Ücret zammı ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle 11 Şubat’tan bu yana fiili grevde olan Aliağa gemi söküm işçileri, dün kentin Demokrasi Meydanı’nda yüzlerce kişinin katıldığı kitlesel bir miting düzenledi.
İşçi temsilcileri tarafından örgütlenen mitinge işçilerin aileleri ve destekleyicileri katıldı. Sendikasız işçiler, grevin ardından her işletmeden temsilcilerini seçmiş ve bir taban komitesi oluşturmuş durumdalar.
Aliağa’daki fiili grev, ölümcül pandemi politikalarının ekonomik ve toplumsal sonuçlarına karşı uluslararası işçi sınıfı içinde gelişmekte olan bir hareketin parçasını oluşturuyor. Yılın başından beri Türkiye geneline yayılan bir grev dalgasına tanık olunuyor.
Bu yıl madenden metal ve otomotiv sektörüne, tekstilden sağlığa 70’ten fazla fiili grev düzenlendi. En son olarak aile hekimleri 17-18 Şubat’ta ücret ve sosyal hak talepleri için bir kez daha iş bıraktılar. Gaziantep’te ise sadece 18 Şubat’ta dört ayrı tekstil işyerinde fiili grevler patlak verdi.
Geçtiğimiz haftalarda Ağrı, Hakkâri, Muğla ve Bursa gibi şehirlerde artan elektrik fiyatlarına karşı kendiliğinden kitlesel protestolar düzenlenirken, dün İstanbul, Kadıköy’de hızla artan hayat pahalılığına karşı “Zamlar geri alınsın” sloganıyla kitlesel bir miting yapıldı.
COVID-19 pandemisi şiddetle devam eder ve hükümet pandemiye karşı geri kalan tüm önlemleri kaldırırken, işçiler katlanılmaz koşullarda çalışmaya zorlanıyorlar. Şirket ve finans seçkinleri görülmemiş oranlarda zenginleşmek için pandemiyi fırsata çevirirken, işçiler hastalık ve ölüm tehlikesi altında çalışmaya zorlanmakla kalmıyor, yaşam standartlarında büyük bir gerileme yaşıyorlar.
Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre Ocak ayında yıllık resmi enflasyon yüzde 48’e ulaşırken (2001 krizinden beri en yüksek oran), bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), gerçek oranın yüzde 114 olduğunu açıkladı. Milyonlarca işçinin aldığı asgari ücret yalnızca 4.250 TL iken, hükümet yanlısı Türk-İş konfederasyonu 2022 Ocak ayında dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının 13.843 lira olduğunu duyurdu.
Dev petrokimya tesislerinin yanı sıra gemi söküm işletmelerinin bulunduğu Aliağa’daki fiili grev işte bu ortamda patlak verdi.
Aliağa’daki fiili grev, aynı zamanda sendikaların kapitalizm yanlısı ve işçi sınıfı karşıtı karakterini hiç olmadığı kadar teşhir ediyor. Aliağa’daki dev petrokimya tesislerinde örgütlü olan Türk-İş’e bağlı Petrol-İş sendikası veya DİSK, harekete geçmeye çoktan hazır olan üyelerini seferber etmek şöyle dursun, üyelerinin gemi söküm işçileriyle yan yana mücadeleye girmesini engellemek için ellerinden geleni yapıyor.
Miting, şirketlerin aşırı kâr hırsından dolayı alınmayan iş güvenliği önlemleri nedeniyle çalışırken hayatını kaybeden işçiler için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Sadece geçtiğimiz yıl dört gemi söküm işçisi hayatını kaybetti.
Bir işçi temsilcisi, işçilerin ortak açıklamasını okudu. Açıklama, “insanca çalışma ve yaşam koşulları talep ediyoruz. Yıllardır tersane patronlarının bizlere reva gördüğü yaşamı, çalışma koşullarını kabul etmiyoruz,” diye başlıyordu.
Aliağa’daki gemi söküm tersanesinin dünyanın en büyük üçüncü, Avrupa’nın ise tek gemi söküm tersanesi olduğunu ifade eden açıklama şöyle devam ediyordu: “Yıllık 200 milyon dolarlık iş hacminden söz ediliyor. Tersane patronları kâr rekorları kırıyor… Her gün artan enflasyon karşısında biraz daha eziliyoruz. İnsanca yaşanabilecek bir ücret istiyoruz!”
İşçiler, ağır şartlarda çalıştıklarını, buna rağmen sektörün ağır sanayi sayılmadığını belirttiler. Resmi denetimler sadece kâğıt üstünde kalıyor ve işçiler her gün ölüm ya da sakatlanma tehlikesi altında çalışıyorlar. Şirketler kişisel koruyucu donanımları bile “ya işçilerin almasını istiyor ya da zamanında ve tam olarak dağıtmıyor. Güvenli ve insanca çalışma koşulları istiyoruz.”
Açıklama şöyle devam etti: “Burada bizler güvencesiz çalışıyoruz. Yağmur yağdığında ya da hava şartları kötü olduğunda çalışmıyoruz ve ücretlerimiz kesiliyor. Sigortalarımız çalıştığımız gün kadar yatırılıyor. Mesai ücretlerimiz kesiliyor. Burada kuralsızlık kural haline gelmiş bulunuyor.”
Dahası, işçiler, kazanılmış yasal hakların tersanelerde hiçe sayıldığını belirterek yıllık izin haklarının ve mazeret izinlerinin verilmediğini, resmi tatillerde aynı ücrete çalıştırıldıklarını ifade ettiler: “Bizler artık yeter diyoruz! Artık haklarımızı istiyoruz. Artık yan yana geldik, birlik olduk ve taleplerimizin bir an önce karşılanmasını istiyoruz. Bunun için direniyoruz.”
Ardından gemi söküm işçileri, hep birlikte belirledikleri taleplerini dile getirdiler ve talepleri kabul edilene kadar mücadeleyi sürdürmekte kararlı olduklarını söylediler. İşçiler, üç talebin kırmızı çizgileri olduğunu ifade ediyordu. Bunlar:
- Ücretlere zam yapılması
- Grev nedeniyle hiçbir işçinin işten atılmaması ve işçilere açılan davaların geri çekilmesi
- Taleplerin ve işçi temsilcilerinin resmi bir anlaşmayla tanınması
Açıklamanın sonunda, gemi söküm işçileri, birçok yerde mücadeleye giren sınıf kardeşleri ile dayanışmalarını ifade ediyor ve işçi sınıfının birliğinin sağlanması vurgusu yapıyordu: “Sadece kendimiz için değil, işçi sınıfı için direniyoruz. Bugün ülkenin dört bir tarafında hakkına, emeğine, alın terine ve geleceğine sahip çıkan kardeşlerimiz mücadele ediyor. Onları ve hak mücadelelerini selamlıyoruz. Onların bizlere gönderdiği dayanışma mesajlarının mücadelemizde bizlere güç verdiğini ifade etmek istiyoruz. Yaşasın sınıf dayanışması. Birleşe birleşe kazanacağız. İşçilerin birliği sermayeyi yenecek.”
Mitinge katılan işçi temsilcilerinden Ahmet Saygılı, Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin (WSWS) sorularını yanıtladı.
Leyal Gemi Söküm’de çalışan Saygılı, 22 gemi söküm tesisinin tamamını kapsayan grev hareketinin nasıl başladığı sorusuna şu yanıtı verdi. “Süreç bir gemi söküm tesisinde yapılan yeni yıl zammının, diğer şirketlerin baskısıyla geri çekilmesi üzerine gelişti. Zamları geri alınan işçi arkadaşlar iş bıraktılar ve bizden destek istediler. Biz de destek olmak üzere harekete geçtik. Bütün gemi söküm işçileri için aynı şartların sağlanmasını ve aynı ücretlerin ödenmesi talebiyle harekete geçtik. Bir mutabakat metni oluşturduk.”
Saygılı, talepleri hakkında şunları söylüyordu: “350-500 TL arasında günlük ücret talep ediyoruz. Geçtiğimiz yıl tavan ücret 350 liraydı. Asgari ücretle işçiler nasıl geçinebilir? Gemi söküm patronlarının kazandığı para dudak uçuklatacak seviyede… Ayrıca sosyal tesislerimizin düzenlenmesini istiyoruz. Bütün gemi söküm tesislerinde soyunma yerlerimiz, banyolarımız, yemekhanemiz, tuvaletlerimiz içler acısı. İnsanca şeyler istiyoruz.”
Sektördeki ölümcül koşullara dikkat çeken işçi temsilcisi, 2010’dan 2018’e kadar 64 işçinin çalışırken hayatını kaybettiğinin altını çizdi.
Kendisinin ve bazı arkadaşlarının grev nedeniyle işten çıkarıldığını belirten Saygılı, grevin seyri hakkındaki soruyu şöyle yanıtladı: “Greve 1.500 işçi katıldı. Ancak sonrasında patronların baskısı ve zorlu geçim şartları nedeniyle bu sayı azaldı. Fakat biz bu mücadeleyi sonuna kadar götürmeye kararlıyız.”
WSWS muhabiri, işçilerin güvenli olmayan koşullarda çalışmaya zorlandığı pandemi sırasında neler yaşadıklarını sorunca, Saygılı şu yanıtı verdi: “Pandemi döneminde aralıksız ve çok yoğun çalıştık. Hastalığa yakalanan arkadaşlarımız resmi izolasyon süresinden sonra işe devam ettiler. Pandemi gemi söküm sektörünü olumsuz etkilemedi.”
WSWS muhabirinin, NATO’nun Rusya’ya karşı savaş hazırlığı ve dünya savaş tehlikesi hakkında ne düşündüğü sorusunu, Saygılı şöyle yanıtladı: “Pandemi başladı. Fiyatlar yüzde 200 kadar yükseldi. Bugün biz bu yüzden bu ücret zammını istiyoruz. Savaş çıkması halinde de yine ezilecek olanlar biz işçileriz.”
Saygılı, savaşa karşı sözlerini şöyle tamamladı: “Sınırlar olmasın. Kardeşçe yaşayabileceğimiz bir dünya istiyoruz.”
Saygılı, WSWS muhabirinin, Aliağa’daki mücadelenin gelişen bir uluslararası işçi hareketinin parçası olduğunu açıklamasını memnuniyetle karşıladı. WSWS muhabiri, birçok ülkede işçilerin artan oranda greve gittiğini ve gemi söküm işçilerinin yaptığı gibi kendi bağımsız taban komitelerini oluşturduğunu belirterek bu mücadeleleri birleştirmenin gerekliliğinin altını çizdi. Dünya Sosyalist Web Sitesi, mücadeleye giren tüm işçileri taban komiteleri kurmaya ve Taban Komitelerinin Uluslararası İşçi İttifakı (TK-Uİİ) altında birleşmeye çağırıyor.
