Kapitalizm ve Houston’daki sel felaketi

30 Ağustos 2017

Katrina Kasırgası’nın New Orleans kentini yıkıma uğratmasından yaklaşık 12 yıl sonra, Harvey Kasırgası Teksas Körfezi Kıyısı’nı kasıp kavuruyor. Harvey, 2,3 milyon nüfuslu ve yaklaşık 6,5 milyonluk bir anakent alanına sahip, ülkedeki en büyük dördüncü kent olan Houston’da geniş çaplı sele neden oldu.

Her tarafa yayılmış yoksulluğu, sarsıcı eşitsizlik düzeylerini ve yaygın resmi ihmalleri ve yolsuzluğu ifşa eden büyük bir fırtına, bir kez daha maskeyi çıkarıp atmış ve Amerikan toplumunun acımasız gerçekliğini gözler önüne sermiş durumda. Bellerine kadar petrol, lağım suyu ve kimyasallarla kirlenmiş suyun içinde güçlükle yürüyen ailelerin; hızla yükselen sudan kurtarılma umuduyla çaresizce çatılara tırmanan gençlerin ve yaşlıların; kentin barınma, yiyecek ve temiz su ile bağlantısı kopmuş bölümlerinin görüntüleri ortaya çıkıyor. Fırtına kente ve çevresine rekor miktarda yağış bırakmaya devam ettiği için, durum daha da kötüleşecek.

Dünyanın, 2008 mali çöküşünün ardından trilyonlarca doların bankaların kullanımına sunulduğu en zengin ülkesinde, yaygın yıkım ve can kaybı, gitgide artan sıklıkta meydana gelen hortumların, sellerin, kasırgaların ve diğer şiddetli hava olaylarının ortak özelliği haline gelmiştir. Bu, her şeyden önce, altyapının çürümesinden ve milyonlarca insanı doğal bir afete hazırlanma araçlarından yoksun bırakan şiddetli toplumsal krizden kaynaklanmaktadır.

Kurbanlar, her zaman olduğu gibi, ezici çoğunlukla işçi sınıfından. Siyasi işlevsizliğin ortasındaki insani çile görüntüleri, ABD’nin bir refah ve ilerleme ülkesi olduğu iddialarını bir kez daha paramparça ediyor.

Bu türdeki her krizde olduğu gibi, sıradan insanların kendiliğinden tepkisi, toplumsal dayanışmadır. Fırtınanın kurbanları komşularına yardıma koşuyor ve binlerce insan, hayatların kurtarılmasına ve yiyecek, barınma ve sağlık yardımı sağlamaya yardım etmek için, fırtınadan etkilenen bölgelere akın ediyor. Bu, büyük bir selin etkisini azaltmak ya da onun sonuçlarıyla baş etmeye hazırlanmak için hiçbir şey yapmamış olan yetkililerin tavrıyla şiddetli bir karşıtlık oluşturmaktadır.

Bu, Houston’ın ve güneybatı Teksas’ın ardı ardına sel felaketlerine uğramış olduğu gerçeğine rağmen yaşanmaktadır. Houston’ın büyük bir liman kenti olarak varlığı, komşu Galveston kentini 1900’de yerle bir eden kasırgadan kaynaklanmaktadır. Houston, yeni yüzyılın başından beri, 2001’deki tropik Allison fırtınası, 2005’teki Rita Kasırgası ve 2008’deki Ike Kasırgası ile sarsıldı. Harvey, Houston’da son üç yıl içinde yaşanan üçüncü büyük sel olayıdır. Houston, son kırk yılda, ABD’deki bütün diğer büyük kentlerden daha çok sel görmüştür. Seller, “nehir kolu kenti” olarak bilinen Houston’da doğal olaylardan ölümlerin bir numaralı nedenidir.

Bir petrol sanayisi merkezi ve Bush ailesinin memleketi olarak Houston ve Teksas eyaleti, dizginsiz serbest piyasa kapitalizminin modelleri olarak gösterilmektedir. Houston ve diğer büyük Teksas kentleri, büyük şirketler eyaletin düşük şirket vergilerinden, asgari mevzuatlarından ve milyonlarca belgesiz göçmeni kapsayan düşük ücretli işgücünden faydalanmak üzere buraya taşındığı için, azımsanmayacak bir büyümeye tanık olmuştur.

Kent, onlarca yıldır, suyu emen sulak alanları ve çayırları kentteki sel riskini arttıracak şekilde asfaltla kaplayan imarcılara ve emlak spekülatörlerine denetimsiz bir genişleme izni vermiştir. Ulus, eyalet ve yerel düzeydeki politikacılar, bilim insanlarının ve uzmanların felakete davetiye çıkarıldığı yönündeki yinelenen uyarılarını görmezden gelmişlerdir.

Kasırgadan korunma altyapısı ihmal edilmiştir. Uzmanlar, Ike Kasırgası’ndan sonra, kıyı boyunca dalgakıranlar kurulmasını ve Houston Gemi Kanalı’nın çevresine bir bent kapağı dikilmesini önermişlerdi. Bu proje hala hayata geçirilmiş değil. Projenin maliyetinin 6-8 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor (yani ABD petrol sanayisinin bir yıllık gelirinin çok küçük bir kısmı).

Kasırga ve sel, her ne kadar doğal afetler olsalar da, onların etkilerinin çapı, insan kaynaklı etkenlerle büyütülmektedir. Doğrusu, hava olayları bile ekonomik ve toplumsal koşullardan derinden etkilenmektedir. Kapitalizmin anarşik, akıldışı ve kar dürtülü doğasının sonucu olan küresel ısınmanın, ABD’de ve dünya çapında fırtınaların ve sellerin giderek artmasından ve şiddetlenmesinden sorumlu olduğundan hiç kuşkunuz olmasın.

Amerikan egemen sınıfına gelince, ona göre, korunması gereken ana varlıklar kentin işçi sınıfı sakinleri değil, Houston bölgesindeki petrol rafinerileridir. “Fox New Sunday” programına çıkan Dışişleri Bakanı ve ExxonMobil’in eski CEO’su milyoner Rex Tillerson, mali seçkinlere, yatırımlarının güvende olduğu konusunda güvence verdi ve petrol ve doğalgaz sanayisi “muhtemelen bu tip olaylara en hazırlıklı olanlar arasında” dedi.

Pazar günü Houston’da sel suları yükselirken, Wall Street Journal, “Harvey Kasırgası’nın Sigortacıların Bilançolarına Zarar Vermesi Olası değil” başlığı taşıyan bir yazı yayınlıyordu.

Houston, Amerika’daki devasa toplumsal eşitsizlik düzeylerini örneklemektedir. Dünyadaki kabaca 1.600 milyarderin 13’ü, resmi yoksulluk oranının yüzde 25 ve çocuk yoksulluğu oranının yüzde 38 olduğu bu kentte yaşıyor. Pew Araştırma Merkezi’nin son dönemdeki bir çalışması, Houston’ın, zenginlerin yoksullardan coğrafi olarak yalıtılması nedeniyle, ABD’deki ekonomik açıdan en ayrışmış kent olduğunu gösteriyordu.

Harvey’in sel sularıyla kapana kısılan birçok kişi, muhabirlere, tek kelimeyle, bölgeden ayrılacak paradan yoksun olduğunu anlatıyordu.

Katrina Kasırgası’ndan, 2010’daki BP petrol sızıntısından ve Houston’daki ve ülke genelindeki onlarca selden sonra olduğu gibi, felaket mağdurlarının yaralarını sarması için hiçbir şey yapılmayacak. Katrina Kasırgası’ndan 12 yıl sonra, bölgenin on binlerce eski sakini hala evine dönebilmiş değil ve New Orleans’taki tüm mahalleler nüfusu azaltılmış boş araziler olarak kalmaya devam ediyor. Dahası, Houston’daki olaylar, Trump yönetiminin, 2018 bütçesinde Federal Acil Durum Yönetim Kurumu’nda (FEMA), Federal Sel Sigortası Programı ile ilişkili projelerde sert kesintiler dahil, yüz milyonlarca dolarlık kesintiler gerçekleştirmeyi teklif ettiği sırada yaşandı.

Emekçilerin Houston sel felaketine kendiliğinden dayanışma, merhamet ve çaba ile karşılık vermesi, insanların ihtiyaçlarına hizmet eden gerçekten insani ve akılcı bir toplumun gelişmesi yönünde nüve halindeki muazzam potansiyeli göstermektedir. Bunun önünde duran engel, bir avuç seçkinin durmadan daha fazla kişisel servet ve kaynak biriktirmesine ve toplumu yağmalamasına olanak sağlayan ömrünü doldurmuş kapitalist toplumsal ilişkileridir.

Gerekli olan şey, işçi sınıfının, kapitalist sisteme son verip, üretici güçlerin ortak mülkiyeti ve denetimi ile toplumsal eşitlik üzerine kurulu sosyalizmi kurmak üzere harekete geçmesidir.

Tom Hall