NATO-Rusya savaşının ortasında Rusya-Türkiye görüşmeleri Batılı başkentlerde kaygı uyandırıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Cuma günü Karadeniz’in tatil beldesi Soçi’de bir araya geldi. Temmuz ayında Tahran’da İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin de katıldığı üçlü görüşmeden sadece 17 gün sonra gerçekleşen zirve, Ukrayna’da Rusya’ya savaş açan ve Moskova’ya yaptırımlar uygulayan NATO güçleri tarafından yakından takip edildi.

Dört saatten fazla süren toplantıda Ukrayna savaşı, Ukrayna ve Rusya’dan tahıl ihracatında yaşanan sıkıntılar, Rusya-Türkiye arasında derinleşen ekonomi, enerji ve turizm bağları ile Suriye ve Libya’da devam eden savaşlar ele alındı.

Basın toplantısı düzenlenmeyen ikili görüşme öncesinde Putin, Rusya’yı hedef alan ABD-Avrupa ekonomik ve mali yaptırımlarına rağmen Türkiye ile Rusya arasındaki ticaretin arttığını vurguladı. Putin, “Geçen yıl ticaretimiz yüzde 57 arttı ve bu yılın ilk aylarında, Ocak ayından Mayıs ayına kadar iki katına çıktı” dedi.

Putin ayrıca Rusya’nın Türkiye üzerinden Avrupa’ya devam eden gaz sevkiyatına da dikkat çekti: “Bir süre önce inşasını tamamladığımız TürkAkım, bugün Avrupa’ya Rus gazı tedarikinde en önemli güzergahlardan biri. TürkAkım, Avrupa’ya hidrokarbon tedarikimizin diğer tüm yönlerinden farklı olarak iyi, sorunsuz ve arızasız bir şekilde işliyor.”

Temmuz sonunda İstanbul’da varılan “tahıl koridoru” anlaşması için Erdoğan’a teşekkür eden Putin, “Ukrayna’nın Karadeniz limanları üzerinden tahıl ihracatı sorunu sizin şahsi müdahaleniz ve BM Sekreterliği’nin arabuluculuğu sayesinde çözüldü” dedi.

Anlaşma kapsamındaki ilk tahıl gemisi geçen hafta Odessa’dan ayrıldı ve İstanbul’da kontrol edildikten sonra Lübnan’a doğru yola çıktı. Onu, Ukrayna limanlarından yola çıkıp İrlanda ve Britanya’ya gidecek yaklaşık 60.000 ton tahıl yüklü üç gemi izleyecek.

Erdoğan, “Türkiye-Rusya ilişkilerinde çok farklı bir sayfayı” açacaklarını belirterek şunları ifade etti: “Gerek enerjide gerek Karadeniz hattının tarımda, tahılda buradan atılan adımlar, turizmde yapılan görüşmeler … Türkiye ve Rusya’nın bölgede oynadığı rolü ortaya koyması bakımından çok önemli… Türkiye’nin bakış açısından, Rusya’nın dünya sahnesinde özel bir rol oynadığını belirtmek isterim.”

NATO müttefiklerinin Rusya-Türkiye ilişkileri ve yaptırımların delinmesi ihtimali konusundaki endişelerinin farkında olan Erdoğan, şunları ekliyordu: “Yine bugün tabii dünyanın gözü Soçi’de. ‘Acaba Soçi’de ne görüştüler, ne yaptılar?’ Burayı takip ediyorlar. Bizim de yapacağımız bu görüşmelerden sonra da bunlara verilecek olan cevaplar onları belli istikamette yönlendirecektir.”

Kiev’e Bayraktar insansız hava araçlarını tedarik eden Ankara, Rusya’nın Ukrayna’yı istilasını kınadı. Ancak Moskova ile yakın ekonomik ve askeri bağları olduğu için Batı’nın yaptırımlarına katılmadı ve Ukrayna’daki savaş başladığından beri ateşkes için arabuluculuk yapmaya çalıştı. Bu, savaşı uzatmak, Kremlin’de rejim değişikliği dayatmak ve Rusya’yı kendilerine tabi kılmak isteyen ABD ve diğer NATO emperyalist güçleri için kabul edilemez bir politikadır.

Erdoğan, Putin’e Zelenskiy ile İstanbul’da görüşmelerini sağlayabileceğini hatırlattığını belirtirken, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da 1 Ağustos’ta Twitter’da tahıl mutabakatının Ukrayna’da “ateşkes ve kalıcı barışa vesile olmasını temenni ediyoruz” diye yazdı.

Ne var ki, toplantı sonrasında yapılan ortak basın açıklamasında bu konulara değinilmediği gibi Ankara’nın Suriye’deki ABD destekli Kürt milliyetçi güçlere yönelik olası saldırısından da bahsedilmedi.

Açıklama, “liderler … ulaştırma, ticaret, tarım, sanayi, finans, turizm ve inşaat gibi sektörlerde uzun süredir iki ülke gündeminde bulunan konularda iş birliğinin güçlendirilmesi yönünde somut adımlar atılması üzerinde mutabık kaldı” derken, “Erdoğan ve Putin, Rusya’nın tahıl, gübre ve gübre üretimi için gerekli hammaddenin kesintisiz ihracı dâhil, İstanbul Mutabakatının lafzı ve ruhuna uygun şekilde tam olarak uygulanması lazım geldiğinin önemini vurguladı” diye ekliyordu.

Türkiye Suriye topraklarında yasa dışı olarak silahlı kuvvet bulunduruyor olmasına rağmen, Rusya ve Türkiye liderleri “Suriye’nin siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasına” bağlı olduklarını ifade ediyor ve “Suriye’de tüm terör örgütlerine karşı mücadelede dayanışma ve eş güdüm içinde hareket etme kararlılıklarını” belirtiyordu.

Mayıs ayından bu yana Erdoğan, Ankara’nın yaklaşık 1 milyon Suriyeli sığınmacıyı yerleştirebileceği 30 kilometre derinliğinde bir bölge oluşturmak için Suriye’deki Kürt milliyetçisi Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) karşı yeni bir askeri operasyon tehdidinde bulunuyor. Ancak ortak açıklama, İran ile birlikte Şam rejiminin başlıca destekçilerinden biri olan Rusya’nın bu plana hâlâ karşı olduğunu gösteriyor. Üstelik Moskova, Ankara’nın aksine YPG’yi “terör örgütü” olarak görmüyor ve YPG ile önemli ilişkiler sürdürüyor.

Erdoğan’ın harekât tehditlerinin ardından, YPG’nin omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) sadece “uluslararası topluma”, yani Washington ve diğer emperyalist güçlere değil, aynı zamanda Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a da destek çağrısında bulundu.

Son haberlere göre Suriye ordusu YPG’nin elindeki topraklarda Türkiye’ye karşı yığınak yapıyor. Kommersant’ın haberine göre, “Suriye ordusu Rus ordusunun da katılımıyla geniş çaplı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ayrıca sosyal ağlarda SDG savaşçılarının ilk kez Suriye ordusuna katıldığına dair söylentiler var. Bu haber resmi olarak Rusya ya da Suriye tarafından doğrulanmadı ancak El Cezire televizyon kanalı ve Şarkul Avsat gazetesi de dahil olmak üzere saygın Arap medyasında yer aldı.”

Zirvenin en önemli sonuçlarından biri, iki lider arasındaki görüşmelerin ardından Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak tarafından açıklandı. Novak şunları söyledi: “Yılda 26 milyar metreküp gibi oldukça büyük bir hacimde gaz tedarik edilen Türkiye Cumhuriyeti’ne gaz sevkiyatı görüşüldü. Başkanlar görüşmeler sırasında kısmi olarak gaz sevkiyatında ödemenin ruble olarak yapılması konusunda mutabık kaldılar.”

Novak ayrıca “Tedarikler ilk aşamada kısmen Rus rublesi ile ödenecek. Bu gerçekten de yeni bir aşama, parasal ve mali ilişkilerimizin geliştirilmesi de dahil olmak üzere yeni fırsatlar anlamına geliyor” dedi.

Görüşmenin ardından Erdoğan, Batı’nın mali yaptırımlarından kaçınmak amacıyla Rus turistlerin Türkiye’de alışveriş ve konaklama için Rusya’nın MIR kartını kullanmasına yönelik çalışmalar olduğunu belirtti.

Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği üzerindeki vetosunu çeşitli müzakerelerin ardından kaldırmasına rağmen, son Erdoğan-Putin görüşmesi ve Batı’nın yaptırımlarını hafifletme potansiyeli taşıyan anlaşmalar, ABD ve Avrupa’nın siyaset ve medya kurumlarında ciddi endişelere yol açtı.

Cuma günü Washington Post (WP) şöyle yazıyordu: “Hem Batı’da hem de Ukrayna’da, Moskova’nın ekonomisini derinden sarsan bankacılık, enerji ve sanayi sektörlerine yönelik kısıtlamaları aşmak için Erdoğan’dan yardım istediğine dair endişeler artıyor.”

Gazete, “Toplantı öncesinde ele geçirilen ve Ukrayna istihbaratı tarafından Washington Post’la paylaşılan bir Rus teklifinde” Erdoğan’dan “Rusya’nın Türkiye’deki petrol rafinerileri, terminalleri ve yataklarından hisse almasına izin vermesinin istendiğini” iddia etti. “Ekonomistler bu adımın Avrupa Birliği’nin petrol ambargosunun gelecek yıl tamamen devreye girmesinin ardından ihracatın kaynağını gizlemeye yardımcı olabileceğini söylüyor.”

Habere göre, “Rusya ayrıca, Türkiye’deki bazı devlet bankalarının Rusya’nın en büyük bankaları için muhabir hesap açmasına izin verilmesini -ki ekonomistler ve yaptırım uzmanları bunun Batı yaptırımlarının açık bir ihlali olacağını söylüyor- ve Rus sanayi üreticilerinin Türkiye’deki serbest ekonomik bölgelerde faaliyet göstermesine izin verilmesini talep etti.”

“Görüşmelerden sonra Türkiye’nin bu tür düzenlemeleri kabul ettiğine dair bir işaret yoktu” diyen WP, bu tür düzenlemelerin Türkiye’nin “kendi bankalarını ve şirketlerini Batı piyasalarına erişimlerini kesecek ikincil yaptırım riskiyle karşı karşıya bırakacağı” tehdidinde bulundu.

Financial Times (FT) ise, “Batılı başkentlerde Türkiye’nin Rusya ile derinleşen bağları konusunda alarm sesleri” başlıklı yazısında, “Türk ve Rus liderlerin Cuma günü Soçi’de yaptıkları dört saatlik görüşmenin ardından ticaret ve enerji alanlarındaki işbirliğini genişletme sözü vermelerinden endişe duyan” altı Batılı yetkiliye atıfta bulundu.

Haberde bir AB yetkilisinin Türkiye’nin “giderek” Rusya ile ticaret için bir platform haline geldiği yönündeki kaygılarına yer verildi. Bir başka üst düzey Batılı yetkili ise “ülkelerin şirketlerine ve bankalarına Türkiye’den çekilmeleri çağrısında bulunabileceklerini öne sürdü.” Yetkili, “Türkiye’nin Rusya’ya çok yaklaşması halinde her türlü olumsuz eylemi dışlamayacağını” da sözlerine ekliyordu.

Daha önce başlıca NATO güçlerinin Ankara’nın Moskova ile derinleşen ilişkilerine duydukları öfke, 2016 yılında Erdoğan’ı devirmeye yönelik başarısız bir askeri darbe girişimini desteklemelerine yol açmıştı.

Perşembe günü Dünya gazetesi “Türkiye, Rusya’nın ticaret kapısı oldu” başlıklı haberinde şunları belirtti: “Dünyanın farklı ülkelerinden gelen yükler, ambargo taramasının ardından Türkiye’nin çeşitli limanlarına boşaltılıyor ve mallar milleştirilmeden reexport işlemiyle Rusya’ya gidecek gemilere aktarılıyor.” Gazeteye göre, “Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov, paralel ithalat kapsamında ülkeye getirilen ürünlerin toplam hacminin 4 milyar dolara yaklaştığını açıkladı.”

Loading