Yeni yönetim kurulu Sam Altman’ı OpenAI CEO’su olarak yeniden atadı

OpenAI CEO’su Sam Altman, (solda), 6 Kasım 2023 Pazartesi günü San Francisco’da OpenAI’nin ilk geliştirici konferansı olan OpenAI DevDay’de Microsoft CEO’su Satya Nadella ile birlikte sahneye çıkıyor. [AP Photo/Barbara Ortutay]

Sam Altman 21 Kasım Salı günü geç saatlerde, ChatGPT adlı son derece popüler sohbet robotunun arkasındaki firma olan yapay zeka teknolojisi şirketi OpenAI’nin CEO’su olarak yeniden görevlendirildi.

OpenAI Altman’ı geri getirmeye yönelik düzenlemelerin bir parçası olarak, yönetim kurulunun dört üyesinden üçünü değiştirmeyi kabul etti. Bu önlemler, OpenAI personelinin yüzde 90’ından fazlasının Pazartesi günü imzaladıkları açık bir mektupta, Altman’ın CEO olarak geri getirilmemesi ve yönetim kurulunun tamamının istifa etmemesi halinde istifa edip Microsoft’ta çalışmaya başlayacaklarını belirtmelerinin ardından alındı.

OpenAI, X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı bir paylaşımda, “Sam’in Bret Taylor (Başkan), Larry Summers ve Adam D’Angelo’dan oluşan yeni bir yönetim kuruluyla OpenAI’ye CEO olarak dönmesi için prensipte anlaşmaya vardık. Ayrıntıları belirlemek için işbirliği içindeyiz. Bu süreçte gösterdiğiniz sabır için çok teşekkür ederiz,” diye yazdı.

OpenAI Başkanı Greg Brockman da daha önce Altman’la dayanışma için istifa ettikten sonra geri dönmeyi kabul etti. Brockman artık yönetim kurulunda değil. OpenAI’nin baş araştırma bilimcisi olan ve Altman’ın ilk görevden alınmasında rol oynayan bir diğer üye Ilya Sutskever de yönetim kurulundan ayrıldı.

Altman X’teki kendi paylaşımında, “openai’yi seviyorum ve son birkaç gündür yaptığım her şey bu ekibi ve misyonunu bir arada tutmaya hizmet etti,” diye yazdı ve şirkete geri dönmeyi ve en büyük yatırımcısı olan Microsoft ile “güçlü ortaklığı geliştirmeyi” dört gözle beklediğini ekledi.

Microsoft da kendi adına OpenAI liderlik değişikliklerini destekledi. Microsoft CEO’su Satya Nadella X’te yaptığı açıklamada, “OpenAI yönetim kurulunda yapılan değişiklikler bizi cesaretlendirdi. Bunun daha istikrarlı, iyi bilgilendirilmiş ve etkili bir yönetişim yolunda atılmış ilk önemli adım olduğuna inanıyoruz,” dedi.

Nadella, Wall Street’te 2,8 trilyon dolarlık piyasa değerine sahip olan Microsoft’un da aynı şekilde “güçlü ortaklığı geliştirmek ve bu yeni nesil yapay zekânın değerini müşterilere ve ortaklara sunmak için sabırsızlandığını” sözlerine ekledi.

Kısa bir süre önce yapay zekâ şirketinin değerini 90 milyar dolar olarak tahmin eden bir girişim sermayesi şirketi ve büyük hissedar Thrive Capital, yaptığı basın açıklamasında Altman ve Brockman’ın geri dönüşüyle ilgili olarak şunları söyledi: “OpenAI, bilişim tarihinin en önemli şirketlerinden biri olma potansiyeline sahip. Sam ve Greg (Brockman) şirketin bütünlüğüne derin bir bağlılığın yanı sıra ilham verme ve liderlik etme konusunda eşsiz bir yeteneğe sahipler. ... Bunun şirket, çalışanları, teknolojilerini geliştirenler ve tüm dünya için en iyi sonuç olduğuna inanıyoruz.”

OpenAI’deki liderlik krizi bir hafta önce şirketin Altman’ın “yönetim kuruluyla iletişiminde tutarlı bir şekilde samimi olmadığı” gerekçesiyle “CEO’luktan ve yönetim kurulundan ayrılacağını” duyurmasıyla patlak verdi. Şirketten yapılan resmi açıklamada, yönetim kurulunun Altman’ın OpenAI’yi yönetebileceğine “artık güven duyulmadığı” dışında kararın nedenleri hakkında ayrıntı verilmemişti.

Eski bir Google, Facebook, Twitter ve Salesforce.com yöneticisi olan Taylor ve Barack Obama döneminde Hazine Bakanlığı yapmış ve 2001-2006 yılları arasında Harvard Üniversitesi’nin başkanlığını yürütmüş olan Summers’ın yönetim kuruluna atanması ve soru-cevap sitesi Quora’nın şu anki CEO’su D’Angelo’nun görevine devam etmesi, Altman’ın OpenAI CEO’luğuna geri dönmesi için yapılan görüşmelerin bir parçasıydı.

New York Times’ın “yönetim kuruluyla temas halinde olan” ve ismi açıklanmayan iki kişinin yorumlarına dayandırdığı haberine göre, D’Angelo “Pazar günü geç saatlerde yürürlüğe giren” düzenlemelere öncülük etti. New York Times, “Yönetim kurulunun yapısının belirlenmesi Bay Altman’ı geri getirme kararını yavaşlattı” ve “OpenAI yeni yönetim kurulunu ‘başlangıç’ yönetim kurulu olarak adlandırdı ve genişleyebileceğini belirtti,” dedi.

New York Times ayrıca “yönetim kurulunun Salı günkü müzakerelerine yakın bir kişinin” D’Angelo ve diğer iki eski yönetim kurulu üyesi Tasha McCauley ve Helen Toner’in Altman’dan “OpenAI liderliğine ilişkin bağımsız bir soruşturma” da dahil olmak üzere belirtilmemiş tavizler için baskı yaptığını söylediğini bildirdi. Ancak sonuçta McCauley ve Toner istifa etmek zorunda kalırken D’Angelo görevine devam etti ve Altman ile Brockman’ın da yönetim kuruluna geri dönmeleri engellendi.

Summers’ın Microsoft’un desteğiyle OpenAI yönetim kuruluna atanması, egemen kesimin ABD’nin mali, siyasi ve ulusal güvenlik çıkarlarının güvenilir bir temsilcisini dünyanın en etkili yapay zeka şirketindeki liderlik kargaşasına dâhil ettiğini gösteriyor.

ChatGPT adlı OpenAI metin tabanlı insan konuşması simülatörünün önizleme sürümünün neredeyse tam bir yıl önce yayınlanması, bilgisayar ve bilgi çağı tarihinde yeni bir teknolojinin en hızlı kitlesel benimsenmesine yol açtı. Birkaç ay içinde 100 milyondan fazla kişi, bilimsel araştırma sürecini otomatikleştirebilen, çeşitli teknik, hukuki ve gazetecilik yazıları oluşturabilen, yazılım geliştirme, dil çevirisi ve karmaşık matematik problemlerini çözebilen ChatGPT’ye ücretsiz çevrimiçi erişim için kaydoldu.

Halkın ChatGPT’ye verdiği tepkinin ardından, bir metin açıklamasına dayalı olarak görüntüler, fotoğraflar, çizimler veya resimler oluşturan (Dall-E 2), tür, enstrümanlar, ruh hali ve süre gibi çeşitli girdilere dayalı olarak telifsiz müzik oluşturan (Soundraw) ve metin ve video girdisine dayalı olarak yeni video içeriği oluşturan (Gen-1) çok sayıda başka tüketici ve iş aracı piyasaya sürüldü.

Bu yapay zekâ araçlarının birçoğu bireysel kullanıcıların kullanımına sunulmuş olsa da, Wall Street’in kurumsal ve finansal çıkarları, yapay zekânın en büyük etkisinin, sektör genelinde önemli maliyet düşüşlerine yol açacak doğruluk ve üretkenlik artışlarından kaynaklanacağını öngörüyor.

Yapay zekânın temsil ettiği entelektüel emeğin otomasyonu, işyerindeki angarya işlerin çoğunu ortadan kaldırma ve gerekli çalışma süresini önemli ölçüde azaltarak insanları başka birçok faaliyet biçimiyle uğraşmak için serbest bırakma potansiyeline sahiptir. Ancak kapitalizm altında, üretici güçlerdeki bu tür gelişmeler sömürüyü yoğunlaştırmak, işçilerin yaşam koşullarını aşağı çekmek ve kapitalist sınıf için daha da büyük kârlar elde etmek için kullanılır.

Yapay zekânın sağlık, finans, ulaşım, imalat, eğlence ve perakende sektörleri üzerindeki etkisinin, süreçleri düzene sokarak, karar alma süreçlerini otomatikleştirerek ve hepsinden önemlisi, geniş bilgi ve veri depolarına erişimden elde edilen otomasyon yoluyla istihdamı ortadan kaldırarak kapitalist kârları artırması bekleniyor.

Goldman Sachs Research tarafından Nisan ayında yayımlanan bir araştırmaya göre, son dalga üretken yapay zekâ teknolojileri “işletmelere ve topluma girdikçe”, “küresel GSYİH’de %7’lik (veya neredeyse 7 trilyon dolarlık) bir artış sağlayabilir ve 10 yıllık bir süre içinde üretkenlik artışını yüzde 1,5 puan yükseltebilir.”

Ayrıca Goldman Sachs raporunun yazarları ekonomist Joseph Briggs ve Devesh Kodnani, “Üretken yapay zekânın potansiyeli konusundaki önemli belirsizliklere rağmen, insan tarafından yaratılan çıktılardan ayırt edilemeyen içerik üretme ve insanlar ile makineler arasındaki iletişim engellerini yıkma yeteneği, potansiyel olarak büyük makroekonomik etkileri olan büyük bir ilerlemeyi yansıtıyor,” diye yazdı.

Çok uluslu bir yatırım bankası ve finansal hizmetler şirketi olan ve 2,55 trilyon dolarlık küresel varlığı yöneten Goldman Sachs, yapay zekânın işgücü verimliliği üzerindeki etkisinin uygulamaya ve benimsenme hızına bağlı olduğunu söylüyor. Ancak Briggs ve Kodnani genel olarak, “Bu gelişmelerin tetiklediği iş akışlarındaki değişimler, 300 milyon tam zamanlı işe eşdeğer işi otomasyona maruz bırakabilir” öngörüsünde bulunuyor.

Bu arada, ABD ordusu otonom silahlar ve insansız hava araçları (İHA) konuşlandırarak yapay zeka araçlarını Ukrayna’da Rusya’ya karşı yürüttüğü vekalet savaşı operasyonlarına ve Çin ile savaş hazırlıklarına entegre etme yolunda hızla ilerliyor.

Associated Press tarafından Ocak ayında yayımlanan bir haberde, Ukrayna’da insansız hava araçlarının kullanılmasının “dünyanın ilk tam otonom savaş robotlarının savaş alanına konuşlandırılması ve yeni bir savaş çağının başlatılması” yönündeki eğilimi hızlandırdığı belirtilmişti.

Pentagon, “insanların yardımı olmadan hedefleri belirleyebilen, seçebilen ve saldırabilen” insansız hava araçları geliştirme arayışında ve bu, “askeri teknolojide”, ilk kez 1884’te tanıtılan ve I. Dünya Savaşı’ndaki emperyalist katliamda yaygın olarak kullanılan “makineli tüfek kadar derin bir devrime işaret edecek.”

Önümüzdeki birkaç yıl içinde ölümcül otonom silahları (LAWs) ilk geliştiren olma yarışı ABD ordusunun en önemli önceliklerinden biridir. AP’nin haberine göre Pentagon, Replicator adı verilen bir program kapsamında “Çin’e ayak uydurabilmek için 2026 yılına kadar nispeten ucuz, harcanabilir yapay zekâ destekli binlerce otonom aracı sahaya sürmeyi hedefliyor.”

AP ayrıca Savunma Bakan Yardımcısı Kathleen Hicks’in geçtiğimiz Ağustos ayında Replicator girişiminin “ABD askeri inovasyonunun küçük, akıllı, ucuz ve çok sayıda platformdan yararlanmaya yönelik çok yavaş değişimindeki ilerlemeyi harekete geçirmeyi” amaçladığı yönündeki açıklamalarını da aktardı.

OpenAI’deki liderlik krizinin patlak verdiği kurumsal ve askeri bağlam budur ve Sam Altman’ın kovulmasına ve ardından yeniden göreve gelmesine yol açan siyasi, felsefi veya ticari farklılıklar ne olursa olsun, ortaya çıkan kargaşa, bu devrimci teknolojilerin kontrolünün kimde olacağı ve ne için kullanılacağı konusunda egemen sınıf içindeki şiddetli bir mücadelenin sonucudur.

27 Kasım 2023

Loading