Netanyahu hükümeti bölgede daha geniş çaplı bir savaş çıkarmaya çalışırken hafta sonu ve Pazartesi günü İsrail-Lübnan sınırında ağır silahlarla ateş açıldı.
Washington Post gazetesi “İsrail-Lübnan sınırında tırmanan gerginlik daha büyük bir savaş riskini beraberinde getiriyor” başlıklı bir haber yayımlayarak şunları yazdı: “Cumartesi günü İsrail jetleri Lübnan’ın Nebatiye kasabasında, sınırın 20 kilometre kuzeyindeki bir alüminyum fabrikasını vurdu. Burası misilleme ateşinin her iki tarafça da kabul edilebilir görüldüğü alışıldık bölgenin çok ötesindeydi.”
Haberde “her iki tarafın da daha ölümcül silahlar kullanmaya başladığı”, İsrail’in “artık Hizbullah hedeflerini vurmak için düzenli olarak savaş uçakları gönderdiği; Hizbullah’ın ise insansız hava araçları ve daha ağır kalibreli füzeler kullandığı” belirtiliyor.
Geçtiğimiz hafta İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari şu tehdidi savurmuştu: “Lübnan vatandaşları bu pervasızlığın ve Hizbullah’ın Hamas-IŞİD’in savunucusu olma kararının bedelini ödeyecek. ... IDF’nin kuzeydeki güvenlik durumunu değiştirmek için operasyonel planları var.”
Pazartesi sabahı İsrail bir kez daha provokatif bir bombardıman düzenledi. Hizbullah da Arap el-Aramşe ve Bar’am’ın yanı sıra Biranit askeri üssüne ateşle karşılık verdi. Olayda yaralanan olmazken, kışlada ağır hasar meydana geldi.
Bunu, IDF topçuları, helikopterleri, savaş uçakları ve tankları ile Hizbullah füzeleri ve insansız hava araçları arasında karşılıklı ateşler takip etti.
7 Ekim’den bu yana Lübnan’da 74’ü Hizbullah üyesi olmak üzere yaklaşık 100, İsrail’de ise altısı IDF askeri dokuz kişi öldürüldü.
Cuma günü Britanya’nın önde gelen dış politika düşünce kuruluşu Chatham House “İsrail Hamas’ı yok etmeye yaklaştıkça Hizbullah’la savaş ihtimali artıyor” başlıklı bir makale yayımladı. Makalede “Savunma Bakanı Yoav Gallant da dahil olmak üzere İsrail hükümetinde, sınır boyunca İsrail askeri mevzilerini bombaladığı için Hizbullah’ı daha agresif bir şekilde cezalandırmak isteyenler var,” diye belirtiliyor.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a Hizbullah’ı önleyici olarak vurma arzusunu dile getiren Gallant bu konuda başı çekiyor; bu şu ana kadar İsrail’in savaş kabinesindeki diğer bakanlar tarafından reddedildi. Ancak Gallant’ın bu görüşü “kuzeyde bir savaşın kaçınılmaz olduğuna inanan” üst düzey subaylar arasında yaygın.
İsrail’in daha geniş çaplı bir savaş planladığını kabul eden Gallant Pazar günü şunları söyledi:
İran, İsrail Devleti’ne karşı düşmanlık ve saldırganlığın kaynağıdır. Savaş çok cephelidir...
Son günlerde savunma teşkilatı, İran’ın Irak, Suriye ve Yemen’deki vekilleri aracılığıyla İsrail’e karşı milislerin saldırılarını yoğunlaştırmaya çalıştığına dair artan bir eğilim tespit etti. Takip ediyoruz ve uygun zaman, yer ve güçte nasıl hareket edeceğimizi biliriz.
Yemen, bölgesel bir savaşın patlak verebileceği bir diğer potansiyel parlama noktasıdır. Pazar günü İran çizgisindeki Husi savaşçıları ülkenin güney kıyılarında bir kargo gemisini ele geçirdi. Sözcü Yahya Sare’e geminin “İsrail’e ait olduğu” için hedef alındığını açıkladı (sonradan öyle olmadığı bildirildi). Husi güçleri “Kızıldeniz’de ya da ulaşabileceğimiz herhangi bir yerde herhangi bir İsrail gemisini hedef almaktan çekinmeyeceklerini” söyledi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu provokatif bir şekilde bunu “İran’ın” saldırısı diyerek kınarken, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi “uluslararası hukukun alenen ihlalini” kınadı ve Husilerin müttefiklerini “gerekli adımları” atmakla tehdit etti.
ABD’nin hâlihazırda bölgede önemli deniz kuvvetleri bulunuyor ve İsrail’e giden Husi füzelerini ve insansız hava araçlarını iki kez durdurduğunu iddia ediyor.
Savaşın kapsamı genişlerken İsrail de Gazze’deki Filistinlilere yönelik katliam ve etnik temizliğe devam ediyor. Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan son rakamlar, 5.600’e yakını çocuk ve 3.550’si kadın olmak üzere 13.300 kişinin öldürüldüğünü gösteriyor.
Hastanelere, okullara ve mülteci kamplarına yönelik saldırılar devam ederken, El Cezire’den Hani Mahmud bu saldırıları “şu anda bir trend gibi görünüyor” şeklinde yorumladı. BM’ye göre 7 Ekim’den bu yana okul binalarına sığınan 176 kişi öldürüldü, 800 kişi de yaralandı.
Son hedef Gazze’nin kuzeyindeki Endonezya Hastanesi. Pazar gecesinden Pazartesi sabahına kadar süren bombardımanda aralarında hastaların da bulunduğu 12 kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı. Sağlık Bakanlığı, “Endonezya Hastanesi’ne yönelik doğrudan ve tekrarlanan bombardıman sonucunda hastalar ve sağlık personeli de dahil olmak üzere yüzlerce sivilin ölüm riski altında olduğu” uyarısında bulundu. Tanklar tesisi kuşattı ve elektrik jeneratörlerine verilen bomba hasarı şimdiden bir elektrik kesintisine neden oldu.
Cebaliye ve Nuseyrat mülteci kamplarına da yeni hava saldırıları düzenlendi.
Kuzeyde Gazze şehri ve çevresini harap eden ölüm ve yıkımın bir benzerinin güney Gazze’de de yaşanması için hazırlıklar yapılıyor. Geçtiğimiz hafta IDF, Gazze’nin güneyindeki en büyük şehir olan Han Yunus’un sakinlerine şehri terk etmelerini söyledi. Şu anda kuzeyden kaçan yaklaşık 1 milyon kişi burada barınıyor; bu sayı şehrin normal nüfusunun neredeyse beş katı.
Güney şeridine yönelik saldırılar zaten başlatılmıştı. Tüm Filistinli ölümlerinin yaklaşık üçte biri bu bölgede gerçekleşti. Ancak şimdi bu saldırılar daha da artacak. İsrail’in eski ulusal güvenlik konseyi başkanı Giora Eiland, planlanan operasyonlar hakkında Reuters’a şunları söyledi: “Muhtemelen daha fazla sivil kayıp olacak. Bu bizi ilerlemekten alıkoymayacak.”
Pazartesi sabahı İsrail hava saldırıları Han Yunus’un kuzeybatısındaki Hamad’da çoğu kadın ve çocuk onlarca kişinin ölümüne neden oldu. Şehrin doğusundaki Bani Süheyla kasabasına da ayrı bir IDF saldırısı düzenlendi.
Gazze nüfusunun üçte ikisi yerinden edilmiş durumda. Gazze Şeridi’nde çok sayıda insan giderek daha küçük alanlara sıkışırken insani koşullar daha da kötüleşiyor. Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre çocukların yüzde 90’ı yetersiz beslenme, anemi ve bağışıklığın zayıflaması gibi sağlık sorunları yaşıyor. Örgüt, IDF’nin tarım arazilerine ve tesislerine, un silolarına, balıkçı teknelerine ve BM yardım merkezlerine saldırdığını bildirdi.
On bir fırın tahrip edildiği ve diğerlerinde un, yakıt ve elektrik olmadığı için 7 Kasım’dan bu yana tek bir fırın bile çalışmıyor.
BM’ye göre BM barınaklarında 44.000 ishal vakası ve 70.000 akut solunum yolu enfeksiyonu kaydedildi ki bu rakamlar gerçek rakamların çok altında.
Gazze sakini Renad el Helou Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Kıyamet gibi. Yorulduk artık. Su yok, yiyecek yok. ... Gazze’de hiçbir şey kalmadı. Sadece yıkım, acı ve işkence var.”
IDF, faşist yerleşimci müttefiklerinin de desteğiyle, Batı Şeria’daki saldırılarını da hızlandırıyor. Daha önce 2023’te öldürülen 250 kişiye ek olarak 7 Ekim’den bu yana yaklaşık 200 Filistinli öldürüldü ve 450’si çocuk olmak üzere 1.000’den fazla kişi şiddet veya baskıcı kısıtlamalar nedeniyle yerlerinden edildi; altı yerleşim tamamen terk edilirken bu yılki toplam sayı 11’e ulaştı. Yerleşimcilerin şiddet olayları günde üçten yediye çıkarak iki kattan fazla arttı.
IDF bütün yerleşim birimlerini kuşatma altına aldı. El Halil’de 39.000 Filistinlinin yaşadığı ve 900 İsrailli yerleşimci tarafından işgal edilen H2 bölgesi son 20 yılın en sert tecridi altında ve Filistinliler büyük ölçüde silah zoruyla evlerine hapsedilmiş durumda. Ramallah yakınlarındaki Budrus’ta bir camide namaz kılan cemaatin üzerine ses bombası atan bir asker, saldırının video görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından sadece açığa alındı.
Filistin Yönetimi Tutuklu İşleri Komisyonu’na göre 7 Ekim’den bu yana Batı Şeria’da yaklaşık 2.800 Filistinli tutuklandı ve toplam sayı 300’ü çocuk ve 72’si kadın olmak üzere toplam 7.800’e ulaştı. Kuruluş, son haftalarda en az dört kişinin gözaltında öldüğüne ve yüzlercesinin işkence gördüğüne dair tıbbi kanıtlar bulunduğunu bildirdi.
Bu ayın başlarında çekildiği Reuters tarafından doğrulanan bir videoda, maskeli IDF askerlerinin El Halil’de bir tutuklama gerçekleştirdiği, ailesinin önünde Filistinli bir adamı tüfekleriyle dövdükleri ve saldırıyı TikTok’ta yayınladıkları görülüyor.
Askeri saldırılar artırılıyor. Cumartesi günü bir İsrail savaş uçağı Nablus’ta bir hedefi vurarak İkinci İntifada’dan bu yana burada ilk kez beş kişiyi öldürdü.
