ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü İran’ın müzakere şartlarına verdiği yanıtı “TAMAMEN KABUL EDİLEMEZ” olarak nitelendirdi. Trump’ın bu açıklaması, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Pekin’de yapılacak olan zirveye yalnızca dört gün kala patlak veren yeni bir askeri tırmanma tehdidini beraberinde getirdi.
Trump, Truth Social platformundaki iki paylaşımında Tahran’ı “47 yıldır oyun oynamak”la suçladı ve büyük harflerle “(ERTELE, ERTELE, ERTELE!)” diye yazdı. Pazar sabahı düzenlediği kabine toplantısında ise gazetecilere Washington’ın artık bir anlaşma isteyip istemediğinden bile emin olmadığını söyledi.
İran’ın yanıtı, Pakistanlı arabulucular aracılığıyla pazar günü iletilmişti. Bu yanıtta Tahran, yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyum stoğunu üçüncü bir ülkeye devretmeyi teklif ederken ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukasının daha ileri nitelikteki görüşmelerden önce kaldırılmasını talep etti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, zenginleştirme tesislerinin söküme tabi tutulması talebini müzakere dışı olarak niteledi. Trump’ın şartları ise zenginleştirme faaliyetlerinin 12 yıllığına derhal askıya alınmasını öngörüyordu.
Trump, pazar günü gazeteci Sharyl Attkisson’a verdiği televizyon röportajında, herhangi bir ülkenin İran’ın uranyum stoğunu taşımasına ya da gizlemesine yardım etmesi halinde o ülkeyi bombalama tehdidini yineledi: “Oraya yaklaşan olursa, bunu anlarız. Ve onları havaya uçururuz.” 7 Mayıs’ta Trump, ABD’nin yakında “İran’dan yükselen büyük bir parıltıya bakmak zorunda kalacağı” uyarısında bulunmuştu; bu ifade, geniş çevrelerce bir nükleer saldırı tehdidi olarak yorumlandı.
Yönetim, doğrudan savaş operasyonlarına dönüş sinyali veriyor. Trump, cuma günü gazetecilere 6 Mayıs’ta askıya alınan ABD Donanması’nın Hürmüz Boğazı operasyonunu “başka şeylerle birlikte” yeniden başlatmaya hazırlandığını söyledi. ABD’nin bölgede üç uçak gemisi muharebe grubu bulunuyor; abluka bugüne kadar 61 ticari gemiyi güzergâh değiştirmeye zorladı ve halen 70’ten fazla tanker alıkonuluyor.
Trump tehditleri tırmandırırken, İsrail’in Lübnan’a yönelik bombardımanı, 16 Nisan’da başlayan ateşkesin ardından en kanlı hafta sonuna yol açtı. Lübnanlı sağlık yetkililerine göre İsrail kuvvetleri cumartesi günü en az 24, pazar günü ise en az 39 kişiyi öldürdü; yetkililer pazar gününü ateşkesin başlamasından bu yana en ölümcül gün olarak nitelendirdi. Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart’ta yeniden başlayan İsrail bombardımanından bu yana 2.846 ölü ve 8.693 yaralı kaydetti.
Bir İsrail insansız hava aracı cumartesi günü güneydeki Nebatiye kasabasında motosiklet üzerindeki Suriyeli bir tarım işçisine ve 12 yaşındaki kızına peş peşe üç güdümlü füze ateşledi. Baba, ikinci saldırıda hayatını kaybetti. Yaralı kız yaklaşık 100 metre kaçtı; ancak insansız hava aracı onu üçüncü füzeyle vurarak öldürdü. Lübnan Sağlık Bakanlığı saldırıyı “sivillere yönelik kasıtlı şiddet” olarak kınadı.
Saksakiye köyüne düzenlenen İsrail hava saldırısında, Cibşit’ten göç eden yerinden edilmiş ailelerin sığındığı bir binada aralarında bir çocuğun da bulunduğu yedi kişi öldü. Beyrut’un güneyindeki Bşamun ve Aramun bölgesine yönelik üç insansız hava aracı saldırısında ise dört kişi daha katledildi.
Pazar günü İsrail uçakları Beyrut-Sayda sahil otoyolunu, üç kişinin hayatını kaybettiği Şuf bölgesindeki bir yolu ve Burc Rahal ile Abbasiye arasında bir aracı hedef aldı; son saldırıda da üç kişi öldü. İsrail ordusu, 24 saat içinde 85’ten fazla Hizbullah “altyapı” hedefini vurduğunu iddia etti. Financial Times’ın pazar günü yayımladığı bir Reuters fotoğrafı, İsrail kuvvetlerinin Lübnan topraklarına beyaz fosfor mermisi attığını gözler önüne serdi.
Nebatiye saldırısı hem ilk kurbanları hem de olay yerine ulaşan müdahale ekiplerini hedef alan çoklu saldırı örüntüsünün belgelenmiş son halkasıydı. Mart ayından bu yana 100’den fazla Lübnanlı acil durum çalışanı hayatını kaybetti; bunların arasında 29 Nisan’daki çift vuruşlu saldırıda öldürülen üç sivil savunma görevlisi ile 15 Nisan’da Meyfadun köyüne yönelik dört aşamalı saldırıda öldürülen dört paramedik yer alıyor.
Lübnan Başbakanı Nevvaf Salam, BM Güvenlik Konseyi’ne resmi bir şikâyette bulundu. Hizbullah kuzey İsrail’e düzenlediği insansız hava aracı saldırısıyla yanıt verdi; saldırıda üç İsrail yedek askeri yaralandı. Trump yönetimi İsrail saldırılarını kınamadı; ABD arabuluculuğundaki İsrail-Lübnan görüşmelerinin üçüncü turu 14-15 Mayıs tarihlerinde Washington’da yapılacak.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, pazar günü CBS’in 60 Minutes programında yayımlanan röportajında İran’a yönelik savaşın “bitmediğini” ilan ederek Tahran’ın zenginleştirme tesislerini sökmesini ve uranyum stoğunu teslim etmesini talep etti. İsrail’in stoğu zorla kaldırıp kaldırmayacağı sorusuna Netanyahu, bu seçeneği dışlamadı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, cumartesi günü Miami’de Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Âl-i Sani ile acil istişarelerde bulundu ancak görüşmelerden herhangi bir açıklama çıkmadı.
Trump’ın İran ile cepheleşmesi, perşembe ve cuma günleri yapılacak Pekin zirvesine doğrudan taşınacak. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, savaşın zirve gündeminde belirleyici bir yer tutacağını doğruladı. İran’ın deniz yoluyla ihraç ettiği petrolün yaklaşık yüzde 80’i Çin’e gidiyor; Çin, ABD ablukasına katılmayı reddediyor. Çin Ticaret Bakanlığı, Çinli firmalara ABD yaptırım rejimine uymamalarını emreden bir mevzuat çıkardı.
İran savaşı 72. gününe girdi. Brent ham petrolü varil başına yaklaşık 101 dolardan işlem görüyor; benzin fiyatı 4,50 doların üzerine çıktı. ABD istihbaratı, yeniden yapılan savaş operasyonlarının İran’ın nükleer programına kayda değer ek bir hasar vermediğini tespit etti. İran’ın elinde bulundurduğu tahmin edilen yaklaşık 440 kilogram yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyum — daha ileri zenginleştirilmesi halinde yaklaşık 10 savaş başlığı üretmeye yetecek malzeme — ABD mühimmatının ulaşamayacağı yeraltı tesislerinde tutuluyor.
Pazar sabahı televizyon programlarına çıkan Demokrat Partili yetkililer savaşa karşı çıkmadı. Tam tersine, Trump’tan savaşı daha saldırgan bir biçimde sürdürmesini talep ettiler.
Rhode Island’lı Demokrat Senatör Jack Reed, Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi’nin kıdemli üyesi sıfatıyla Fox News Sunday’e çıkarak yönetimin savaşı yönetme biçimini eleştirdi. Reed, Pekin zirvesine atıfta bulunarak “Başkan Trump bu toplantıya son derece zayıf bir şekilde giriyor,” dedi. “Şu an bir çıkmaz yaşanıyor. İranlılar dünyanın petrolünün yüzde 20’sini tehlike altına sokuyor.” Reed, “Amerikan hanehalkı için önemli benzin fiyatları, önemli market fiyatları artışları ve her türlü fiyat artışı” gibi maliyetlere dikkat çekti. Ayrıca Trump yönetimini, ABD’nin Çin’e karşı “hazırlık” durumunu zayıflatacak şekilde, Hint-Pasifik’teki personel ve teçhizatı Ortadoğu’ya kaydırmakla da suçladı.
Reed, geçen salı CNN’in AC360 programında Hürmüz’de refakat operasyonunun askıya alınmasına ilişkin Trump’ı şöyle eleştirmişti: “Bu, tüm operasyona damgasını vuran stratejik tutarsızlığın bir diğer örneği. Başkan bu savaş için yetki almadı… Futboldaki gibi öylece ‘mola’ diyemezsiniz.”
Reed’in yönetime yönelik eleştirileri şu anlama gelmektedir: tutarsız politikalar, ABD emperyalizminin İran’ı denetim altına alma hedefini gerçekleştirmeyi başaramamış ve bu durum Çin ile yaşanabilecek potansiyel bir savaş için ABD’nin konumunu zayıflatmıştır.
Küresel savaş yönelimini ve İran’ın ABD egemenliğine boyun eğdirilmesi amacını, ABD siyaset kurumunun tüm hizipleri desteklemektedir.
