SARS-CoV-2’ye yakalanmış her beş Amerikalıdan birinde Uzun COVID semptomları devam ediyor

Federal hükümet tarafından yakın zamanda yapılan bir ankete göre, daha önce COVID enfeksiyonu geçirmiş her beş Amerikalıdan biri, post-akut COVID sendromu (PACS) olarak da bilinen Uzun COVID semptomlarından muzdarip olabilir.

62.000’den fazla yetişkinin katıldığı Hanehalkı Genel Eğilim Anketi, araştırmaya katılanların yüzde 40’ının daha önce SARS-CoV-2 ile enfekte olduğunu tespit etti. Onların da yüzde 19’u şu anda “Uzun COVID” in kalıcı ve devam eden semptomlarını yaşadıklarını bildirdi. Bu, yetişkin nüfusun yüzde 7,4’ünün ya da yaklaşık 20 milyon insanın şu anda Uzun COVID’in etkilerini yaşadığı anlamına geliyor!

İnsanlar COVID-19 testi için sırada bekliyor, 3 Ocak 2022, Long Beach, Kaliforniya. (AP Photo/Ashley Landis)

Her dört haftada bir gerçekleştirilen 20 dakikalık çevrimiçi anket, 2020 Nisan ayı sonlarında Nüfus Sayım Bürosu ve Ulusal Sağlık İstatistikleri Merkezi (NCHS) ortaklığında, federal hükümete pandeminin ABD’deki etkilerine ilişkin bilgi edinme konusunda yardımcı olmak amacıyla oluşturuldu.

NCHS, 1 Haziran 2022’den itibaren ankete üç ay veya daha uzun süredir devam eden COVID ile ilişkili semptomlar hakkında bir soru ekledi. NCHS, her 13 yetişkin Amerikalıdan birinin ilk enfeksiyondan önce sahip olmadığı Uzun COVID semptomlarına yaşadığını tespit etti.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) geçen ay yaptığı ayrı bir çalışma, NCHS araştırmasının ana bulgusu olan COVID geçirenlerin yüzde 20’sinin Uzun COVID geliştirdiğini doğrulayarak NCHS araştırmasına büyük bir güvenilirlik kazandırdı.

CDC çalışması, elektronik sağlık kayıtlarının kapsamlı bir incelemesine dayanmakta olup, genellikle COVID sonrasına atfedilebilen 26 durumun görülme sıklığını değerlendirmiş ve COVID ile enfekte olanlar ile enfekte olmayanların kayıtlarını karşılaştırmıştır. Çalışmada, 18-64 yaş arası COVID-19 geçiren her beş kişiden birinin (yüzde 20) ve 65 yaş ve üstü her dört kişiden birinin (yüzde 25), önceki COVID-19 enfeksiyonuna atfedilebilecek en az bir sağlık sorunu yaşadığı tespit edilmiştir.

NCHS anketi, genç yetişkinlerin yaşlılara göre Uzun COVID geçirme olasılığının daha yüksek olduğunu tespit etti. Bu, CDC bulgusuyla çelişmektedir. Bu tür farklılıklar kullanılan farklı yöntemlerden kaynaklanmaktadır: NCHS çevrimiçi bir ankette basit bir soru sorarken, CDC tıbbi kayıtları ayrıntılı bir şekilde inceledi.

Ancak asıl şaşırtıcı olan, CDC çalışması ile NCHS araştırmasının, COVID pandemisinin herhangi bir halk sağlığı müdahalesi olmaksızın devam etmesine izin verildiği için kronik kitlesel güçten düşürücü boyutunu doğrulamasıdır.

Halkın sağlığına ve refahına yönelik saldırılar hız kesmeden devam ediyor. Bir milyon Amerikalı akut COVID enfeksiyonlarından öldükten sonra, uzun Post-Akut COVID Sendromu oyunu acımasızca oynanmaya başlıyor.

Bu yüzdeleri gerçek rakamlara çevirmek gerekiyor.

26 Nisan 2022 tarihinde CDC, enfeksiyon kaynaklı antikorların seroprevalansına ilişkin bir rapor yayımladı. Rapor, Şubat 2022 itibarıyla, ABD nüfusunun daha önce enfekte olma oranının neredeyse yüzde 58’e (198 milyon kişi) ulaştığını tespit etti. Hastalığa yakalananların 132 milyonu 20 yaş ve üstü. Bu, 25 milyondan fazla Amerikalının (nüfusun yüzde 7,4’ü) muhtemelen Uzun COVID teşhisi taşıdığı anlamına gelmektedir.

Solve Long COVID Initiative’in belirttiği gibi: “Uzun COVID, tıbbi ihtiyaçları artıran karmaşık, çok sistemli bir hastalıktır... [bu] COVID-19 geçiren birçok kişinin hayatını mahveden kalıcı semptomların bir toplamıdır. En sık görülen uzun süreli semptomlar (sürekli yorgunluk, beyin sisi ve asgari gayret sarf ettikten sonra tükenen enerji) günlük işlevselliği büyük ölçüde etkilemektedir.”

Uzun COVID’i açıklayan üç ana teori bulunuyor: bağışıklık sisteminin bozulması, viral kalıcılık veya enfeksiyon sonrası küçük kan damarlarının hasar görmesine bağlı mikro pıhtılar. Bazıları bu üç sürecin birbiriyle ilişkili olabileceğini savunmuştur. Bununla birlikte, hastalık sürecinin karmaşık doğasını tanımlamaya başlamak ve dünya çapında etkilenen milyonlarca kişiye yardımcı olacak tedaviler geliştirmek için ek ve acil araştırmalar gerekiyor.

Hanehalkı Genel Eğilim Anketi’nin başlıca kusuru, COVID sonrası nüfusun sağlığı hakkında herhangi bir soru sormamasıdır. Uzun COVID geçirenlerin sağlık durumunu akut enfeksiyondan sonra bir yıl boyunca takip eden CDC Uzun COVID çalışması, hem yaşlıların hem de gençlerin akciğerlerinde önemli bir bozulma olduğunu ve pulmoner emboli (akciğerlere kan pıhtısı) riskinin enfekte olmayan bireylere kıyasla iki katına çıktığını ortaya koymuştur.

Korkutucu bir şekilde, genç yetişkinler arasında bile anormal kalp ritimleri ile kas ve eklem ağrıları riski önemli ölçüde daha yüksek. Yaşlılar daha yüksek oranlarda böbrek yetmezliği, kan pıhtılaşması bozuklukları, felç, diyabet, anksiyete ve diğer nörolojik ve zihinsel sağlık işlev bozukluklarından muzdaripler. Bu tıbbi bozukluklar aynı zamanda daha yüksek ölüm oranlarına yol açıyor; yani COVID hastayı öldürmediyse, Uzun COVID öldürebilir.

Uzun COVID, güçten düşürücü geniş çaplı bir olay olmanın ötesinde, toplumdaki en yaşlı ve en güçsüzleri ayıklama potansiyeline sahiptir. Bu, Sosyal Güvenlik, Medicare ve yaşam sonu tıbbi bakımı potansiyel kârları üzerinde bir yük olarak gören mali aristokrasi tarafından açıkça istenen bir sonuçtur.

Bununla birlikte, Uzun COVID hastalarının PCR testleri ölüm anında SARS-CoV-2 için “negatif” çıkacağından, aileleri COVID’in sorumlu olduğunu bilmeyecektir. Sadece bu koşullarla ilgili epidemiyolojik raporlar, ölümlerinin ardındaki gerçeğe bir pencere açacaktır.

Aşıların ağır hastalığa, hastaneye yatışa ve ani ölümlere karşı koruyucu olmakla beraber, Uzun COVID ve komplikasyonlar riskini azaltmada çok az işe yaradığına dair kanıtlar artıyor. Dahası, SARS-CoV-2 ile yeniden enfeksiyon, semptomlar azaldıktan ve kişinin iyileştiği ilan edildikten sonra bile “tüm nedenlere bağlı ölüm” denilen ek riskler getiriyor gibi görünüyor.

Ve belki de en kötü sonuç olarak, Omicron’un mevcut alt varyantları, özellikle de BA.4 ve BA.5, daha önce COVID ile enfekte olmuş veya aşılanmış ve hatırlatma dozu yaptırmış kişiler arasında antikor yanıtlarından kaçma konusunda önemli bir yeteneğe sahip gibi görünüyor. Bu iki tür ABD genelinde hızla baskın hale geliyor.

En son Omicron alt varyantlarının bağışıklık sisteminden kaçışına ilişkin New England Journal of Medicine’de yayımlanan yeni bir çalışmanın başyazarı olan Dr. Dan Barouch, CNN’e gönderdiği bir e-postada şunları yazdı: “Verilerimiz COVID-19’un hâlâ daha fazla mutasyona uğrama kapasitesine sahip olduğunu ve bunun da daha fazla bulaşıcılık ve daha fazla antikordan kaçışa yol açtığını göstermektedir. Pandemi kısıtlamaları kaldırıldıkça, uyanık kalmamız ve ortaya çıktıkça yeni varyantları ve alt varyantları incelemeye devam etmemiz önem taşıyor.”

Bu açıklama, insanlığın “virüsle yaşaması” gerektiğinde ısrar eden başarısız pandemi politikasının gerçekten suç teşkil ettiğini göstermektedir. İster daha önceki enfeksiyondan ister aşılamadan kaynaklansın, nüfustaki yüksek antikor seviyeleri, sonu gelmeyen COVID dalgalarından kaynaklı devam eden bulaşmayı engellemek için çok az şey yapacaktır.

Bugün Uzun COVID semptomları bildiren her beş kişiden biri, birkaç yıl içinde nüfusun tamamı olmasa da çoğunun bu semptomları bildireceği ve birden fazla yeniden enfeksiyonun sonuçlarıyla karşı karşıya kalacağı anlamına gelmektedir. Bunun günlük sonuçları, maluliyet almak için mücadele etmek ve yoksullaşmayla yüzleşmek veya Uzun COVID semptomlarıyla boğuşurken tehlikeli çalışma koşullarıyla uğraşmak anlamına gelebilir.

Solve Long-COVID Initiative, seroprevalans modellerine dayanarak, Uzun COVID’den muzdarip yetişkinlerin sayısını 22 ile 43 milyon arasında veya nüfusun yüzde 7 ila 13,4’ü olarak belirlemiştir.

Solve Long-COVID Initiative şöyle yazıyor: “Bu vakaların 7 ila 14 milyonunun (toplam ABD nüfusunun yüzde 2 ila 4’ü) uzun süreli maluliyetle sonuçlanması bekleniyor; bu da bireyleri yaşam boyu karmaşık sağlık sorunları ve sağlık masrafları, işsizlik, sosyal yardımdan mahrum bırakılma, tahliye ve evsizlik nedeniyle ekonomik yıkım riskiyle karşı karşıya bırakıyor.” Grubun, Amerikalı yetişkinler üzerindeki mali yüke ilişkin tahminleri, 31 Ocak 2022’ye kadar 386 ila 511 milyar dolar arasında değişiyor.

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu aylık istihdam anketleri, Uzun COVID semptomları bildiren kişi sayısındaki artışla bağlantılı olarak, 2021’in ortalarından bu yana maluliyet bildiren kişi sayısında artış eğilimi gösteriyor.

Harvard’da sağlık politikaları alanında doçent olan ve pandeminin maluliyet üzerindeki etkisine dair işaretleri izleyen Nicole Maestas, The Atlantic’e verdiği demeçte, bu nüfus araştırmalarının bir artışın ilk göstergesi olabileceğini belirterek şunları söylüyordu: “Her çeyrekte artmaya devam ettiklerini izledikçe, belki de bir şeyler oluyor gibi görünmeye başlıyor.”

Bunun işçi sınıfı üzerindeki etkileri kaygı vericidir. SARS-CoV-2’nin tehlikelerine ve uzun vadeli sekellerine ilişkin çok sayıda kanıt bulunmasına rağmen, pek çok işçi eve ekmek götürme ve ailelerine bakma zorunluluğu nedeniyle hafif semptomlarla yaşamaya devam ediyor.

Anketler ve çalışmalar benzer şekilde korkunç bulguları ortaya çıkarmaya devam ediyor ama yine de pandeminin ve yol açtığı zayiatın üzerine eğilmek için hiçbir şey yapılmıyor. Hiçbir kapitalist hükümet harekete geçmeyecek. Sadece işçi sınıfının, kapitalist sınıfa maliyeti ne olursa olsun COVID-19’un ortadan kaldırılması ve yok edilmesi programı için mücadele temelinde duruma müdahale etmesi, ileriye giden bir yol sunuyor.

Loading