Detroit 23 Ocak Koalisyonu, 20 Ocak’ta, Minneapolis’te Trump’ın Göç ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı’na (ICE) karşı gösterilerle dayanışma protestosu düzenlemek amacıyla bir çevrimiçi planlama toplantısı düzenledi. Toplantı, aralarında Halk Meclisi, Sosyalizm ve Kurtuluş Partisi (PSL), Detroit Will Breathe, Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri (DSA) ve Detroit Toplum Eylem Komitesi (DCAC) gibi grupların da bulunduğu bir koalisyon tarafından düzenlendi.
Sosyalist Eşitlik Partisi (SEP) ulusal komite üyesi Larry Porter, bir DCAC üyesi tarafından toplantıya davet edildi. Toplantıda yaptığı konuşmada Porter, genel grev çağrısını destekledi ve Minneapolis’teki paramiliter işgale ve diktatörlük yönünde tırmanan komploya karşı mücadeleyle ilgili temel siyasi meseleleri gündeme getirdi. Herhangi bir gerçek işçi sınıfı protestosunun hem kapitalist partilere hem de sendikal aygıta karşı çıkması gerektiğini vurguladı.
SEP’in 23 Ocak etkinliğine katılımı konusunda bir oylama yapıldı ve öneri 4’e karşı 7 oyla reddedildi. SEP’in katılımına karşı oy kullananlar PSL, ABD Komünist Partisi (CPUSA), Moratorium Now ve Özgürlük Yolu Sosyalist Örgütü temsilcileriydi. Bundaki temel siyasi motivasyon, işçi sınıfının bağımsız bir hareketinin ortaya çıkmasını engellemek ve Demokratik Parti’ye muhalefeti bastırmaktı.
Porter’ın toplantıda yaptığı konuşma aşağıda yer almaktadır.
***
Benim adım Lawrence Porter. Sosyalist Eşitlik Partisi üyesiyim ve eski bir otomotiv işçisiyim. On yıllardır Detroit’teki işçi mücadelelerinde aktif olarak yer alıyorum. Birkaç önemli konuyu ele almak ve bir SEP üyesinin bu gösterinin konuşmacı listesine dahil edilmesini talep etmek istiyorum.
Bu toplantıda, ICE’a, devlet şiddetine ve Trump yönetimi altında diktatörlüğe doğru hızlanan gidişe karşı Minneapolis’te düzenlenen gösterileri desteklemek için Detroit’te bir gösteri düzenlenmesini tartışıyoruz. Bu tamamen gerekli bir şey.
Ancak bu akşam önümüzde duran belirleyici soru, sadece bir protesto gösterisi düzenlenip düzenlenmeyeceği değil. Bu hareketi hangi siyasi perspektifin yönlendireceği ve nereye götüreceğidir. Bu da siyasi netlik gerektirir.
Açıkça ele alınması gereken iki kritik mesele var.
Birincisi: Demokratik Parti ile tam ve kesin bir kopuşun gerekliliği.
Demokratlar, Trump’a karşı mücadelede müttefik değildir. Onlar düşmandır. Aynı kapitalist oligarşiyi, aynı emperyalist çıkarları ve aynı baskıcı devlet aygıtını temsil ederler. Gazze’deki soykırımdan sorumludurlar. ICE’ı finanse ettiler. Geçtiğimiz yıl boyunca, Trump açıkça diktatörlüğe hazırlanırken hiçbir şey yapmadılar; çünkü Trump’tan çok, tabandan gelecek kitlesel muhalefetten korkuyorlar.
Demokratik Parti’nin Trump ile tek önemli anlaşmazlığı Ukrayna’daki savaş üzerinedir. Bu hareketi Demokratlara tabi kılmak, onu siyasi olarak silahsızlandırmak demek olur.
Bu da Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri’nden (DSA) bir konuşmacıyı listeye dahil etme önerisini gündeme getiriyor. Açık olmalıyız: DSA, Demokratik Parti’nin bir fraksiyonudur; Kongre ve belediye meclislerinde üyeleri bulunmaktadır. Muhalefeti Wall Street’in ve ordunun partisine geri yönlendirme işlevi görmektedir.
Yeni seçilen DSA üyesi belediye başkanı Zohran Mamdani’nin örneğine bakın. Trump ile görüştü, elini sıktı, kameralara gülümsedi ve bu gangsterle “ortaklık” sözü verdi. Demokrat Vali Hochul ile yakın ilişkiler kurarken, zenginlere vergi koyma taleplerinden çoktan vazgeçti.
Bu miting Demokratik Parti için bir kürsü haline gelirse, muhalefeti ilerletmek yerine onu bastırmaya hizmet eder.
İkincisi: sendikal aygıtın rolü.
Otomotiv işçileri, hemşireler, ulaşım işçileri, eğitimciler — tüm işçiler bu mücadelenin merkezinde olmalıdır. Ancak gerçeği söylemeliyiz: Sendika bürokrasisi, Trump’ın diktatörlüğüne karşı grevi desteklemiyor.
Shawn Fain yönetimindeki Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) sendikası aygıtı, Trump’ın ekonomik milliyetçiliğini destekliyor. Çalışma disiplinini uyguluyor, muhalefeti bastırıyor ve genel greve yönelik her türlü hareketi engelliyor. Daha genel olarak, Minneapolis’te sendikalar işçilere “grev yapamayacaklarını”, toplu sözleşmelerin eylemleri yasakladığını, her şeyin yasal ve düzenli kalması gerektiğini söylerken, hükümetin kendisi yasaların dışında hareket ediyor. AFL-CIO’nun Minnesota şubesi, 23 Ocak etkinliğini desteklemedi bile.
Bu bürokrasiler Demokratik Parti ile yakın ittifak içindedir. İşlevleri, bağımsız bir işçi sınıfı hareketinin ortaya çıkmasını engellemektir.
Bu nedenle açıkça sormalıyız: Bu miting, Trump ile işbirliği yapan kurumları destekleyecek mi? Yoksa faşizme ve diktatörlüğe karşı gerçek bir karşı hücum stratejisi mi belirleyecek?
Bu mitingin ana sloganları şunlar olmalıdır:
- Demokratik Parti’den kopun
- ICE, CBP ve DHS lağvedilsin
- İşçi sınıfının bağımsız hareketini inşa edin
- Diktatörlük ve faşizme karşı ülke çapında bir genel greve
Bu nedenle, bu toplantı ve mitinge Sosyalist Eşitlik Partisi’nden bir konuşmacının katılması çok önemlidir. SEP, Demokratlardan bağımsızdır, sendika bürokrasisine karşıdır ve kapitalizme karşı taban komiteleri ve kitlesel bir işçi sınıfı hareketi inşa etmek için mücadele eden bir partidir.
Bu gösteri bir jestten öteye geçmek, gerçek bir mücadeleye katkıda bulunmak istiyorsa, Trump ve faşizme karşı mücadeleye rehberlik edebilecek, onu başka bir çıkmaza sürüklemeyecek bir perspektif ortaya koymalıdır.
