emperyalist planlamasının merkezi bir hedefi olduğu gerçeğiyle çürütülmektedir. Nisan ayında eski ABD Ordusu Avrupa Komutanı Ben Hodges, ABD’nin Ukrayna’daki savaş hedefleri arasında Rusya’nın “belini kırmanın” da yer aldığını açıkladı.
ABD ve emperyalist müttefikleri, savaşın etkisinin artmasında en az Rus oligarklar kadar suçludur.
Raporun çerçevesi ne olursa olsun, Küresel Kriz Müdahale Grubu tarafından rapor edilen istatistikler, tüm dünyada yoksulluk ve sefaletin büyümesine ilişkin önemli bir fikir vermektedir.
BM raporu, pandeminin üzerinden iki yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen, insanların geçim sıkıntısıyla başa çıkma kabiliyetlerinin ciddi ölçüde azaldığını belirtiyor. Dünya genelinde işçilerin yaklaşık yüzde 60’ının geliri pandemi öncesine kıyasla daha düşüktür ve ortalama bir hanehalkı sadece mısır ve buğday fiyatlarındaki artışlar nedeniyle reel gelirinde yüzde 1,5’lik bir kayıp yaşamıştır.
Rapor, savaşın başlamasından bu yana açlığın daha fazla artmış ve yaygınlaşmış olabileceği uyarısında bulunuyor. Son iki yılda savaşların etkisiyle gıda kriziyle karşı karşıya kalanların sayısı iki kat artarak 135 milyondan 276 milyona çıktı. Bu yıl bu sayı 323 milyona çıkabilir. İnsanlar halihazırda gıda alımlarını azaltıyorlar ve besleyici ürünlerin sayısını azaltıyor, öğün atlıyor ve/veya daha küçük porsiyonlar yiyor olabilirler.
Bu yılın sonunda, verilerin mevcut olduğu 53 ülkeden 41’inde 179 ila 181 milyon insanın gıda kriziyle karşı karşıya kalacağı tahmin edilirken, gıdaya sınırlı erişimin devam etmesi halinde gelecek yıl 19 milyon kişinin daha kronik yetersiz beslenmeyle karşı karşıya kalması bekleniyor. Rusya, Ukrayna ile birlikte dünya buğday arzının yüzde 30’unu, mısır arzının yüzde 20’sini ve ayçiçeği yağının yüzde 80’ini üretmektedir.
Pandemi halihazırda yoksullaşmada muazzam bir artışa neden olduktan sonra, hayat pahalılığındaki keskin yükselişler dünya genelinde yoksulluğu daha da artıracaktır. Dünya Bankası’na göre savaş 95 milyon insanı aşırı yoksulluğa itebilir. Rapor, genel olarak gıda fiyatlarındaki her yüzde puanlık artış için 10 milyon insanın aşırı yoksulluğa itildiğini tahmin ediyor.
Enerji fiyatlarındaki artış, en yoksul ve en kırılgan kesimler üzerinde orantısız bir etkiye sahip olacaktır. Ham petrolün varili 120 doların üzerine çıkmış durumda ve genel olarak enerji fiyatlarının 2022 yılında yüzde 50 oranında artması bekleniyor. Özellikle Avrupa doğalgazının fiyatı iki yıl öncesine kıyasla on kat artmıştır. Asya ve Afrika’da daha önce elektriğe erişimi olan yaklaşık 90 milyon insan artık enerji ihtiyaçlarını karşılayamıyor.
Daha da önemlisi, artan nakliye ve gübre maliyetlerinin birleşimi gelecek yılki hasat için felaket anlamına geliyor. Gübre sıkıntısı nedeniyle 2023 yılında küresel gıda üretimi artan talebi karşılayamayabilir.
Mevcut ticaret kısıtlamaları küresel olarak ticareti yapılan kalorilerin neredeyse beşte birini etkiliyor. Ancak mevcut gidişat devam ederse, dünyanın en yaygın tüketilen temel gıda maddesi olan ve fiyatı bugüne kadar nispeten düşük seviyede kalan pirinç, gübre kaybından önemli ölçüde etkilenerek krizi daha da kötüleştirebilir.
BM raporu acil eylem çağrısında bulunarak, başta Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu yönetim kurulları olmak üzere uluslararası finans kuruluşlarını ihtiyaç sahibi ülkelerin mali kaynaklarını arttırmaya çağırdı ve savaşan ülkelere Karadeniz üzerinden güvenli bir şekilde gıda ihracatı yapılmasını sağlayacak bir “paket anlaşmaya” a varmalarını tavsiye etti.
Ancak bu ricalar kulak ardı edilecektir. Küresel hayat pahalılığı, pandemi ya da gıda krizini kapitalist sistem çerçevesinde çözmenin bir yolu yoktur. Bu, tüm kapitalist sınıfa, hükümetlerine ve kontrol ettikleri uluslarüstü kurumlara karşı verilen siyasi bir mücadeledir.
Uygun fiyatlı gıda ve temel ihtiyaç maddeleri ile ücretlerin enflasyon oranına ayak uyduracak şekilde arttırılması için verilen mücadelede işçi sınıfı, açlık ve yoksulluğu sonsuza dek ortadan kaldırmak üzere dünyanın üretici güçlerini kendi demokratik denetimi altında birleştirmek için işyerleri, endüstriler ve ulusal sınırlar ötesinde birleşmelidir.
