Perspektif

İspanya seçimleri: Podemos/Sumar ve Francoculuğun geri dönüşü

İspanya’da 23 Temmuz Pazar günkü erken genel seçimlerin, açıkça Francocu olan Vox’u, Halk Partisi’ndeki (PP) fikirdaşlarının küçük koalisyon ortağı olarak hükümete getirmesi oldukça muhtemel.

Kırk beş yıl önce Sosyalist Parti (PSOE) ve Stalinist İspanya Komünist Partisi (PCE), diktatör General Francisco Franco’nun ölümünden sonra işçi sınıfının İspanyol burjuvazisiyle devrimci bir hesaplaşmaya girmesini engellemişti. Onlar, 1978 Anayasası’nın, Avrupa Birliği ve NATO himayesi altında, parlamenter bir demokrasinin doğuşunu sağlayacağını taahhüt etmişti.

Aşırı sağcı VOX'un lideri Santiago Abascal, 21 Temmuz 2023 Cuma günü İspanya'nın başkenti Madrid'deki Colon Meydanı'nda düzenlenen son seçim mitinginde konuşma yaparken. [AP Photo/ Manu Fernandez]

On yılların ardından, 2008’deki küresel mali krizden bu yana Avrupa’da yaşanan sosyal ve ekonomik çöküş ve devam eden mali krizler, katı ve tutulmayan kemer sıkma politikalarının dayatılması ve NATO’nun Ukrayna’da Rusya’ya karşı yürüttüğü savaşın yarattığı savaş çılgınlığı, onların demokrasi vaatlerini yerle bir etmiş durumdadır.

Anketlerin çoğu Franco’nun siyasi mirasçıları olan ve yedi Francocu bakan tarafından kurulan Halk Partisi (PP) ile eski PP üyesi Santiago Abascal liderliğindeki neo-faşist Vox’un seçimi kazanacağını gösteriyor. PP, iktidardaki Sosyalist Parti’nin (PSOE) oldukça önünde ancak çoğunluğu elde etmek için Vox’un desteğine ihtiyaç duyacak. Vox, sadece PP liderliğindeki bir hükümetin parçası olmayı kabul edeceğini, başka hiçbir seçeneği kabul etmeyeceğini açıkladı.

PSOE-Podemos koalisyon hükümeti, Mayıs ayındaki yerel ve bölgesel seçimlerde hezimete uğradıktan sonra ve İspanya ve Avrupa genelinde milyonlarca işçinin katıldığı büyüyen bir grev dalgası yaşanırken, planlanandan altı ay önce seçim çağrısında bulundu. Yükselen toplumsal muhalefet karşısında dehşete kapılan PSOE ve Podemos, aşırı sağcı bir hükümetin içeride yükselen toplumsal muhalefeti başarılı bir şekilde ezebileceği ve dışarıda savaşın tırmanmasını denetleyebileceği umuduyla inisiyatifi kasıtlı olarak sağa devrediyor.

Vox, eski hakim, polis ve generallerden oluşan ve Francoculuğun kesintisiz tarihsel sürekliliği içinde yer alan bir partidir. İspanya İç Savaşı sırasında Franco’nun zaferi, 200.000 siyasi muhalifin ve solcu işçinin kitlesel katliamıyla sonuçlandı. Sonraki kırk yıl boyunca binlerce kişi gizli polis tarafından tutuklandı, işkence gördü ya da öldürüldü. Grevler, siyasi partiler ve sendikalar yasaklandı ve demokratik haklar bastırıldı. Gazeteler ve kitaplar sansürlendi, yüksek öğrenim ve nitelikli sağlık hizmetleri sadece ayrıcalıklı kesime sunuldu. Rejim ancak 1970’lerde, kitlesel işçi sınıfı grevleri ve protestolarının ortasında yıkıldı.

Vox, İspanya’yı yeniden merkezileştirmek, ayrılıkçı partileri cezalandırmak ve grev yapan işçileri hapse atmak için ordu ve polis bütçelerini arttırarak içeride ve dışarıda savaşı tırmandırmayı amaçlıyor. Bask ve Katalanların dilsel haklarını baskı altına alarak ve göçmenleri günah keçisi ilan ederek İspanyol şovenizmini körüklemeyi planlıyor. Kürtaj ve LGBTİ haklarına karşı çıkıyor ve iklim değişikliğini reddediyor. Zenginler için gelir, servet, sermaye kazancı ve miras üzerindeki vergileri kaldırmayı amaçlıyor. Bu program, Vox’un en uç söylemlerinden sadece kendi sınıf savaşı ve militarist gündemine saygınlık kazandırmak için uzak duran PP tarafından da paylaşılmaktadır.

Vox’un yükselişinde alışılmadık bir şey yok. Avrupa genelinde, kitlesel bir sola kayışın “geniş sol” partilerin kurulmasına yol açtığı ancak bu partilerin ihanet ederek inisiyatifi aşırı sağa devrettiği tehlikeli örnekler tekrar tekrar görüldü.

Yunanistan’da sağcı Yeni Demokrasi, muhalefet partisi Syriza’yı yenerek geçtiğimiz ay tekrar iktidara geldi. Syriza, acımasız kemer sıkma politikalarına karşı çıkma sözü verdikten sonra 2015’ten 2019’a kadar bu politikaları uygulamıştı. Bir analistin “Yunanistan’da demokrasinin 1974’te yeniden tesis edilmesinden bu yana ortaya çıkan en muhafazakâr parlamento ” olarak tanımladığı yeni parlamentoda artık üç aşırı sağcı parti bulunuyor.

İtalya’da faşist diktatör Benito Mussolini’nin partizanlar tarafından vurulmasından 78 yıl sonra, onun siyasi varisleri olan İtalya’nın Kardeşleri, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana ilk kez, Giorgia Meloni yönetiminde yeniden iktidara geldi.

Hitler’in iktidarı ele geçirmesinden 90 yıl sonra Almanya’da, ırkçılar, antisemitler ve Üçüncü Reich’ın suçlarını sürekli olarak önemsizleştiren militan neo-Nazilerle dolu aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD), kamuoyu yoklamalarında iktidardaki Sosyal Demokratların önünde ve muhafazakar CDU’nun arkasında ikinci en güçlü parti konumunda. Doğu Almanya’da ise yüzde 30’un üzerinde bir oranla en güçlü parti konumunda.

Fransa’da, tarihsel olarak İkinci Dünya Savaşı dönemindeki Pétain’in Nazi işbirlikçisi Vichy rejimine bağlı olan Marine Le Pen’in Ulusal Birlik’i, 2017’den bu yana cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci turda ana rakip konumunda. Son anketlere göre, bugün seçim yapılsa, Le Pen Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u yenilgiye uğratabilir.

Portekiz’de neo-Salazarcı Chega (Yeter) geçen yılki ulusal seçimlerde sandalye sayısını 1’den 12’ye çıkardı. Yüzde 13,2 ile Portekiz’in üçüncü siyasi gücü olacağı tahmin ediliyor. Son anketlere göre, iktidardaki Sosyalist Parti erken seçim kararı alırsa, Chega sağcı Sosyal Demokrat Parti ile birlikte iktidara gelebilir. Bu da 1974 Karanfil Devrimi sırasında faşist Estado Novo rejiminin yıkılmasından bu yana aşırı sağın ilk kez iktidara gelmesi anlamına gelecek.

Maziye gömülmesi gereken siyasi eğilimler geri dönüyor. Faşizmin acımasız dehşetini yaşamış bir kıtada bu nasıl mümkün olabilir? Hepsinden önemlisi, kıta 1970’lerden bu yana yaşanan en büyük grev dalgasının ortasında bulunuyor. Tüm kapitalist seçkinlerin dışarıda emperyalist savaş ve içeride sınıf savaşı gündemine karşı Avrupa genelinde ve uluslararası alanda derinleşen muhalefet söz konusu. Bu ortamın başlıca siyasi yararlanıcılarının aşırı sağ olması nasıl mümkün olabilir?

Bu sorunun cevabı, 1930’ların aksine kitlesel bir hareket desteğine sahip olmayan bu siyasi güçlerde değildir. Her örnekte -Yunanistan’da Syriza, Fransa’da Yeni Anti-Kapitalist Parti, Almanya’da Sol Parti, Portekiz’de Sol Blok ya da İtalya’da Rifondazione Comunista’nın kalıntıları vb.- aşırı sağın ebeliğini yapan sahte sol olmuştur.

Bu güçler, muhalefette ya hükümette iken, kemer sıkma politikalarını derinleştirmiş, emperyalist savaşı desteklemiş ve bir zamanlar liderlik için kendilerine güvenen işçileri ve gençleri silahsızlandırmaya çalışarak onlara ihanet etmiştir. Onlar, işçi sınıfını değil, mali oligarşinin toplumsal zenginliği aşağıdan yukarı doğru aktarmasından yararlanan orta sınıfın varlıklı kesimlerini temsil etmektedirler. Yükselen sınıf mücadeleleriyle karşı karşıya kaldıklarında, sosyal iddialarını bir kenara bırakıp toplumsal ayrıcalıklarını savunmak için keskin bir şekilde sağa kaymaktadırlar.

İspanya’da Podemos 2014 yılında Pablocu Antikapitalistler (Anticapitalistas) ve Pablo Iglesias liderliğindeki çeşitli Stalinist profesörler tarafından kuruldu. Parti, 2011-2012’deki Indignados M-15 kemer sıkma karşıtı protestolarından doğdu. Bu hareket, doğrudan doğruya, “Arap Baharı”nın çalkantılı olayları ve Mısır’daki askeri cuntanın düşüşü sırasında ve 2008 küresel kapitalist krizini takiben Avrupa işçi sınıfının büyük grev ve mücadeleler döneminden sonra ortaya çıkmıştı.

Iglesias ve Stalinist ortakları ile Venezuela’daki Hugo Chavez ve Bolivya’daki Evo Morales’in burjuva milliyetçi rejimleri arasındaki siyasi bağlantılardan ve Pablocu Birleşik Sekreterlik ile ittifaktan yararlanan Podemos, kendisini işçi sınıfının devrimci önderliğinin inşasının karşısında konumlandırdı. Yeni bir “geniş sol” halk örgütlenmeleri çağında geleneksel “yukarıdan aşağıya” liderliğin sona erdiğini ilan etti, Avrupa Birliği’ne soldan muhalefet etmeyi taahhüt etti ve Franco’dan sonra demokrasiye geçişin yerine getirilmemiş “demokratik” görevlerini nihayet tamamlayarak yeni bir halk demokrasisi çağını başlatmayı vaat etti. Aynı anda işçi sınıfını, 1980’lerden bu yana burjuva iktidarının önde gelen partisi olan sosyal demokrat PSOE’nin ve sendikal aygıtın arkasına toplamaya çalıştı.

2018 yılında, PP’ye ve onun Katalonya’daki baskıcı politikalarına karşı artan halk muhalefetinin ortasında, Podemos bir parlamento manevrasıyla PP’yi devirdi ve yerine bir PSOE azınlık hükümetini getirdi. Podemos destekli PSOE hükümeti PP’nin kemer sıkma bütçesini devam ettirdi, orduya milyarlarca avro aktardı ve göçmenlere saldırdı. Partinin çeşitli sahte sol uyduları Katalan milliyetçilerinin ayrılıkçı ve kapitalizm yanlısı gündemini desteklerken, o Katalan milliyetçiliğine karşı sağ kanadın baskıcı kampanyasını sürdürdü.

2018 yılında ayrıca Vox’un, İspanyol şovenizminin kamçılanmasından başarılı bir şekilde yararlanarak Endülüs bölgesel seçimlerinde 12 sandalye kazanmasına ve ilk kez bir bölgesel parlamentoya girmesine tanık olundu. 2019 seçimlerinde Vox, ulusal oyların yüzde 15’ine ve 52 milletvekiline ulaşarak Podemos’u geride bırakıp üçüncü büyük siyasi güç haline geldi.

Aynı yıl Podemos, PSOE liderliğindeki hükümete katıldı. Takip eden dört yıl boyunca, Ukrayna’da Rusya’ya karşı NATO savaşını savundu, emekli maaşlarını ve ücretleri düşürdü, COVID-19 pandemisinde yaşamdan önce kâr politikası izledi ve büyük bankalar ve şirketler için kurtarma paketleri ile birlikte askeri bütçeyi büyük ölçüde artırdı. Grevdeki kamyon şoförlerine ve metal işçilerine vahşice saldırdı, hava kabin çalışanlarına acımasız asgari hizmet uygulamasını dayattı ve göçmenlerin denizde boğulmasına göz yumdu.

Podemos yanlısı medya, iktidar partilerinin seçim çöküşünü sağcı medyanın, yalan haberlerin ve anti-feminist “ataerkil” dalganın bir sonucu olarak sunsa da, gerçekte PSOE-Podemos hükümetinin dört yılının ardından işçiler satın alma güçlerinin yüzde 8’ini kaybetmiş, konut kredileri ve kiralar yüzde 50 artmış ve büyük İspanyol şirketleri rekor kârlar elde etmiştir. Podemos milletvekili, dönemin devlet bakanı ve İspanya Komünist Partisi Genel Sekreteri Enrique Santiago’nun övünerek söylediği gibi, “İspanya tarihinde devletten özel şirketlere bu hükümetin yaptığı kadar büyük bir kaynak transferi yapılmamıştır.”

2023 seçimlerinde Podemos, Sumar ismiyle yeniden pazarlanıyor. Podemos’un 15 partili bu seçim platformundaki rolü, işçi sınıfının, sahte sol gruplar ve Stalinistler tarafından yaratılıp savunulan “geniş sol” partilerle yaşadığı bir başka acı deneyime işaret etmektedir.

İşçiler seçimde hiçbir şekilde temsil edilmemektedir. NATO’nun Ukrayna’da Rusya’ya karşı yürüttüğü ve nükleer bir savaşa dönüşme tehlikesi taşıyan savaşa İspanya’nın katılmasına karşı çıkmak için kime oy verebilirler? Ya da vahşi kemer sıkma politikalarıyla bedeli ödenen bankalar ve şirketler için 140 milyar avroluk kurtarma fonuna karşı çıkmak için kimi seçebilirler? İspanya’da 160.000 kişinin ölümüne ve 12 milyon kişinin enfeksiyon kapmasına yol açan COVID-19 pandemisi sırasında kârların hayatlara tercih edilmesinin siyasi hesabını sormak için kimi tercih etmeliler?

Sumar, NATO’nun Rusya’ya karşı savaşını desteklediğini ve yüz milyonlarca avroluk silah göndermeye devam etmek istediğini açıkça belirtti. Kurtarma paketlerini ödemek için Brüksel’e 2024 yılında 24 milyar avroluk kesinti ve vergi artışı sözü verdi. Partiye, düşük maaşları yaygınlaştıran çalışma reformlarını dayatan ve pandemi sırasında hayati olmayan işyerlerinin yeniden açılmasında kilit rol oynayarak kitlesel ölümlere yol açan Başbakan Yardımcısı ve Çalışma Bakanı Yolanda Díaz önderlik ediyor. Sumar, işçilerin karşı karşıya olduğu her yakıcı konuda Vox ile temelde aynı pozisyona sahiptir.

İşçiler ve gençler gerekli siyasi sonuçları çıkarmalıdır. Francocuların geri dönüşü, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) yaklaşımının doğruluğunu kanıtlamıştır: kemer sıkmaya, otoriter rejime, faşizme ve savaşa karşı mücadele, bunların kaynağı olan kapitalizme ve bu iflas etmiş sistemi savunan tüm partilere karşı mücadeleyi gerektirmektedir. Bu, sosyalizm uğruna mücadeleye önderlik eden Troçkist alternatif olarak DEUK’un İspanya’da ve dünya çapında şubelerinin inşasını gerektirmektedir.

Loading