İşçi sınıfı Harvey Kasırgası’na müdahale ediyor

5 Eylül 2017

Harvey Kasırgası’na yönelik resmi hazırlık ve müdahale, eşgüdümlü bir tahliye ve acil durum barınma planının yokluğundan kurtarma operasyonlarının bütünüyle doğaçlama karakterine kadar, sarsıcı bir beceriksizlik ve umursamazlık düzeyi ile karakterize ediliyor. Houston’ın ve Teksas’ın diğer bölümleri suya gömülür ve ölü sayısı artarken, Beyaz Saray’dan en düşük düzeydekilere kadar hükümet yetkilileri, son günlerin çoğunu birbirlerinin sırtını sıvazlamaya ayırdılar. Trump, Salı günü, Teksas’ta, valiye, Acil Durum Yönetimi Kurumu başkanına ve diğer yetkilere, hiç kimsenin çevresinde olup bitenleri farketmeyeceği umuduyla, “Müthiştiniz” dedi.

Bununla birlikte sel, kurtarma operasyonlarına gönüllü olarak akın eden, kendi donanımlarını kullanıp karşılığında hiçbir şey almayan Teksas’taki ve bölge genelindeki işçilerin çok güçlü bir müdahalesine yol açmış durumda.

İşçi sınıfından genellikle yalnızca kötülemek için söz eden New York Times, Çarşamba günü, “onlarca yıl içindeki en kötü afetlerden birine yönelik tepki, birçok açıdan doğaçlama olmuştur.” diye yazıyor ve şöyle devam ediyordu: “Şort ve yağmurluk giyen, kafa lambası takan kaynakçıların, çatı ustalarının, tamircilerin ve balıkçıların sürdüğü eğlence amaçlı araçlar (sürat tekneleri, jetskiler, motorlu balıkçı tekneleri), evlerinde kapana kısılmış insanlara yardım etmek için akın etti. İşçi sınıfı, büyük ölçüde, işçi sınıfı tarafından kurtarılıyor.”

Evlerinde mahsur kalanları kurtarma yönündeki bu çabalara, binlerce kişi, sıkça büyük mesafeleri katederek katıldı. Bu kurtarmaların birçoğu, bu hafta başında yerel bir yazılımcı tarafından oluşturulmuş çevrimiçi harita houstonharveyrescue.com üzerinden koordine edildi. Yardıma ihtiyaç duyan bireyler ve aileler bu siteye kayıt olabiliyorlar. Operasyonun ilk birkaç günü içinde binlerce kişi kayıt oldu ve site, Çarşamba gecesine kadar yaklaşık 5.000 kişinin “güvende” olarak işaretlendiğini bildiriyor.

Quartz’daki bir haberde şunlar belirtiliyor: “Aynı zamanda siteye kayıt olabilen kurtarıcılar ordusu, en zor durumdakilerin yerini çok geçmeden kolayca belirleyebiliyor. 100 kişilik bir telsiz telefon ekibi, kurtarılmak isteyenlerin izini sürüyor ve önemli bilgilerin olduğu toplu mesajlar gönderebiliyor. Bir algoritma, herhangi bir tekrarı ayıklıyor.”

İşçilerin bu müdahalesi, daha kapsamlı konuları gündeme getirmektedir. Harvey Kasırgası, tıpkı Katrina Kasırgası ve ABD’deki ve dünya çapındaki diğer pek çok felaket gibi, medyanın ve siyaset kurumunun gizlemeye çalıştığı sınıfsal gerçekliği gözler önüne sermiştir. [Bu felaketlerden] En sert şekilde etkilenenler, her zaman, tüm ırklardan ve etnik kimliklerden işçi sınıfı ve yoksullardır. Onlar, ya sigortasızlar ya da hasarları karşılamayı reddeden sigorta şirketleri ile karşı karşıyalar. Onlar, sel suları geri çekilir ve büyük işletmeler yeniden faaliyete geçerken, medyanın ve egemen sınıf politikacılarının uzaklaştığını görecekler.

Medyanın ve siyaset kurumunun felakete yönelik müdahalesinin küçümsenmeyecek bir bölümünü harekete geçiren şey, bunun, bir toplumsal karışıklığı tetikleyeceği, Amerikan toplumunun devasa çelişkilerinden kaynaklanan bir çatışma için kıvılcım işlevi görereceği korkusudur.

İşçilerin kasırgaya yanıtı, aynı zamanda, egemen sınıfın altını oymak için çok uğraştığı temel bir sınıfsal bilinci ve dayanışmayı ifade etmektedir. Özellikle Demorkatik Parti tarafından ileri sürülen, Amerikan toplumunun ırksal nefretle bölünmüş olduğu iddialarının tersine, acil durum operasyonları, her iki tarafta da (hem teknelerde hem de mahsur kalınan evlerde) beyaz, siyah ve Latin işçileri kapsamıştır.

Bu yanıt, yalnızca temel sanayilerin ve üretim araçlarının değil ama aynı zamanda tüm temel kaynakların ve hizmetlerin bağımsız işçi örgütlerinin ve işçilerin denetimi altına alınmasının gerekliliğini göstermektedir. İşçiler, ne yapılması gerektiği konusunda, şu anda hükümetin politikasını belirleyen şirket-mali sektör aristokrasisinden ve nüfusun tepedeki yüzde 5-10’luk kesiminden çok daha büyük bir kavrayışa sahipler.

Eğer işçiler kaynakların nelere ayrılacağı ile ilgili karar alma süreçlerine katılmış olsalardı, kasırgaya hazırlık seviyesi çok daha yüksek olurdu. Trilyonlarca dolar, Wall Street’i kurtarmaya ve Amerikan askeri aygıtını finanse etmeye değil; sosyal altyapıyı geliştirmeye ayrılırdı. Nihayetinde sel, ne beklenmeyen ne de öngörülmeyen bir şeydi; yalnızca ona hazırlanılmamıştı.

ABD’deki en büyük dördüncü kentin yıkıma uğraması, genel bir olgunun ifadesidir. Modern toplumun temel gereksinimleri (doğal afetlere hazırlık, gıda dağıtımı, sağlık ve eğitim hizmetlerinin geliştirilmesi, tüm insanlar için yaşanılabilir bir gelirin güvence altına alınması), milyonlarca farklı biçimde, toplumun kar dayatmasına tabi kılınması ile çatışmaktadır. Borsaların egemenliği, herkesin çeyrek dönemlik rakamsal şirket verilerine kurban edilmesini garantiye almaktadır.

Sosyalizm davası ve buna ayrılmaz bir biçimde bağlı olan ekonomik planlama, ütopik hayallerden değil, toplumsal gelişmenin somut taleplerinden oluşmaktadır.

İşçi sınıfı, toplumsal yaşamın her alanında, üretim ve kaynakların paylaşımı üzerindeki denetimi sağlamak üzere fabrikalarda, işyerlerinde ve mahallelerde işçi komitelerinin örgütlenmesi yoluyla ipleri kendi eline almalıdır. Bu örgütler işçi sınıfının ihtiyaçlarından yola çıkmalı ve işçi sınıfı tarafından demokratik olarak denetlenmelidir. Onlar, işçileri birleştirmede ve kapitalist sınıfa ve onun siyasi temsilcilerine karşı ortak mücadeleler örgütlemede giderek daha büyük sorumluluklar üstlenmelidirler.

Üretim ve ekonomik örgütlenme üzerinde gerçekten demokratik bir kontrolün kurulması, piyasa anarşisinin yerine akılcı bir kalkınma planını geçirmenin ve tüm kararların toplumsal ihtiyaçlar temelinde alınmasını sağlamanın zorunlu temelidir.

Joseph Kishore