İsrail’in Gazze soykırımı ve ABD’nin Yemen’e saldırıları sürerken, Trump yönetimi İran’a karşı artan saldırı tehditleri eşliğinde Ortadoğu’ya hızla askeri donanım sevk ediyor.
Trump yönetiminin İran’ı tehdit bahanesi nükleer programını geliştirdiği iddiası olsa da ABD’nin İran’a yönelik savaş planları, Ortadoğu’yu doğrudan emperyalist egemenlik altında yeniden şekillendirmek için on yıllardır hazırlanmakta olan ve Hamas’ın 7 Ekim 2023 saldırılarını bahane ederek başlatılan ABD-İsrail taarruzunun bir parçasıdır. Bu planın bir parçası olarak İsrail Gazze’de etnik temizlik yapmakta ve bölgeyi ilhak etmeye çalışmaktadır.
Pentagon Salı günü USS Carl Vinson uçak gemisi taarruz grubunun Ortadoğu’ya konuşlandırılarak USS Harry S. Truman uçak gemisi taarruz grubuna katılacağını duyurdu.
Pentagon, B-2 hayalet bombardıman uçaklarından altısını (tüm ABD hayalet bombardıman filosunun yüzde 30’u) Hint Okyanusu’nda bulunan Britanya’ya ait Diego Garcia adasına -İran’a vuruş mesafesinde- gönderdi. B-2 bombardıman uçakları hem nükleer silahları hem de ABD’nin en büyük sığınak delici bombalarını taşıma kapasitesine sahiptir. Bunların İran’ın yeraltı nükleer tesislerine ulaşabilecek kapasitede olduğu bildiriliyor.
Askeri havacılık analisti Peter Layton CNN’e yaptığı açıklamada altı B-2 bombardıman uçağının Yemen’e karşı kullanılmak için çok fazla olduğunu ve bunların İran’a yönelik bir saldırıda kullanılabileceklerini söyledi. “Altı ciddi bir sayı. Husilerin derine gömülü hedefleri için iki ya da belki üç [yeterli] ama altı B-2 çok fazla.”
Uçak gemileri ve bombardıman uçaklarının yanı sıra ABD, bölgedeki üslere uzun menzilli seyir füzeleri fırlatabilen ilave muhripler ve Patriot füze savunma bataryaları gönderdi.
ABD Başkanı Donald Trump, hafta sonu, ABD’nin taleplerini kabul etmemesi halinde İran’ın “bombalanacağını” ilan etti.
Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Waltz geçtiğimiz ay CBS’in “Face the Nation” programına verdiği demeçte ABD’nin İran’ın nükleer programının “tamamen iptal edilmesini” istediğini söyledi. Waltz şöyle diyordu:
Bu, Obama yönetimi ya da Biden döneminde yaşadığımız türden bir kısasa kısas değil. ... Programın tamamı bu. Vazgeç yoksa sonuçları olur.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Çarşamba günü ABD’nin İran’a saldırma olasılığını görüşmek üzere bir toplantı düzenledi. Fransız hükümetinin bir sözcüsü askeri bir tırmanmanın “neredeyse kaçınılmaz” göründüğünü açıkladı.
Trump yönetimi 15 Mart’ta Yemen’e yönelik bir dizi bombardıman başlattı. Bugüne kadar Yemen’e yönelik bu en yoğun ABD bombardımanında yüzlerce hedef vuruldu.
Trump Salı günü yine Yemen’i tehdit ederek şunları söyledi: “Daha yeni başladık. Hem Husiler hem de İran’daki sponsorları henüz gerçek acıyı tatmadılar.”
Aynı gün Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD’nin Yemen’e 200’den fazla hava saldırısı düzenlediğini belirterek şu açıklamayı yaptı: “Bu saldırılar sonucunda İran inanılmaz derecede zayıfladı ve Husi liderlerini oradan çıkardıklarını gördük.”
İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, Trump’ın İran’a yönelik tehditlerine cevaben, “herhangi bir fesatlık yaparlarsa mutlaka güçlü bir karşılık görecekler,” dedi.
Telegraph’ın Pazar günkü haberine göre İranlı bir yetkili, ABD saldırısına karşılık olarak Britanya birliklerinin de hedef alınabileceğini belirterek şunları söyledi: “İran’a bölgedeki herhangi bir üsten ya da İran füzelerinin menzilinden saldırılması halinde Britanya ya da Amerikan güçlerinin hedef alınmasında hiçbir ayrım yapılmayacak.”
Aynı yetkili şunları ekliyordu: “Zamanı geldiğinde Amerikan, Britanya ya da Türk askeri olmanız fark etmeyecek; eğer üssünüz Amerikalılar tarafından kullanılıyorsa hedef olursunuz.”
ABD’nin İran’a yönelik bir saldırısı, Ortadoğu’da devam eden savaşı büyük ölçüde tırmandırarak potansiyel olarak Çin ve Rusya’yı da içine çekebilir.
İran Meclis Başkanı Muhammed Kalibaf geçtiğimiz hafta konuyla ilgili şunları söyledi: “Amerikalılar İran’ın kutsal haklarına saldırırsa, tüm bölge cephanelikteki bir kıvılcım gibi havaya uçar.”
Trump’ın ilk başkanlık döneminde ABD, 2015 tarihli Ortak Kapsamlı Eylem Planı’ndan (JCPOA) çekilmişti. Obama yönetimi döneminde imzalanan bu anlaşma, İran’ın nükleer programının ölçeğini küçültmek amaçlıyordu. Geçtiğimiz Aralık ayında Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini arttırdığını açıkladı.
Hamaney’in danışmanı Ali Laricani bu hafta yaptığı bir açıklamada, ABD’nin tehditlerine karşılık olarak İran’ın nükleer silah yapma ihtimalini gündeme getirerek şunları söyledi:
(Nükleer) silah yolunda doğru ilerlemiyoruz fakat İran’ın nükleer meselesinde yanlış bir şey yaparsanız, İran’ı bu yönde ilerlemeye zorlarsınız çünkü kendimizi savunmak zorundayız.
İran bunu yapmak istemiyor ama ... başka seçeneğimiz olmayacak. ... Eğer bir noktada siz (ABD) tek başınıza ya da İsrail aracılığıyla bizi bombalamaya yönelirseniz, İran’ı farklı bir karar almaya zorlamış olursunuz.
Bu arada Gazze soykırımı da genişlemeye devam ediyor. Al Jazeera, Çarşamba günü İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) aralıksız kara ve hava saldırıları sırasında abluka altındaki bölgede en az 77 Filistinlinin öldürüldüğünü bildirdi. IDF’nin Cibaliye mülteci kampındaki bir Birleşmiş Milletler sağlık tesisine düzenlediği füze saldırısında aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 22 kişi hayatını kaybetti.
Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) Salı günü Gazze’de işlettiği fırınların tamamının İsrail ablukasının neden olduğu gıda ve yakıt sıkıntısı nedeniyle kapatıldığını duyurdu.
İsrail, Gazze’deki Filistinlileri öldürmeyi ya da yerlerinden edip topraklarını ilhak etmeyi amaçlayan kasıtlı aç bırakma ve etnik temizlik politikasının bir parçası olarak yaklaşık bir aydır Gazze Şeridi’ne her türlü gıda, yakıt, su girişini engelliyor ve elektrik vermiyor.
İsrail Salı günü Gazze’ye yönelik kara harekâtını büyük ölçüde genişlettiğini ve bölgenin büyük bölümünün ele geçirilerek askeri yönetim altına alınacağını duyurdu.
Bu arada, 23 Mart’ta İsrail güçleri tarafından katledilen ve bir toplu mezara atılan, aralarında bir BM çalışanının da bulunduğu 15 yardım görevlisiyle ilgili daha fazla ayrıntı ortaya çıkmaya devam ediyor. Salı günü Guardian’ın öldürülenlerin bağlanarak infaz edildiğini bildirmesinin ardından New York Times da kurtarma görevlilerinin “toplu bir mezara gömülmeden önce defalarca vurulmuş olduklarını” yazdı.
