Suni solunum cihazı sıkıntısı dünya genelinde felaket getiriyor

Steve James
25 Mart 2020

Koronavirüsün hızla yayılması, tüm dünyada sağlık hizmetlerini çökertme tehlikesi oluşturuyor ve mali oligarşinin sosyal hizmetlerin içini boşaltmış olduğunu gözler önüne seriyor.

Bu krizin önemli bir bileşeni, uzun zamandır öngörülen ve kaçınılmaz bir salgınla başa çıkmaya yeterli miktarda suni solunum cihazı (solunum destek cihazı veya ventilatör) olmamasının felaket getiren ve suç oluşturan sonucudur.

Suni solunum cihazları, normalde fiyatı 50.000 dolara kadar olan görece karmaşık cihazlardır. Cihazın normal koşullarda yıllık küresel üretiminin 40-50 bin arasında olduğu tahmin ediliyor. Az sayıda ülkede kurulu bir avuç şirket bu karmaşık cihazları üretiyor. Cihazın faaliyetini kontrol edip göstermeye ve hastanın nefes alıp verişini raporlamaya olanak sağlamak için basın jenaratörleri, akış regülatörleri, filtreler, alarmlar, çok sayıda sensör ve yazılım gerekiyor. Cihazın üretimi genellikle lisanslı, ayrıca denetim ve düzenlemeye tabi.

Cihazları kurup çalıştırmak için uzman klinik mühendisleri ve vasıflı sağlık çalışanları gerekiyor. Dikkatli ayarlama ve ustalık gerektiren gözetim olmadan hastanın hayatta kalma şansı çok azdır.

 

Ancak her ülkenin aniden binlerce cihaz almaya çalıştığı bu kriz koşullarında, tedarikçiler ve küresel tedarik zincirleri kapasitelerinin çok ötesine geçiyorlar.

Örneğin, Britanya’daki hastanelerde yoğun bakım yataklarına bağlı durumda sadece 5.000 suni solunum cihazı var. Fakat Britanya Sağlık Bakanı Matt Hancock, önümüzdeki dönemde mevcut arz seviyesinden büyük olasılıkla “kat kat daha fazlasına” ihtiyaç duyulacağını itiraf etti. Almanya’daki hastanelerde 25.000 dolayında cihaz var ve 10.000 tane daha sipariş edilmiş. ABD’de 62.000 cihaz var ve ek olarak depolarda artık kullanılmayan 99.000 cihaz bulunuyor. Fransa kapasitesini tespit etmek için hâlâ ülke genelinde bilgi topluyor.

Talebin zirve noktasını öngörmek mümkün olmasa da, mevcut üretim kapasitesinin kat kat üstünde olacağı kesin. Yılda ortalama 15.000 cihaz üreten, dünyadaki başlıca üreticilerden biri olan İsviçre merkezli Hamilton Medical, üretimini yüzde 40 kadar arttırdı. Şirketin CEO’su Anthony Wieland, Reuters’a verdiği demeçte, “mevcut suni solunum cihazları ile ihtiyaç duyulan sayı arasında devasa bir fark” olduğu uyarısında bulundu.

Suni solunum cihazı parça tedarikçisi Intersurgical’in Genel Müdürü Charles Bellm, şirketi tarafından satılan bir solunum ürününün 2020 yılının başından beri aldığı sipariş sayısının önceki 15 yıldakinden fazla olduğunu açıkladı.

19,5 milyon nüfuslu New York eyaletinde 2015’te yapılan bir araştırma, 1918 grip pandemisine [İspanyol gribi salgını] benzer bir salgın olması durumunda sadece bu eyalette 18.600 suni solunum cihazına ihtiyaç duyulacağı sonucuna varmıştı. Eyalette toplam 9.000 kadar cihaz bulunsa da bunların çoğu zaten kullanımdadır. Bu yüzden, hastalığın doruk noktasında, ABD’deki tek bir eyalette yaklaşık 15.600 cihaz açığı söz konusu olacak.

Çoğu ülkede cihaz kapasitesi korkunç seviyede yetersiz, büyük olasılıkla öyle de kalacak ve sağlık çalışanları, halihazırda İtalya’da olduğu gibi hangi hastanın yaşayıp hangisinin öleceğini seçmek zorunda kalacaklar. Yalnızca suni solunum cihazıyla büyük olasılıkla hayatta kalacağı düşünülen hastalar tedavi edilecek.

Artan krize yönelik ortak tepkinin her ülkenin kendi ulusal çıkarını öne sürmesi biçiminde olması durumu daha da kötüleştiriyor.

Halen 1.300’den fazla insanın yoğun bakımda olduğu İtalya’da hükümet, Bologna’da bulunan ve ülkedeki tek üretici olan Siare Engineering firmasından ayda 500 cihaz sipariş etti. Şirket, yıllık üretiminin iki katı olan 2.000 cihazı Temmuz ayına kadar teslim edebileceğini öngörüyor ama tüm uluslararası siparişleri iptal etmiş durumda. Alman üretici Drägerwerk AG ise Alman hükümetinden aldığı siparişin yıllık tüm üretimini kapsayacağını açıkladı.

Financial Times, tek bir ülkenin dahi suni solunum cihazı ihracatını yasaklaması durumunda fiyatların hızla yükseleceğini ve küresel arzın çökeceğini belirtti. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, buna rağmen, geçtiğimiz Pazar günü, yaşamsal tıbbi malzemenin Avrupa Birliği’nden (AB) dışarı çıkarılmasını önlemek için bir ihracat izni planını açıkladı.

Bu hamle, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Britanya Başbakanı Boris Johson’ın ve başka liderlerin sanayi kesimlerini “yurtseverce” suni solunum cihazı üretimi faaliyetine katma yönündeki tiksindirici şovenist adımlarına karşılık olarak geldi.

Britanya’da sonuç, korkunç bir rezalet oldu. Muhafazakar hükümet, araç üreticileri JCB, Land Rover, Honda ile Ford’u ve küçük alet üreticisi Dyson’ı temsil eden 60 dolayında yöneticinin katılımıyla bir konferans bağlantısı düzenledi.

Konferans sırasında Johnson, projeden şakayla “Son Nefes Operasyonu” diye söz ederek kendisinin berbat davranış standartlarını bile gölgede bıraktı. Johnson’ın bu sözleri, hükümetinin emekçilerin yaşamlarına yönelik acımasız kayıtsızlığını eksiksiz yansıtıyordu.

“Hızla üretilen bir ventilasyon sistemi” için iki sayfalık bir şartname dağıtıldı. Brexit’ten ilham alan bir koşul olarak, cihazlar “Britanya tedarik zincirinde kolayca bulunabilen malzemelerden ve parçalardan yapılmış olmalıdır,” deniyordu.

Belgede, suni solunum cihazı tasarımı konusunda yardımcı olması için bir YouTube videosu bağlantısı vardı! Hükümet ayrıca, müstakbel suni solunum cihazı üreticileri için bir form hazırlamış ve onları tıbbi konulardaki deneyimlerini listelemeye teşvik etmişti.

Bir araya getirilmiş sanayi liderleri arasında bile açıkça bir inanmazlık durumu hakimdi. Bir yönetici, şirketinin “sertifikalı tasarıma” ihtiyaç duyacağı uyarısında bulundu ve “öylece uyduramayız” dedi. Araç sanayisinin bir diğer lideri daha da açık sözlüydü: “Biz araba üreticilerinin suni solunum cihazını nasıl üreteceğimizi bildiğimizi ve bir araba fabrikasının montaj hattının anlaşılması güç bir şekilde buna uygun olduğunu düşünmelerini sağlayan nedir?”

The Manufacturer dergisinin web sitesi, Warwick Üniversitesi’ne bağlı WMG Otomasyon Sistemleri’nde çalışan Profesör Robert Harrison’ın şu sözlerini aktardı: “JCB, Rolls Royce ya da başkaları potansiyel olarak suni solunum cihazı üretebilirler. Konuyla ilgili becerileri ve kapasiteleri var ancak tasarım ve imalatla ilgili tüm bilgiler onlara sağlansa bile, böyle bir şeyi üretmek için parçaların ve araçların alınması belki de aylar sürecek önemli bir görev olacaktır.”

Oxfordshire’de bulunan suni solunum cihazı üreticisi Penlon’dan Craig Thompson, BBC’ye şunları söyledi: “Bir mühendislik firmasının kurallara bağlı kalarak süratle tıbbi cihazlar üretebileceği fikri, uyulması gereken standartların ve düzenlemelerin külfeti nedeniyle gerçekçi değildir.”

Perşembe günü itibarıyla GKN, Airbus ve Thales’i içeren bir havacılık konsorsiyumu olan Meggit ile araç üreticileri Nissan ve McLaren’in teklifi kabul ettiği ve temel tasarım üzerinde çalışmaya başlamak istedikleri bildirildi. Beş bin basit cihazın ay sonuna kadar hazır olması planlanıyor. Bunlar, çalışsalar bile gerekli miktarın çok altında kalacak.

ABD’de Başkan Donald Trump, geçtiğimiz hafta, üreticileri suni solunum cihazı imal etmeye zorlamanın bahanesi olarak Savunma Üretimi Yasası’na başvurdu. Önde gelen ABD şirketleri bu saçmalığa destek verdiler. Ancak Beyaz Saray’da yapılan toplantıdan sonra General Motors sözcüsü Jeannine Ginivan açıkça kararsızdı. Ginivan, şirketinin, “suni solunum cihazları gibi tıbbi donanım üretimini potansiyel olarak nasıl destekleyebileceği üzerine halen çalışıyor” olduğunu söyledi.

Trump’ın Ulusal Ekonomi Konseyi’nin başında bulunan Larry Kudlow, ücretsiz çalışma teklifinde bulunmak için durumu bir fırsat olarak değerlendirdi. Kudlow, Fox News’e, otomotiv işçilerinin tıbbi donanım üretmek için “yurttaşlıkla ilgili ve yurtsever nedenlerle gönüllü çalışma temelinde” seferber edilebileceğini söyledi.

Uygun donanım üretilmesi durumunda bile, makineleri kurup güvenli bir şekilde çalıştıracak kadro sıkıntısı da aynı şekilde yakıcı seviyede. Britanya Yoğun Bakım Hemşireleri Birliği Başkanı Nicki Credland, Nursing Times’a yaptığı açıklamada, yeni cihazlar yapılsa bile bu cihazlarda hastaların bakımını üstlenecek yeterli sayıda vasıflı yoğun bakım çalışanı olmadığını söyledi. Şu anki düzenlemede, duruma bağlı olarak bir hastaya bir hemşire veya iki hastaya bir hemşire düşüyor.

Britanya Tabipler Birliği Başkanı Dr. Rinesh Parmar, Ulusal Sağlık Hizmeti’ne sistematik olarak yetersiz kaynak ayrılmasının ve çalışanların toplu olarak ayrılmasının “sonunda ülkeyi yoğun bakım hemşireleri ve doktorları bakımından ciddi bir eksiklikle karşı karşıya bıraktığı” uyarısında bulundu. Her ülkede aynı sorunlar ortaya çıkıyor.