ABD Başkanı Joe Biden Cuma günü Noel tatilini Camp David’de geçirmek üzere Washington’dan ayrılırken yaptığı açıklamada “Bugün Netanyahu ile uzun bir görüşme yaptım,” dedi. Görüşmeyi anlatması istenen Biden sadece bir cümle sarf etti: “Ateşkes istemedim.”
Başka bir deyişle Biden, İsrail hükümetine Gazze’deki soykırımı sadece devam ettirmekle kalmayıp hafta sonu boyunca yoğunlaştırması için onay verdi.
Bu telefon görüşmesi bir katliamın başlangıcı oldu. Noel arifesinde İsrail, Gazze Şeridi’ndeki en yoğun nüfuslu bölgelerden biri olan Maghazi kampını bombaladı. En az 70 kişi öldürüldü. Gazze Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el Kudra “Maghazi kampında yaşananlar konutların bulunduğu kalabalık bir meydanda yapılan bir katliamdır,” dedi.
Acımasız bombardıman Noel günü de devam etti ve çoğu kadın ve çocuk olmak üzere yüzlerce kişi öldü.
Bu toplu katliama, soykırım niyetine dair açık ifadeler ve İsrail ordusu tarafından yüzlerce tutuklunun çıplak ve gözleri bağlı bir şekilde bir araya getirildiği şok edici görüntülerin kasıtlı olarak yayılması eşlik etti.
İki eski savaş suçlusu olan Biden ve Netanyahu arasındaki telefon görüşmesi istisna değil kuraldı. İsrail’in her önemli kararı, ABD hükümetinin önceden bilgisi ve tam desteği dahilinde alınmaktadır. Her yeni vahşetten önce Washington ile ya telefonla ya da Tel Aviv’e giden ABD’li yetkililerin bitmek bilmeyen geçit töreni aracılığıyla üst düzey bir görüşme yapılmaktadır.
ABD’nin milyarlarca dolarlık askeri fonlarıyla beslenen İsrail birlikleri, Amerikalı subaylarla koordinasyon halinde, Gazze üzerinde uçan Amerikan casus uçakları tarafından belirlenen sivil hedeflere Amerikan yapımı uçaklardan Amerikan yapımı bombalar atıyor.
Ortadoğu’da İran’ı hedef alan bir savaş çıkarmaya çalışan Biden yönetimi, Filistin sorununun “nihai çözüm”ünün ABD’nin Ortadoğu’daki hâkimiyeti için hayati bir stratejik hedef olduğuna karar vermiş durumda.
Pazartesi günü Euro-Med İnsan Hakları Gözlemcisi, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne İsrail ordusu tarafından sivillere yönelik onlarca toplu yargısız infaz vakasına ilişkin belgeli kanıtlar sundu. Raporda, yaşananlar “saha infazları”, “fiziksel tasfiyeler” ve “yaygın öldürme operasyonları” olarak adlandırıldı.
Bu sözler, Nazi Almanya’sı SS’lerinin, Holokost sırasında Yahudilerin toplanıp topluca imha edilmesinden sorumlu olan kötü şöhretli Einsatzgruppen’ini hatırlatıyor.
Euro-Med, soykırımın başlamasından bu yana 28.000 kişinin öldürüldüğünü ve kurbanların yüzde 70’inin kadın ve çocuk olduğunu tahmin ediyor. Rapora göre “Filistinlilerin ölümleri 21. yüzyılda dünya çapında en yüksek sivil kayıp oranını oluşturuyor.”
İsrail ordusu, yüzlerce tutuklunun çırılçıplak soyularak, gözleri bağlanarak sokaklarda ve gözaltı tesislerinde diz çökmeye zorlandığı toplu gözaltı görüntülerini yayınladı. Euro-Med, ayrı alanlarda tutulan kadın ve kızların peçelerinin çıkarıldığını, dövüldüklerini ve erkeklerin soyulmasını izlemeye zorlandıklarını bildirdi.
Raporda şunlar belirtildi: “İsrail ordusu, Filistinlileri insanlıktan çıkarmak ve haysiyetlerinden mahrum bırakmak amacıyla, gözaltına alınan Filistinlileri –hem erkek hem de kadın sivilleri– aşağılayıcı koşullarda gösteren şok edici görüntü ve fotoğrafları kasıtlı olarak yayımladı.” Gözaltında “çıplak, kelepçeli ve gözleri bağlıyken soruları yanıtlamaya zorlanıyorlar ve Filistinli gruplar hakkında bilgi vermelerini isteyen İsrail askerleri tarafından tehdit ediliyor ya da işkence görüyorlar. Bazıları sonunda serbest bırakılırken, diğerleri öldürülüyor.”
Bu görüntülerin IDF tarafından yayınlanması, İsrailli yetkililerin Gazze’nin etnik temizliğini talep etme konusunda giderek daha açık hale geldikleri bir döneme rastlıyor. Netanyahu Pazartesi günü parlamentoda yaptığı bir konuşmada “Gönüllü göç konusunda ... bunun üzerinde çalışıyoruz. Bu yönde ilerliyoruz,” dedi.
Netanyahu bu açıklamaları yaparken Nazilerin öncülük ettiği öldürücü sinizmi kullanmaktadır. Netanyahu’nun tercih ettiği “kötülüğün sıradanlığı” anlayışına göre, Gazze yaşanmaz hale getirildikten sonra halk “gönüllü olarak” buradan ayrılacaktır.
Bu arada İsrail basını da Gazze halkının Sina Yarımadası’na göç ettirilmesini açıkça savunuyor. Jerusalem Post gazetesi Pazartesi günü “Gazze’deki Filistinliler için çözümün Sina Yarımadası’na göçmek olduğunu” ilan eden bir köşe yazısı yayımladı. Yazıda Gazze’nin neredeyse tamamını kapsayan hasarlı yapıların tamamen yıkılması çağrısında bulunuluyor: “Hasarlı ve tahrip edilmiş yapılar tamamen yıkılmalıdır.”
Öte yandan Sina Yarımadası, “Gazze halkına umut ve barışçıl bir gelecek sağlamak için dünyadaki en uygun yerlerden birini” temsil ediyormuş. Makaleye göre bu, Nazi Almanya’sının Holokost’u tanımlamak için kullandığı “nihai çözüm” dilini yankılayan “Sina çözümü”dür.
BM İşgal Altındaki Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese, bu ve benzeri açıklamalara cevaben, “Zorla Yerinden Edilme, Roma Statüsü kapsamında kovuşturulabilir bir SUÇTUR. Bunun mimarları, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve diğer mahkemeler tarafından soruşturulmalı / kovuşturulmalıdır.”
İsrail hükümeti sistematik ve kasıtlı olarak, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana benzeri neredeyse hiç görülmemiş ölçekte savaş suçları işlemektedir. Ancak şu da yadsınamaz bir gerçektir ki gelecekte savaş suçlarıyla ilgili olarak açılacak herhangi bir dava sadece Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant’ı değil, ABD Başkanı Joe Biden, Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Savunma Bakanı Lloyd Austin’i de kapsayacaktır.
Biden yönetimi, İsrail’in Filistinlilere karşı işlemesine izin vereceği suç türleri için “kırmızı çizgi” olmadığını kategorik olarak ileri sürmüştür. Geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a İsrail’in kaç kişiyi katletmesine izin verileceği konusunda “Sizin için bir kırmızı çizgi var mı?” diye soruldu. Blinken bu soruya ABD’nin “bu işi sonuna kadar götürmeye niyetli olduğu” yanıtını verdi.
ABD ateşkes çağrısında bulunan iki BM kararını veto etti ve İsrail’deki Channel 12’nin haberine göre, İsrail’e 20 gemi ve 244 nakliye uçağıyla 10.000 ton askeri teçhizat sağladı.
ABD emperyalizmi Gazze’deki soykırımı Ortadoğu’daki geniş çaplı askeri saldırısının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor.
Pazartesi günü İsrail Suriye’ye yasa dışı bir hava saldırısı düzenleyerek ülkedeki en yüksek rütbeli İranlı generali öldürdü. Aynı akşam Savunma Bakanı Lloyd Austin, ABD’nin Irak’ta “İran’a bağlı milis grupların kabiliyetlerini azaltmayı” amaçlayan kendi saldırılarını düzenlediğini söyledi. Buna bir de tehdit eklendi: “Halkımızı ve tesislerimizi korumak için gerekli diğer tedbirleri almaya kararlıyız ve buna tamamen hazırız.”
Küresel egemenliğini güvence altına almak için “belirleyici on yıl” olarak adlandırdığı bir dönemde olduğunu düşünen Amerikan emperyalizmi, Ortadoğu’daki kitlelere sömürgeci prangaları yeniden vurmaya çalışıyor. Filistinlilere yönelik soykırım, dünya emperyalizminin yerküreyi askeri olarak boyunduruk altına alma çabasında kritik bir adımdır.
Bu nedenle Gazze soykırımına karşı mücadele, soykırımı finanse eden, destekleyen ve mümkün kılan Biden yönetimine ve Birleşik Krallık, Almanya, Fransa ve İtalya dahil tüm emperyalist hükümetlere karşı bir mücadele olmalıdır.
