Macron’a karşı mücadelede ileriye giden yol ne?

10 Mayıs 2017

Emmanuel Macron’un Pazar gecesi Fransa cumhurbaşkanı seçilmesinden hemen sonrasındaki eylemleri, onun demokrasiyi savunacağı ve neo-faşist Ulusal Cephe’nin (FN) yükselişini engelleyeceği yönündeki düzmece iddiaları ifşa etmiş durumda. Macron, Pazar günkü zafer konuşmasına, FN’ye ve onun yenilgiye uğramış adayı Marine Le Pen’e “ulusal birlik” adına bir “Cumhuriyetçi selam” vererek başlamıştı.

Dün, onun geçiş ekibi, görevi sona eren Cumhurbaşkanı François Hollande’ın -Macron’un bakan olduğu- Sosyalist Parti (PS) hükümetininkini aşan gerici gündeminin ana hatlarını çizmeye başladı. Macron, Fransa’da temel demokratik hakları askıya alan olağanüstü hal altındaki polis konuşlanmalarını yoğunlaştıracak. O, zenginler için vergi kesintileri, polis ve hapishanelerdeki yatak sayılarında sırasıyla 10.000 ve 15.000 artış yapmayı ve Suriye’deki, Irak’taki ve Mali’deki savaşlara devam etmeyi planlıyor.

Macron’un olası başbakan olarak düşündüğü kişiler, onun sağcı bir hükümet hazırlamakta olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Başbakan olarak düşünülenler arasında, Le Havre’nin Gaullist belediye başkanı Edouard Philippe, Uluslararası Para Fonu (IMF) başkanı Christine Lagarde ve PS’nin yargısız infaz programında Hollande ile yakın işbirliği içinde çalışmış olan savunma bakanı Jean-Yves Le Drian bulunuyor.

En önemlisi, Macron, toplu sözleşmeleri parçalayan, çalışma saatlerini uzatan ve sosyal harcamaları kesen PS’nin iş yasası temelinde tek taraflı kararnameler yayınlayarak, işçi sınıfına meydan okumayı planlıyor. PS’nin iş yasası, kitlesel protestolara ve büyük halk muhalefetine rağmen geçirilmişti.

Macron’un Nazi işbirlikçisi Vichy rejiminin mirasçılarını selamlaması, Fransız burjuvazisinin gerçek yüzünü sergilemektedir. Fransız burjuvazisi, işçi sınıfına karşı ayrıcalıklarını savunmak için faşist gericilikle işbirliği yapmaya daima hazırdır. Tıpkı Hollande’ın Le Pen’i defalarca Elysée cumhurbaşkanlığı sarayına davet etmesinde ve kendi hükümetine yönelik artan düşmanlığın ortasında FN’yi güçlendirmesinde olduğu gibi, Macron da, kendi gerici gündemi için bir siyasi taban olarak aşırı sağı meşrulaştırmayı ve teşvik etmeyi umuyor.

Macron, işçi sınıfı içinde patlamaya hazır bir toplumsal muhalefetle karşı karşıya. Oy kullananların yüzde 20’si, her iki adaya yönelik muhalefetlerini ifade etmek için boş ya da geçersiz oy pusulası attı. Halkın geniş kesimleri; 18-24 yaş arası seçmenlerin yüzde 34’ü, 25-34 yaş arası seçmenlerin yüzde 32’si, işsizlerin yüzde 35’i ve beden işçilerinin yüzde 32’si sandığa gitmedi. Macron’a oy verenlerin neredeyse yarısı (yüzde 43) ona destek olmak için değil Le Pen’e karşı oy kullandığını söyledi ve Jean-Luc Mélenchon’a oy vermiş olanların yüzde 40’ı ikinci turda sandığa gitmedi.

Bu gelişmeler, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) Fransa şubesi Sosyalist Eşitlik Partisi’nin (Parti de l'égalité socialiste – PES) aldığı tutumu doğrulamaktadır. PES, Macron’un ya da parlamentodaki Macron destekçileri ile parlamenter ittifakların FN’ye karşı demokrasiyi savunacağı yönündeki yanılsamalara karşı çıkarak, Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda aktif boykot çağrısı yapmıştı.

PES, işçileri, seçimi boykot etmeye ve her iki adaya karşı harekete geçmeye çağırdı. Partimiz, bunu, işçi sınıfının siyasi bilincini yükseltmek ve onu önümüzdeki mücadelelere hazırlamak için yaptı. PES, işçi sınıfının karşı karşıya olduğu siyasi krizi çözecek hiçbir seçim taktiği olmadığında ısrar etti. Tersine, asıl mesele, işçi sınıfının bu mücadelelerde ihtiyaç duyduğu devrimci önderliği inşa etmek için Marksist ve enternasyonalist bir perspektif sunmaktı.

PES ile onlarca yıldır Fransa’da sol politikayı temsil ettiğini iddia eden PS’nin çevresindeki örgütler arasında sınıfsal bir uçurum vardır. Bu gruplar, PS ve sağcı Cumhuriyetçiler (LR) üzerine kurulu Fransız siyaset kurumu çökerken, işçi sınıfı muhalefetini sona erdirmek ve onu Macron’a destek verme çıkmazına yöneltmek için çalıştılar.

Jean-Luc Mélenchon’un İsyancı Fransa (UF) hareketi, Stalinist Fransa Komünist Partisi (PCF) ve Yeni Anti-Kapitalist Parti (NPA) gibi güçler, işçilerin uğruna mücadele edebileceği herhangi bir program ileri sürmeyi reddettiler. Fransa 11-18 Haziran tarihlerindeki milletvekili seçimlerine hazırlanırken, onlar, işçi sınıfını kapitalizm yanlısı çeşitli parlamenter birleşmelere bağlamaya çalışıyorlar.

İkinci tur öncesinde Macron’un başbakanı görevini üstlenmeyi teklif eden Mélenchon, şimdi, “sosyal ve ekolojik hümanizm” temelinde “yeni bir parlamento çoğunluğu” oluşturmak için, seçmenlerinden milletvekili seçimlerine katılan UF adaylarına oy vermelerini istiyor. PCF’nin önderi Pierre Laurent, Pazartesi günü, “23 Nisan’da oy sandıklarından doğan yeni bir sol [yani Mélenchon’un hareketi] umudu somutlaştırma” çağrısı yaptı.

NPA ise, “sosyal ve demokratik haklarımızı birlikte savunmak için bir cephe” kurulması çağrısı yapıyor. NPA, Macron’a ne tür eleştirilerde bulunursa bulunsun, Macron NPA’nın desteklediği Suriye’deki savaşı saldırgan bir şekilde yürüttüğü ölçüde, ona destek verecektir.

Bu öneriler, PS bağlantılı örgütlerin işçi sınıfı üzerindeki hakimiyetini sürdürmeye yönelik sinik ve gerici manevralardır. Onların, işçi sınıfının iktidarı alması için devrimci sosyalist bir program ileri sürmekle hiçbir ilgisi yoktur. Onlar, Le Pen’in Macron’a yönelik toplumsal muhalefeti temsil ettiği yönündeki popülist savlarına meydan okumuyorlar. Sosyal hizmetlere, sağlık hizmetine ve işlere yönelik saldırılar hakkında yanıt istedikleri ve bu konularda PS’ye, Mélenchon’a ve NPA’ya olan güvenlerini yitirdikleri için Le Pen’e oy vermiş olan çok sayıda işçiyi yeniden sosyalizm bayrağı altında toplamak için hiçbir strateji ileri sürmüyorlar. Anlamlı bir şekilde, NPA’nın ne cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunun hemen öncesinde ne de Macron’un zaferinin ardından yaptığı ilk açıklamada “sosyalizm” sözcüğü yoktu.

“Solcu” olduğunu iddia eden bu düzen partilerinin, emekçilere önerecekleri hiçbir şey bulunmamaktadır. Bu çıkmaz, Fransa’da Troçkizmin ve devrimci Marksizmin inkarı temelinde Dördüncü Enternasyonal’den kopmuş olan partilerin iflasının ürünüdür. Onlar, Mayıs-Haziran 1968 genel grevinin ardından 1971’de kurulmasından itibaren PS ile ittifak kurdular ve işçi sınıfının bağımsız devrimci seferberliğine dayanan gerçek bir ilerici alternatifin dışlandığı bir siyasi çerçeve oluşturdular.

Mélenchon’un evrimi, klasik bir örnektir. O, önce, PS’nin kuruluşuna yardım etmek için 1971’de DEUK ile yollarını ayırmış olan Pierre Lambert’in Enternasyonalist Komünist Örgüt’üne (OCI) katıldı. 1976’da PS’ye girdi, PS’li Cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın başdanışmanı haline geldi ve ardından, 2008’de PCF ile birlikte Sol Cephe’yi kurmak üzere bir hiziple PS’den ayrılmadan önce senatör ve bakan oldu.

Asıl sorun, işçi sınıfı içinde devrimci Marksist bir önderliğin yeniden inşasıdır. Fransa’da ve Avrupa genelinde, egemen sınıf ile işçiler arasında patlayıcı toplumsal çatışmalar hazırlanıyor. Bu mücadelelerin sendika bürokrasisinden bağımsız bir şekilde örgütlenmesi ve devrimci bir perspektifle donatılması gerekmektedir.

Rus Devrimi’nden 100 yıl sonra, PES, işçi sınıfı için ileriye giden tek yolun devrimci yola dönüş olduğunda ısrar etmektedir. Partimiz, kendisini, işçi sınıfının devrimci öncüsü, Lenin’in ve Troçki’nin Bolşevik Parti’sinin 1917’deki sosyalist-enternasyonalist programının Fransa’daki temsilcisi ve DEUK tarafından savunulan Troçkizmin mirasçısı olarak ileri sürmektedir. Macron’a ilişkin çözümlememize katılan işçileri ve gençleri PES’i desteklemeye, programını incelemeye ve onu Fransa’da işçi sınıfının siyasi öncüsü olarak inşa etme mücadelesine katılmaya çağırıyoruz.

Alex Lantier