ABD Yemen ve İran’ı hedef alan deniz operasyonunu duyurdu

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu. [Photo: US Department of Defense]

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin Pazartesi günü Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde Refah Muhafızı Operasyonu’nun başladığını duyurdu. Bu, Yemen’deki Husi isyancıları hedef alan ve İran’ı tehdit eden bir deniz operasyonu. Austin açıklamayı İsrail’de yaptı ve böylece Gazze’de kitlesel katliama girişen İsrail güçlerinin İran’la gelecekte yaşanacak herhangi bir savaşta oynayacağı rolün altını çizdi.

Austin Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Yemen kaynaklı pervasız Husi saldırılarında son dönemde yaşanan tırmanış, ticaretin serbest akışını tehdit etmekte, masum denizcileri tehlikeye atmakta ve uluslararası hukuku ihlal etmektedir,” dedi. “Bu, kolektif eylem gerektiren uluslararası bir sorundur.”

Operasyonun ana hedefinin İran olduğunu açıkça ifade eden Austin, İsrail’de düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi: “İran, terörist grupları ve bölgeyi tehdit edip daha geniş bir çatışma riski oluşturan vekillerinin kötü niyetli saldırılarını desteklemeye devam ederek gerilimi tırmandırıyor.” Austin üstü kapalı bir tehditte bulunarak şunları söyledi: “Elbette ABD savaş istemiyor. Ve İran’ı acilen gerilimi azaltacak adımlar atmaya çağırıyoruz.”

ABD, iki uçak gemisi savaş grubunun öncülüğünde yaklaşık 20 savaş gemisinden oluşan bir donanmayı Ortadoğu’ya gönderdi. Yeni deniz harekâtına Birleşik Krallık, Fransa, İtalya ve İspanya da dahil olmak üzere büyük emperyalist güçlerin çoğu katılacak.

Cumartesi günü ABD’nin Arleigh Burke sınıfı güdümlü füze destroyeri USS Carney, Yemen’den fırlatılan bir düzineden fazla insansız hava aracını vurdu. Austin, bu girişimin “uluslararası sulardan yasal olarak geçiş yapan birçok ülkeden ticari gemilere balistik füzeler ve insansız hava araçları fırlatan bu devlet dışı aktörün yarattığı zorluğun üstesinden gelmek için” başlatıldığını söyledi.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ile birlikte düzenlediği basın brifinginde Austin, “Bu tehdide karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak üzere harekete geçiyoruz,” dedi.

Austin İsrail’den ayrıldıktan sonra, şu anda Doğu Akdeniz’de bulunan USS Gerald R. Ford uçak gemisini ziyaret etti. Austin’in ziyareti İsrail’i ziyaret eden üst düzey ABD yetkililerinin geçit töreninin bir parçasını oluşturuyor. ABD Genelkurmay Başkanı General C. Q. Brown da Pazartesi günü İsrail’deydi. Geçtiğimiz hafta Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan İsrail’i ziyaret ederken, CIA Başkanı Bill Burns de Polonya’nın başkenti Varşova’da Katarlı ve İsrailli yetkililerle bir araya geldi.

Bu ayın başlarında Sullivan, Husi isyancılara karşı askeri harekat tehdidinde bulunarak ABD’nin “ kendi seçtiği yer ve zamanda ... uygun eylemi gerçekleştireceğini” söylemişti.

ABD Donanması’nın haber servisi USNI News, şu anda devam etmekte olan büyük konuşlanma hakkında şu bilgileri verdi:

ABD Donanması’nın Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki Babülmendep Boğazı civarında en az üç muhribi bulunmaktadır. USS Carney (DDG-64), USS Mason (DDG-87) ve USS Thomas Hudner (DDG-116) bölgede faaliyet göstermektedir. Birleşik Krallık Kraliyet Donanması’na ait güdümlü füze destroyeri HMS Diamond (D34) ve Fransız Donanması’na ait güdümlü füze fırkateyni FS Languedoc (653) da Kızıldeniz’de görev yapmaktadır.

USNI News Fleet and Marine Tracker’a göre, ABD hafta sonu uçak gemisi USS Dwight D. Eisenhower (CVN-69) ve refakat gemilerini Somali ve Yemen arasındaki Aden Körfezi’ne taşıdı. Gemi gözlemcileri ayrıca güdümlü füze destroyeri USS Laboon’un (DDG-58) Pazartesi günü Süveyş Kanalı’ndan Kızıldeniz’e girdiğini gördü.

İsrail ziyareti sırasında Austin, ABD’nin İsrail’in Gazze’deki soykırımına verdiği sınırsız desteği bir kez daha teyit etti. Austin, “Buraya açık bir mesajla geldim. Amerika’nın İsrail’in güvenliğine verdiği destek sarsılmazdır,” dedi. Austin sözlerini şöyle sürdürdü: “Hamas, İsrail’e yönelik saldırısı sırasında vahşete imza atmıştır. Bu, Hamas’ın Yahudilerin öldürülmesi ve Yahudi devletinin ortadan kaldırılması şeklindeki hedeflerinin bir devamıdır. Hiçbir ülke böyle bir tehlikeye müsamaha göstermemelidir.”

Austin şöyle devam etti: “İsrail’in, amacı Yahudileri öldürmek ve Yahudi devletini ortadan kaldırmak olan fanatik bir terörist gruba karşı kendini savunma hakkı vardır. ... Hiç kuşkusuz Hamas bir daha asla Gazze’den egemen İsrail devletine terör estirememelidir.”

ABD medyasının, Beyaz Saray’ın İsrail’i Gazze’ye yönelik saldırının ölçeğini azaltmaya zorladığı yönündeki iddialarına karşın Austin, ABD’nin İsrail’in ABD finansmanı ve silahlarıyla katletmesine izin verdiği sivillerin sayısı konusunda hiçbir koşul öne sürmediğini açıkça ifade etti. Austin sözlerini şöyle noktaladı: “Bu İsrail’in operasyonu ve ben burada zaman çizelgesi ya da şartlar dikte etmek için bulunmuyorum. İsrail’in kendini savunma hakkına verdiğimiz destek, daha önce de defalarca söylediğim gibi, sarsılmazdır ve bu değişmeyecektir. Daha önce de söylediğim gibi, Hamas’ın Gazze’den İsrail’i tehdit edememesi ve hatta Gazze’yi tehdit edememesi çok önemlidir.”

İsrailli yetkililer, kitlesel katliam konusunda verilen bu açık çekle birlikte, açıkça soykırımcı söylemler kullanmaya başladılar. İsrail’in bölgesel Metula Konseyi Başkanı David Azoulai, bir radyo röportajında halkın Lübnan’a göç ettirilmesi çağrısında bulundu ve Gazze’nin “Auschwitz”e benzetilmesi gerektiğini söyledi. “Gazze’deki herkese sahillere gitmelerini söyleyin. Donanma gemileri teröristleri Lübnan kıyılarına indirmeli. Tüm Gazze Şeridi boşaltılmalı ve tıpkı Auschwitz’de olduğu gibi dümdüz edilmelidir.”

Gazze Sağlık Bakanlığı Pazartesi günü yaptığı açıklamada resmi ölü sayısının 19.453’e yükseldiğini ve kurbanların büyük çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğunu bildirdi. Kayıp 7.000’den fazla kişi de eklendiğinde gerçek ölü sayısının 20.000’in çok üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

Pazartesi günü İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) İsrail’i Gazze’deki sivil halka karşı açlığı bir savaş silahı olarak kullanmakla suçlayan ayrıntılı bir rapor yayımladı. HRW’nin işgal altındaki Filistin toprakları direktörü Omar Şakir, “İsrail iki ayı aşkın bir süredir Gazze halkını gıda ve sudan mahrum bırakıyor; bu politika üst düzey İsrailli yetkililer tarafından teşvik ediliyor ya da onaylanıyor ve sivilleri bir savaş yöntemi olarak aç bırakma niyetini yansıtıyor,” dedi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Pazartesi günü yaptığı basın açıklamasında şunları belirtti: “İsrail güçleri su, gıda ve yakıt sevkiyatını kasıtlı olarak engelliyor, insani yardımları bilinçli olarak engelliyor, tarım alanlarını yerle bir ediyor ve sivil halkı hayatta kalmaları için vazgeçilmez olan maddelerden mahrum bırakıyor.”

Gazze genelinde açlık giderek artıyor. Birleşmiş Milletler, Dünya Gıda Programı tarafından yapılan bir ankete göre, “çok şiddetli açlık seviyeleri” yaşayan nüfusun oranının, sadece iki hafta önceki bir değerlendirmedeki yüzde 24’e kıyasla yüzde 44 olarak rapor edildiği bildirildi.

Loading