İsrail Gazze’yi bombalamaya devam ederken kara harekâtı ve bölgesel savaş kapıda

İsrail rejimi Gazze’ye yönelik vahşi bombardımanını Perşembe günü de sürdürdü. Geçen hafta İsrail tarafından bir milyondan fazla Filistinlinin geçmesinin emredildiği güneydeki hedeflerin yanı sıra kuzeydeki hedefler vuruldu.

Filistinliler Gazze Şeridi, Han Yunus’ta İsrail bombardımanında yıkılan bir binadan yaralıları tahliye ederken, 19 Ekim 2023 Perşembe. [AP Photo/Fatima Shbair]

Perşembe gecesi İsrail ordusu, Gazze şehrinde sivil hedeflere yönelik ölümcül hava saldırılarından kaçan onlarca Filistinli ailenin sığındığı bir Rum Ortodoks kilisesini bombaladı. Bu yazı yazıldığı sırada Aziz Porphyrius Rum Ortodoks Kilisesi’ne yönelik bombardımanda ölenlerin sayısı sekize yükselmiş, onlarca kişinin de yaralandığı bildirilmişti.

Filistin haber ajansı WAFA’ya göre, Gazze şehrinin el-Zeytun mahallesinde bulunan kiliseye düzenlenen saldırıda ölenler arasında kadın ve çocuklar da bulunuyor. Kurtarma ekipleri enkaz altından insanları çıkarmaya devam ederken ölü ve yaralı sayısının artması bekleniyor.

Wall Street Journal’ın kiliseye sığınan Majdy Jildah’tan aktardığına göre, 80 kadarı patlamanın meydana geldiği kilise konseyi binasında olmak üzere yaklaşık 500 kişi kilise yerleşkesinde barınıyordu. Onlarca kişi de kilisenin hasar gören toplantı salonundaydı.

Bu, dünyanın en eski kiliselerinden biridir. Kudüs Ortodoks Patrikhanesi saldırıyı “en güçlü şekilde kınadığını” belirterek şunları söyledi: “İsrail’in, son 13 gün içinde yerleşim bölgelerine düzenlediği hava saldırıları nedeniyle evlerini kaybeden çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere masum vatandaşları korumak için sağladıkları sığınaklarla birlikte kiliseleri ve kurumlarını hedef alması bir savaş suçu teşkil etmektedir.”

Al Jazeera kilise bombalamasından kurtulan bir kişinin şu sözlerini aktardı: “Şimdi nereye gideceğim? Yaşayacak bir yer yok.”

Kilise bombalaması, İsrail’in Gazze şehrindeki El-Ehli Arap Hastanesi’ni bombalayarak 500’e yakın Filistinliyi öldürmesinin üzerinden üç gün geçmeden ve ABD Başkanı Biden’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu kucaklayarak Washington’ın Gazze’ye yönelik soykırım savaşına tam destek verdiğini açıklamasından bir gün sonra meydana geldi.

İsrail’in Lübnan’la olan kuzey sınırındaki çatışmalar da gün boyunca tırmanırken, Suriye ve Irak’taki ABD askeri tesisleri de saldırıya uğradı.

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırılarında, Mısır’la olan Refah Sınır Kapısı yakınlarında 33 kişi ve Han Yunus’taki bir evde 11 aile üyesi hayatını kaybetti. Filistin Sağlık Bakanlığı, kuzeyde, İsrail sınırı yakınlarında, Gazze’nin en büyük mülteci kampı olan ve yaklaşık 160.000 kişiye ev sahipliği yapan Cebaliye kampına düzenlenen saldırıda 18 kişinin öldüğünü bildirdi. Gazze’deki bir Rum Ortodoks kilisesine düzenlenen hava saldırısında iki kişi öldü, onlarca kişi yaralandı.

Önemli şehirleri ve komşu ülkeleri gösteren bir Gazze Şeridi haritası. [Photo by Gringer / CC BY-SA 3.0]

İsrail Başbakanı Netanyahu, on binlerce Filistinlinin hayatına mal olma tehdidi taşıyan Gazze’ye yönelik bir kara harekâtının yakın olduğuna dair şimdiye kadarki en güçlü işaretlerden birini verdi. Gazze sınırındaki bir toplanma noktasında seçkin Golani Tugayı askerlerine hitaben yaptığı konuşmada, “Burada ülkenin dört bir yanından gelen Golani askerleriyle birlikteyim. Onlar aslanlar gibi savaştılar ve aslanlar gibi savaşacaklar. Tüm gücümüzle kazanacağız,” dedi. Netanyahu ayrıca güvenlik kabinesi toplantısına katıldı. Kabinenin kara harekâtı için onay vermesi gerekiyor.

İsrail’in soykırım saldırısının ilk günlerinde Filistinlileri “insansı hayvanlar” olarak tanımlamasıyla ün kazanan Savunma Bakanı Yoav Gallant, günün erken saatlerinde, askerlere “yakında” Gazze’yi “içeriden” göreceklerini söyledi. İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) güney komutanlığının başındaki Tümgeneral Yaron Finkelman, kara harekatının “zor, uzun ve yoğun” olacağını söyledi.

Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre hâlihazırda 3.785 Filistinlinin hayatına mal olan Gazze’ye yönelik 12 günlük ölümcül saldırının yaklaşan tırmanışı, ABD’nin ve onun Avrupalı emperyalist müttefiklerinin açık onayıyla gerçekleşiyor. Netanyahu ve ordunun kara harekâtı için yaptığı son hazırlıklar, ABD Başkanı Joseph Biden’ın İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu’yu kucaklamasından ve Washington’ın 2,3 milyon nüfuslu Gazze halkının katledilmesine verdiği koşulsuz desteği yinelemesinden sadece 24 saat sonra geliyor. Ziyaret, İsrail’in Salı günü El-Ehli Arap Hastanesi’ni bombalayarak 500’e yakın erkek, kadın ve çocuğu soğukkanlılıkla katletmesinin ardından yapıldı. Bu saldırı, uluslararası hukuka göre bir savaş suçudur.

Senato, Amerikan siyaset kurumunun İsrail’in savaş suçlarını oybirliğiyle desteklediğini vurgulayacak şekilde, dün 97’ye karşı 0 oyla İsrail’in “meşru müdafaa hakkını” teyit eden bir kararı kabul etti. Karar ayrıca Washington’a, İsrail’in saldırılarını istediği kadar sürdürebilmesi için silah stoklarını yenileme ve “terör vekillerine” verdiği destekle mücadele etmek gerekçesiyle İran’a daha sert yaptırımlar uygulama taahhüdünde bulundu.

Perşembe günü büyük emperyalist güçlerden ziyaretçiler Netanyahu rejiminin soykırım saldırısına onay vermek üzere İsrail’e gelmeye devam etti. Britanya Başbakanı Rishi Sunak “Kazanmanızı istiyoruz” derken, Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius Berlin’in desteğini taahhüt etmek üzere Gallant ile bir araya geldi.

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail işgaline karşı başlattığı kitlesel Filistin ayaklanmasına yönelik acımasız bir toplu cezalandırma eylemi olan hava bombardımanı, Gazze’yi şimdiden harabeye çevirmiş durumda. Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’nin son raporuna göre, bölgedeki konut binalarının yüzde 25’i yıkıldı (98.000 konut). Aralarında 17 hastane ve 23 ambulansın da bulunduğu sağlık tesislerine yönelik 59 saldırıda 16’sı görev başındaki sağlık çalışanı olmak üzere 491 kişi hayatını kaybetti. Bombardımanlar 170 eğitim tesisini vurdu ve bölgenin sıhhi ve su altyapısına ciddi zarar verdi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres Perşembe günü Gazze’de “ateşkes” çağrısında bulunurken, Mısır’dan Cuma günü bölgeye acil ihtiyaç duyulan malzemeleri getirecek bir yardım konvoyunun planlandığını duyurdu. İsrail yaklaşık iki hafta önce Gazze Şeridi’ne yakıt, su ve elektriği kesti ve Kahire’deki Sisi diktatörlüğünün de desteğiyle yardımların girişini engelledi.

Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi 16 Temmuz 2022'de Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde düzenlenen Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi / GCC+3 zirvesinde ABD Başkanı Joe Biden'ın elini sıkıyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken arka planda.

BM’nin iki özel raportörü tarafından yayımlanan sert bir bildiri, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki eylemlerinin soykırım tehdidi oluşturduğu konusunda açıkça uyarıda bulundu. BM’nin güvenli içme suyu ve sıhhi altyapıya ilişkin insan hakları özel raportörü Pedro Arrojo Agudo ve 1967’den bu yana işgal altında tutulan Filistin topraklarındaki insan hakları özel raportörü Francesca Albanese şunları belirtti:

Gazze’nin tamamen kuşatılması, uygulanamaz tahliye emirleri ve zorla nüfus transferleri ile birleştiğinde, bunlar uluslararası insani hukuk ve ceza hukukunun ihlalidir. Aynı zamanda tarif edilemeyecek kadar zalimcedir.

Uyarıyoruz: İsrail’in devam eden harekâtı, Gazze’de insanlığa karşı suçlara yol açıyor.

Açıklamada ayrıca El-Ehli Hastanesi’nin bombalanması da “vahşet” olarak kınandı.

İşgal altındaki Batı Şeria’da İsrail güçleri son iki haftada onlarca Filistinliyi öldürdü. Sadece dün bir mülteci kampındaki çatışmalarda yedi Filistinli ve bir İsraillinin öldüğü bildirildi. İşgal altındaki Filistin kasabası Turkarem’e yapılan baskın sırasında 16 yaşında bir çocuk askerler tarafından vuruldu ve İsrail askerleri Filistin Kızılay’ına ait bir ambulansa ateş açarak el koydu.

BM özel raportörleri şu sonuca ulaşıyordu: “İsrailli siyasi liderler ve müttefikleri tarafından yapılan açıklamalar, Gazze’deki askeri harekât ve Batı Şeria’daki tutuklama ve cinayetlerin tırmanışı göz önünde bulundurulduğunda, Filistin halkına karşı soykırım riski de bulunmaktadır.”

Savaş, hızla Gazze’nin ötesinde tırmanıyor. Hamas Lübnan sınırında Perşembe günü İsrail’in kuzeyine 20 roket atılmasının sorumluluğunu üstlendi. İsrail askerleri ve Hizbullah savaşçıları da öğleden sonra karşılıklı ateş açtı. Bir IDF sözcüsü Hizbullah’ın roket saldırılarının “sonuçlarına katlanacağı” uyarısında bulunarak, Lübnan’da genişletilmiş operasyonların da sadece bir an meselesi olduğunu öne sürdü.

Ayrı bir olayda, sınır yakınlarında bir grup gazeteciye eşlik eden bir Lübnan vatandaşı İsrail tarafından açılan ateş sonucu öldürüldü. Amerika Birleşik Devletleri ve Britanya, vatandaşlarına “uçuşlar halen devam ederken” Lübnan’ı terk etme çağrısında bulundu.

Perşembe günü ilerleyen saatlerde IDF güney Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. Bir saldırı helikopteri de İsrail’e güdümlü tanksavar füzeleri fırlatmaya hazırlanan bir grup savaşçıyı vurdu.

Kızıldeniz’de bulunan ABD donanmasına ait bir destroyer Yemen’den ateşlenen ve kuzeye doğru ilerleyen üç füzeyi engelledi. Pentagon füzelerin “potansiyel olarak” İsrail’e yöneldiğini ve “potansiyel bir tehdit oluşturduğunu” belirtti. Pentagon sözcüsü Tuğgeneral Pat Ryder, ABD’nin “ortaklarımızı ve bu önemli bölgedeki çıkarlarımızı korumak için” ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduğunu da sözlerine ekledi.

ABD’nin Suriye’nin güneyinde Irak sınırına yakın El Tanf askeri üssü Çarşamba günü insansız hava araçlarının saldırısına uğradı. Bu arada Salı gününden bu yana Irak içindeki Amerikan askeri tesislerine yönelik ikisi Ayn el-Esad üssünü hedef alan insansız hava araçları ve füzelerle olmak üzere üç saldırı gerçekleşti.

Biden yönetimi, hâlihazırda iki uçak gemisi savaş grubunu bölgeye gönderdi. Bunun, İran’a karşı daha kapsamlı bir savaşın yürütülmesi için gerekli koşulları yaratmak üzere tasarlandığı açıktır. Her bir savaş grubunda 8.000 denizci, havacı ve deniz piyadesi ile düzinelerce savaş uçağı bulunuyor. Biden, 60 Minutes programına verdiği bir röportajda Gazze savaşını daha geniş bölgesel çatışmalarla açıkça ilişkilendirerek şunları söylemişti: “ İçeri girmek ve aşırılık yanlılarını –kuzeyde Hizbullah güneyde Hamas– ortadan kaldırmak şart. İran Hamas ve Hizbullah’ı sürekli destekliyor.”

Bölgede yaşananlar, ABD önderliğindeki küresel emperyalist savaşın Ortadoğu cephesidir. ABD, başta Rusya ve Çin olmak üzere stratejik rakiplerine karşı hegemonyasını güvence altına almayı amaçlamaktadır. Emperyalistlerin İsrail hükümetinin Gazze halkına yönelik acımasız katliamına verdikleri kayıtsız şartsız destek, Washington ve Avrupalı müttefiklerinin, Ukrayna’da Rusya ile -her iki taraftan da yüz binlerce kişinin hayatına mal olan- savaşı pervasızca tırmandırmalarıyla el ele gitmektedir. Biden’ın Perşembe akşamı Beyaz Saray’dan yaptığı ve İsrail, Ukrayna ve Tayvan’a askeri destek çağrısında bulunduğu açıklama, ABD kapitalist sınıfının dünyaya karşı bir savaş yürütmeye kararlı olduğunu göstermektedir.

Bu çılgınlığa dur diyebilecek tek güç uluslararası işçi sınıfıdır. ABD destekli İsrail’in savaş suçlarına tepki olarak dünyanın dört bir yanında patlak veren kendiliğinden protestolar, işçi sınıfının kemer sıkmaya karşı ve yaşam standartlarını savunmak için son aylarda Avrupa ve Kuzey Amerika’yı saran kitlesel toplumsal mücadeleleriyle birleştirilmelidir. Bu, emperyalist savaşa ve onu doğuran kapitalist kâr sistemine son verecek sosyalist ve enternasyonalist bir programın benimsenmesini gerektirmektedir.

Loading