Venezuela’da Guaidó başarısız bir askeri darbeye girişti

Bill Van Auken
4 Mayıs 2019

Venezuela’da Salı sabahı başlatılan bir darbe girişimi, gece saatlerinde sefil bir şekilde başarısız olmuş gibi görünüyordu. Girişim, ABD hükümetinin darbeyi destekleme ve düzenleme konusundaki küstah caniliği ile ayırt edildi.

Darbe girişimi, ABD’nin desteklediği sağcı kukla Juan Guaidó’nun, Caracas’taki La Carlota hava üssünün dışında, askeri üniformalı birkaç düzine adamın desteğiyle, orduyu Devlet Başkanı Nicolás Maduro hükümetine karşı ayaklanmaya çağıran bir videoyu yayınlamasıyla başlatıldı. Girişim, şiddetli sokak çatışmalarına ve Maduro’nun destekleyicileri ile karşıtlarının rakip gösterilerine neden olmakla birlikte, dikkate değer bir askeri isyana yol açmadı.

Guaidó’nun 23 Ocak’ta kendisini ülkenin “geçici devlet başkanı” ilan etmesinden (Washington tarafından doğrudan koordine edilip hızla desteklenen bir adım) üç ay sonra gelen Salı günkü darbe girişimi, ABD’nin rejim değişikliği operasyonu için siyasi üs işlevi gören sağcı muhalefete yönelik zayıf halk desteğinin ortasında meydana geldi.

Salı geç saatlerde, hiçbir askeri üs muhalefet tarafından ele geçirilmiş değildi ve Venezuela silahlı kuvvetleri içindeki hiçbir önemli kişilik Guaidó’ya desteğine ilan etmedi. “Geçici devlet başkanı” videosunun arka fonu olarak La Carlota hava üssünü seçmiş olsa da, oradan herhangi bir askeri personelin bu provokasyonu desteklediğine ilişkin bir belirti söz konusu değildi. Bu üssün seçilmesi, daha çok, onun, sağcı muhalefetin geleneksel üssü olan en zengin doğu Caracas semtlerine yakınlığı eliyle belirlenmişti.

Guaidó’nun “Özgürlük Harekatı” (“Operation Liberty”) diye adlandırdığı kalkışmadaki en önemli gelişme, Guaidó’nun üyesi olduğu aşırı sağcı siyasi parti Halk İradesi’nin (Voluntad Popular) önderi Leopoldo López’in onun yanında olmasıydı.

Venezuela’nın en aristokratik ailelerinden birinden gelen López, 2014 yılında Maduro hükümetini devirme amacıyla “La Salida” ya da çıkış olarak bilinen şiddetli bir kampanya örgütlemekten suçlu bulunmasının ardından, 2017’den beri ev hapsindeydi. López, 2002’de, dönemin Devlet Başkanı Hugo Chávez’e karşı CIA’in desteğiyle girişilen başarısız darbe girişiminin önderlerinden biriydi.

Maduro’nun devrilmesi, hükümeti, Ocak ayında kendini “geçici devlet başkanı” ilan etmesinden önce Venezuela’da neredeyse tanınmayan Guaidó’ya aktaracak gibi görünse de, gerçekte, iktidarın dizginlerini, baş gerici ve uzun süredir bir CIA varlığı olan López’in ellerine geçirecekti.

Gelgelelim, López ve ailesi, Salı günü öğleden sonra, Caracas’taki Şili büyükelçiliğinde sığınma başvurusu yaptı. Benzer şekilde, Guaidó’nun darbe girişimine katılmış olan 25 kadar Venezuelalı askeri görevli, Brezilya büyükelçiliğinden sığınma talep etti.

Düzinelerce başka asker de, medyaya, La Carlota hava üssünün dışında düzenlenen provokasyona katılmak için kandırıldıklarını söylediler. Açıklamalarına göre, sabaha karşı saat 3’te uyandırılmışlar; tüfeklerini almaları ve madalya alacakları önemli bir etkinliğe katılmaları söylenmiş.

Guaidó’nun provokasyonu, Salı sabahı, ABD hükümetinin üst kademelerinden darbeye destek sinyali veren bir Twitter mesajları yağmurunu tetikledi.

Başkan Trump, “Venezuela’daki durumu çok yakından izliyorum. ABD, Venezuela Halkının ve Özgürlüklerinin yanındadır!” diye yazdı.

Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, ABD’nin protestoları “tamamen desteklediğini” yazdı. Başkan Yardımcısı Mike Pence ise, “Bugün #operacionlibertad ile sokaklara çıkan Venezuela’nın özgürlüğü seven insanları: Estamos con ustedes! Sizinleyiz! Amerika, özgürlük & demokrasi yeniden kurulana kadar sizi yalnız bırakmayacak,” diyordu.

Latin Amerika’nın, aralarında Brezilya’daki Jair Bolsonaro’nun, Kolombiya’daki Iván Duque’nin ve Arjantin’deki Mauricio Macri’nin bulunduğu sağcı hükümetleri de, darbe girişimini coşkuyla destekleyen açıklamalar yaptılar.

Bununla birlikte, Salı öğlen saatlerinde, Brezilya’nın kurumsal güvenlik bakanı, emekli general Augusto Heleno, günün olaylarına ilişkin açık sözlü bir değerlendirme yayınladı ve “silahlı kuvvetlerden belirli bir destek” olmakla birlikte, “bu, yüksek bir seviyeye ulaşmadı,” diye belirtti. Heleno, Brezilya’nın, Venezuela krizinde “kısa vadede” herhangi bir çözüm görmediğini ekliyordu.

Washington’ın başarısız darbe girişimi yönlendirdiğinin açık bir işareti, bir gün önce Washington’da Pompeo ile Brezilya’nın faşizan Devlet Başkanı Bolsonaro hükümetinin dışişleri bakanı Ernesto Araújo arasında yapılan görüşmeydi. Bolsonaro hükümeti, ABD’nin Venezuela’daki rejim değişikliği operasyonunun en güçlü Latin Amerikalı müttefiki. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, ikili, “Venezuela’da insan haklarını ve demokrasiyi savunma” konusunu ele almıştı. Salı erken saatlerde, Araújo, “Devlet Başkanı Juan Guaidó’nun anayasaya uygunluğunu tanıyan bir ordu hareketi olması olumlu,” diye belirten bir açıklama yapıyordu.

Washington’ın Venezuela’daki bocalayan darbe girişimine tepkisini, Salı öğleden sonra, Beyaz Saray dışında düzenlenen bir basın toplantısında, Trump’ın sağcı ulusal güvenlik danışmanı John Bolton verdi. Bolton, durumu, “çok hassas” olarak tanımladı ve tersini gösteren tüm kanıtlara rağmen, Caracas’ta olanların “açıkça bir darbe olmadığını” ısrarla vurguladı.

Bolton, tuhaf bir şekilde, “iktidarın” ABD kuklası Guaidó’ya “barışçıl bir şekilde aktarılmasını başarma sözü vermiş” olduğunu iddia ettiği üst düzey üç Venezuelalı yetkilinin adını üç kez dile getirdi ve onların, “bu öğlen ya da bu akşam, diğer askeri kuvvetleri geçici devlet başkanın safına geçirmek için harekete geçmeleri” gerektiğini vurguladı.

İsmi anılanlardan biri, Venezuela’nın savunma bakanı Vladimir Padrino’ydu. Ne var ki, Padrino, gün içinde, subaylar topluluğu önünde, Guaidó’nun girişimini “korkakça bir terör eylemi ve çok küçük ölçekli bir darbe girişimi” olarak kınayan bir açıklama yaptı. Padrino, “bu çağrıya karşılık veren birliklerin yüzde 80’i kandırılmıştır,” dedi ve ekledi: “Herhangi bir şekilde kan dökülmesinden, faşist, yurtsever karşıtı önderliği sorumlu tutuyoruz.”

Bolton’ın sözünü ettiği ikinci yetkili, Venezuela Yüksek Mahkemesi’nin (TSJ) başındaki Maikel Moreno’ydu. TSJ, gün içinde bir açıklama yayınladı ve “ulusal sağcı unsurlar ile birlikte hareket eden bir grup dönek askerin Venezuela Anayasası’na ve yasalarına karşı darbe girişimini” kınadı.

Adı geçen üçüncü yetkili, hala etrafı darbe girişimine karşı çıkan binlerce gösterici tarafından sarılan Miraflores başkanlık sarayında olan devlet başkanlığı muhafız alayı komutanı Iván Rafael Hernández Dala idi.

Bolton, Twitter’da, bu üç adamın ABD yaptırımlarından kurtulmak ya da “gemiyle birlikte batmak” konusunda “son şansı” olduğunu söylediği bir mesaj yayınladı. Bolton, bu üç yetkilinin “sözlerini” tutmalarının, Küba ve Rusya tarafından engellenmiş olduğunu ileri sürdü.

Bolton, yaptığı açıklamada, “Kübalıların, muhtemelen Rusların yardımıyla, bugüne kadar Maduro’ya arka çıkmada çok önemli bir rol oynadıklarına inanıyoruz,” diyordu.

Benzer şekilde, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, ABD şirket medyası tarafından gerçek gibi tekrarlanan bir iddia ortaya attı ve Maduro’nun, Salı günü, Havana’ya kaçmak üzere olduğunu ama gitmekten Ruslar tarafından vazgeçirildiğini ileri sürdü.

Bolton, Trump yönetiminin aralıksız tehdidini yineledi: “Tekrar söyleyeyim, başkanın en başından söylediği gibi ve Nicolás Maduro ile onu destekleyenlerin, özellikle de Venezuelalı olmayanların bilmesi gereken şu ki, bütün seçenekler masada.”

Bu arada, Trump, ABD’nin Küba’ya yönelik tehditlerini arttırdı ve adaya “tam ambargo” uygulama tehdidinde bulundu.

Washington’ın rejim değişikliği operasyonu, yalnızca Venezuela’nın petrol rezervlerinin (dünyadaki en büyük rezervler) ABD merkezli enerji holdingleri tarafından dizginsizce sömürülmesi hedefiyle sınırlı değildir. Bu, aynı zamanda, ABD’nin tüm Latin Amerika üzerinde egemenliğini yeniden ileri sürmesini ve hem kıtanın en büyük yatırım kaynağı olan Çin’in, hem de Rusya’nın büyüyen meydan okumasına karşı koymayı amaçlamaktadır.

“Tüm seçenekler masada” tehditleri, gittikçe artarak, hem Caracas’taki Maduro hükümetini, hem de ABD emperyalizminin nükleer silahlı rakiplerini hedef almaktadır.

ABD’nin Venezuela’daki planlarına gelince; bir tırmanma belirtisi, eskiden Blackwater olarak bilinen paralı asker şirketinin başındaki milyarder ve Trump’ın Eğitim Bakanı Betsy DeVos’un kardeşi olan Erik Prince’in, Latin Amerikalı eski askerler arasından toplanmış 5.000 paralı askeri Guaidó’nun darbe girişimini desteklemek için Venezuela’ya gönderme planını ortaya attığına ilişkin bir haberle geldi.

Salı günkü ilk darbe girişimi başarısız olmuş görünse de, Venezuela işçi sınıfının karşı karşıya olduğu tehlikeler hala ciddidir. İşçi sınıfı, Venezuela’nın mali ve şirket seçkinlerinin bir hizbini temsil eden, başlıca desteği Venezuela ordusu içinde olan ve mali spekülasyon ve hükümet ihaleleri ile zenginleşmiş, yozlaşmış bir yöneticiler ve kapitalistler tabakasının oluşturduğu boliburguesía’nin desteğine sahip olan Maduro hükümetine güvenemez.

Bu tabakalar, ABD emperyalizminin Caracas’a uyguladığı çok büyük basınca karşı hiç de bağışık değildir.

Washington tarafından teşvik edilen sözde “demokratik geçiş”in başarılı olması durumunda, bu, işçi sınıfına karşı petrol tekellerinin ve uluslararası mali sermayenin çıkarları doğrultusunda amansız ve kanlı bir baskı harekatı gerçekleştirecek olan, ABD kuklası aşırı sağcı bir rejimin dayatılmasıyla sonuçlanacaktır.

ABD’deki işçi sınıfı, ABD’nin müdahalesine karşı çıkmalı ve Trump, Pence, Pompeo ve Bolton gibilerinin “demokratik” savlarını hak ettikleri aşağılamayla reddetmelidir. Maduro ve onun temsil ettiği yozlaşmış kapitalist unsurlar ile hesaplaşmak, ABD’nin ordu-istihbarat aygıtının ve sağcı kuklalarının değil, Venezuela işçi sınıfının görevidir.