İsrail’in Gazze’de iletişimi kesmesinin ve Filistinlilere yönelik büyük saldırısını yoğunlaştırmasından saatler önce ABD, Tahran’la tırmanan anlaşmazlığın bir parçası olarak Suriye’de İran’ın “vekilleri” olarak adlandırdığı güçlere onlarca bomba attı.
Eşgüdümlü askeri tırmanışlar, askeri çatışmanın hızla Ortadoğu geneline yayılan bir savaşa dönüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır.
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin Perşembe gecesi geç saatlerde yaptığı açıklamada “Bugün, Başkan Biden’ın talimatıyla, ABD silahlı kuvvetleri Suriye’nin doğusunda İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ve ona bağlı gruplar tarafından kullanılan iki tesise meşru müdafaa saldırısı düzenledi,” dedi.
Austin sözlerini şöyle sürdürdü: “İran elini gizlemek ve kuvvetlerimize yönelik bu saldırılardaki rolünü inkâr etmek istiyor. Buna izin vermeyeceğiz. İran’ın vekilleri tarafından ABD güçlerine yönelik saldırılar devam ederse, halkımızı korumak için gerekli tedbirleri almakta tereddüt etmeyeceğiz.”
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait iki F-16 savaş uçağı ve Reaper insansız hava araçları, Suriye’nin Ebu Kamal kenti yakınlarındaki bir silah ve mühimmat deposuna 30’dan fazla bomba attı.
Austin, saçma bir şekilde, İran yanlısı güçlere yönelik saldırıların “İsrail ile Hamas arasında devam eden çatışmadan ayrı ve farklı” olduğunu iddia etti. Bu düpedüz bir yalandır. ABD, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısını, şu anda Ortadoğu’da gelişmekte olan büyük bir askeri harekâtın bir parçası olarak görmektedir.
ABD’li yetkililer hangi zulmü yaparsa yapsın İsrail’i destekleyeceklerini açıkça ifade ettiler. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Sözcüsü John Kirby “İsrail için kırmızı çizgiler çizmiyoruz,” dedi.
Eski bir savunma bakanlığı yetkilisi olan Mick Mulroy New York Times’a verdiği demeçte “ABD bu gece bir mesaj gönderdi,” dedi ve ekledi: “Irak ve Suriye’deki askeri mevzilerimize ve personelimize saldırmaya devam ederlerse İran’a ve özellikle de Devrim Muhafızları’na doğrudan karşılık vereceğiz.”
Perşembe günü Beyaz Saray, Kongre’ye saldırılarla ilgili bir savaş yetkisi bildirimi gönderdi. Biden, “26 Ekim 2023 gecesi, ABD kuvvetleri Suriye’nin doğusundaki tesislere yönelik hedefli saldırılar düzenledi,” diye yazdı ve şunları ekledi: “Hassas saldırılar, Devrim Muhafızları ve ona bağlı gruplar tarafından komuta ve kontrol, mühimmat depolama ve diğer amaçlarla kullanılan tesisleri hedef aldı.”
Biden sözlerini şöyle sürdürdü: “Amerika Birleşik Devletleri, başka tehdit ve saldırılara karşı gerekli ve uygun olduğu takdirde daha ileri adımlar atmaya hazırdır.”
Perşembe gecesi düzenlenen saldırılar, Biden’ın Çarşamba günü İran’a yönelik “bu birliklerimize karşı harekete geçmeye devam ederlerse karşılık vereceğiz” tehdidinin ardından geldi.
Perşembe gecesi yaşanan bombalama olayına tepki olarak ABD siyaset kurumunun bazı kesimleri daha da şiddetli bir tırmanış talep ediyor. Wall Street Journal başyazısında “Başkan Biden, en az bir düzine provokasyondan sonra nihayet karşılık verdi ancak yönetim hâlâ bölgedeki şiddetin temel nedeni olan İran’la mücadele etmiyor,” dedi.
“Silah ve cephane depolarının nokta atışıyla bombalanması düşman saldırılarıyla orantılı değil,” diye devam eden Wall Street Journal, şunları ekledi: “İran’ın vekilleri 17 Ekim’den bu yana en az 19 kez ABD mevzilerine roket ya da insansız hava aracı attı.”
Wall Street Journal şöyle yazdı: “Ancak caydırıcılığı yeniden tesis etmek için daha iyi bir örnek, eski Savunma Bakanı Jim Mattis’in 2018’de Suriye’de Rusya’nın Wagner Grubu ve Beşar Esad savaşçılarının bir ABD askeri mevziisine saldırmasıdır. General Mattis Kongre’ye söylediği gibi, saldıran gücün ‘yok edilmesini’ emretti. Ve öyle de oldu.”
ABD Ortadoğu’ya gemi, asker ve uçak yığıyor. ABD, en gelişmiş uçak gemisi olan USS Gerald R. Ford’u 75 uçak ve beş destek gemisiyle birlikte Akdeniz’e gönderdi. USS Dwight D. Eisenhower ve savaş grubu Meksika Körfezi’ne doğru yola çıktı.
Amerikan emperyalizminin Ortadoğu’da konuşlanmış 30.000 askeri personeli var ve bunlara Ortadoğu’ya doğru yol alan gemilerdeki 2.000 deniz piyadesi de ekleniyor. Pentagon Perşembe günü yaptığı açıklamada 900 askerin Ortadoğu’da konuşlandığını ya da yola çıkmaya hazırlandığını duyurdu.
ABD ayrıca bölgeye düzinelerce uçak gönderdi ve yaklaşık 100 ağır yük uçağı misyonu gerçekleştirdi.
The Economist bu durumla ilgili olarak şunları yazdı: “Amerikan saldırı eylemlerinin Amerikalılardan ziyade müttefiklere yönelik saldırılara yanıt vermek için daha ileri boyutlara taşındığı senaryoları hayal etmek ... oldukça kolay.”
Haberde şu yorum yer alıyor: “Beyaz Saray’ın İsrail ve Lübnan’da yaşayan 600.000 kadar Amerikan vatandaşının tahliyesi için bir ‘acil durum’ planı talep etmesi, Joe Biden’ın işlerin ne kadar çabuk kontrolden çıkabileceği konusundaki endişesinin bir ölçüsü. ... Görünen o ki sonsuza dek süren savaşlarda yeni bir sayfa daha açılabilir.”
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Cuma günü Gazze’de “düşmanlıkların durdurulmasına yol açacak acil, kalıcı ve sürekli bir insani ateşkes” lehinde oy kullandı. 14 aleyhte, 120 oyla kabul edilen önerge, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin “hayır” oyunu aldı. Kanada tarafından sunulan ve Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırılarını doğrudan kınayan bir değişiklik önergesi ise üçte iki çoğunluğu sağlayamadı ve kabul edilmedi.
ABD’nin Ortadoğu’daki askeri tırmanışı, İsrail’in Gazze’deki soykırımını yoğunlaştırdığı bir dönemde gerçekleşiyor. Perşembe günü Gazze Sağlık Bakanlığı, İsrail bombardımanlarında hayatını kaybeden 6.747’den fazla kişinin isimlerini yayımladı. Raporda 7-26 Ekim tarihleri arasında 7.028 Filistinlinin öldürüldüğü ve 281 cesedin de henüz teşhis edilemediği kaydedildi.
Raporun yayımlanması, Biden’ın Filistinli yetkililer tarafından verilen ölü sayısına “güvenmediği” yönündeki açıklamasının ardından geldi.
BM yetkilileri de aynı şekilde Filistinli yetkililer tarafından belirtilen ölü sayısını doğruladı. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) Reuters’a yaptığı açıklamada, “Verilerini raporlarımıza dahil etmeye devam ediyoruz ve bunlar açıkça kaynaklara dayanıyor,” dedi.
Dünya Sağlık Örgütü’nün Sağlık Acil Durumları Programı İcra Direktörü Dr. Mike Ryan, “bu kadar yoğun nüfuslu bir bölgede bombardımanın yoğunluğu göz önüne alındığında, beklenebilecek ölümlerin ölçeğine göre rakamların genel olarak tutarlı veya mantık dahilinde olduğunu” söyledi.
Çarşamba günü yaptığı açıklamalarda, Filistinli yetkililerin ABD’nin ölü sayısını şişirdiğini belirten Biden, sivillerin ölümünün “savaşın bedeli” olduğunu ileri sürmüştü.
