İtalya: Sahte sol İtalya Sol Partisi’ni kurdu

Marianne Arens
7 Mart 2017

İtalyan sahte solunun birkaç yüz temsilcisi, Sinistra Italiana’yı (İtalya Sol Partisi, SI) kurmak üzere 17-19 Şubat’ta Rimini’de toplandı. Partinin rolü, bugüne kadarki en derin krizleri yaşayan burjuva egemenliğini, Avrupa Birliği’ni ve avroyu savunmak olacak.

İtalya Sol Partisi’nin arkasındaki itici güç, İtalyan Komünist Partisi’nin (PCI) eski önderlerinden Nichi Vendola. Vendola, 1991’de Rifondazione Comunista’nın (Komünist Yeniden Kuruluş Partisi) ve 2009’da partiler ittifakı Sinistra, Ecologia, Libertà’nın (Sol, Ekoloji, Özgürlük – SEL) kurucularındandı. O, Rimini’de, Matteo Renzi’nin Demokratik Parti’sinden (PD) ve Beppe Grillo’nun Beş Yıldız Hareketi’nden (M5S) gelenlerin yanı sıra, çoğunlukla SEL’den ve Rifondazione Comunista’dan sendikacılardan ve yetkililerden oluşan yaklaşık 650 politikacıyla bir araya geldi.

Yeni parti, “İtalya Sol Partisi” adının gösterdiği gibi, en küçük ortak payda temelinde son derece biçimsiz bir programa sahip. Bu “solcular”a ilişkin kesin olan tek şey, onların İtalya’ya bağlılıklarıdır. Örneğin, parti tüzüğünde, SI, “günümüz İtalya’sında oluşturulduğu haliyle, emeği temsil etmek için bir araya gelen erkeklerin ve kadınların birliğidir.” deniyor.

SI, bütünüyle yeni değil. O, iki yıldır bir parlamento aday listesi biçiminde mevcut. Nichi Vendola, onu, Alexis Tsipras’ın Yunanistan’daki ihanetini örtmek ve Yunanistan’daki Syriza’nın, İspanya’daki Podemos’un ve Almanya’daki Sol Parti’nin bir İtalyan kopyasını kurmak amacıyla, Temmuz 2015’te oluşturmuştu. Onun öncülü, üç yıl önceki Avrupa seçimlerine katılmış bir seçim ittifakı olan Lista con Tsipras (Tsipras Listesi) idi.

Ağustos 2015’te, Dünya Sosyalist Web Sitesi, şöyle yazmıştı: “Vendola’nın Tsipras’ın kemer sıkma politikalarına verdiği destek, onun, aynı Yunanistan’daki Tsipras gibi, Avrupa kapitalizminin çıkarlarını savunmak için işçi sınıfının tüm sosyal haklarını kurban etmeye hazırlandığını vurgulamaktadır. O, Renzi hükümetinin artan krizi göz önünde bulundurulduğunda, bu amaç doğrultusunda yeni bir siyasi araç oluşturmak istemektedir.”

Bu, Rimini’deki kongrenin odak noktasıydı. Yeni sahte sol parti, muhalefeti, Renzi’nin sırdaşı Paolo Gentiloni’nin zor durumdaki merkez sol hükümetine yedekleme görevine sahiptir. Onun rolü, bağımsız bir işçi sınıfı hareketinin uluslararası sosyalist bir perspektife yönelmesinin önüne geçmektir.

Yeni parti, Nicola Fratoianni’yi sekreteri olarak seçti. 45 yaşındaki Fratoianni, kariyerine, Nichi Vendola ile birlikte SEL’i kurmadan önce Puglia’da yıllarca başkanlığını yaptığı, PCI’nın ardılı olan Rifondazione Comunista’da bir gençlik önderi olarak başlamıştı. O, giderek, 2005’ten 2015’e kadar 10 yıl boyunca aşırı yoksul Puglia bölgesinin bölgesel başkanı olan Vendola’nın sağ kolu haline geldi.

Fratoianni, Rimini’de, yeni partinin “kapsamlı bir siyasi proje”yi temsil ettiğini vurguladı ve Renzi’nin yeniden seçilmesinin önüne geçtiği sürece PD ile işbirliği yapacağı sözü verdi. Hatta Vendola, “Sinistra Italiana, diğerleriyle birlikte hareket etmeye hazırdır.” diye vurguladı. O, gelecek seçimlerde oyların yüzde 10’unu almayı umuyordu.

SEL’in parlamento grubu lideri Artur Scotto da, PD ile işbirliği yapma yönünde güçlü bir isteklilik sergiledi. Scotto, yeni parti önderliği için Fratoianni’nin rakibiydi, ancak SI kurulmadan önce geri çekildi. Scotto, kongre öncesinde şunları söylemişti: “Kenarda durup izlememeli ve kavgaya atılmalıyız. Bana göre, merkez sol kamp, perspektiftir. Renzi sonrası döneme güveniyorum.”

PD, derin bir kriz içinde ve Matteo Renzi’nin 4 Aralık 2016’daki anayasa referandumunun açık bir yenilgiye uğramasının ardından, parçalama tehdidi altında. Seçmenlerin yaklaşık yüzde 60’ının referandumu belirgin şekilde reddetmesi, Renzi hükümetinin ve Avrupa Birliği’nin kemer sıkma önlemlerine yönelik toplumsal muhalefeti ifade ediyordu. Renzi, bunun üstüne, görevi sırdaşı Paolo Gentiloni’ye bırakarak, başbakanlıktan istifa etmişti.

Gerçekte, Renzi’nin istifası, erken seçimlere yeniden başbakan adayı olarak katılmasından önceki bir manevraydı. Ancak bu süre içerisinde PD içindeki kriz yoğunlaştı. 19 Şubat’ta, SI’nin kurulduğu hafta, Renzi, parti liderliğinden istifa etti.

O, aynı zamanda, 9 Nisan’daki PD ön seçimlerinde aday olacağını duyurdu. California gezisi için yola çıkmadan önce, parti içi muhaliflerine, “Beni istifaya zorlayabilirsiniz, fakat yeniden aday olmamı engelleyemezsiniz.” dedi.

Renzi, oradan her gün tweet atıyor ve parti krizi üzerine şöyle sözlerle yorumda bulunuyordu: “Politikacılar tartışırken, ben gelecek hakkında düşünüyorum” ve “Bir yurtsever olmak güzel—Yaşasın İtalya.” Il Fatto Quotidiano gazetesi, Renzi’nin, PD’yi, bir “ulus partisi” veya “herkesin partisi” haline getirmeyi istediği tahmininde bulundu.

Onun muhalifleri, iktidar partisinin işçi sınıfını bu gidişle kendisine karşı kışkırtacağından korkan eski parti lideri Pier Luigi Bersani’nin etrafında toplanıyorlar. Bersani, televizyon programı “Martedì”de, insanların bütün bunları Renzi’nin şahsı üzerine bir anlaşmazlık olarak algılamadığını umduğunu söyledi.

Bersani, Massimo D’Alema ve PD’nin diğer ağır topları, Renzi’den, erken seçimler için bastırmaktan vazgeçmesini ve görevi Şubat 2018’deki yasama döneminin sonuna kadar Paolo Gentiloni’ye bırakmasını talep etmişlerdi. Onlar, erken seçimlerden, AB karşıtları Beppe Grillo ve aşırı sağcı Kuzey Birliği’nin yararlanabileceğinden endişe ediyorlar. Ancak Renzi, bunu reddediyor.

Bersani, D’Alema ve Demokratik Parti’nin ilk günlerinden kalma diğer politikacılar, artık PD’den ayrılmak istiyor. Onlar, gelecek parti kongresine katılmayacaklarını duyurdular. Bersani, “Ekip, artık mevcut değil.” dedi. Emilia-Romagna’nın eski valisi Vasco Errani bile, kendisini kısa süre önce deprem yeniden inşası özel komisyonu üyesi olarak atamış olan Renzi’yi bırakmak istiyor.

PD’nin kuruluşuna katılmış olan eski başbakan, Avrupa komisyonu üyesi ve bankaların temsilcisi Romano Prodi, kısa süre önce, partinin “siyasi intihar” gerçekleştirdiğini ilan etti. PD, halk içinde gözle görülür biçimde destek kaybediyor. Bunun nedeni, umutsuz toplumsal durum, yüzde 40’lık bir genç işsizlik oranı, emeklileri vuran yaygın yoksulluk, küçük ve orta ölçekli girişimler arasında bir iflas dalgası ve çözümsüz bankacılık krizidir.

PD kaçkınları ve yeni SI partisi, buna yönelik hiçbir ilerici çözüme sahip değildir. Onlar, sadece, iktidar partisinin hızla dağılmasının önüne geçmeye çalışıyorlar. Schröder hükümetinin Gündem 2010’unun ve iş “reformları”nın kimi bölümlerini sözde iptal etmek isteyen Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin yeni başkanı Martin Schulz gibi, onlar da, İtalya Genel İşçi Konfederasyonu’nun (CGIL) İş Kanunu adlı emek piyasası reformunu iptal etme yönünde yaptığı referandum çağrısını desteklemek istiyorlar.

Sinistra Italiana’nın kurulması, bu manevraları gizlemeye ve açık sınıf mücadelelerinin patlak vermesine engel olmaya hizmet ediyor. Bu deneyimli burjuva politikacıları, aynı Yunanistan’daki Syriza gibi, işçi sınıfına yönelik saldırıları bizzat gerçekleştirmek üzere hükümete katılmaya bütünüyle hazırlar. Aynı zamanda, onlar, kendi milliyetçi ve AB yanlısı politikaları nedeniyle, seçmenleri sağcı popülistlere yöneltiyorlar.

Onların programı, Grillo’nun Beş Yıldız Hareketi’nden (M5S) temelde farklı değil. Bu, senatörler Francesco Campanella, Fabrizio Bocchino ve milletvekilleri Adriano Zaccagnini, Leandro Bracco ve diğerleri gibi çeşitli M5S politikacılarının Grillo’yı terk edip yeni SI’ye katılması gerçeği eliyle daha şimdiden gösterilmiştir.

Grillo, Donald Trump’ın iktidara gelmesini kendi çıkarına kullanmaya çalışıyor ve saldırgan bir şekilde, hızla seçim düzenlemesini istiyor. O, tek partili bir hükümet için gerekli yüzde 40’a ulaşabilecek tek partinin kendi partisi olduğunu iddia ediyor. M5S, şu anda, yüzde 30’un biraz altında bir oy oranına sahip.