ABD Başkanı Joe Biden, Perşembe gecesi ulusal televizyonda yaptığı konuşmada, Ukrayna’da Rusya’ya karşı devam eden ABD-NATO vekâlet savaşını genişletmek ve İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırganlığına ve Filistin halkını ezmesine milyarlarca dolar daha akıtmak için büyük miktarda yeni askeri harcama talep etti.
Biden’ın konuşması kimseyi ikna etmeye ya da ABD dış politikasını akılcı bir şekilde açıklamaya yönelik ciddi bir girişim değildi. Konuşma, birbiri ardına sıralanmış ve hiçbir tutarlı argüman içermeyen bir dizi alakasız ifadeden oluşuyordu. Biden, Hamas ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında, nesnel olarak en ufak bir anlam ifade etmeyen bir paralellik kurdu.
Ancak konuştukça, konuşmanın asıl amacının Gazze’deki savaşı, yaz saldırısının başarısızlığının ardından Zelenskiy hükümetini desteklemek üzere Ukrayna’daki savaşa büyük b,r yatırım elde etmek için kullanmak olduğu anlaşıldı.
Nitekim New York Times, Biden’ın konuşmasında önerdiği 100 milyar dolarlık harcama tasarısının 60 milyar dolarının Ukrayna’da Rusya’ya karşı savaşa gideceğini bildirdi. Bu rakam Biden’ın Ağustos ayındaki 24 milyar dolarlık ilk talebinin iki katından fazla. Yaklaşık 14 milyar dolar da İsrail’e gidecek.
Dağınık ve tutarsız doğasına rağmen, konuşmanın manası açıktır: Amerika son sürat küresel savaşa doğru gidiyor ve “başkomutan” olan ABD başkanı, bu askeri saldırganlık patlamasını finanse etmek üzere tüm askeri harcamalar için istenen 1 trilyon dolara ek olarak 100 milyar dolar ek fon talep ediyor.
Konuşmada bahsedilmese de Cuma günü Kongre’ye yapılacak resmi talep öncesinde geniş çaplı olarak bildirilen bir konu da, Biden’ın aynı zamanda Tayvan’a milyarlarca dolar daha askeri yardımı talep edeceği –Çin ile daha fazla çatışmayı kışkırtma çabası– ve ABD-Meksika sınırını askerileştirmek ve Latin Amerika’da ABD müdahalesini yoğunlaştırmak isteyeceğidir.
ABD’nin Ukrayna’da 18. ayını dolduran ve sonu görünmeyen, maliyetli ve kanlı bir çıkmaza saplanan savaşına karşı büyüyen muhalefetin farkında olan Biden, Kongre’den çıkacak askeri yardım tasarısından aslan payını alacak olan Ukrayna’ya daha fazla harcama yapılmasını meşrulaştırmak için İsrail’deki çatışmayı öne sürmeye çalıştı.
Biden dünyanın bir dönüm noktasında olduğunu ilan ederken, bunun nedeni savaşın ABD için yeni bir şey olması değildir. Aksine, Amerika 30 yılı aşkın bir süredir savaş halinde ve istila ve işgal ettiği ya da bombaladığı ülkeler dünya nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturuyor: Irak, Afganistan, Libya, Suriye, Yemen, Pakistan, Kuzey Afrika’nın çoğu, Bosna, Kosova, Sırbistan, Sudan.
Yeni olan, bu savaşların daha genel bir çatışmaya dönüşmesi ya da Lev Troçki’nin İkinci Dünya Savaşı arifesinde tanımladığı gibi, “ayrı ayrı çatışmaların ve kanlı yerel karışıklıkların ... kaçınılmaz olarak dünya boyutlarında bir yangın halinde iç içe geçmesi”dir.
Bu yeni dünya savaşının ana hatları Biden’ın 100 milyar dolarlık tasarısından çıkarılabilir. ABD, Rusya’ya karşı savaşı genişletmeyi, İsrail ile Filistinliler arasındaki çatışmayı İran’a karşı yeni bir savaşı tetiklemek için kullanmayı ve Çin’e karşı eli kulağında bir savaşa hazırlanmayı amaçlıyor. ABD yönetimi, küresel bir çatışmada sürekli bir cepheye dönüşen savaş alanını şekillendiriyor. Hedef, ABD’nin Doğu Avrupa’dan Ortadoğu’ya, Orta Asya’ya ve nihayetinde Çin’e kadar Avrasya kara parçasına hâkim olmasıdır.
Bu, ABD-Meksika sınırını askerileştirerek ve Venezuela, Nikaragua ve Küba gibi siyasi rahatsızlıkları ve potansiyel engelleri bertaraf ederek Batı Yarımküre’deki “arka bahçesini” himaye etme çabalarıyla birleşiyor.
Eğer bu küresel fetih için megaloman bir program gibi görünüyorsa, bunun nedeni Wall Street ve Pentagon’daki megalomanların bakış açısını ifade ediyor olmasıdır. Biden, Amerika’nın tüm kaynaklarını seferber ettiği sürece “her şeyi” yapabileceğini söylerken onlar adına konuşmaktadır.
Biden, Pentagon’a ve ABD silah sanayisine yapılacak bir sonraki devasa ödemeyi savunurken Wall Street’in dilini kullanarak “Bu, Amerikan güvenliği için nesiller boyu kâr payı ödeyecek akıllı bir yatırım,” dedi. Amerikalı işçiler bunun bedelini yaşam standartları, sosyal hakları ve oğulları ile kızlarının hayatlarıyla ödeyecekler. Ancak savaş Raytheon, Boeing ve Lockheed Martin’e ve onları kontrol eden büyük bankalara ve serbest yatırım fonlarına kesinlikle para kazandıracaktır.
Aşağılık ve itibarsız medya, Biden’ın konuşmasını, geçen hafta İsrail yanlısı şiddetli konuşmasında ve Çarşamba günü Tel Aviv’e yaptığı ziyaret sırasında Netanyahu’yu ve faşizan İsrail hükümetini içtenlikle kucaklamasında olduğu gibi, şüphesiz siyasi bir ustalık olarak selamlayacaktır. Ancak onlar suçlu bir emperyalizmin bu yarı bunak temsilcisini ne kadar yüceltmeye çalışırlarsa çalışsınlar, ABD dünyayı fethedemez ama nükleer silah cephaneliğiyle yok edebilir.
Biden, Tel Aviv’e yaptığı ziyaret ve Netanyahu’yu kucaklamasıyla kendisini Gazze’deki savaş suçlarının ortağı haline getirmiştir. Hâlihazırda en az 4.000 Filistinli öldürüldü ancak kara harekâtı sırasında ölü sayısının beş hatta altı haneli rakamlara ulaşması muhtemel.
Biden konuşmasının sonlarına doğru, ABD’yi “vazgeçilmez ulus” olarak tanımlayan eski Dışişleri Bakanı Madeleine Albright’a atıfta bulundu ama Albright’ın 1996 yılında “60 Minutes” programına verdiği röportajda yaptığı en kötü şöhretli açıklamasına değinmedi. İlaç ve temel besin maddeleri eksikliği nedeniyle yarım milyon Iraklı çocuğun ölümüne neden olan ABD yaptırımlarının Irak üzerindeki yıkıcı etkisi sorulan Albright, “Bence bu çok zor bir seçim ama bizce buna değer,” demişti.
İsrail istilasının Gazze halkını nasıl bir felakete sürükleyeceğine dair daha yakın tarihli bir örnek daha var. 2016 yılında, Biden Obama yönetiminde başkan yardımcısıyken, ABD ordusu Irak’ta 2,5 milyon insanın yaşadığı Musul şehrini (aşağı yukarı bugünkü Gazze Şeridi’ne denk) ele geçiren IŞİD’e karşı bir operasyon başlattı. Musul, ABD bombardımanından korunmak için kazılmış tünellerden oluşan bir ağa sahip yoğun nüfuslu bir kentti. ABD güçleri şehri kuşatıp yaklaştıkça su sistemini ve diğer altyapıyı yok ettiler ve yaklaşık bir milyon insan canını kurtarmak için kaçtı. Pentagon bunu “tarihteki en hassas hava savaşı” olarak nitelendirdi.
Biden’ın konuşması, Amerika’da ve dünyanın dört bir yanında İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırıma karşı kitlesel protesto gösterileri düzenleyen milyonlarca genci ve işçiyi ikna etmeyecek, aksine daha da öfkelendirecektir.
Bu protestolar sadece Gazze kuşatması nedeniyle yiyecek, su ve elektrikten mahrum kalan iki milyon Filistinliye duyulan sempatiden kaynaklanmıyor. Dünya nüfusu, Biden’ın savaş için daha da fazla kaynak talep etmesinin kendileri için ölümcül bir tehdit olduğunu anlamaya başlıyor.
Dünya çapındaki kitlesel muhalefet, İsrail hükümetinin 500 kadar Filistinlinin öldürüldüğü El-Ehli Hastanesi’nin bombalanması ve son olarak Gazze’de dünyanın en eski Hristiyan yapılarından biri olan bir kilisenin bombalanarak çok sayıda insanın öldürülmesi gibi yeni suçlarıyla daha da alevlenmiştir.
Biden, El-Ehli Hastanesi’nin bir İsrail silahı tarafından değil de bir Filistin roketi tarafından tahrip edildiği şeklindeki grotesk yalanı destekliyor. Ancak Biden Netanyahu’yu desteklemesi savaşa karşı muhalefeti daha da yoğunlaştırıyor. Ulusal televizyonda konuşma yaptığı sırada Beyaz Saray, aralarında çok sayıda Yahudi Amerikalının da bulunduğu ve ABD-İsrail vahşetine karşı olduklarını haykıran göstericiler tarafından kuşatılmıştı.
İsrail’in Filistinlilere yönelik soykırımına karşı tüm dünyada kitlesel bir hareket gelişiyor. Bu hareket, İsrail ablukasına son verilmesini talep etmek, Gazze’nin yaklaşan istilasını ve yeniden işgalini önlemek ve başta ABD olmak üzere emperyalist güçlerin Siyonist rejime silah, mühimmat ve diğer teçhizat tedarikini durdurmak üzere dünya çapında gençler ve işçiler arasındaki kitlesel muhalefeti harekete geçirmek için mücadele etmelidir. Bu hareket, sadece ABD’nin Ortadoğu’daki savaşına karşı değil, Rusya ile savaşa ve Çin’le savaş yönelimine karşı da mücadele etmelidir.
Savaşa karşı mücadelede merkezi görev, işçi sınıfının bilinçli bir siyasi güç olarak duruma müdahale etmesidir. Şu anda gelişmekte olan uluslararası grev hareketi, sosyalist bir siyasi program temelinde savaşa karşı hareketle birleştirilmelidir.
