Donbass’tan toplu tahliyeler başlarken Biden Putin’in Ukrayna’yı “istila etmeye karar verdiğini” iddia ediyor

ABD Başkanı Joe Biden, Cuma günü öğleden sonra düzenlediği olağanüstü basın toplantısında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’yı istila etme ve ülkenin başkenti Kiev’e doğru ilerleme kararı aldığına “ikna olduğunu” açıkladı. Biden, Beyaz Saray’ın “önümüzdeki hafta, önümüzdeki günlerde” böyle bir hamleyi “beklediğini” söyledi.

Ukraynalı bir Ulusal Muhafız askeri, Ukrayna’nın Harkov kentinde düzenlenen ortak bir operasyon sırasında Ukrayna Güvenlik Servisi ajanları ve polis memurlarıyla birlikte bir hareketli kontrol noktasını koruyor, 17 Şubat 2022. (AP Photo/Evgeniy Maloletka)

Yaptığı 10 dakikalık konuşmada Biden, “böyle bir karar”ın Rusya’nın “feci ve gereksiz bir savaş tercihinden sorumlu” olması anlamına geleceği uyarısında bulundu. Biden, ABD ve NATO’nun “NATO topraklarının her karışını savunmaya” hazır olduğundan dolayı Rusya’nın böyle bir savaş için “ağır bir bedel” ödemek zorunda kalacağı tehdidinde bulundu.

Biden, 2014’te Kiev’de ABD tarafından finanse edilen aşırı sağcı darbenin ardından patlak veren sekiz yıllık iç savaşın gerçekleştiği Doğu Ukrayna’daki topçu atışlarında meydana gelen “büyük artış” için Rusya’yı suçladı. ABD Başkanı, faşistlerle dolu olan ve ABD tarafından silahlandırılıp eğitilen Ukrayna ordusunu gösterdiği “büyük sağduyu” ve “itidal” nedeniyle övdü ve ABD’nin “Ukrayna halkını desteklemeye devam edeceğini” vurguladı

Biden, Perşembe günü ayrılıkçıların kontrolündeki Lugansk bölgesinde bir anaokuluna yönelik bombardımanın, Rusya’nın düzenlediği bir “sahte bayrak operasyonu” olduğunu iddia etti ve bunun ABD’nin yaptığı uyarılarla “uyumlu” olduğunu söyledi. Biden, geçtiğimiz haftalarda ortaya atılan tüm yalan ve iddialarda olduğu gibi, bu iddialarını destekleyecek herhangi bir delil göstermeye bile çalışmadı.

Biden konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Ulusumuzu ve dünyamızı bölen birçok konu var ama Rus saldırganlığına karşı durmak bunlardan biri değil. Amerikan halkı birleşmiş durumda. Avrupa Birliği birleşmiş durumda. Transatlantik topluluğu birleşmiş durumda. [ABD’deki] Siyasi partilerimiz birleşmiş durumda. Tüm özgür dünya birleşmiş durumda.”

Biden’ın sözleri, aklını tamamen yitirmiş bir egemen sınıfın sözleriydi. Biden, ABD’nin önümüzdeki hafta içinde nükleer silahlı Rusya ile fiilen bir savaşa hazırlandığını ilan ettikten sonra, gazetecilerin bu temelsiz iddialarına itiraz etmeyen birkaç sorusunun ardından odadan ayrıldı.

Bir muhabir, Devlet Başkanı Putin’in bu hafta sonu bizzat denetleyeceği ve nükleer silahları da içeren büyük askeri tatbikatlar hakkında ne düşündüğünü sorunca Biden şu yanıtı verdi: “Nükleer silahları uzaktan kullanmayı düşündüğünü sanmıyorum ancak dünyayı Avrupa’daki dinamikleri değiştiremeyeceği bir şekilde değiştirme yeteneğine sahip olduğuna ikna etmeye odaklandığını düşünüyorum.” Ardından da şunu ekliyordu: “Ama aklını okumak zor.”

Başka bir ifadeyle, Moskova’nın bu çatışmada nükleer silah kullanma potansiyeli –ki tatbikatlar bunun bir olasılık olduğunu açıkça gösteriyor– Beyaz Saray tarafından dikkate alınmakta ancak Rusya ile pervasızca savaş çıkarma çabasını değiştirmemektedir.

Biden’ın sözleri, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in Birleşmiş Milletler’de Colin Powell’ın 2003’te Irak’taki “kitle imha silahları” hakkında yaptığı kötü şöhretli konuşmasını anımsatan yalanlardan ibaret bir konuşma yapmasından bir gün ve ABD’nin doğrudan Ukrayna sınırındaki Polonya’ya 250 tank göndereceğini açıklamasından ise saatler sonra geldi. ABD şimdi de yaklaşık 190.000 Rus askerinin Ukrayna sınırlarının yakınında toplandığını iddia ediyor.

ABD medyası haftalardır, istihbarat teşkilatları ve Beyaz Saray tarafından kendilerine verilen ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin sözde eli kulağında olduğunu iddia eden yalanlar uyduruyor. Hatta 16 Şubat Çarşamba, sözde istilanın tarihi olarak verilmişti. Yine de herhangi bir Rus istilası gerçekleşmedi ve Kremlin bunu sürekli olarak reddetti. NATO ve ABD birbiri ardına pervasız askeri provokasyonlara girişirken, Kremlin şimdiye kadar yemi yutmayı kabul etmedi.

Ancak COVID-19’dan sonu gelmeyen toplu ölümler, hızla yükselen enflasyon ve süper zenginlere tarihte eşi görülmemiş bir servet aktarımı sürecini yöneten Amerikan egemen sınıfı, daha fazla bekleyemeyeceğini düşünüyor. Biden yönetimi, giderek daha açık biçimde faşizan bir parti olan Cumhuriyetçi Parti ile “birlik” için temel oluştururken, patlayıcı sınıfsal gerilimleri dışarıya yönlendirmek için Rusya ile savaş çıkarmak istiyor.

Biden, konuşmasını Rusya yanlısı ayrılıkçılar ile ABD tarafından finanse edilen Ukrayna ordusu arasındaki iç savaşın tehlikeli bir şekilde tırmandığı sırada yaptı. Bu çatışma, son sekiz yılda 14.000’den fazla can aldı ve milyonlarca insanı yerinden etti. AGİT gözlemcileri, Moskova’nın protestolarını görmezden gelerek, ABD ve Birleşik Krallık’ın talebi üzerine geçtiğimiz hafta bu çatışma bölgesinden ayrıldı.

Perşembe gününden bu yana yerleşim bölgelerini de içeren yoğun bir topçu ateşi bildiriliyor. Ukrayna genelkurmay başkanı ve hükümeti, Rusya yanlısı ayrılıkçıların Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’nin geniş çaplı bir istila emri vermek üzere olduğuna dair iddialarını reddederken, koşullar şimdiden topyekûn bir askeri çatışmanın şartlarına yaklaşıyor.

Cuma günü, daha önce bağımsızlığını ilan eden Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin milis şefinin arabası, başarısız bir suikast girişiminde havaya uçuruldu. Cumartesi sabah erken saatlerde Lugansk Halk Cumhuriyeti topraklarında meydana gelen iki patlama, bir gaz boru hattında büyük bir yangına yol açtı. Ukrayna, Belarus ile birlikte Rusya’dan Avrupa’ya doğalgaz ve petrol sevkiyatı açısından kritik önem taşıyan bir geçiş ülkesi konumunda.

Açık savaş bile ilan edilmeden önce enerji altyapısına verilen zarar, neler olabileceğinin tüyler ürpertici bir göstergesidir. Ukrayna’da, kritik gaz ve petrol boru hatlarının dışında, 1986’da Çernobil’de meydana gelen korkunç nükleer kazanın geride bıraktığı nükleer atıklar bulunmaktadır. Dünyanın en radyoaktif bölgelerinden biri olan ve Doğu Ukrayna ile Kiev arasındaki en kısa güzergâh üzerinde yer alan Çernobil Yasak Bölge’de olası bir askeri çatışmayı öngören Ukrayna kuvvetleri, geçtiğimiz haftalarda burada askeri tatbikatlar düzenledi.

Doğu Ukrayna’da şimdiden insani bir felaket yaşanıyor. Cuma günü Donetsk ve Lugansk’ın ayrılıkçı liderleri kadın, çocuk ve yaşlıların Rusya’ya topluca tahliye edilmeye başlandığını duyurdu. Sadece Donetsk Halk Cumhuriyeti, oradan 700.000 kişinin tahliye edilmesini bekliyor. BBC’ye göre, 18 ile 55 yaş arasındaki erkeklerin Donetsk’ten ayrılmasına izin verilmiyor.

Cuma gecesi, binlerce kişi otobüslerle Rusya’nın güneyinde bulunan Rostov bölgesine vardı. Savaş bölgesinden ayrılmak isteyen sığınmacılardan oluşan bir araç kuyruğunun Rusya sınırına kadar yaklaşık 25 km uzandığı bildiriliyor.

Ayrılıkçı liderlerin sivil nüfusun çoğunu tahliye etme kararına başlangıçta şaşırmış görünen Kremlin, Rostov bölgesindeki her sığınmacıya son derece yetersiz olan 10.000 rublelik (yaklaşık 129 dolar) bir ödeme yapma sözü verdi ve diğer bölgelere de önümüzdeki günlerde on binlerce sığınmacıyı kabul etmeye hazır olma çağrısında bulundu.

Kiev ili güvenlik şefi Roman Tkachuk, Ukrayna radyosuna yaptığı açıklamada, Rusya ile açık bir savaş durumunda, Kiev’deki 2,8 milyon insanının tamamının tahliye edileceğini söyledi ancak nereye ve nasıl tahliye edileceklerini belirtmedi. Binlerce sığınmacının Akdeniz’de ve Avrupa Birliği (AB) sınırlarında perişan bir şekilde ölmesine izin veren AB yetkilileri, daha önce, bir savaş durumunda Ukrayna’dan “bir milyon kadar” insanı almaya hazır olmaları gerektiğini belirtmişlerdi.

Rus devrimci Lev Troçki, 1934’te, ABD emperyalizminin gerilemesinin insanlığı “ABD militarizminin volkanik patlamasıyla karşı karşıya getireceği” uyarısında bulunmuştu.

Şu anda ortaya çıkmakta olan şey tam da budur. Bu müdahale, devrimci bir önderliğin inşası ve savaş karşıtı sosyalist bir hareket uğruna mücadele yoluyla siyasi olarak hazırlanmak zorundadır.

Loading