İran savaşı tırmanırken, Trump ABD donanmasının Hürmüz Boğazı’nda gemilere eşlik edeceğini açıkladı

USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir B-52H Stratofortress, Umman Denizi'nde ortak tatbikat gerçekleştiriyor. [AP Photo/Mass Communication Specialist 1st Class Brian M. Wilbur]

ABD Başkanı Donald Trump, salı günü ABD Donanması’nın Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari tankerlere refakat etmeye başlayacağını açıkladı. ABD-İsrail’in yasa dışı ve canice bombardıman harekatı dördüncü gününe girerken bu hamle, Amerikan savaş gemilerini doğrudan İran kıyılarına taşıyacak.

Trump’ın Truth Social’da paylaştığı bu duyuru, İran’a kara kuvvetleri gönderme olasılığını reddetmediğini açıklamasından yalnızca bir gün sonra geldi. New York Post’a konuşan Trump, “Kara harekâtı konusunda hiçbir çekincem yok. Diğer başkanlar gibi ‘sahaya asker sürmeyeceğim’ demiyorum,” demişti.

Salı günü Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında Trump, savaşı adeta bir mafya babası gibi anlattı. İranlı yetkililere yönelik operasyonları “darbe” olarak nitelendirdi, suikastları “etkisiz hale getirme” diye ifade etti ve öldürülenleri soğukkanlılıkla sıraladı.

“İlk darbede 49 kişi etkisiz hale getirildi,” diyen Trump, “Bugün de yeni liderlik kadrosuna ciddi bir darbe vurulmuş gibi görünüyor. Çok ağır darbeler yiyorlar; bundan sonrasını göreceğiz,” diye ekledi.

Savaşın ardından İran’ı kimin yöneteceği sorulduğunda Trump şu yanıtı verdi: “Aklımızdaki isimlerin büyük çoğunluğu artık yok. Yeni bir gruba geçildi, onlar da hayatta olmayabilir. Yani üçüncü bir dalga geliyor. Kısa süre içinde tanıdık kimse kalmayacak.”

Bir gün önce CNN’de Jake Tapper ile telefonda konuşan Trump, “Onları paramparça ediyoruz; henüz gerçek anlamda üzerlerine gitmeye bile başlamadık. Büyük dalga henüz gelmedi, yakında geliyor,” demişti.

En dar noktası yalnızca 34 kilometre olan ve İran’ın füze ile insansız hava araçlarının menzilinde bulunan Hürmüz Boğazı’na Amerikan gemilerinin konuşlandırılması, Amerikan gemilerinin batırılması ve ABD’nin büyük kayıplar vermesi olasılığını artırıyor.

1 Mart’ta Kuveyt’teki Port Shuaiba’ya düzenlenen İran insansız hava aracı saldırısında altı Amerikan askeri hayatını kaybetti, en az 18 kişi ağır yaralandı. Pentagon ölenlerden dördünün kimliklerini açıkladı: Yüzbaşı Cody A. Khork (35, Florida), Başçavuş Noah L. Tietjens (42, Nebraska), Başçavuş Nicole M. Amor (39, Minnesota) ve Çavuş Declan J. Coady (20, Iowa). Drake Üniversitesi öğrencisi olan Coady, ölümünün ardından uzman rütbesine terfi ettirildi. Aynı saldırıda üç ABD savaş uçağı Kuveyt hava savunmasının “dost ateşi” sonucu düşürüldü; mürettebatın tamamı paraşütle kurtuldu.

Dünya petrol ticaretinin yüzde 20’sinin her gün geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği yüzde 90’ının üzerinde geriledi. Boğazdan hiç LNG tankeri geçmedi; bu ilk kez oluyor. Körfez’de mahsur kalan tanker sayısı 150’yi aştı. Dünyanın en büyük dört konteyner şirketi olan Maersk, MSC, Hapag-Lloyd ve CMA CGM seferlerini durdurdu. Deniz savaşı riski karşısında sigorta şirketleri mevcut poliçeleri iptal edip çok daha yüksek fiyatlar talep ettiler; bu da Kpler analistlerinin “risk primi olayı değil, gerçek bir arz kesintisi” diye tarif ettiği bir durum yarattı.

İran, boğazı resmen kapattığını ilan etti. Devrim Muhafızları’ndan Tuğgeneral İbrahim Jabari devlet televizyonunda şunları söyledi: “Boğaz kapatıldı. Geçmeye cüret eden gemiler ateşe verilecek.”

Ekonomik yansımalar sert oldu. Ham petrol fiyatı varil başına 84 doları aştı; saldırıların başlamasından bu yana yüzde 15 yükselmiş durumda. Benzin fiyatları bir gecede yaklaşık 11 sent artarak galon başına 3,11 dolara çıktı. İran’ın LNG tesislerini hedef almasının ardından Avrupa’da doğal gaz fiyatları yüzde 43 fırladı. Altın ise ons başına 5.418 dolara ulaştı.

Amerikan hükümet yetkilileri ve önde gelen Kongre üyeleri, haftalarca veya aylarca sürecek bir bombardıman öngörüyorlar. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio salı günü yaptığı açıklamada, “Dünyanın en güçlü iki hava kuvveti bu terörist rejimi parçalarken, bu saldırıların kapsamı ve yoğunluğunda gerçekten bir değişiklik hissetmeye başlayacaksınız,” dedi.

Senato İstihbarat Komitesi Başkanı (Cumhuriyetçi) Senatör Tom Cotton, CBS’ye “ABD, İsrail ve Arap ortaklarımızın muhtemelen birkaç gün değil, birkaç hafta sürecek müşterek çabalarını izleyeceğiz,” dedi. Demokrat Senatör Chris Murphy, yönetim yetkililerinin “sonu belli olmayan bir çatışma”dan bahsettiklerini ve senatörlere askerî harekâtın “henüz ciddi anlamda başlamadığını” söylediklerini belirtti.

Trump pazartesi günü Kongre’ye hitap eden mektubunda, “Şu anda, gerekli olabilecek askeri operasyonların tam kapsamını ve süresini bilmek mümkün değil,” diye yazdı.

İran Kızılayı, 3 Mart itibarıyla ülke genelindeki ölü sayısının 787’ye ulaştığını açıkladı. Cumartesi günü güney İran’daki Minab’da bir ilkokula düzenlenen hava saldırısıyla büyük çoğunluğu 7-12 yaşları arasındaki kız çocuklarından oluşan 165 kişi katledildi, 95 kişi yaralandı. Salı günü binlerce kişi Minab sokaklarında toplu cenaze törenine katıldı.

ABD ve İsrail birçok hastaneyi de bombaladı. Tahran’daki Hatam-al-Anbia ve Gandhi hastaneleri 1 Mart’ta vuruldu; Gandhi Hastanesi’nin tüp bebek birimi ağır hasar gördü. İran’da internet bağlantısı neredeyse tamamen kesildi; erişim normal seviyenin yüzde 1’ine indi. Bu durum hastane, eczane ve bankaların işleyişini felç etti. Ülkenin donanması, hava kuvvetleri, radarı ve hava savunması sistematik olarak tahrip edildi.

İran, İsrail, ABD üsleri ve Körfez ülkelerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla misilleme yaptı. Dubai’deki ABD konsolosluğu bir insansız hava aracıyla vuruldu. İsrail de Lübnan’da en az 31 kişiyi öldürürken, Hizbullah İsrail hedeflerine hassas füzeler ve insansız hava araçları fırlattı. Bölgedeki büyükelçilikler tahliye ediliyor; ABD Dışişleri Bakanlığı Mısır’dan Irak’a kadar bir düzineden fazla ülkede bulunan Amerikalıları derhal ayrılmaları konusunda uyardı.

Avrupa güçleri de İran’a karşı canice savaşa büyük bir hevesle katılıyorlar. Merz, Trump ile görüşmesinde Almanya ile ABD’nin “Tahran’daki bu rejimi ortadan kaldırma konusunda hemfikir olduğunu” dile getirdi. Daha önce de “İsrail’in hepimiz için yaptığı kirli işi” övmüş ve Tahran’ın “günlerinin sayılı olduğunu” ilan etmişti.

İran’a yönelik saldırı, Amerikan militarizminin dünya çapında patlama yaptığı bir ortamda gerçekleşiyor. Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi’nde konuşan Senatör Roger Wicker şunları söyledi: “Başkan Trump’ın Batı Yarımküre, Ortadoğu ve Avrupa’daki icraatları, Çin Komünist Partisi’ne karşı genel mücadelemizle ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. Venezuela, İran ve Ukrayna’da askeri güç ve desteğin hedefli kullanımı, Çin ve Rusya’nın planlarını bozmuş ve bu ülkelerin kaynaklara ve teknolojiye erişimini engellemiştir.”

Savunma Bakanlığı Politika Müsteşarı Elbridge Colby de bu görüşe katılarak İran’ın zayıflatılmasının ABD’yi, “İsrail ve Körfez ortaklarıyla birlikte Pasifik’teki ilk ada zincirine odaklanabilecek” daha elverişli bir konuma taşıyacağını savundu.

Başka bir deyişle ABD hükümetinin kendi ağzından dökülen bu sözler, İran savaşının Çin’e karşı çok daha büyük bir savaşın hazırlık aşaması olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Venezuela, İran ve Ukrayna’daki savaşlar, küresel fetih peşindeki çılgın bir planın birbirine bağlı halkalarıdır.

Savaş hızla tırmanıyor ve tehlikeler son derece büyük. Amerikan egemen sınıfı, artık kontrol edemeyeceği bir süreci başlattı. Basra Körfezi üzerinde emperyalist hakimiyet kurmak amacıyla başlatılan bu savaş Ortadoğu’ya yayılıyor, küresel ekonomiyi sarsıyor ve insanlığı giderek daha büyük bir askeri felakete sürüklüyor. ABD’deki ve dünyanın dört bir yanındaki işçi sınıfının uyarılması gerek: Siyaset kurumunun hiçbir kesimi bu savaşı durdurmayacak. Bu savaşı ancak onu doğuran kapitalist sisteme karşı uluslararası işçi sınıfının bağımsız seferberliği durdurabilir.

Loading