WikiLeaks editörünün annesi Christine Assange: “Oğlumla dört aydır konuşamıyorum”

Richard Phillips
6 Ağustos 2018

WikiLeaks’in editörü Julian Assange’ın annesi Christine Assange, 23 Temmuz’da, son haberlere göre, yakında Ekvador’un Londra büyükelçiliğinden dışarı çıkarılma tehlikesi ile karşı karşıya olan oğlunun riskli durumu hakkında Dünya Sosyalist Web Sitesi’ne (WSWS) konuştu. Christine Assange, hem oğluna komplo kurma ve onu düzmece casusluk suçlamaları üzerinden Amerika’ya iade etme yönündeki ABD öncülüğündeki çabaları hem de Avustralya hükümetinin, muhalefetteki İşçi Partisi’nin ve ana akım medyanın oynadığı hain rolü değerlendirdi.

Richard Phillips: Julian ile en son ne zaman konuştunuz?

Christine Assange: Oğlumla son konuşmam dört ay önceydi; Ekvador büyükelçiliğinin tüm iletişimi engellediği 28 Mart’tan hemen önce. Ekvador’a, Julian’ı dışarı çıkmaya zorlaması için devasa bir siyasi ve mali baskı yapılıyor.

Julian Assange, 2012’de Ekvador Büyükelçiliği’nden konuşurken

ABD, dünyanın dört bir yanındaki başka 81 ülkede olduğu gibi, Ekvador seçimlerine her zaman müdahale etmiştir. ABD hükümetinin, kendi seçimlerine müdahale eden insanlardan söz etmesindeki ironi ve ikiyüzlülük burada. Sıradan Ekvadorlular, tüm bunlardan hiç memnun değil. Ben oradayken, insanlar sokaklarda yanıma gelir ve WikiLeaks’i sevdiklerini ve oğlumu desteklediklerini söylerlerdi.

Ekvador’da, Julian’a karşı kampanyayı arttırmak için, medya kesimlerine büyük miktarlarda Amerikan parası akıyor. CIA’in toplumun bütün kademelerine; medyaya, siyasi çevrelere, iş çevrelerine, insan hakları gruplarına, üniversitelere ve öğrenci gruplarına sızdığını biliyoruz.

Eski CIA ajanı Philip Agee, CIA’in operasyonlarını ve hükümetleri devirme, seçimlerin sonucunu değiştirme ya da politikaları Amerika’nın lehine değiştirme yöntemlerini ifşa eden Inside the Company [Kuruluşun İç Yüzü] adlı bir kitap yazmıştı. WikiLeaks’in ABD büyükelçiliği telgraflarını açığa vurması, bunun Avustralya’da da yaşandığını gösterdi. Bu, dünya genelinde birçok ülkede yaşanıyor.

Richard Phillips: Julian’ı karalama, adını lekeleme ve saygınlığını sarsma yönünde ABD öncülüğünde yürütülen kampanya benzersiz.

Christine Assange: Evet. Çünkü Washington WikiLeaks’ten korkuyor. WikiLeaks sitesi, toptan ifşa etmesinden ve bunu küresel yozlaşma yapısını açığa vurmak için yapmasından dolayı, diğer kuruluşlardan farklı. Bu sadece yozlaşmış politikacı bireyler meselesi değil; söz konusu olan, savunma yüklenicilerinden, onların politikacılar, Hollywood, medya vb. ile bağlarına kadar uzanan iç içe geçmiş bir ağ. O, bütün bu yapıyı ortaya çıkardı; sadece bir ya da iki kişiyi değil.

WikiLeaks hediyedir ve vermeye devam ediyor. Her şeyden önce, o, diğer yurttaşları dünyada gerçekte ne olup bittiği hakkında uyarmak isteyen yurttaşlar için bir araç sağlıyor. WikiLeaks, ifşaatlarında 12 yıllık bir doğruluk siciline sahiptir.

WikiLeaks’in ve oğlumun ikinci teşhir türü, ayrıcalıklarını iktidar makamlarından alanları; yüksek maaşlı gösteri dünyası insanlarını, şirket medyasını, benzerlerini ve Julian’ı suçlayanları ortaya çıkarmayı kapsamaktadır.

Böylece, yakından izlemekte olan insanlar, bu tür operasyonları ve dünyanın gizeminin altında yatan nedenleri görmeye başlıyorlar. Bu gerçek, WikiLeaks dolayımıyla veriliyor ve Julian’ın söylediği gibi, eğer nedenin ne olduğu bilmiyorsanız, hiçbir şeyi düzeltemezsiniz. Örneğin, bir Afrika köyüne gereksinim duydukları belirli şeyler için para göndermek, yoksulluklarının nedenleri açığa vurulmadığında, geçici bir çabadır. Bunu yapmak belki size iyi hissettirebilir ama sorunu çözmez.

Richard Phillips: Oğlunuza yönelik saldırıların yoğunlaşması, emperyalist güçlerin savaş hazırlıkları ile bağlantılı. Egemen seçkinler, WikiLeaks’in ve bağımsız gazetecilerin bu tehlikeli hazırlıkları açığa vurmasına izin veremezler.

Christine Assange: Evet, bu doğru. Paranın izini sürmeyi severim. WikiLeaks’ten birçok şey öğrendim. Dünyadaki en üst düzey politikacıların geçmişine bakmaya karar verdim. Kaçının savunma yüklenicileri ile bağlantılı olduğu inanılmaz. Örneğin, Hillary Clinton, ABD dışişleri bakanı iken, savunma yüklenicilerine devasa meblağlar akıtmış ve onlar da, karşılığında, onun başkanlık seçimi kampanyasına devasa meblağlar bağışlamışlardı. Savunma yüklenicileri, elbette, hükümetin her iki tarafına da bağış yapıyorlar.

Ne zaman savaş tamtamlarını duysanız, hisse senetleri yükselir ve düşer. Savaştan kar eden şirketler, savaştan sonraki yeniden inşadan da para kazanırlar: savaştan çifte kazanç.

Richard Phillips: Hillary Clinton’ın son Avustralya turuna tepkiniz ne?

Christine Assange: Mide bulandırıcıydı ve feminizm bayrağını sallama şekli tiksindiriciydi. Doğruları söyleyen bir gazeteciye zulmetmek, savaş tamtamları çalmak ya da bir ülkenin Washington ile uyumlu olmasını garantiye almak amacıyla kadınlar için eşitlik davasını kullanmak nefret verici.

Clinton ve Julia Gillard gibi insanlar, kadınları yozlaşmış iktidarı desteklemenin iyi bir şey olduğunu düşünmeye yönlendirmeye çalışmak için feminist kartı kullanıyorlar. Yağmacı bir şirketin yönetim kuruluna yükselmesi, kadınlar için nasıl bir ilerlemeyi temsil eder?

Bence, Clinton, Avustralya’ya, özellikle Julian Assange hakkında suyu bulandırmak için geldi.

Bununla birçok kadın kandırıldı ve bu, benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. CIA’in ve derin devletin tüm dünyada feminist gruplara sızdığına ilişkin çok sayıda kanıt var ve bu, oğluma karşı kullanıldı; WikiLeaks’e olan desteği kırıp bölmek için kullanıldı.

İsveç devleti, Julian’a karşı düzmece tecavüz iddialarını böyle kullandı. Hiçbir kadın Julian’ı tecavüzle itham etmedi ve o, hiçbir zaman suçlanmadı. Snowden belgeleri, ABD’nin, Assange’ı, WikiLeaks’in Afganistan savaş günlüklerini yayınlamasının ardından bir şeyle suçlamak istediğini ortaya çıkarmıştı. Stratfor belgeleri de, çok büyük bir yanlış bilgilendirme operasyonunun var olduğunu açığa vurmuştu. Bu operasyon, bu örgütler içindeki solcu ve feminist güçleri bölmek için kullanıldı.

Burada, Avustralya’daki kadınlara, eğer bu dünyada bir kariyer yapmak istiyorlarsa, buradaki ABD büyükelçiliğine boyun eğmek zorunda oldukları söyleniyor. İşçi Partisi ve diğer tüm büyük siyasi partiler içindeki mesaj budur. WikiLeaks’in yayınladığı telgraflar, ABD’nin Gillard’ı İşçi Partisi önderliği için yetiştirdiğini ortaya çıkarmıştı.

Richard Phillips: ABD’nin, Julian’ın bir Rus ajanı olduğunu iddia etmesine yanıtınız ne?

Christine Assange: Bunu Nelson Mandela için de söylemişlerdi. Birini kamusal ve siyasi yaşamda yok etmenin iki yolu var: onu seks iddialarıyla ve bir komünist ajan ya da bugünün terimiyle “Putin’in kuklası” olmakla suçlamak. Bu, uzun yıllardır devam ediyor. Julian’a komplo kurma yönünde çok sayıda ciddi girişim oldu ama bunlar açığa çıkarıldı. Oğluma karşı kullanılmakta olan birçok kirli taktik var, çünkü o, tüm dünyanın önünde, kralların çıplak olduğunu açığa vurdu.

Richard Phillips: Turnbull hükümetinin oynadığı rol hakkında konuşabilir miyiz?

Christine Assange: Malcolm Turnbull, muhalefette olduğu sırada WikiLeaks’i desteklerken şimdi hiçbir şey yapmamaya geçti. Julian’ın avukatlarından biri, dönemin Avustralya Dışişleri Bakanı Kevin Rudd’a, 16 konsolosluğun yardım talebi listesini sundu. Bunlar, muhalefetteyken Turnbull’a da verilmişti ve onunla bu talepleri konuşmuştum. Turnbull, bana, Rudd’un iyi bir insan olduğunu söylemişti.

Turnbull, neyin olup bittiğini tamamen biliyor. Julian’a çamur atıldığını, acı çektirildiğini ve zulmedildiğini biliyor. Peki neden hiçbir şey yapmıyor? Çünkü başbakan olarak konumunu korumak istiyor. Ona, bunun bir önkoşul olduğu söylenmiştir. Turnbull ayağa kalkmalı, bunun yeterince uzun sürdüğünü söylemeli ve Julian’ı eve getirmeye çalışmalı. O, Ekvador’un Julian’ın haklarına saygı göstermediğini söylemeli; Avustralya devreye girip onu eve getirmeli ve ABD’ye iade edilmesine izin vermemeli. Eğer Turnbull bunu yapmaya istekli değilse, o halde artık ABD’ye tabi bir devletten başka bir şey değiliz.

Richard Phillips: WikiLeaks’in kapatılması durumunda, Julian’ın karşı karşıya olduğu yasal durum ve bunun sonuçları ne olur?

Christine Assange: Asıl tehlike şu ki, eğer Julian dışarı çıkarılırsa, ABD onu düzmece iddialarla kovuşturacak. Britanya’nın oğlumun adil muamele görmesine izin vereceğine güvenmiyoruz. Britanya-ABD arasındaki iade anlaşması eşitsiz. Eğer Britanya ABD’den birini isterse, kanıt sunması gerekiyor, aksi kanıtlanmadıkça doğru sayılan bir kanıt. Ama ABD, Britanya’dan birini almak için, aksi kanıtlanmadıkça doğru sayılan bir kanıt sunmak zorunda değil. Bu, çok tehlikeli bir durum.

Julian, her yerde, yasadışı ve demokratik olmayan işlemlerle karşı karşıya. ABD onu ele geçirmeye kararlı. Onu mahkemeye bile çıkarmadan yıllarca hapsedebilirler. Obama, önceden verdiği kapatma sözünü rağmen, Guantanamo’yu açık tuttu. Eğer Julian’a 1917 Casusluk Yasası’na göre dava açarlarsa, onu idam edebilirler.

Trump, başkan olmadan önce, Assange’ın idam cezası alması gerektiğini söylemişti. Sonra, rakibi hakkında gerçek bilgileri açığa vurunca, WikiLeaks’i birden seviverdi. Ama Trump başkan seçilir seçilmez, bir kovuşturmaya onay verdi ve ardından, çalışma arkadaşları arasında “İşkenceci Gina” olarak bilinen Gina Haspel’i CIA’in başına atadı. Trump, Julian’ın hainlik ile suçlanması çağrısı yapan başkalarını da teşvik etti.

WikiLeaks olmadan, dünyadaki iktidar yapısının gerçekte nasıl işlediğini hiçbir zaman bilmeyecektik. Acı çeken bir dünyayı, doğru ve güvenilir bilgi olmaksızın düzeltemezsiniz. Eğer WikiLeaks yok edilirse, dünya sorunlarına çözüm bulma konusu, bir dereceye kadar karanlık çağlara geri döner.

Richard Phillips: Avustralya’nın yeni “yabancı müdahalesi” yasaları ve Çin karşıtı duyguların kışkırtılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Christine Assange: ABD’deki bu Russiagate ve Avustralya’daki, Çinlilerin yabancı müdahalesine ilişkin iddialar, bütünüyle eski döküntü hikayeler. Her ülke kendisine çıkar sağlamak için sonuçları etkilemeye çalışır ama bu konudaki en büyük suçlu, ABD ile CIA’dir.

Yabancı müdahalesine ilişkin iddialar, insanların demokratik haklarına sınırlamalar getirmek için kullanılıyor. Onlar, bu yasaları, halkı bastırmak için kullanacaklar. Gillard hükümeti de, iade etmeye karşı siyasi savunmayı hafifletmişti ki bu, ABD’nin Avustralya yurttaşlarını iade ettirmesini kolaylaştırıyor. ABD, hakim olduğu bütün ülkelerde yasa değişiklikleri talep ediyor.

Totaliter bir devlet haline gelmeye doğru ilerliyoruz; 1984 işte burada. Eğer bununla şimdi mücadele etmezseniz, daha sonra altında ezileceksiniz. Julian, bunun ön safındadır: o şu anda birinci hedef ve savunmamız gereken kişi. Bunu, sadece bir anne olarak değil ama bir yurttaş ve demokrasiye ve özgürlüğe inanan biri olarak söylüyorum. Mücadele etmeliyiz, çünkü onu alırlarsa, herkesi alabilirler ve alacaklar da. Bunu hep birlikte yapmalıyız ve bu şekilde baskı güçlerini durdurabiliriz.

Gençleri, ayağa kalkmaya, mücadele etmeye ve bu kimlik politikası zırvalarıyla dikkatlerini dağıtmamaya çağırıyorum. Asıl mesele, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve gerçek demokrasidir. Kimlik politikası, bir derin devlet yanıltmasıdır. Baskıya karşı mücadele etmek ve size gerçekten zarar veren insanlarla boy ölçüşmek üzere birleşmemizi istemiyorlar.

Richard Phillips: Ve bu, savaşa karşı mücadeleden ayrılamaz.

Christine Assange: Doğru. Mesaj, “noktaları birleştirin” olmalı. Güç ve ayrıcalık sahibi insanların hepsi bağlantılılar. Bizim birbirimizle bağlantımız olmadığı sürece bir umudumuz yok.

İnsanlar, halkın haklarını ve yaşam standartlarını savunan gerçek geleneksel sol ile yalnızca kendi bireysel kaygıları ve ayrıcalıklarıyla ilgilenen sözde liberal sol ya da sahte sol arasında ayrım yapmalılar. Gençlerin, sahte sola katılarak dünyayı değiştiremeyeceklerini anlamaları gerekiyor.

Julian ve ona yönelik zulüm konusunda en başından beri gerçekleri bildiren birkaç yayın organından biri olduğu için, Dünya Sosyalist Web Sitesi’ne ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Siteniz, gazetecilikte doğruluğun gerçekte ne olduğunu görebildi. WSWS, başından sonuna kadar, tüm iniş çıkışlarda ve bütün hükümet değişikliklerinde, Julian’ı kararlılıkla destekledi. İnsanları Dünya Sosyalist Web Sitesi’ni ve diğer tüm bağımsız medyayı desteklemeye çağırıyorum. Bu, son derece önemli.