Cezayir Devlet Başkanı Buteflika istifa etti

Alex Lantier
5 Nisan 2019

1 Nisan akşamı, altı haftadır devam eden grevlerin ve kitlesel protestoların ardından, Cezayir devlet başkanlığı, Abdulaziz Buteflika’ya devlet başkanlığından istifa etmesi için son tarihi belirledi.

Yapılan açıklamada şunlar belirtiliyordu: “Cumhurbaşkanı Sayın Abdulaziz Buteflika tarafından 31 Mart 2019’da yeni bir hükümetin atanmasını, istifa etme kararı alınca başlayacak olan geçiş dönemi sırasında devlet kurumlarının işlemesinin sürekliliğini güvence altına almaya olanak sağlaması için, anayasa maddeleri uyarınca alacağı önemli kararlar izleyecektir. ... Cumhurbaşkanının bu istifası, görev süresinin sona erdiği 28 Nisan’dan önce gerçekleşecektir.”

Bu açıklama, Buteflika’nın görevden ayrılacağının sözünü veriyor olsa da, milyonlarca Cezayirliyi Şubat ayından beri mücadeleye yönlendiren özlemleri hiçbir şekilde karşılamamaktadır. Bu, işçilerin ve gençlerin devirmek istediği rejimin, nefret edilen sembolik başkandan kurtularak kendini bir devrimden koruma manevrasıdır. Rejimin tekelleştirdiği servet, onu üreten işçi sınıfına aktarılmayacak ve iktidar, hala, işçilere şiddetle düşman olan kökleşmiş bir generaller ve üst düzey bürokratlar kliğinin elinde kalmayı sürdürecektir.

İleriye giden yol, işçi sınıfının, Cezayir’in kana bulanmış kapitalist diktatörlüğüne ve hazırlandığı baskıya karşı devrimci bir mücadeleyi koordine etmek üzere, devletten ve onun sendikalarından bağımsız taban örgütlenmelerini inşa etmesinden geçmektedir.

Şubat ayından beri protestolara katılan milyonlarca işçinin ve gencin birçoğu, rejimin iktidarı bırakmama yönündeki bu açık girişimini reddedecektir. Buteflika’nın görevden ayrılışı, ordu üst kademesi ile devlet başkanlığı arasındaki şiddetli anlaşmazlıklar üzerinden hazırlanmıştır. General Ahmed Kayid Salih, geçtiğimiz hafta, Buteflika’nın elverişsiz olduğu gerekçesiyle görevden alınması için anayasanın 102. maddesinin uygulanmasını isteyerek, anayasaya aykırı bir müdahalede bulunmuştu.

Pazar günü, rejimin anlaşmazlık içinde olan çeşitli hizipleri arasında tehlikeli bir şekilde denge kuran yeni hükümet açıklandı. Başbakan Nureddin Bedui, eski içişleri bakanıydı ve söylendiğine göre Buteflika ailesine yakın biri. General Kayid Salih teknik olarak hala hükümetteki ikinci kişi olmasına rağmen, ordunun konumunu güçlendirecek şekilde, savunma bakanlığı ve ordu komutanlığı Kayid Salih’in elinde kalacak.

Bu arada, bu aynı asalak hizipler, ülkenin servetini kimin kontrol edeceğini ve Buteflika’nın başkanlığının iflasının sorumluluğunu egemen seçkinlerden kime yıkacaklarını belirleme konusunda şiddetli bir çatışmaya girmiş durumdalar.

Pazar günü sabaha karşı 3’te, Cezayir gümrüğü, CEO Forum adlı iş dünyası federasyonunun başkanı ve Buteflika’nın yakını olan Ali Haddad’ı, Tunus sınırındaki Oum Teboul’da gözaltına aldı. 1 Nisan’da, El Kala mahkemesi, onun tutuklanmak üzere başkente gönderilmesine karar verdi. İddiaya göre, Haddad, gümrüğe sahte belgeler göstermiş ve Cezayir yasaları seyahat edenlerin 1.000 avro üstündeki bir nakit parayı bildirmelerini gerektirdiği halde, üzerindeki 5.000 avroyu bildirmeden sınırı geçmeye çalışmıştı.

Pazartesi, Cezayir başsavcılığı, Buteflika zümresine yakın bir düzine başka milyardere yönelik suçlamaları duyurdu. Onlar arasında, Haddad’ın iki erkek kardeşi, Kuninef kardeşler ve Maihieddine Takhout ile birkaç akrabası var. Başsavcılık, “Yolsuzluk ve yurtdışına yasadışı sermaye aktarımı suçlamaları hakkında ön soruşturmalar yapılıyor,” açıklamasını yaptı ve soruşturmayı yürütebilmek için, “bazı kişilere yurtdışına çıkış yasağı” koyduğunu ekledi.

Cezayir devleti, ayrıca, iş dünyasından kişilerin Cezayir topraklarından kaçmasını önlemek üzere, 30 Nisan’a kadar tüm özel jet uçuşlarını yasakladı. Pazar akşamı yayınlanan resmi bir açıklama, “Cezayirlilere ait olan ve Cezayir’de ya da yurtdışında kayıtlı bulunan tüm özel uçakların havalanmaları ya da Cezayir hava sahasına inmeleri yasaklanmıştır,” diye belirtiyordu.

Bu arada, General Kayid Salih, Fransız emperyalizmi ile gizli işbirliği içinde olmakla suçladığı Cezayir istihbaratını kınıyor. Echourouk News’e göre, Salih, Cumartesi günkü genelkurmay toplantısında, “ordunun güvenilirliğini baltalamayı ve halkın meşru taleplerini savuşturmayı” amaçlayan “kötü niyetli” güçlerin olduğunu ilan etti.

General, devlet başkanının kardeşi Said Buteflika, İstihbarat ve Güvenlik Başkanlığı’nın (DRS) eski başkanı General Muhammed Mediene (“Toufik”), DRS’nin mevcut başkanı General Atmane Tartag ve Fransız yetkililer arasında bir toplantı yapıldığını iddia etti. Kayid Salih’e göre, bu toplantı, Cezayir’de “belirli bir anarşi yaratma”, “Anayasa’nın 102. maddesinin reddedilmesini” organize etme ve “bölgeciliği kışkırtma” kararına yol açmıştı.

Kuşkusuz, ordu, bu tür iddiaları, yasa ve düzen önlemlerinin arttırılmasını meşrulaştırmak ve Cezayir içinde baskıyı kolaylaştıracak bir korku atmosferini kışkırtmak için kullanmayı umuyor.

Mediene, Tout sur l’Algérie’da, Kayid Salih’e bir yanıt yayınladı ve suçlamalarını “saçma bir manipülasyon” olarak niteledi. Mediene, şunları ekliyordu: “Ulusal güvenlikle ilgili konuları tartışmak üzere yabancı ajanlarla görüşmekle suçlanmam, itibarıma zarar verme yönünde kasıtlı bir girişimdir. ... Hiçbir zaman, ulusal egemenliği savunma ilkesinden herhangi bir şekilde sapmadım. Bu, benim davranışımla ve eylemlerimle her zaman saygı gösterdiğim, dokunulmaz bir kuraldır.”

Entrikacı çekişmeleri, belirsizlikleriyle kötü bir üne sahip olan Cezayirli üst düzey yöneticilerin yaptığı suçlamaların herhangi birini doğrulamak ya da reddetmek mümkün değil. Bununla birlikte, bazı şeyler kesin olarak söylenebilir.

Cezayir kapitalist rejimi, birbirlerini itham eden önderlerin yaptıklarından kolektif olarak suçludur. Cezayir rejimi, Washington, Paris ve diğer NATO güçleri ile sıkı işbirliği içinde çalışırken, doğalgazdan gelen yüz milyarlarca dolarlık geliri kötüye kullanmış, tepedeki yöneticilerin ailelerinin ve yakınlarının ceplerini doldurmuştur. Paris, bu rejimin Cezayir hava sahasını Fransız savaş uçaklarına açmasıyla, 2013’ten itibaren Mali’yi istila edip bombalayabilmiştir.

İşçilerin emperyalist egemenliği yıkmalarının ve ürettikleri serveti geri almalarının tek yolu, Fransa’daki ve dünya çapındaki işçilerle birlikte yürütülen devrimci bir mücadele içinde, diktatörlüğü alaşağı edip iktidarı almalarından geçmektedir. Bu ise, devrimci bir öncünün; devrimci önderlik sunan ve Cezayir kapitalizmine desteklerini rejime yönelik taktiksel eleştirilerin arkasına gizleyen siyasi partilere karşı çıkan Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) Cezayir şubesinin inşasını gerektirmektedir.

Fransa’nın gözden düşmüş büyük şirket partisi Sosyalist Parti ile bağlantılı Sosyalist Güçler Cephesi (FFS), rejimin “neredeyse tüm Cezayir halkının meşru ve acil taleplerin görmezden gelme” ve “düşünmeden dosdoğru bir duvara doğru gitmeyi” sürdürme kararından şikayet ediyor ve şunları ekliyordu: “FFS, halkın özgürlük, demokrasi ve kendi kaderini tayin etme taleplerinde tam memnuniyet sağlanana kadar seferber kalma sözünü yinelemektedir.”

İşçi Partisi (PT), Bedui’nin atanmasını, “ezici çoğunluğun köhne ve miadını doldurmuş bir sistemi defetme iradesini bir yolunu bulup atlamaya” çalışan “nafile bir yeniden makyajlama operasyonu” olarak niteledi. Onlarca yıldır rejimle yakın çalışma içinde olan PT, yeni hükümetin, “devrimci sürecin hedeflerinin gaspı olarak, nüfusun ezici çoğunluğu tarafından reddedilmekle” karşı karşıya olacağı uyarısında bulundu. PT, bunun yerine, mevcut kapitalist devlet için yeni bir anayasa hazırlayacak “egemen ve ulusal bir Kurucu Meclis” öneriyordu.

Cezayir anayasasının yeniden yazılması ve devlet makamlarının rejimin mevcut yöneticileri arasında yeniden dağıtılması, işçi ve gençlik kitlelerini mücadeleye yönlendiren sorunların hiçbirini çözmeyecektir. İleriye giden tek yol, işçi sınıfının, siyasi iktidar uğruna devrimci bir mücadele içinde, bağımsız seferberliğinden geçmektedir.