Biden Rusya ile “dünya savaşı” çıkarma tehdidinde bulunuyor

Washington ve NATO müttefikleri Rusya’yı askeri olarak kuşatmaya çalışırken, ABD’li yetkililer dün bir ABD-Rusya savaşının eli kulağında olduğunu ilan ettiler.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Romanya’nın doğusundaki Karadeniz liman kenti Köstence yakınlarında bulunan Mihail Kogalniceanu Hava Üssü’nü ziyareti sırasında sıraya geçen ABD askerleri, 11 Şubat 2022 Cuma [Kaynak: AP Photo/Andreea Alexandru]

Dün Washington, 82. Hava İndirme Tümeni’nden Ukrayna sınırında bulunan Polonya’daki üslere 3.000 askerin konuşlandırıldığını duyurdu. Britanya ve Almanya da Estonya ve Litvanya’daki NATO muharebe gruplarını güçlendirmek için yüzlerce asker gönderecek. Geçtiğimiz haftalarda NATO ülkeleri Javelin tanksavar füzelerini, Stinger uçaksavar füzelerini ve Türk TB2 Bayraktar insansız hava araçlarını Kiev’deki Ukrayna rejimine teslim etmişti.

NATO’nun Ukrayna’yı Rusya’dan korumaya çalıştığı hikâyesi, yalanlardan ibarettir. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya’nın askeri durumunun Ukrayna’yı topyekûn istila etme planlarıyla uyumlu olmadığını açıkça ilan etti. Dahası, gazeteciler ABD’nin Rusya’nın bir saldırı hazırlığı yaptığı yönündeki iddialarına itiraz ettiğinde, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, açıklanmayan “istihbarat bilgisi”nin iddialarını doğruladığını savunmaktan başka bir şey yapamadı.

Washington’ın “kitle imha silahları” olduğu yalanlarına dayanarak Irak’ı istila etmesinden yaklaşık yirmi yıl sonra ABD emperyalizmi ve NATO müttefikleri, nükleer silahlı bir güç olan Rusya’yla, savaştan dolayı Rusya’yı suçlayabilecekleri koşullar altında bir savaş çıkarma stratejisi tertipliyorlar. Donbass bölgesinde artan Ukrayna askeri hareketliliğine ilişkin haberler, savaş çıkarmak için orada NATO destekli bir askeri provokasyonun düzenlenebileceğini gösteriyor.

Dün ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Rusya’nın “büyük bir askeri harekât başlatabilecek konumda” olduğunu söyledi ve daha fazla ayrıntı vermeyi reddetti: “İstihbarat bilgilerimizin ayrıntıları hakkında yorum yapmayacağım. Ancak açık olmak istiyorum: bunun Olimpiyatlardan sonra olacağına dair birçok spekülasyona rağmen, Olimpiyatlar sırasında da başlayabilir.” Sullivan, buna dayanarak, Ukrayna’daki ABD yurttaşlarını “mümkün olan en kısa sürede” ülkeyi terk etmeye çağırdı.

Sullivan, anlamlı bir şekilde, NATO ittifakının Rusya ile bir çatışma için çok ayrıntılı bir planlamayı sonuçlandırdığını da sözlerine ekledi. “Geniş stratejiden teknik ayrıntılara kadar dikkate değer bir birlik ve ortak amaç düzeyine ulaştık. Rusya ilerlerse, istila onun uzun vadeli gücünü ve etkisini artırmayacak, aksine azaltacak. Daha kararlı bir transatlantik topluluğuyla karşı karşıya kalacak.”

Ondan önce Biden, ABD yurttaşlarını Ukrayna’dan ayrılmaya çağırarak “işler hızla çılgın bir hal alabilir” demiş ve bir ABD-Rusya çatışmasının “dünya savaşı” olacağını söylemişti.

Bu strateji Avrupalı güçlerle birlikte koordine edilmektedir. Dün Biden’ın acil durum çağrısı AB ve NATO yetkililerinin yanı sıra şu başbakanlara ve cumhurbaşkanlarına gitti: Boris Johnson (Birleşik Krallık), Justin Trudeau (Kanada), Mario Draghi (İtalya), Emmanuel Macron (Fransa), Andrzej Duda (Polonya), Klaus Iohannis (Romanya), Olaf Scholz (Almanya). Beyaz Saray’dan duyurulan bir habere göre, bu yetkililer “askeri gerilimi tırmandırmayı seçerse Rusya’ya büyük sonuçlar ve ciddi ekonomik maliyetler getirme ve NATO’nun doğu kanadındaki savunma duruşunu güçlendirmeye devam etme” sözü verdiler.

Der Spiegel’in haberine göre, ABD’li yetkililer savaşın önümüzdeki hafta başlayabileceğini vurguladılar: “Hem CIA hem de ABD ordusu, Cuma günü Alman hükümetine ve diğer NATO ülkelerine, yeni bilgilere dayanarak saldırının önümüzdeki Çarşamba gibi erken bir tarihte gerçekleşebileceğinden korktuklarını bildirdi.”

Bu arada NATO birçok büyük askeri tatbikat düzenliyor. 20 Şubat’ta Akdeniz’de “Dynamic Manta 22” denizaltısavar tatbikatı başlayacak, ardından iki gün sonra Norveç’te “Dynamic Guard” tatbikatı düzenlenecek. Her ikisi de, 28 ülkeden 35.000 askerin katıldığı, 1980’lerden bu yana Norveç’teki en büyük “savaş oyunu” olan “Cold Response”a geçiş yapacak.

Dün NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Romanya’nın Mihail Kogalniceanu Hava Üssü’nde yaptığı konuşmada, Doğu Avrupa’yı güçlendirme sözü verdi ve yaklaşan Madrid zirvesi hakkında şunları söyledi: “Gelecek hafta NATO Savunma Bakanları bir araya gelecek ve yeni muharebe grupları da dahil olmak üzere İttifak’ın Doğu kısmındaki varlığımızı nasıl daha da güçlendirebileceğimizi tartışacaklar. Fransa’nın Romanya’da bir NATO muharebe grubuna önderlik etme teklifini memnuniyetle karşılıyorum.”

Savaş, Rus saldırganlığının değil, Stalinistlerin 1991’de Sovyetler Birliği’ni dağıtmasına emperyalist güçlerin verdiği saldırgan tepkinin ürünü olacaktır. Son 30 yılda Washington, Ortadoğu ve Orta Asya’ya egemen olarak küresel üstünlüğünü kabul ettirmeye çalıştı. NATO, özellikle Irak, Afganistan, Pakistan ve Suriye’de milyonlarca cana ve trilyonlarca dolara mal olan savaşlar yürüttü.

Rusya ve giderek artan bir şekilde Çin’in büyüyen ekonomik ağırlığı, bu stratejinin önündeki en büyük engeller haline geldi. 2013 yılında Kırım, Sivastopol’de bulunan Rus savaş gemileri, Suriye’yi bombalamakla tehdit eden NATO savaş gemileriyle karşı karşıya gelmiş, ardından NATO geri adım atmıştı. İran’ın yanı sıra Rusya da daha sonra savaşa müdahale etti ve şu anda Çin’in “Kuşak ve Yol” küresel endüstriyel altyapı projesine katılan Suriye’deki NATO destekli İslamcı milisleri yenilgiye uğrattı.

2014’te, Rusya’nın Suriye’ye doğrudan NATO müdahalesini önlemeye yardım etmesinden kısa bir süre sonra, NATO güçleri Kiev’de aşırı sağcı milislerin Rusya yanlısı Ukrayna devlet başkanını devirdiği ve NATO kuklası bir rejim kurduğu darbeyi destekledi. NATO’nun paralı askerleri tarafından desteklenen bu milisler, Ukrayna’nın Donbass ve Kırım gibi Rusça konuşulan bölgelerine saldırınca, bu bölgeler Ukrayna’dan koptu ve Kırım’ın yeniden Rusya’ya katılmasıyla sonuçlanan bir referandum düzenledi. O zamandan beri, aşırı sağcı Ukraynalı milisler, Kırım’daki Rus birlikleri ve Donbass’taki Rus destekli milisler ile karşı karşıya bulunuyor.

NATO’nun Rusya ile çatışması, geçtiğimiz yıl Afganistan’daki küçük düşürücü NATO yenilgisinin ardından yeniden tırmanıyor. İttifak şimdi Ukrayna’ya doğru yeniden mevzileniyor ve Karadeniz, Kafkaslar ve Hazar Denizi çevresinde geniş bir bölgeyi ele geçirmeyi amaçlıyor. Bu, onların Rusya’yı tecrit ve tehdit etmelerine, Rusya’nın Ortadoğu’ya askeri yardımını kesmelerine ve Çin’in batı sınırlarına kadar Orta Asya’ya müdahale etmelerine olanak sağlayacak. Bu plan Ukrayna’da uygulamaya konuluyor.

Ukrayna’nın Rusça konuşulan bölgeleri, NATO’nun savaş hazırlıklarının oldukça ilerlediğini bildiriyor. Donetsk Halk Cumhuriyeti (DHC) lideri Denis Pushilin, dün Biden’ın ABD yurttaşlarına Ukrayna’yı terk etme çağrısına atıfta bulunarak savaşın eli kulağında olduğu uyarısında bulundu: “ABD Başkanı, Ukrayna’daki ABD etkisi göz önüne alındığında, muhtemelen, bu tür açıklamalar yapmasına ve böyle bir pozisyon almasına olanak veren bilgilere sahiptir. … Ukrayna her an saldırabilir. Ukrayna’da bunun için her şey hazır: Kuvvet ve araç yığınağı, siyasi bir karar alınır alınmaz bunu her an yapmayı mümkün kılmaktadır.”

DHC Milis Kuvvetleri Başkan Yardımcısı Eduard Basurin, 9 Şubat’ta, Ukrayna tanklarının kendi tanklarından sadece 15 kilometre uzakta, Avdeyevka, Gorlovka ve Novgorodskoye yakınlarında mevzilendiğini söyledi. Dün Basurin, Ukrayna kuvvetlerinin de bir S-300 füze sistemi konuşlandırdığını belirtti.

Bu tür intikaller, Ukrayna çatışmasını geçici olarak donduran ve cephe hattını gözetlemek üzere Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nı (AGİT) görevlendiren 2015 Minsk anlaşmasını ihlal etmektedir. Ne var ki, Basurin, Kiev rejim güçlerinin AGİT gözlemcilerinin bu konuşlanmaları gözlemlemek için insansız hava araçları kullanmasını önlemek üzere elektronik sinyal karıştırma uyguladığını söyledi. Basurin, “AGİT gözlemcileri, Ukrayna’nın ihlallerini kaydetmenin imkânsız olmasından oldukça memnun görünüyor,” dedi.

DHC güçleri, geçtiğimiz ay, Kiev’deki kaynaklarına dayanarak, Ukrayna zırhlı saldırı tugayları toplanıp yerlerini alır almaz bir saldırının gelmesini bekledikleri konusunda uyarıda bulunmuştu.

Basurin 28 Ocak’ta şunları söylemişti: “İstihbaratımıza göre, Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı, Ukrayna Savunma Bakanlığı’ndaki ABD danışmanlarının rehberliğinde, Donbas’taki taarruz operasyonları planına son rötuşları yapıyor. Halk cumhuriyetlerine yönelik saldırı tarihi, saldırı grupları oluşturulduğunda ve operasyon planının Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi tarafından onaylanmasıyla belirlenecek.”

NATO’nun nükleer bir güç olan Rusya’yı savaşa girmeye kışkırtabileceği koşullar bunlardır. Böyle bir saldırının başlaması halinde, DHC kuvvetleri, Rusları öldürme çağrısı yapan ve Rusya sınırlarına yakın Rusça konuşulan Ukrayna şehirlerini bombalayan aşırı sağcı Ukraynalı milisler tarafından istila edilmekten kurtulmak için muhtemelen Rusya’nın askeri yardımına ihtiyaç duyacaktır. Eğer Moskova müdahale ederse, bu, Rusya’nın DHC’ye yardımını Ukrayna’nın “istilası” olarak kınayacak olan NATO savaş propagandasına gerekçe sağlayacaktır.

Her zamankinden daha çok belirleyici olan sorun, büyüyen nükleer dünya savaşı tehlikesine karşı işçi sınıfı içinde uluslararası bir hareketin inşa edilmesidir. Emperyalizmin topyekûn teslimiyet veya topyekûn savaş alternatiflerini önüne koyduğu Rus milliyetçi militarizmine dayanarak buna karşı çıkılamaz. İşçi sınıfı içinde militarizme karşı var olan geniş muhalefet, emperyalizme karşı sosyalizm uğruna bir mücadelede uluslararası ölçekte seferber edilmelidir.

Loading